Haber Detayı

Sömürgeci saldırganlık ve AB 'demokrasisinin’ iflası
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
08/01/2026 00:00 (1 gün önce)

Sömürgeci saldırganlık ve AB 'demokrasisinin’ iflası

Avrupa’nın önde gelen liderleri, ABD’nin peşine takıldı. Avrupa, sömürgeciliğin devamını ve ABD’nin silahlı politikalarını onayladı. Dünyada ise Venezuela ile dayanışma sesleri, ABD dahil bütün Batı ülkelerinde halkın protestoları yükseliyor.

Yeni yılla birlikte Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde yeni umutlar ve yeni yollarla bir hareketlenme var.

Buna karşılık çöken Atlantik hakimiyetinde ısrar eden Trump, Hitler kalıntısı geleneklerle Venezuela’ya saldırdı.

Son dönemde Avrupa ve ABD arasındaki çelişkiler arttı.

Ancak Trump’ın sömürgeci ve soykırımcı tutumu söz konusu olunca demokrasi ve insan hakları şampiyonu Avrupa ülkelerinde bir sessizlik hakim.

Sessizlik bir kenara Trump’ın işgalci, saldırgan tutumu haklı bulunuyor.

Kökeni aynı olanlar kritik durumlarda birbirini görüyorlar.

MERZ: HUKUKİ DURUM KARMAŞIK Alman birinci kanalı ARD’nin Capital  Stüdyosu’dan Jan Frédéric Willems şöyle diyor: “Çoğu hukuk uzmanının oy birliğiyle gayrimeşru olarak değerlendirdiği durum, iktidardaki koalisyon içinde farklı görüşlere yol açıyor.

Şansölye Friedrich Merz, ABD müdahalesine ancak saatler sonra ve kısa bir yazılı açıklamayla değindi: ‘ABD müdahalesinin hukuki sınıflandırması karmaşık.

Bu konuda acele etmiyoruz.

Temelde, devletler arasındaki ilişkilerde uluslararası hukuk ilkeleri uygulanmalıdır.’” CDU'dan Meclis Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Armin Laschet de bu düşünceyi neredeyse kelimesi kelimesine tekrarladı.

ZDF'ye verdiği demeçte, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun seçimleri kaybettiğini ve Venezuela'nın meşru başkanı olmadığını öne sürerek AB tarafından başkan olarak tanınmadığını söyledi ve ekledi: “Uluslararası hukuka saygı duyulmalı, ancak uluslararası hukuk kapsamında karmaşık hukuki değerlendirmeler de söz konusu ve burada da durum böyle.” Aralarındaki çelişmelere rağmen Avrupa’nın önde gelen liderlerinin Atlantikçi çizgiye uygun olarak ABD’nin peşine takılması, Türkiye için de önemli.

Saldırı ve kuşatma adımları açıkça Doğu Akdeniz’e doğru yöneliyor.

AVRUPA İÇİNDEN ELEŞTİRİLER Avrupa ülkelerinin tutumları, kendi içinden eleştiriliyor.

Durumu ideolojik iflas olarak değerlendiriyorlar.

Alman Dışpolitika Topluluğu German Foreign Policy (GFP), 5 Ocak tarihli makalesinde durumu şu ifadelerle anlattı: “Başbakan Friedrich Merz, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırı savaşında kınanacak bir şey görmüyor.

Başkan Maduro'nun alıkonulmasından memnun görünüyor.

Almanya Federal Hükümeti, ideolojik bir iflas ilanıyla yeni yıla giriyor.

Her zaman Ukrayna'ya yönelik saldırı savaşı nedeniyle Rusya'ya yaptırım uygulanması çağrısında bulunan Merz, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırı savaşında ve seçilmiş başkanının alıkonulmasında kınanacak bir şey görmüyor.

Merz, ABD saldırısının 'hukuki sınıflandırmasının' 'karmaşık' olduğunu iddia ediyor.

Bu durum, zaten çifte standartları nedeniyle uluslararası alanda eleştirilen Alman hükümetinin, dünya çapında güvenilirliğini daha da kaybetmesine ve Küresel Güney ülkelerine karşı daha fazla izole olmasına yol açıyor.

Gana Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump'un ABD'nin Venezuela'yı şimdilik 'yönetmeye' devam edeceğini açıklamasını, 'kolonyal ve emperyalist dönemi anımsattığını', 'böyle koloniyalist emellerin' bugün 'artık hiçbir yeri olmaması gerektiğini' belirtiyor.

Buna karşın Berlin, tereddütsüz şekilde Washington'un yanında yer alıyor.” BERLİN’İN DESTEKLEDİĞİ İHLALLER ABD, Venezuela'ya saldırmadan önce de ülkedeki suçlarını adım adım yoğunlaştırmıştı.

Almanya, askeri müttefikinin bu tutumunu eleştirmedi.

New York Times istatistiklerine göre, 2 Eylül ile 31 Aralık arasında ABD Silahlı Kuvvetleri, Venezuela sahillerinde en az 35 tekneyi bombalamış ve 115 kişiyi öldürmüştü.

Hukuk devleti olsa, bunu yapanların yargılanmaları gerekirdi.

Gerekçeleri, bu gemilerle ABD yaptırımlarının ihlal edildiği iddiası.

Trump Yönetimi, kasım ayı sonunda yasa dışı bir şekilde Venezuela üzerindeki yabancı hava sahasını kapattı.

Berlin buna da sessiz kaldı.

İlk verilere göre, Venezuela'ya yapılan son ABD saldırısında en az 40 kişi hayatını kaybetti.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin Venezuela’yı “yönetmeye” başlayacağını açıkladı.

Buna göre Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez, şimdi isteklerini yerine getirmezse, ilkinden daha büyük ikinci bir saldırı dalgası gelecek.

Bununla birlikte, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazar günü Venezuela'nın Washington tarafından askeri olarak “karantinada” tutulmaya devam edeceğini açıkladı.

Böylece hayati öneme sahip bir gelir kaynağı, Venezuela halkının elinden alınıyor.

ABD KENDİ HUKUKUNU DA İHLAL EDİYOR ABD Başkanı Donald Trump, Latin Amerika ülkelerine yönelik savaş tehditlerini genişletiyor ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen her ülkeye bombalama tehdidinde bulunuyor.

Trump, Venezuela Devleti’nin hava sahasını kapatacağını açıkladıktan sonra bunun Kolombiya için de geçerli olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler, Washington'dan en azından uluslararası hukuku yeniden korumasını ve saldırıları durdurmasını talep ederken, Alman Hükümeti inatla sessiz kalıyor.

Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransa ve İngiltere'de fark edilir şekilde eleştirilen, Karayipler'deki ABD tekne cinayetleri hakkında, ABD ve Venezuela'nın “konuyu ikili olarak çözmesi” gerektiğini, Venezuela'nın ise “kendini geri çekmesi” gerektiğini açıklamıştı.

Tekne cinayetleri, insanları mahkemeye çıkarmadan veya onlara herhangi bir suç isnat etmeden öldürdükleri için hem uluslararası hukuku hem de ABD hukukunu ihlal etmektedir.

Bu durum, Pakistan ve Somali'de yıllardır süren ABD dron cinayetlerini akıllara getiriyor.

Trump, başka ülkeleri de tehdit ediyor.

Panama, Kanada, Grönland dolayısıyla NATO müttefiki Danimarka, Küba, Kolombiya ve Meksika.

VENEZUELA İLE DAYANIŞMA GELİŞİYOR Afrika Birliği (AU), cumartesi günü yayımladığı bir bildiride, Venezuela’daki gelişmeleri, büyük bir endişeyle takip ettiğini açıkladı.

Uluslararası hukuka bağlılığını, Venezuela halkıyla dayanışmasını ifade etti.

Gana Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin işgali ve Cumhurbaşkanı ile eşinin kaçırılması ile ilgili olarak alarm halinde olduklarını ifade ettiği bir açıklamada bulundu.

Venezüela‘nın egemenliğini ve siyasi bağımsızlığını ihlal eden eylemler kınandı.

Gana, Cumhurbaşkanı Maduro ile eşinin serbest bırakılması çağrısında bulundu, istilaya, işgale, sömürgeciliğe, soykırıma, egemenliğin ihlaline ve uluslararası hukuk ihlallerinin tüm biçimlerine karşı temel duruşunu koruyacağını bildirdi.

PROTESTOLAR YÜKSELİYOR Merz, Venezuela’daki durumla ilgili açıklamasının başına ve merkezine şu cümleyi koyuyor: “Nicolas Maduro ülkesini felakete sürükledi.” Venezuela’nın ortağı olarak Rusya, Çin ve İran’ı seçmesini “talihsiz ittifaklar, sorunlu bir rol” olarak niteliyor.

Merz, ABD'nin saldırı savaşına nötr bir şekilde 'müdahale' diyor, Venezuela Başkanı’nın alıkonulmasından ise bahsetmiyor.

Merz fazla ayrıntıya girmeden durumu kabul ediyor.

İçerik ve ton açısından benzer ifadeler, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve AB Dış İlişkiler Sorumlusu Kaja Kallas tarafından da dile getirilmişti.

Avrupa böylece, sömürgeciliğin devamını, ABD’nin silahlı politikalarını onaylamış oluyor.

Venezuela halkı yüz binlerle sokaklara akarak, vatanını savunma iradesi gösteriyor.

ABD dahil bütün Batı ülkelerinde de halkın protestoları yükseliyor.

İlgili Sitenin Haberleri