Haber Detayı

O ülkelerde güzelliğin bedeli ağır! İşte tarihe geçen sıra dışı uygulamalar: Çarpık dişler, uzun boyunlar, minik ayaklar
Viral liste ahaber.com.tr
09/01/2026 15:02 (1 gün önce)

O ülkelerde güzelliğin bedeli ağır! İşte tarihe geçen sıra dışı uygulamalar: Çarpık dişler, uzun boyunlar, minik ayaklar

Güzellik anlayışı, tarih boyunca toplumların kültürel yapısına göre şekillenmiş ve kimi dönemlerde şaşırtıcı, hatta zorlayıcı uygulamalarla ortaya çıkmıştır. Dünyanın farklı bölgelerinde görülen bu standartlar, insanların estetik algı uğruna neleri göze alabildiğini açık ve somut biçimde göstermektedir. Uzun boyunlar, çarpık dişler, dudak plakaları… İşte tarihe geçen sıra dışı uygulamalar…

Güzellik genellikle evrensel bir kavram olarak görülse de, günlük yaşamda bu algı toplumdan topluma değişir.

Bir kültürde çekici sayılan özellikler, başka bir kültürde şaşkınlıkla karşılanabilir.

Bu farklılıklar, toplumların tarihsel geçmişi, sosyal yapısı ve yaşam koşullarıyla yakından ilişkilidir.

İşte dünyanın farklı bölgelerinden, dikkat çeken ve alışılmışın dışında kalan güzellik anlayışları...

UZUN BOYUNLU KADINLAR Myanmar sınırları içinde yaşayan Kayan topluluğunda kadınlar, boyunlarına taktıkları metal halkalarla tanınır.

Halkalar estetik bir anlam taşımanın yanı sıra kadının yaşı ve toplumsal konumunu da simgeler.

Kız çocukları genellikle 5-6 yaşlarında bu geleneğe başlar.

Qalampir makalesine göre, başlangıçta kadınları düşman kabileler tarafından kaçırılmaya karşı korumak amacıyla ortaya çıkan uygulama, zamanla kültürel bir miras haline gelmiştir.

Halka sayısı arttıkça ağırlık yükselir ve toplam yük bazı durumlarda 20 kilograma kadar çıkabilir.

Bu durum günlük yaşamı, özellikle tarım işlerini zorlaştırır ve ağrıya neden olur.

Uzun yıllar kullanımdan sonra halkaların çıkarılması ise daha büyük bir tehlike oluşturur.

Boyun kasları ve omurga başı taşımakta yetersiz kalabilir; ölümcül yaralanmalara yol açabilir.

WODAABE KÜLTÜRÜNDE YAKIŞIKLI ERKEKLER Afrika'nın beş ülkesine yayılan Wodaabe kabilesinde, eş seçimi erkeklerin katıldığı geleneksel bir ritüelle yapılır.

Her yıl düzenlenen festivalde erkekler, dans ederek ve yüzlerini dikkat çekici renklerle boyayarak kadınların ilgisini çekmeye çalışır.

Yaklaşık bir hafta süren etkinliklerin sonunda kadınlar, kendileri için en uygun gördükleri erkeği eş adayı olarak belirler.

YAEBA AKIMI: ÇARPICI DİŞLERİN CAZİBESİ Japonya'da 'yaeba' olarak adlandırılan çarpık ve sivri diş yapısı, estetik bir özellik olarak kabul ediliyor.

Bu görünümü elde etmek isteyen bazı kadınlar, dişlerini belirgin şekilde sivriltmek için yüksek maliyetli işlemlere başvuruyor.

Toplumda özellikle erkekler tarafından çekici bulunan yaeba, gençlik, masumiyet ve doğal görünümle ilişkilendiriliyor.

Bu nedenle geçici ya da kalıcı diş kaplamaları, Japonya'daki diş hekimlerinin en çok talep gören estetik uygulamaları arasında yer alıyor.

STATÜNÜN GÖRÜNÜR HALİ: DUDAK PLAKALARI Afrika'da yaşayan Mursi, Chai ve Tirma kabileleri, alt dudağa seramik dudak plakası takma geleneğini günümüzde de sürdüren topluluklar arasında bulunuyor.

Bu uygulama, kabile kültüründe kadın güzelliğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor ve çoğunlukla 15 yaş civarında başlatılıyor.

Dudağın zamanla genişletildiği bu süreç yıllar içinde ilerliyor.

Takılan plakanın büyüklüğü ise yalnızca estetik bir unsur olarak değil, kadının toplumsal ve ekonomik konumunu yansıtan bir sembol olarak görülüyor.

ÇAMURLU SAÇ ÖRGÜLERİ Namibya'da yaşayan Himba kadınlarının saç modelleri, yalnızca dış görünümle sınırlı bir tercih olarak görülmüyor.

Saç biçimleri; kadının yaşı, evli olup olmadığı, ekonomik durumu ve toplum içindeki konumunu gösteriyor.

Himba kadınları, daha uzun ve dolgun örgüler elde edebilmek için keçi kılı ya da yapay saç ekleri kullanıyor.

Saçlar, kurutulmuş bitkilerle karıştırılan ve kırmızı topraktan elde edilen geleneksel bir kil karışımıyla kaplanıyor.

Parlak ve kalın örgüler, doğurganlığın simgesi olarak kabul ediliyor ve kabile kültüründe erkekler tarafından dikkat çekici bir özellik olarak değerlendiriliyor.

KİLOLU DAMATLAR Dünya genelinde güzellik çoğunlukla zayıf bedenle özdeşleştirilirken, Etiyopya'da yaşayan Bodi kabilesinde bunun tam tersi bir anlayış hakim.

Kabile kültüründe kilolu olmak; güç, refah ve çekiciliğin göstergesi olarak kabul ediliyor.

Bu nedenle evlilik çağına gelen genç erkekler, düğün öncesinde yaklaşık altı ay süren özel bir kilo alma sürecine giriyor.

Bu ritüel boyunca erkekler, yalnızca inek kanı ve sütünden oluşan karışımla besleniyor.

Mümkün olduğunca kilo almak amacıyla kapalı alanlarda yaşamlarını sürdürüyor.

Sıcak iklim koşulları nedeniyle tüketilmesi zor olan bu karışım, sürecin en zorlayıcı aşamalarından biri.

Aylar süren hazırlığın ardından erkekler, ulaştıkları kiloyu topluluk önünde sergiliyor.

En fazla kilo alan kişi 'şişmanlama şampiyonu' ilan edilerek kabile içinde kalıcı bir saygınlık elde ediyor.

VÜCUT BOYAMAK Etiyopya'da Karo kabilesinde, erkekler kadınların dikkatini çekebilmek için vücut boyama geleneğini sürdürüyor.

Erkekler, bedenlerini beyaz tebeşir başta olmak üzere doğal boyalarla süsleyerek kendilerini ifade ediyor.

Yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip olan bu uygulamada çizgiler, yıldızlar, el izleri ve hayvan figürleri öne çıkıyor.

Kullanılan parlak renkler cesaret ve erkekliğin simgesi olarak kabul ediliyor.

Erkekler, daha fazla ilgi görmek amacıyla desenlerini günlük olarak değiştiriyor.

ZENGİNLİĞİ SEMBOLÜ: MİNİK AYAKLAR Çin'de yüzyıllar boyunca uygulanan ayak bağlama geleneği, tarihteki en sert güzellik anlayışlarından biri.

Bu uygulamada kız çocuklarının ayakları yaklaşık beş yaşından itibaren sıkı bezlerle sarılıyor, büyümesi engelleniyor ve çocuklar çok küçük ayakkabılar giymek zorunda bırakılıyordu.

Dönemin toplumsal yapısında küçük ayaklar, estetik bir özellik olmanın yanı sıra statü ve ayrıcalık göstergesi olarak görülüyordu.

Toplumda küçük ayaklı kadınların daha zarif kabul edildiği ve varlıklı erkekler tarafından tercih edildiği yönünde yaygın bir inanç bulunuyordu.

Ayak ölçüsü küçüldükçe, üst sınıftan biriyle evlenme ihtimalinin arttığı düşünülüyordu. 20. yüzyılın başlarında yasaklanan ayak bağlama uygulaması sona ermiş olsa da, bu geleneğin bıraktığı fiziksel ve kültürel etkiler uzun yıllar devam etti.

İlgili Sitenin Haberleri