Haber Detayı

Özel: Erdoğan-Trump ilişkisi Türkiye için büyük bir tehdittir
Gündem ekonomim.com
07/01/2026 23:50 (1 gün önce)

Özel: Erdoğan-Trump ilişkisi Türkiye için büyük bir tehdittir

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Beykoz mitinginde "Erdoğan - Trump ilişkisi Türkiye için büyük bir tehdittir. Erdoğan Trump’tan Türkiye için değil, kendisi için bir gelecek talep etmektedir. Kendi şahsı için korkmakta, şahsi beklentilerini konuşmaktadır." ifadelerini kullandı.

CHP’nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" temalı mitinglerinin 79’uncusu İstanbul’un Beykoz ilçesinde düzenlendi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi: "Değerli Beykozlular, Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, emekliler hakkını alana kadar Meclis’te mücadeleye devam edecek.

Biz de hep beraber meydan meydan, her çarşamba İstanbul’da, her hafta sonu Türkiye’nin bir başka şehrinde, örneğin bu pazar Denizli’de bu mücadeleyi sürdüreceğiz.

Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2018’de bin 63 lira olan emekli maaşı bile, yani Tayyip Erdoğan ‘Her şeyi ben halledeceğim’ dediği tek adam rejimini başlattığı günkü maaş bile bugüne göre çok daha güçlü bir maaştı. 2018’de kıymanın kilosu 40 liraydı, şimdi bin lira oldu.

Yüzde 2 bin 400 zamlandı.

Yani emeklinin kıyma kadar değeri olsaydı, bugün emekli maaşı 26 bin 500 lira olacaktı. 2018’de kaşar peyniri 18 liraydı.

Bugün 640 lira.

Yüzde 3 bin 450 zamlandı.

Yani emeklinin kaşar peyniri kadar Tayyip Bey’in gözünde değeri olsaydı, bugün maaş 37 bin 800 lira olacaktı.

Bu yüzden bu 19 bin liralık maaşa, kök maaşları artırıp, seyyanen zam yapılıp insanca bir noktaya getirilmesi için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

Türkiye şunu görmüştür: Mücadelenin birbirimize güç verdiği, hep birlikte olduğumuzda kazanmaya yaklaştığımız, karşımızdakilerin dizlerinin titrediğini görmüştür. "Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşmanı, AK Parti’nin kara düzenidir" Cumhuriyet Halk Partisi’nin AK Partililer düşmanı değildir, kardeşidir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşmanı, AK Parti’nin kara düzenidir.

Cumhuriyet Halk Partililerin, MHP’liler düşmanı değildir.

Komşularımız, akrabalarımızdır.

Ama MHP’nin destek verdiği AK Parti’nin kara düzeni düşmanımızdır.

Aç bırakana, yoksul bırakana, işsiz bırakana ve yarınlardan endişe duyurtanlara karşı, Cumhuriyet Halk Partililer bu meydanlarda bütün demokratlarla bir aradadır.

Sosyal demokratlar bu meydandadır.

Muhafazakar demokratlar bu meydandadır.

Milliyetçi demokratlar bu meydandadır.

Kürt demokratlar bu meydandadır.

Sosyalistler bu meydandadır.

Ülkücüler bu meydandadır.

Türk milletinin evlatları bu meydandadır.

Omuz omuza Türkiye İttifakı bu meydandadır.

Şu kadarını söylüyorum: Düşman siyasetinden beslenen Erdoğan bundan sonra bize kötü söylerse kötü söz duyar.

Ama Erdoğan’a rağmen AK Partililer, MHP’liler sorunlarının çözümünü duyacaklar.

Bizim onları nasıl kucakladığımızı, nasıl yarınlarını güzel yapacağımızı, nasıl AK Parti’den önce 1,5 asgari ücret alıyorsa emekli, yani hiç dokunmasa o hesapla bugün 42 bin lira emekli maaşı alacakken 19 bin liraya mahkum edilen emeklinin partisi vardır, ama bu işin partisi olmaz.

Bütün emeklileri, o elleri nasırlı, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş ama bugüne gelince karşısında hürmet yerine haksızlık görmüş emeklileri saygıyla selamlıyorum.

Yürekten selamlıyorum.

Onlar için çalışacağız, onlar için başaracağız. "Erdoğan - Trump ilişkisi Türkiye için büyük bir tehdittir" Bir yandan da Erdoğan hem bu kadar kötülüğü yapacak, hem de sonra efendim olur olmaz iler tutmaz işlerle dünya lideri pozlarıyla çıkacak, ‘Efendim açlığı unutun, yoksulluğu unutun, sefaleti unutun.

Gelin dünya liderine oy verin.’ Yemişler öyle dünya liderini.

Sen bu yaptıklarınla bir dünya lideri değil, yerel bir otokratsın.

Tarihe demokrat olarak geçmeyi elinin tersiyle iten ve her türlü kötülüğe tenezzül eden, gelecekte de ‘Sandıkla ama gitmemek için her şeyi yapt, ama bu millet yakasından silkeleyip attı’ diyecekleri birisin sen.

Biz elbette Cumhurbaşkanlığı makamı güçlü olsun isteriz.

Ama Erdoğan - Trump ilişkisi Türkiye için büyük bir tehdittir.

Erdoğan Trump’tan Türkiye için değil, kendisi için bir gelecek talep etmektedir.

Kendi şahsı için korkmakta, şahsi beklentilerini konuşmaktadır.

Mal varlığıyla tehdit edilmekte, Trump’ın oğluyla pazarlık etmekte, ülkenin varlıklarını Amerika’ya peşkeş çekmekte, Amerika’dan icazet, cesaret ve güya meşruiyet almaktadır.

Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Ne Junior Trump’tan, ne baba Trump‘tan, meşruiyet alacaksan Beykoz’dan, Beykoz’dan, Beykoz’dan. "Bu ülkenin yarınlarında da CHP olacak" Değerli Beykozlular çıkmış bugün susuzluk sorunu yüzünden CHP’li belediyeleri, Ankara’da Mansur Yavaş’ı suçluyor.

Bir kere öyle bedava siyaset dönemi bitti.

Şehirlerde suyun şehre getirilmesinden, barajından ve şehre ulaştırılmasından DSİ sorumludur.

Belediyeler ise suyun akmasından, dağıtılmasından, şebekeden sorumludur.

Geçtiğimiz yıllarda daha 5 Temmuz 2021’de kürsüye çıkan Erdoğan, ‘Gerede sistemiyle Ankaramızın 2050 yılına kadar içme suyunu çözdük’ deyip hava atarken, ikinci etabın açılışında Bakanı ‘Ankara’nın su sorununu 2050’ye kadar çözüyoruz’ derken, o bahsettikleri Gerede sisteminden 2013’te gelenin altında biri kadar bu sene su gelebilmiştir.

Bu sene mayıstan ekime Gerede sisteminden bir metreküp su akmamıştır.

Bunu yapamayan varsa AK Parti’dir.

Ancak ben bu haksızlığı yapmam. 50 yılın en kurak yılında, bütün dünyada kuraklık varken ‘Gerede’den akmayan suyun sorumlusu sensin’ demem.

Ama sen bugün çıkar, Mansur Yavaş‘a ‘Ankara’yı susuz bıraktın’ dersen bu çok ucuz siyasettir, bedavaya siyasettir, son derece korkakça ve tamamen sadece milletin aklıyla alay ederek yapılan siyasettir.

Buradan bütün Beykozluların huzurundan söylüyorum.

Cumhuriyet Halk Partili belediyelere oy veren kimse verdiği oya pişman olmadı, olmayacak.

Bu şehrin yarınlarında da bu ülkenin yarınlarında da Cumhuriyet Halk Partisi olacak.

Ekrem İmamoğlu olacak, Mansur Yavaş olacak, biz olacağız, milletimiz olacak. "Tayfun Kahraman, maalesef bugün çok zor durumdadır" Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladını, Tayfun Kahraman’ı hastanesinde ziyaret ettim, Cerrahpaşa‘da.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararına rağmen Ak Toroslar çetesinin içeride tuttuğu Tayfun Kahraman, maalesef bugün çok zor durumdadır.

HSK Başkanı olan Bakan'a bir kez daha söylüyorum: Veramız’ın babasını Gezi Parkı olayları yaşanırken ağaçları kurtaran, ama çatışma olmasın diye kendisini ortaya koyan Tayfun kardeşimizi Anayasa Mahkemesi de haklı görmüştür.

İkinci kez de dosya Anayasa Mahkemesi’ndedir.

Ve artık hem AK Toroslar çetesine haddini bildirmenin hem de doğru bir karar vererek adaleti tesis etmenin zamanı gelmiştir.

Beykoz’un güzel insanları, değerli İstanbullular. 294 gün önce o darbe yapıldıktan sonra Tayyip Bey çıktı dedi ki; ‘Bundan bir ay sonrayı bekleyin.

İnsan içine çıkamayacaklar.

Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar.

Ailelerinin bile gözünün içine bakamayacaklar.’ 230 gün sonra böyle olacak dediler, 294 gün geçti.

Sekiz ay boyunca iftiralar yaptılar.

Büyük yolsuzluklardan, haksızlıklardan bahsettiler.

Yaptıkları her şey, attıkları her iftira boş, söyledikleri her haber yalan çıktı. ‘Parkenin altında 2 milyon dolar’ dediler, iki lira bile iddianameye koyamadılar. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler, ‘Yanılmışız, yalan atmışlar’ dediler.

Ekrem İmamoğlu‘nun dedikleri arabalar MHP’li milletvekillerinin çıktı. ‘Çantalarla para taşıdılar’ dediler, içlerinden jammer çıktı.

Ve gösterdikleri, söyledikleri televizyon programlarında ‘Kasalardan dolar çıktı’ dediler, görüntüler TRT’nin deyimiyle depo görüntü çıktı, gerçekten kasalardan belediyenin mührü çıktı.

Gaziosmanpaşa Belediyesi’nden mühür çıkmışken, stok video ile dolar görüntüsü gösterenlerin suçladığı başkanımız da Bayrampaşa Belediye Başkanımız da bunun yanında Beyoğlu Belediye Başkanımız da ve Büyükçekmece Belediye Başkanımız da aylardır, kimi sekiz aydır kimi 10 aydır iddianame beklemektedir. "Ekrem Başkan başta olmak üzere, tüm belediye başkanlarımız tutuksuz yargılanmalıdır" Buradan hem Adalet Bakanı'na hem Erdoğan’a söylüyoruz.

AK Toroslar çetesi, adeta Maduro’yu kaçıran, Trump’ın çetesi gibi eşlerinin yanından daha bir aylık evli iki belediye başkanımızı alıp götürüp sekiz aydır haksız yere ve iddianamesiz tutmaktadır.

Buradan bütün Türkiye’nin önünde bir kez daha hatırlatıyoruz ki artık bütün deliller toplanmıştır.

Aynı Erdoğan’ın geçmişte olduğu gibi, Ekrem Başkan başta olmak üzere, tüm belediye başkanlarımız tutuksuz yargılanmalıdır.

Daha önce hepimizin söz verdiği gibi benim, Devlet Bey’in, Erdoğan’ın.

Duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlanmalıdır.

Bizim karşımıza savcısına güvenenler, iddianameyi görünce dizi titreyenler değil; AK Toroslar çetesini atayanlar çıkmalıdır.

Onlar iftiralarını söylemeli, biz cevaplarını vermeliyiz.

Buradan bir kez daha söylüyorum.

İşte burada, Dilek Hanım burada.

Burada başkanlarımızın eşi.

İnsan içine çıkamayacaktık.

Beykoz’da 10 binlerin içindeyiz.

Yüz yüze bakıyoruz, birbirimizin yüzüne bakıyoruz.

Dilek Hanım’ın, Firdevs Hanım’ın gözünün içine bakın ve şunu görün.

Bu zulüm bitmelidir, tutuksuz yargılama istiyoruz.

TRT’den canlı yayın istiyoruz.

Hodri meydan. "Allah sağlıklı ömür versin, uzun ömür versin ama siyasi ömrün sona erdi" Buradan nasıl Beykoz seçimleri için açıkça söylediysek, Erdoğan’a şunu söylüyorum.

Evet, her şey olur.

Ama her şeyun bir sonu vardır.

Sonsuz, nihayetsiz olan yüce yaradandır.

Onun dışında her ömrün ve her görevin bir sonu vardır.

Buna inanmak kişiyi büyütür.

Buna direnmek gülünç duruma getirir.

Sayın Erdoğan bundan 25 sene önce Rahmetli Erbakan’a ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyordu.

Ayıp ediyordu ama böyle diyordu.

Rahmetli Ecevit hastalanıp da Başkent Hastanesi’ne yatınca, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diye yani ülkenin Başbakanı'na sağlık, afiyet, sıhhat dilemek yerine, partisine geçmiş olsun dilemek yerine ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diyordu.

Şimdi Erdoğan onların yaşında.

Ben Erdoğan’ın o günkü yaşındayım.

Ben onun yaptığını yapmayacağım.

Diyorum ki; Allah sağlıklı ömür versin, uzun ömür versin ama siyasi ömrün sona erdi.

Bunu da bilesin, bunu da bilesin.’ Ve Erdoğan’a diyorum ki, eğer takatin varsa, eğer cesaretin varsa, çıkacaksan partinin adayı olarak çık, boyunun ölçüsünü alacaksın.

Arkada kavga büyük, biliyorum.

Bir damat, bir bakan, bir evlat.

Birbirlerinin kuyularını kazıyor.

İster sen aday ol, ister mahdum, ister damat, ister bakan.

Biz buradayız, adayımız burada.

Biz bu seçimi kazanacağız, cesareti olan çıksın karşımıza. "Şimdi zaman seçmenin karşısına çıkma, sandığı getirme, kararı millete bırakma zamanıdır" 25,5 milyon imza attınız.

Şunun altına imza attınız.

Dediniz ki, ‘Ey Erdoğan, adayımı bırak.

Sandığı getir.

Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.’ Şimdi zaman seçmenin karşısına çıkma, sandığı getirme, kararı millete bırakma zamanıdır.

Buradan Beykoz’dan bir kez daha Beykoz’daki gibi hazımsızlık yapıp çeşitli oyunlarla başkanları içeri atıp yerine başkan koydukları, başkanvekili koydukları her yerde seçimleri yenilemeye, Türkiye’de erken seçim sandığını getirmeye, milletin karşısına çıkmaya davet ediyorum.

Bir sorunumuz var.

Beykozlular biliyor mu bilmiyorum.

Cumhurbaşkanı adayımız şu anda Silivri’de olduğu için onun çıkıp da kampanya yapması mümkün değil.

Yerine aday arıyorum.

Adayların elini göreyim.

Kim aday?

Ekrem Başkan’ın yerine kim Cumhurbaşkanı adayı?

Onun yerine şehir şehir, ilçe ilçe, mahalle mahalle gezmeye hazır mıyız?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak kampanyaya hazır mıyız?

Dünyanın en uzun süreli ve en kalabalık seçim kampanyasına hazır mıyız?

Aday mıyız?

Aday mıyız?

Ekrem Başkan yerine adım adım her gün Beykoz’u, İstanbul’u dolaşmaya var mısınız?

Onun yerine yürüyecek miyiz?

Yürüyecek miyiz?

O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar."

İlgili Sitenin Haberleri