Haber Detayı

ASSA 2026: YZ, gümrük tarifeleri, enflasyon ve dolar
Michael roberts aydinlik.com.tr
11/01/2026 00:00 (19 saat önce)

ASSA 2026: YZ, gümrük tarifeleri, enflasyon ve dolar

ASSA 2026: YZ, gümrük tarifeleri, enflasyon ve dolar

ASSA, Amerikan Ekonomi Derneği (AEA) tarafından düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından ekonomistleri bir araya getiren devasa bir konferanstır.

Her yıl binlerce kişi katılır; yüzlerce oturum ve bildiri sunulur.

Bunların büyük bölümü ana akım iktisat perspektifindedir; ancak Radikal İktisat Birliği (URPE) gibi heterodoks örgütler tarafından düzenlenen oturumlar da vardır.

Bu yılki konferans Philadelphia’da gerçekleştirildi.

Her yıl raporumu iki yazıya ayırıyorum: ana akım ve radikal heterodoks.

Önce ana akımla başlayalım. 2025’te olduğu gibi bu yıl da baskın tema yapay zekâ (YZ) ve bunun ekonomiler üzerindeki etkisiydi.

YAPAY ZEKÂ VE VERİMLİLİK TARTIŞMALARI Canlı yayınlanan “Yapay Zekâ ve Verimlilik: Bu Kez Farklı mı?” başlıklı oturumda konuşmacılar büyük ölçüde hemfikirdi: yapay zekâ, en azından ABD’de verimlilik artışı açısından oyunun kurallarını değiştirecek.

Evet, yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkisi bir J-eğrisi biçimini alabilir; yani sanayide benimsenmesi, nitelikli işçilerin işten çıkarılması ve yeni işçilerin yapay zekâ kullanımına uyum sağlamasının zaman alması nedeniyle kısa vadede verimliliği düşürebilir.

Ancak nihayetinde yapay zekâ, genel amaçlı bir teknolojiye (GPT) dönüşerek emek verimliliğinde sıçramaya yol açacaktır.

Bu yaklaşım, Stanford Üniversitesi’nden yapay zekâ iyimseri ve J-eğrisi teorisinin savunucusu Erik Brynjolfsson’un sunduğu ilk bildirinin ana temasını oluşturdu.

YAPAY ZEKÂ: GENEL AMAÇLI TEKNOLOJİ VE “BULUŞUN BULUŞU” ABD Merkez Bankası (Fed) ve Brookings Enstitüsü’nden ekonomistler bu iyimserliği daha da ileri taşıdı.

Onlara göre ampul gibi bazı emek tasarrufu sağlayan yenilikler, yaygınlaştıkça verimlilik artışını geçici olarak yükseltir; ancak pazar doyuma ulaştığında bu etki kaybolur.

Yani saat başına üretim düzeyi bir defaya mahsus yükselir, fakat büyüme oranı kalıcı olmaz.

Buna karşılık iki tür teknoloji uzun süreli verimlilik artışı sağlar: 1.

Genel amaçlı teknolojiler (GPT) 2.

Buluş yöntemlerini geliştiren icatlar (IMI) IMI’ler, araştırma-geliştirme sürecini daha verimli hâle getirerek yeni fikirlerin daha hızlı ve ucuz üretilmesini sağlar.

Bileşik mikroskop buna örnektir.

Bu ekonomistlere göre yapay zekâ, hem GPT hem de IMI özelliklerini taşımaktadır.

Bu nedenle “üretken yapay zekânın (genYZ) verimlilik üzerinde kayda değer ve uzun süreli bir etkisi olması makuldür.” TOPLAM FAKTÖR VERİMLİLİĞİ VE SAYISAL TAHMİNLER OECD’den ekonomistler, yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkisini nicel olarak ölçmeye çalıştı.

Buna göre yapay zekâ, önümüzdeki on yılda yıllık toplam faktör verimliliği (TFP) artışına yüzde 0,3 ile yüzde 0,9 arasında katkı yapabilir.

TFP, neoklasik iktisatta emek verimliliği hesaplarında “artık” olarak tanımlanan yenilik ölçüsüdür.

OECD’nin iddiası şu anlama geliyor: Eğer emek verimliliği yılda yüzde 1 artıyorsa, yapay zekâ uygulamaları sayesinde bu oran zamanla iki katına çıkabilir.

Başka bir oturumda ise ABD’de yapay zekânın verimlilik istatistiklerinde şimdiden görülebildiği savunuldu. 2017-2024 döneminde ABD tarım dışı iş dünyasında emek verimliliği artışının yüzde 50’sinin yazılım ve yazılım Ar-Ge’sinden kaynaklandığı, ayrıca 2012-2017 dönemine kıyasla hızlanmanın da yarısının buradan geldiği belirtildi.

Uzun vadede yapay zekânın ABD’de yıllık emek verimliliğini 1 puana kadar, Avrupa’da ise yaklaşık 0,3 puan artırabileceği hesaplandı.

DOLAR VE MERKEZ BANKASI TARTIŞMALARI ABD’nin gümrük tarifeleri ve doların geleceği ana oturumların bir diğer önemli temasıydı.

Brown Üniversitesi’nden Yeni Keynesçi ekonomistler, tarifelerin ABD üretimini 1,6 puan düşüreceğini, enflasyonu 0,8 puan artıracağını ve doları yüzde 4,8 oranında değerlendirileceğini öne sürdü.

Sadece tarife artışı tehdidinin bile doları yüzde 4,1 güçlendireceği, üretimi 0,7 puan azaltacağı savunuldu.

Ancak Trump’ın geçen nisan ayındaki tarife hamlelerinden sonra dolar neden zayıfladı?

Yazarlara göre bunun nedeni “tarife politikası belirsizliği.” Belirsizlik talebi düşürüyor ve risk primi yaratarak tarife uygulayan ülkenin parasını zayıflatıyor.

Sonuç olarak doların “aşırı ayrıcalıklı” konumunun kalıcı olmayabileceği vurgulandı.

Bu görüş, borç konusunda ana akımın önde gelen ismi Kenneth Rogoff’un sunumuyla da örtüştü.

Rogoff’a göre ABD’de yükselen kamu borcu, doların küresel ayrıcalıklı konumunu tehdit ediyor; Trump’ın kripto sabit paraları borçlanma aracı hâline getirmesi bu riski artırıyor.

BORÇ VE ANA AKIM İKTİSADIN ÇIKMAZI Konferansta, Kovid-19 sonrası enflasyon patlamasında Fed’in hata yapıp yapmadığı, çift mandatın (istihdam ve enflasyon) terk edilip edilmeyeceği ve Trump sonrası Fed’in geleceği tartışıldı.

Eski Fed Başkanı Janet Yellen da bu tartışmalara katıldı.

Bazıları, Fed’in faizleri geç artırması ve parasal genişlemeyi geç sonlandırması nedeniyle enflasyonun kontrolden çıktığını savundu.

Diğerleri ise asıl sorunun “mali baskınlık” olduğunu, yani devasa kamu harcamaları karşısında para politikasının etkisiz kaldığını öne sürdü.

İlginç olan, neredeyse herkesin enflasyonun talep değil, arz kaynaklı olduğu konusunda hemfikir olmasıydı.

Bu görüş, arz yetersizliklerinin enflasyon patlamalarının temel nedeni olduğunu savunan başka bir oturumla da desteklendi.

Sonuçta ana akım iktisatçılar, çözüm olarak yine “mali disiplin” ve kemer sıkmayı önerdi: sosyal harcamalarda kesinti, vergilerde artış.

Özel sektör borçlarının ve finansal krizlerin kamu borcunu nasıl şişirdiği ise neredeyse hiç tartışılmadı.

Yapay zekâ kapitalizmin verimlilik kurtarıcısı olarak sunulurken, Çin’in yükselişi ABD imalat sanayisinin verimlilik üstünlüğünü aşındırmış durumda.

Robert Gordon’a göre, Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne girişi ABD imalatının belini kırdı ve gümrük tarifeleri bu gerilemeyi tersine çeviremeyecek.

İlgili Sitenin Haberleri