Haber Detayı

Siyasetin filesine takılan Barbie
Savaş eskigülek aydinlik.com.tr
11/01/2026 00:00 (11 saat önce)

Siyasetin filesine takılan Barbie

Siyasetin filesine takılan Barbie

Kıymetli Okurlarımız, Ülkemizi 2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden Fenerbahçe Medicana kadın voleybol takımı, oynayacağı 3. maçı için Polonya’nın Lodz kentine, voleybolseverlerin "Barbie" diye seslendiği Rus yıldızı Arina Fedorovtseva’dan yoksun olarak çıktı!

Gerçi Arina’nın olup olmaması Fenerbahçe gibi şampiyonluğun en güçlü adayı olarak kabul edilen bir kadro için çok önemli olmasa da yapılan uygulama son derece yanlıştı.

Bugün bu konuyla ilgili CEV’e yapacağım öneriden "Haberiniz Olsun" istiyorum.

Voleybol, sadece sahada değil, son dönemde ne yazık ki diplomasinin bıktırıcı ortamında büyük bir mücadele veriyor.

Fenerbahçe kadın voleybol takımımızın Şampiyonlar Ligi maçı için Polonya’ya gidişi sırasında yaşadığı vize krizi, sporun evrenselliğine gölge düşürdü.

Takımın önemli oyuncularından birinin sırf pasaportunun rengi nedeniyle sahada olamaması, "sportif adalet" kavramının geçerliliğini sorgulattı.

VİZE ENGELİNE RAĞMEN BARBİE LODZ’A GİRMEYİ BAŞARDI Voleybolcu Barbie Türkiye’de kalırken, takım kaptanı Eda Erdem karşılaşma öncesi gerçekleştirilen basın toplantısına Barbie bebekle çıkarak çok zeki bir protesto gerçekleştirdi.

Düşüneni, uygulayanı tebrik ediyorum.

DİPLOMATİK ENGELLER VE SPORTİF ADALET Siyasetin rüzgârı ülkeler arasında ambargolar, krizler veya gerginlikler yaşatıyor.

Ancak bu durumun faturası, tek amacı temsil ettiği kulübün başarısı olan sporculara kesilmemelidir.

Fedorovtseva, voleybol dünyasının en parlak yıldızlarından biri.

Onun sahada olmaması sadece Fenerbahçe için bir kayıp değil, aynı zamanda Şampiyonlar Ligi’nin marka değerine ve voleybolseverlerin seyir zevkine yapılmış bir darbedir.

Sporun birleştirici gücünden bahsettiğimiz her platformda, sporcuların siyasi kararların "mağduru" hâline getirilmesi tam bir tezat oluşturuyor.

İnsan ister istemez konsoloslukların vize mühürlerinin iyi bir hücum veya servis sayısından daha önemli olduğunu düşünüyor.

Maçta kimin oynayacağına vize görevlileri değil, teknik direktörler karar vermeli!

CEV’İN SORUMLULUĞU VE HAKSIZ REKABET Bence bu sorunu temelden çözecek makam, Avrupa voleybolunun patronu olan CEV’dir (Avrupa Voleybol Konfederasyonu).

Bir turnuva organize ediyorsanız en temel göreviniz, tüm katılımcıların sahaya eşit şartlarda çıkmasını sağlamaktır.

CEV, turnuvada ev sahipliği yapacak ülkelere "tüm oyuncuların girişini garanti etme" şartını koşmalıdır.

Eğer bir ülke, rakip takımdaki bir oyuncuya kapısını kapatıyorsa o ülke turnuvada yer almamalı.

Aksi takdirde bu durum, rakip takımı zayıflatmak için kullanılan sinsi bir stratejiye dönüşebilir.

CEV bu konuda pasif kalarak aslında haksız rekabete zemin hazırlamakta ve kendi organizasyonunun ciddiyetini zedelemektedir.

TEK RENK "SPORCU PASAPORTU" Peki, bu krizler nasıl çözülür?

Artık voleybolun ve tüm profesyonel branşların "Sporcu Pasaportu" (Sportsperson Laissez-Passer) kavramını ciddi şekilde masaya yatırması gerekiyor.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) veya branş federasyonları (FIVB, CEV) tarafından onaylanmış, sadece profesyonel sporculara özel, siyasetten bağımsız bir seyahat belgesi hayata geçirilmelidir.

SPORCU PASAPORTU BİR LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇTIR!

Bu belge, sporcunun vatandaşı olduğu ülkenin siyasi konumu ne olursa olsun, sadece maç takvimi boyunca ilgili ülkelere vizesiz ve engelsiz girişini sağlamalıdır.

Tıpkı diplomatlar gibi, elit sporcular da uluslararası birer kültür elçisidir.

İnsan haklarına ve sporun ruhuna saygı; voleybolcuları pasaportlarının rengine göre değil, sahadaki yeteneklerine göre değerlendirmeyi gerektirir.

Zira voleybolcunun hangi ülke vatandaşı olduğu değil, hangi ülke adına yarıştığı önemlidir.

Bu arada Rus ve Belarus millî takımları ile kulüp takımlarının çok uluslu turnuvalarda yer alamaması da bana göre sporun ruhuna aykırı bir durumdur.

FIVB ve CEV önümüzdeki sezondan itibaren bu ülkelerin yaş grupları millî takımlarının yarışma haklarını geri verse de A takımlar düzeyinde yasaklarına devam edecek.

Umarım bu durum daha fazla sürmez.

Daha fazla sürmemesini istediğim en önemli konu ise savaş.

İnşallah en kısa sürede sona erer!

Kıymetli okurlarımız, Fenerbahçe’nin yaşadığı bu haksızlık, voleybol dünyası için bir milat olmalıdır.

Voleybol sahası, siyasilerin satranç tahtası değildir.

Sporun birleştirici ve bütünleştirici doğasını korumalı ve voleybolcuların önündeki tek engelin siyasi barikatlar değil, sadece ve sadece voleybol filesi olmasına olanak verilmelidir.

Voleybolcuları vize ve ambargo ile tehdit etmek, sporun ruhu olan "fair play"i zedeleyecektir.

Unutmayalım ki sporun adaleti sarsılırsa sahadaki başarının tadı kalmaz.

Voleybol siyasetin prangalarına mahkûm edilmemelidir.

Aksi takdirde kazananı smaçlar değil, vize mühürleri belirlemeye çalışacak.

Sporculara, hakemlere, gözlemclere müsabaka takviminde kullanmaları için verilmesini istediğim bu pasaport siyasi değil, tamamen sportif bir kimlik olmalı.

Tıpkı Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahip olduğu "Laissez-Passer" (geçiş belgesi) gibi, sporcunun sadece maç takvimi boyunca ilgili ülkelere girmesini sağlamalı.

Kalın sağlıcakla.

İlgili Sitenin Haberleri