Haber Detayı
İngiltere'de solun yeni yükseliş alanı: Müslümanlar
İngiltere’de Müslümanlar bir yandan ucuz işgücü olarak sistemin vazgeçilmezi, diğer yandan siyasette “tehdit” olarak kodlanıyor. Vatandaşlıktan çıkarma adımları, Gazze eylemlerine baskılar ve aşırı sağ diliyle yarışan İşçi Partisi'ne rağmen İngiltere'de sol Müslümanlar arasında hayat buluyor.
İngiltere’de Müslümanlar, son yıllarda din başlığıyla sınırlı bir tartışmanın değil; göç politikalarından sınıf ilişkilerine, dış politikadan iç güvenlik stratejilerine kadar uzanan çok katmanlı bir devlet mühendisliğinin odağında yer alıyor.Bir yandan ekonominin ayakta kalabilmesi için vazgeçilmez görülen ucuz emek gücü olarak sistemin içinde tutulurken, diğer yandan siyasal alanda görünürlük kazandıklarında “tehdit”, “istila” ve “güvenlik sorunu” söylemleriyle hedef haline getiriliyorlar.Vatandaşlıktan çıkarma yetkilerinin genişletilmesi, Filistin eylemleri üzerinden artan baskılar ve aşırı sağ diliyle yarışan merkez siyasetin tutumu, İngiliz devletinin Müslümanlara yönelik yaklaşımındaki tutarlı ikiyüzlülüğü bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.
Ancak tüm bu yaşananlar İngiltere'de solun Müslümanlar arasında yükselişini engelleyemiyor.2016'da İşçi Partisi'nden Londra Belediye başkanı seçilerek Batı Avrupa ülkelerindeki büyükşehirlerde belediye başkanı olan ilk Müslüman siyasetçi Sadiq KhanPOTANSİYEL 9 MİLYON VATANDAŞKonuyla ilgili Ortaklaşa dergisinden Engin Karan, "İngiliz devletinin sevdiği ve sevmediği Müslümanlar" başlıklı bir yazı kalem aldı. "İngiliz basınının gündeminde, ülkedeki Müslüman nüfus var.
Fakat tartışılan, din, ideoloji ya da siyasal İslamcılık değil.
Bizzat bir nüfus olarak Müslümanların ne yapılacağı tartışılıyor. 'Göçmenleri gönderme' hesapları kimse için gerçekçi değil, fakat “gönderme” tehdidine düzenin ihtiyacı var" diyen Karan'ın yazısı şöyle:İngiliz basınının gündeminde, ülkedeki Müslüman nüfus var.
Fakat tartışılan, din, ideoloji ya da siyasal İslamcılık değil.
Bizzat bir nüfus olarak Müslümanların ne yapılacağı tartışılıyor. “Göçmenleri gönderme” hesapları kimse için gerçekçi değil, fakat “gönderme” tehdidine düzenin ihtiyacı var.Basında yer alan bir rapora göre, İngiliz vatandaşlığından çeşitli gerekçelerle çıkarılma uygulamaları rutinleşmiş durumda ve bu uygulama büyük çoğunlukla Müslüman nüfusu etkiliyor.İçişleri Bakanlığı’nın vatandaşlıktan çıkarma yetkisi öyle formüle edilmiş ki, yaklaşık 9 milyon kişi potansiyel olarak vatandaşlıktan çıkarılabilecek kümeye sokulabilir.
Bu rakam ülke nüfusunun yüzde 13’üne denk geliyor.“Runnymede Trust” vakfı ile “Reprieve” sivil toplum kuruluşu tarafından hazırlanan raporda, bu yetkilerin özellikle Güney Asya, Ortadoğu ve Afrika kökenli ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu toplulukları orantısız biçimde etkilediği söyleniyor.Yürürlükteki yasalar kapsamında bir kişinin başka bir ülkenin vatandaşlığına “hak kazanabileceği” düşünülüyorsa, fiilen o ülkeyle hiçbir bağ kurmamış olsa dahi, Britanya vatandaşlığının geri alınabildiği kaydediliyor.Göçmenleri “geri göndermek” bir yana, vatandaşların bile gönderilmesi gündem olabiliyor.
Amaç aşırı sağ seçmene şirin görünmek olunca söylemlerin de ayarı kaçıyor.İktidardaki sosyal demokrat maskeli düzen partisi Labour (İşçi Partisi), göçmen karşıtlığında aşırı sağcı Reform UK partisiyle yarışıyor.
İngiltere’nin “yabancılar adası”na dönüşmemesi yönündeki ırkçı retorik, bizzat İşçi Partili Başbakan Keir Starmer tarafından dillendirilebiliyor.
Söz konusu ifade, 20. yüzyıl başında ırkçı İngiliz bakan Enoch Powell tarafından kullanılmıştı.Eş zamanlı olarak İngiltere’nin “İslamcılar tarafından istila edildiği”, “Müslümanların hızla yaygınlaşarak bazı bölgelerde kontrol sağlamaya başladıkları” yönündeki anlatı, sosyal medyada kasıtlı olarak yayılıyor.Bunun tamamen bir yanılsamadan ibaret olduğunu söylemek güç.
Evet, İngiltere’nin birçok bölgesinde herhangi bir “İslam ülkesinde” göreceğinizden daha fazla İslami ritüeli sokaklarda görmeniz mümkün.
İslami yaşam, eskisine göre çok daha görünür durumda.
Fakat bunun da nedeni, İngiltere’nin farklı kültür, din ve etnisiteleri “kapsama” biçiminin çıkarcı ve eklektik yapısı.“İstediğiniz gibi yaşayın ama bunun karşılığında en güvencesiz, en insani olmayan işleri de siz yapın.” Parolaları bu.
Ve bundan sadece Müslümanlar yararlanmıyor.
Kendi gettosunda herkes kimliğini yaşamakta “özgür”.
Yeter ki ekonominin çarkları dönsün, devasa ekonomiler çoğunluğu Müslüman olan Ortadoğulu, Güney Asyalı, Afrikalı emekçileri sömürebilsin.İngiliz ekonomisinin birçok sektörü göçmenlerin ucuz işgücüne bağımlı.
Kapitalistler için Müslümanların üç beş cami açması, kendi okullarında eğitim vermesi, sokaklarda namaz kılması pek de önemli değil.
Bilakis “sınıf” reflekslerini gölgeleyen ideolojik koordinatlar, sömürü olanaklarını genişletmeyi de sağlıyor.Siyasette ise farklı bir kural işliyor: Aşırı sağın yükselişte olduğunu hesaplayan neredeyse tüm partiler, bu “istila” retoriğinden nemalanma peşinde.Bunda, partilerden bağımsız olarak İngiliz devletinin yürüttüğü politikadaki “tutarlı” ikiyüzlülüğü görmek gerekiyor.FİLİSTİN EYLEMLERİ FAŞİZME GEREKÇEİngiltere’de düzen, göçmen işçilerin geri gönderilmesini göze alamaz.
Müslümanlara da yönelen göçmen karşıtlığının sınırını çizen etkenlerden birisi bu.Ancak Müslüman toplulukların Filistin eylemlerinin oldukça kalabalık geçmesine katkısı ve “sokağa yön vermesi”, İngiliz egemenleri için bir sorun teşkil etti.
Siyonist lobinin son derece güçlü olduğu parlamento ve bürokraside, iki yıldır Filistin bayraklarının Londra’ya hâkim olması “biraz fazla” bulundu.
Aynı kitlenin radikal sola da göz kırpabiliyor olması, burjuva siyasetinde de tat kaçırıyor.Filistin’e destek amacıyla militan eylemlere imza atan Palestine Action grubunun yasa dışı ilan edilmesi sonrası, gruba destek veren on binlerce kişi haftalardır eylem yapıyor. 16 yaşındaki liselilerden 70-80 yaşındaki kıdemli eylemcilere kadar her eylemde yüzlerce kişi gözaltına alınıyor.
Yasa sonrası İngiltere’de “terör” suçlarıyla tutuklananların sayısı bir yılda yüzde 660 arttı. 2025 yılında Eylül ayına kadar 1800’den fazla kişi, ilgili “suçlardan” tutuklandı.Filistin eylemlerin yasaklanması, güzergâhlarının değiştirilmesi, sloganların-dövizlerin engellenmesi, artık sık yaşanan durumlar. 2023’ün Ekim ayından başlayarak devasa eylemlerin Londra merkezini etkisi altına alması, özellikle İsrail lobisinde büyük rahatsızlığa neden oldu.İNGİLİZ DEVLETİ CİHATÇILARLA KOL KOLAİngiliz devleti içeride Filistin desteğini dert edinip İsrail lobisinin isteklerini yerine getirmeye çalışıyor, hükümet de “istilacı Müslümanlar” retoriğine örtülü destek verip aşırı sağa yaranmaya çabalıyor.Dışarıdaysa İngiliz emperyalizminin siyasal İslamcılıkla tarihi ilişkisi, yeni operasyonlarda daha da kökleşiyor.
Suriye’de cihatçıların Beşar Esad’a karşı harekete geçirilip Şam’ı ele geçirmesinde İngiltere’nin öncü rolüne soyunması tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşti.Siyasal İslam’ın Ortadoğu’da en yakın müttefiklerden biri olmasıyla, içeride “İngiliz değerleri” retoriğiyle bastırılmaya çalışılan Müslümanlar, aynı devlet aklının yansıması.
Bunun günümüzdeki sürdürücüsünün sosyal demokrat İşçi Partisi olması da cabası.Pakistan kökenli Coventry South Milletvekili Zarah SultanaİNGİLTERE’DE MÜSLÜMANLAR ‘SOLCU’ MU OLDU?Öncelikle bir inanç topluluğunun siyasette hangi seçeneğe eğilim gösterdiğiyle ilgili kestirme tespitlerden uzak durmakta her zaman fayda var.
Hele ki bu aynı zamanda göçmen bir nüfusa denk düşüyorsa...Türkiye’den Almanya’ya giden işçiler için yapılan “Türkiye’de sağ, Almanya’da sol parti seçmeni” formülü, toptancı ve çoğu zaman isabetsiz bir tespit olageldi.
Sınıf perspektifiyle uyuşmayan bu gibi formüllerin benzerlerini İngiltere ya da başka ülkelere taşımak anlamlı görünmüyor.Öte yandan, İngiltere’de son 20 yılın çok büyük kısmında iktidarda bulunan Muhafazakâr Parti’nin sağcılığı bir bütün olarak temsil ediyor olması, Müslüman kimliğinin sol değerlerle temas etmesini kolaylaştırmışa benziyor. 2019’daki bir araştırmada, Müslüman seçmenin yüzde 80 oranında İşçi Partisi’ne oy verdiği belirlenmişti.2023’te başlayan Gazze Soykırımı ve sonrasındaki eylemler de İngiltere’de sol tabanla Müslüman kimliğin daha çok iç içe geçmesini ve siyasi alışveriş içine girmesini sağlamış görünüyor.Şaşırtıcı olmayan bir olgu, solla temas yüzeyi genişleyen Müslüman kimliğin, bildiğimiz anlamda siyasal İslamcılıkla mesafeyi açması oluyor.Ne kadar başarılı olacağından bağımsız olarak, İngiltere’de sosyalist çizginin yeni bir uğrağını temsil edeceği anlaşılan Your Party’nin Müslüman nüfustan ciddi bir destek alması bekleniyor.
Bir yandan iç gerilimlerin ve liderlik çekişmesinin damga vurduğu kuruluş kongresine de yansıyan bu durumu hafife almamak gerek.Eski İşçi Partisi lideri sendikacı Jeremy Corbyn’le birlikte partinin kurucusu olarak öne çıkan ve İngiliz siyasetinin en çok konuşulan isimlerinden biri haline gelen Zarah Sultana da Müslüman kimliğini sık sık vurgulayarak bu desteği kalıcı hale getirme çabasında.Eski Milletvekili George Galloway’in liderliğini yaptığı Britanya İşçi Partisi de Müslüman nüfusun yoğunlukta olduğu bazı yerelliklerde önemli destek buldu.Shabana MahmoodİÇİŞLERİ BAKANLARI: IRKÇILIĞI GÖÇMENE YAPTIRMAKİngiltere’de sık değişen İçişleri Bakanları arasındaki dikkat çeken “tutarlılık” bir süredir herkesin gündeminde: İster Muhafazakâr Parti’den olsun ister İşçi Partisi’nden, İçişleri Bakanı mutlaka göçmenlerden seçiliyor ve hükümetin en ırkçı retoriğini seslendirme işi bu kişiye veriliyor.Priti Patel (2019): 20. yüzyılın başında Hindistan’dan Uganda’ya işçi olarak gönderilen ailelerin başında gelen Patel ailesi, İngiltere’de kalabalık bir nüfusa sahip.
Priti Patel de Muhafazakâr Parti’den İçişleri Bakanı olarak seçilmesinin ardından göçmen karşıtı ve ırkçılığa varan açıklamalarıyla “sert İçişleri Bakanı” rolüne soyundu.
Bugün tartışılan “vatandaşlıktan çıkarma” uygulamaları, 2019’da Priti Patel döneminde yürürlüğe giren bir yasayla genişledi.
Düzensiz göçmenlerin para karşılığında Ruanda’ya gönderilip oradaki tesislerde barındırılması da Patel’in projeleri arasındaydı.Suella Braverman (2022): Priti Patel’e benzer şekilde Suella Braverman da Hint kökenli olup Afrika’dan İngiltere’ye göçen bir aileye mensup.
Braverman ülkede kız çocuklarını fuhuşa sürükleyen çeteleri göçmenlerle bir tutan yaklaşımıyla skandala neden olmuştu.
Braverman’a göre “savunmasız beyaz İngiliz kızlar, çocuk istismarcısı şebekelere çalışan Pakistanlı erkekler tarafından” takip ediliyor, tecavüze uğruyordu.Shabana Mahmood (2025): İşçi Partisi de İçişleri Bakanlığı’nda ırkçı söylemi sürdürme görevini bir göçmene verdi.
Pakistan kökenli Shabana Mahmood, aşırı sağın söylemlerine benzer şekilde İngiltere’nin çehresinin değiştiğine ve daha az göçmen almaları gerektiğine işaret ederek kalıcı oturum süresini 10 yıla çıkaran ve göçmenleri daha savunmasız hale getirecek değişikliklere girişti.
Tüm bunları, “Ben ülkeye yasal olarak gelmiş göçmen bir ailenin çocuğuyum” diyerek yapıyor.Odatv.com