Haber Detayı

Mudanya’da yıkım tepkisi: “Yıkım çözüm değildir”
Gündem aydinlik.com.tr
11/01/2026 10:34 (8 saat önce)

Mudanya’da yıkım tepkisi: “Yıkım çözüm değildir”

Mudanya’da köylüler ve yurttaşlar, alınan yıkım kararlarına tepki gösterdi. “Plan da çözüm de yok, ama yıkım var” diyerek duruma itiraz eden vatandaşlar, imar düzenlemesi yapılması çağrısında bulundu.

Mudanya başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok bölgesinde, ruhsat alınamadığı ya da yapıya sonradan ekleme yapıldığı gerekçesiyle yıkım riskiyle karşı karşıya kalan milyonlarca yapı, kamuoyunda artan tepkilere yol açıyor.

Yapılan basın açıklamasında, yıkım kararlarının hukuk, vicdan ve akıl çerçevesinde yeterince değerlendirilmeden hayata geçirilmesinin ciddi mağduriyetler doğurduğu ifade edildi.

Basın açıklaması şu şekilde: Bugün başta Mudanya olmak üzere ülkemizin birçok yerinde; ruhsat alamamış ya da mevcut yapısına ek yaptığı gerekçesiyle milyonlarca yapı yıkım tehdidi ile karşı karşıyadır.

Ancak sorulması gereken temel soru şudur: Tek çözüm gerçekten yıkım mıdır? 2014 yılında yürürlüğe giren ve kır ile kenti bütünleştirme iddiası taşıyan Büyükşehir Yasası ile birlikte, kırsal yaşam biçimi göz ardı edilmiş; köylere kent hayatı dayatılmıştır.

Yasa açık ve nettir: Belediyelerin, bu dönüşümün ardından iki yıl içinde imar planlarını yapması gerekiyordu.

Ancak ne yazık ki bu planlar yapılmamış, bedeli ise köylüye ödetilmiştir.

İmar planı olmayan alanlarda; köylü kendi barınma ihtiyacı için ev yaptığında, hayvanına ahır kurduğunda ya da tarım aletlerini koyacak basit bir yapı inşa ettiğinde; karşılığında tutanaklar, para cezaları, davalar, hapis cezaları ve yıkım kararları ile yüz yüze bırakılmıştır.

Devletimiz bu büyük mağduriyeti fark etmiş olacak ki, 6 Haziran 2018 tarihinde İmar Barışı düzenlemesini hayata geçirmiş ve vatandaşı devletiyle barışmaya davet etmiştir.

Açık  gerçekliği kabul etmiştir: Bu ülkede yapı sorunu vardır ve bu sorun vatandaşı yok sayarak çözülemez.

Ancak uygulamada yapılan hatalar, bugün milyonlarca insanı yeniden mağdur etmiştir.

Sürelerin defalarca uzatılması, bankaların hafta sonu bile açık tutulması, reklamlarla “gel başvur” denilmesi ama 31.12.2017 tarihinin özellikle geri plana itilmesi, vatandaşı bilerek ya da bilmeyerek yanlış yönlendirmiştir.

Bugün aynı vatandaş, “yanlış yaptın” denilerek kapısına yıkım tebligatı bırakılan kişi haline getirilmiştir.

Bu kabul edilemez.

Devlet vatandaşını tuzağa düşürmez.

Belediye halkını çaresizliğe mahkûm etmez.

Türkiye’nin dört bir yanında tablo aynıdır: Plan yok, çözüm yok, irade yok; ama yıkım var, ceza var, tehdit var.

Bugün bu eksik ve hatalı uygulamaların bedelini Mudanya halkı ve  Mudanya Köylüsü  ödemektedir.

Mudanya’da köylünün evi eskidir, çürümüştür, artık yenilenmesi şarttır.

Ancak vatandaş kendi evini yenilemek istediğinde karşısına çıkan cevap nettir: “İmar yok, izin yok.”  Peki soruyoruz: İmar planını yapmayan kimdir?

Yıllardır bu bölgeyi plansız bırakan kimdir?

Bedeli neden yine vatandaş ödemektedir?

Belediyeler, asli görevleri olan imar planı üretmeyi bir kenara bırakıp, vatandaşı cezayla ve yıkımla terbiye etmeye çalışmaktadır.

Bu yaklaşım ne sosyal belediyecilikle ne de halkçı siyaset anlayışıyla bağdaşır.      

İlgili Sitenin Haberleri