Haber Detayı

Süperberry’ler gerçekten süper mi
Gastroda odatv.com
11/01/2026 06:03 (16 saat önce)

Süperberry’ler gerçekten süper mi

Blueberry ile başlayan “süper gıda” anlatısı, bugün honeyberry’den açaí’ye uzanan küresel bir mitolojiye dönüştü. Peki bu meyveler gerçekten bizi iyileştiriyor mu, yoksa gıda dünyası yeni bir masal mı anlatıyor?

Bir zamanlar sadece meyveydiler.

Sonra “süper” oldular.

Blueberry ile başlayan hikaye; açaí, goji, aronia, honeyberry gibi isimlerle küresel bir sağlık masalına dönüştü.

Bugün raflarda, menülerde ve sosyal medyada karşımıza çıkan bu “süperberry”ler gençlik, bağışıklık, zindelik ve hatta iyileşme vaadi taşıyan semboller.Peki bu vaatler ne kadar gerçek, ne kadarı iyi anlatılmış bir hikaye?“Superberry” resmi bir bilimsel tanım değil.

Genellikle yüksek antioksidan, özellikle de antosiyanin içeren meyveler için kullanılan pazarlama odaklı bir ifade.

Bu bile başlı başına bir ipucu veriyor; mesele yalnızca besin değeri değil, anlatı.Blueberry bu anlatının en başarılı örneği. 20. yüzyıl ortasında tarımsal bir ürün olarak piyasaya giren yaban mersini, 1990’lardan itibaren “superfood” etiketiyle küresel bir yıldız haline geldi.

Daha büyük, daha tatlı ve daha ulaşılabilir türler üretildi; sağlık söylemiyle birleşince meyve olmaktan çıkıp bir yaşam tarzı nesnesine dönüştü.Ardından sıra daha “egzotik” olanlara geldi.

Amazon’dan açaí, Çin’den goji, Şili’den maqui, Kuzey coğrafyalarından honeyberry… Her biri kendi coğrafyasında uzun süredir tüketilen bu meyveler, Batı dünyasında yeni keşfedilmiş gibi sunuldu.Bilimsel literatür, antosiyaninlerin antioksidan etkisini inkar etmiyor.

Bu bileşiklerin hücresel hasarı azaltabileceği, iltihaplanmayı sınırlayabileceği ve beyin sağlığıyla ilişkili olabileceğine dair çalışmalar var.

Ancak bu noktada önemli bir sınır çiziliyor.Yani mesele şu; bu meyveler faydasız değil, ama mucize de değil.Buna rağmen özellikle çevrimiçi sağlık forumlarında, bazı süperberry’lerin kanserden kronik hastalıklara kadar geniş bir yelpazede “iyileştirici” olarak sunulması dikkat çekiyor.

Beslenme uzmanları ise bu beklentinin kendisinin sorunlu olduğunu vurguluyor.NEDEN BU KADAR SEVİLİYORLAR?Gıda yazarı ve bilim eleştirmeni Anthony Warner’a göre cevap basit; insanlar karmaşık sağlık meseleleri için basit hikayeler seviyor.Bir avuç meyveyle daha sağlıklı, daha enerjik, daha “iyi” hissetme fikri son derece cazip.

Üstelik bu meyveler genellikle uzak coğrafyalardan geliyor; bu da onlara neredeyse mistik bir aura yüklüyor.

Ağaçtan koparılan “sihirli meyve” anlatısı, modern beslenme mitolojisinin güçlü bir unsuru.GÖZDEN KAÇAN GERÇEKBu mitolojinin ironik tarafı şu.

Yeni ve pahalı olan bu meyveler, besin değeri açısından her zaman “yerel” olanlardan üstün değil.

Örneğin siyah frenk üzümü, antioksidan kapasitesi bakımından blueberry’yi geride bırakabiliyor.

Çilek, bazı çalışmalara göre mineral ve besin çeşitliliği açısından honeyberry’den daha zengin.

Üstelik çok daha ucuz ve erişilebilir.Ama hikayesi yok.

Ya da yeterince “parlatılmamış”.MESELE MEYVE DEĞİL, ANLATIBu noktada yazının odağı netleşiyor; sorun süperberry’lerde değil, onlara yüklenen anlamlarda.Gıda dünyası uzun süredir besinleri yalnızca beslemek için değil, anlam üretmek için de kullanıyor.

Süper gıda anlatıları da bu anlam üretiminin güncel versiyonu.

Bizi iyileştirdiğine inanmak istediğimiz şeyleri yiyoruz.

Oysa beslenme biliminin en sıkıcı ama en dürüst cümlesi halen geçerli; çeşitlilik, denge ve süreklilik.Belki de asıl “süper” olan, tek bir meyve değil; abartısız, erişilebilir ve iyi anlatılmamış olanların toplamı.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri