Haber Detayı

Gül Çiftci Binici: "Seçmenlerin Serbest İradeleri Dışında Kişisel Verilerinin Bir Siyasi Parti Üyeliğine Ç...
Güncel haberler.com
07/01/2026 15:16 (1 gün önce)

Gül Çiftci Binici: "Seçmenlerin Serbest İradeleri Dışında Kişisel Verilerinin Bir Siyasi Parti Üyeliğine Ç...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci Binici, Trabzon'da toplanan kimlik bilgileri ile AK Parti üyeliğine dönüşüm iddialarını değerlendirdi. Kişisel verilerin bu şekilde kullanılmasının demokrasiye zarar verdiğini belirtirken, Adalet Bakanı'nın tutumu hakkında da eleştirilerde bulundu.

Haber: İleyda ÖZMEN / Kamera: Yasin KABADAYI(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci Binici, Trabzon'da toplanan kimlik bilgilerinin vatandaşların bilgisi dışında AK Parti üyeliğine dönüştürüldüğü iddialarına ilişkin "CHP'nin yasal olarak yapması gerekenleri yaptığı için kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu yerde iktidar partisinin kişilerin spor müsabakasıyla, çeşitli yardımlarla, gezilerle vermiş olduğu kişisel verilerini bir siyasi parti üyeliğine dönüştürülmüş olması, savcılar tarafından buna kayıtsız kalınması adalete olan güvenin de aslında ne kadar zedelenmesi nokta seçmenin haklılığını ortaya koyan bir konu" dedi.CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci Binici, Trabzonspor'un maç organizasyonları ve benzeri gerekçelerle toplanan kimlik bilgilerinin vatandaşların bilgisi dışında Ak Parti üyeliğine dönüştürüldüğü iddialarına ilişkin ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu.

Gül Çiftci Binici şunları söyledi: "Yargıtay'ın iki gün önce açıklamış olduğu siyasi partilerin üye artışlarındaki son altı aylık rakamlar aslında içerisinden geçtiğimiz süreci çok tarif etmeye yönelik bir nicelik rakamlarıydı.

Çünkü biliyorsunuz CHP, Yüksek Seçim Kurulu eliyle yasal olarak kendisine verilmiş seçmen listelerini ve yine yasanın izin verdiği ölçüde örgütüyle paylaştı diye bir kapatma davası açılmasına yönelik bir hamleyle karşı karşıya.

Tüm bunların yanı sıra seçmenlerin serbest iradeleri dışında kişisel verilerinin bir siyasi parti üyeliğine çevrilmesi ise aslında tam bir ironidir.

Yani CHP'nin kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu ve yasal olarak yapması gerekenleri yaptığı için kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu yerde iktidar partisinin kişilerin spor müsabakasıyla, çeşitli yardımlarla, gezilerle vermiş olduğu kişisel verilerinin bir siyasi parti üyeliğine dönüştürülmüş olması aslında ve bunun ilgililer tarafından kayıtsız kalınması, partimize kapatma davası açılmaya çalışılırken savcılar tarafından buna kayıtsız kalınması adalete olan güvenin de aslında ne kadar zedelenmesi noktasında seçmenin haklılığını ortaya koyan bir konu baktığımızda."Bugün Cumhurbaşkanı Meclis'teki grup toplantısında da bu durumu övgüyle anlattı"Çünkü demokratik siyasetlerde siyasi parti üyeliği iknayla olur, güvenle olur, emekle olur.

Ama otoriter rejimlerde ise bu şekliyle fişlemeyle olur, zorlamayla olur ve kişisel verilerin irade dışı kullanılmasıyla olur.

Tam da geldiğimiz noktada aslında durumun özeti bu.

Bugün Cumhurbaşkanı Meclis'teki grup toplantısında da bu durumu övgüyle anlattı.

Yani aslında bu tabloya vermiş olduğu önemi de gösterdi.

Fakat burada kişilerin iradesi dışında bu işlemler yapıldıysa yetkili savcıların derhal buna bir adli işlem yapması gerekmektedir.

Nasıl ki haksız bir yere partimize yapılan bu adli işlemler varsa haklı yere de iktidar partisine de bu adli işlemlerin yapılması gerekmektedir.

Yani bu aslında sadece CHP'nin sorunu değil bu demokratik parlamenter sistemde doğru gitmesi gereken işleyişin bu ucube yönetim anlayışıyla yanlış giden bir sürece gelmiş durumda.

O yüzden bu Türkiye'deki demokrasiye inanan, adalete inanan tüm vatandaşların sorunudur.""Ülkemizde yerel mahkemenin yapmış olduğu yanlışın peşinden giden bir Adalet Bakanı olmaması gerekir"Çiftci Binici, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un MS atağı geçirerek hastaneye kaldırılan tutuklu Tayfun Kahraman'la ilgili açıklamasına da tepki göstererek, şöyle devam etti: "Adalet Bakanı'nın yapmış olduğu bu açıklamayı her şeyden öte bir hukukçu olarak aslında vahametle karşıladığımı söylemek isterim.

Çünkü bizler hukuk sisteminin üstünlüğüne, adaletin üstünlüğüne inanan, inanması gereken insanların başında geliriz.

Bizler fakültede okurken Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının en üst kararlar olduğunu ve buna herkesin uymak zorunda olduğunu öğretirler ve bu bilinçle mezun oluruz biz.

Ancak gördüğümüz kadarıyla Adalet Bakanı bu bilinçten uzaklaşmış ve Anayasa Mahkemesi'nin derhal serbest bırakılması gerektiğine ilişkin kararına Bakan eliyle de yok saymaya başlamıştır.

Yani bir yerel mahkeme yok saymıştır ama Bakan da belli ki Anayasa Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi'nin kararını burada yok saymaktadır.

Elbette Tayfun Kahraman'ın sağlık durumu hepimiz için çok insani ve yaralayıcı bir durum.

Ama tüm bunlardan ayrı olarak Tayfun Kahraman'ın sağlık durumunda, sağlık raporunun Adli Tıp Kurumu'na gitmesinden önce Tayfun Kahraman'ın derhal serbest bırakılması gerekmektedir.

Adalet Bakanı'nın konuyu buradan ele alması gerekiyor.

Yerel mahkemenin yapmış olduğu yanlışın peşinden giden bir Adalet Bakanı elbette olmaması gerekir ülkemizde."

İlgili Sitenin Haberleri