Haber Detayı
TÜREB’ten net yol haritası: Rüzgârda ani sıçrama yok, planlı büyüme var
Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB), rüzgâr enerjisinde depolamalı projelerle birlikte 32 bin MW’lık kapasite portföyüne ulaşıldığını açıkladı. TÜREB, sektörün ani sıçramalar yerine öngörülebilir, planlı ve sürdürülebilir büyüme modeliyle ilerleyeceğini vurguladı.
Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comRüzgâr enerjisi, yenilenebilir ve çevre dostu yapısıyla sürdürülebilir geleceğin en önemli enerji kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor.
Karbon salımını azaltma hedefleri doğrultusunda atılan yeni adımlar, rüzgâr enerjisinin hem çevresel hem de ekonomik katkılarını bir kez daha gündeme taşıyor.
Bu kapsamda Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen basın toplantısında, rüzgâr enerjisinde depolamalı projelerle birlikte oluşan 32 bin MW’lık kapasite portföyü, sektörün geleceğine yön veren temel başlıklardan biri olarak ele alındı.
Toplantıda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından taşıdığı stratejik rol vurgulanırken, sektörün ani sıçramalar yerine net hedefler ve takvimlerle tanımlanmış, öngörülebilir bir büyüme modeliyle ilerlemesi gerektiği mesajı verildi.Toplantıda yapılan sunumlarda, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının her geçen yıl arttığına dikkat çekildi.
Hidroelektrik kaynaklarda teknik potansiyelin büyük ölçüde kullanıldığı belirtilirken, önümüzdeki dönemde büyümenin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olacağı vurgulandı.
Bu çerçevede yatırımların kısa vadeli kurulum hedefleri yerine, çok yıllı, uygulama ve sonuç odaklı planlama perspektifiyle ele alındığı ifade edildi.
Özellikle 2026 ve sonrası, rüzgâr enerjisinde sahaya yansıyan yatırımların hız kazandığı bir dönem olarak konumlandırıldı.YEKA ihaleleri yatırımcıya takvim sunuyor Planlı büyümenin temel mekanizmalarından biri olan YEKA ihaleleri, toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Son üç yılda her yıl bin 100–bin 200 MW büyüklüğünde YEKA rüzgâr ihaleleri gerçekleştirildiği aktarılırken, bu sürekliliğin yatırımcı açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağladığı ifade edildi.
Düzenli ihale takvimi sayesinde hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabildiği, sanayi tarafında kapasite yatırımlarının, finansman tarafında ise kredi ve kaynak yapılandırmasının daha sağlıklı yürütüldüğü vurgulandı.“2026, sahaya çıkış yılı olacak” TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr.
İbrahim Erden, yaptığı değerlendirmede, küresel jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri kırılmalarının yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdiğini söyledi.
Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde yüksek potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Erden, yatırımcı açısından en kritik konunun öngörülebilirlik olduğunu vurguladı.Depolamalı tarafta yaklaşık 33 bin MW kapasite tahsisi yapıldığını, bunun 18 bin 500 MW’ının depolamalı rüzgâr projelerinden oluştuğunu belirten Erden, “Bu projeler hızla geliştirme aşamasında.
İlk tesisler 2025’ten itibaren devreye girmeye başlayacak. 2025 hazırlık yılıydı, 2026 ise rüzgâr santrallerinin ve ilk depolamalı tesislerin devreye alındığı yıl olacak” dedi.Türkiye’de rüzgârda elektriksel kurulu gücün 14 bin 700 MW’a, mekanik kurulu gücün ise 15 bin MW’ın üzerine çıktığını belirten Erden, “Yalnızca son bir yılda yaklaşık 2 bin MW kurulum gerçekleştirildi ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri oldu.
Öte yandan 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesini beklediğimizi de söyleyebilirim” diye ekledi.Projelerde yüzde 80 kredi, yüzde 20 öz kaynak yaygınRüzgâr yatırımlarının bugüne kadar büyük ölçüde banka finansmanıyla büyüdüğü bilgisini veren TÜREB Saymanı Çağrı Güven, “Projelerde yüzde 80 kredi – yüzde 20 öz kaynak yapıları yaygın.
Ancak depolamalı projelerin daha yüksek yatırım bütçeleri gerektirmesi nedeniyle finansman tarafında seçicilik artıyor” ifadelerini kullandı.
Sanayi başlığında konuşan Samet Güldoğan ise YEKA ve yerli aksam desteklerinin rüzgâr sanayisinin iki temel taşıyıcı mekanizması olduğunu belirterek, YEKA projelerinde yüzde 55’in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldığını ve bunun Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşıdığını söyledi.Deniz üstü rüzgâr santrallerinde her şey terzi usulüDeniz Üstü Rüzgâr Santrallerinin ekosisteme olan etkisine ilişkin de değerlendimede bulunan Erden, “Bu tesisleri karadaki rüzgâr santralleri ile kıyaslamak mümkün değil.
Çünkü Deniz üstü Rüzgâr santrallerinde türbinin altında ayrı bir ekosistem var.
Bu nedenle de her şey terzi usulü.
Her detay o bölgeye özel oluyor.
Bu nedenle de ön çalışmaları çok uzun sürüyor.
Oradaki hayvan bitki, ticaret, gemilerin sığınma yerleri, havadaki ve denizdeki seyrüsefer, sabunma gibi her detayın bu türbinlerden etkilenmemesi için detaylıca araştırma yapılıyor.
Bu nedenle de karadaki rüzgâr santrali maliyeti eskiden 3-4 kat fazla idi şimdi ise 2 kat daha fazla oluyor.
Yine aynı şekilde yüzer platformlar var burada da uçsuz bucaksız bir teknolojiden bahsediyoruz.
Ve biz bugün belki karasal rüzgâr santrali için gelecek seneyi konuşabiliyoruz ama bu ön çalışmalar ve detaylar sebebiyle deniz üstü için en erken 5 sene sonrasını konuşabiliyoruz”408 proje izin süreçlerinde ilerliyorKamuoyunda ‘süper izin’ olarak bilinen düzenlemelerin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, mükerrer süreçleri sadeleştirerek izin mekanizmalarını daha hızlı ve öngörülebilir hale getirdiğini ifade eden TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı da, “Türkiye genelinde 292 işletmede rüzgâr santrali bulunuyor. 408 projenin ise izin süreçlerinde ilerliyor.
Halihazırda izinleri tamamlanmış 1.000 MW’lık portföy mevcut.
Kapasite artışları ve yeni YEKA ihaleleriyle birlikte 25 bin MW’ı aşan bir proje stoğunun arkadan geldiğini söyleyebiliriz” dedi.Offshore’da hedef 5 GWDeniz üstü rüzgâr başlığında konuşan TÜREB Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, Türkiye’nin 2035 için 5 GW deniz üstü rüzgâr hedefi bulunduğunu söyledi.
Marmara Denizi’nde Dünya Bankası finansmanıyla yürütülen ölçümlerin 2026 ilkbaharında tamamlanacağını ve ilk offshore projelerin 2030’a kadar hayata geçirilmesinin hedeflendiğini belirten Yaman, santralin ekosisteme ve balıkçılığa yönelik etkisini de şu şekilde değerlendirdi: “Marmara Denizi’nde Dünya Bankası tarafından finanse edilen çalışma kapsamında Marmara Denizi’nde sıkıntı olmadığı tespit edildi.
Bunun yanı sıra deniz üstü balıkçılığın etkilenmemesi için de çalışmamalar yürütülüyor.
Türkiye’de ilan edilmiş balıkçılık sahaları var.
Bu sahalardan uzak durulmasının yanı sıra ilan edilmemiş balıkçılık sahaları da GPS verileri ile takip edilerek, oralardan da uzak duruluyor.”