Haber Detayı
The Guardian İlham Veren Rotalar 2026 Seçkisi
The Guardian’ın Gözünden Türkiye: Akyaka ve KnidosSeyahat listeleri çoğu zaman turizmin popüler yüzünü gösterir, ancak bazı listeler keşfedilmeyi bekleyen gizli hazineleri gün ışığına çıkarıyor.
Dünyanın saygın yayınlarından İngiliz gazetesi The Guardian, her yıl okurlarının katkılarıyla hazırladığı “en ilham verici seyahat fikirleri” listesini açıkladı.
Liste; rotaları kalabalıktan uzak, özgün karakterini koruyan destinasyonlara çevirmesiyle ünlü. 2026 için açıklanan bu özenli seçkide, dünyanın dört bir yanından 50 farklı rota yer alırken, Türkiye’den de iki özel lokasyon bu listeye girdi.
The Guardian’ın yıllardır sürdürdüğü bu yaklaşım, popüler destinasyonlardan çok doğası ve hikayesiyle öne çıkan yerleri merkezine alıyor.
Türkiye’de yer alan Akyaka ve Knidos da tam olarak bu anlayışın karşılığı.
Biri yaşayan, doğayla iç içe bir sahil kasabası; diğeri ise zamanın içinde sessizce varlığını sürdüren bir antik kent.
İki farklı ambiyans, iki ayrı deneyim.Akyaka: Doğanın ve Sakinliğin Buluştuğu Sahil KasabasıMuğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka, çam ormanlarıyla çevrili konumu ve Sakin Şehir (Cittaslow) unvanıyla, modern hayatın hızına karşı bir duruş sergiliyor.
Kasabanın içinden geçen Azmak Nehri, neredeyse cam berraklığındaki buz gibi suyu, su altındaki bitkileri ve kaplumbağalarıyla Akyaka’nın simgesi.
Azmak Nehri’nin suyu yazın bile oldukça serin ve soğuk olur.
Bu serinlik, özellikle sıcak yaz günlerinde nehirde serinlemek için ideal hâle getiriyor.
Aynı zamanda nehir boyunca sıralanan küçük kafeler ve restoranlar, ziyaretçilere suyun dingin akışını izleyerek vakit geçirme imkanı sunuyor.Akyaka’yı diğer sahil kasabalarından ayıran bir başka unsur ise mimarisi.
Geleneksel Ula evlerinden esinlenen ahşap yapılar, oyma balkonları ve geniş saçaklarıyla kasabanın siluetini belirliyor.
Bu mimari bütünlük, Akyaka’ya zamansız bir kimlik kazandırıyor.Sabah erken saatlerde denizin neredeyse tamamen durgun olduğu anlarda paddleboard yapmak, ya da Gökova Körfezi’nde gün batımını izlemek, Akyaka’nın sunduğu sakin ama özel deneyimler arasında.
Rüzgâr sörfü için elverişli koşullarıyla da bilinen kasaba, doğayla iç içe ama iddiasız bir tatil arayanlar için ideal bir durak.Knidos: Tarihin Sessizliğinde Bir Antik KentDatça Yarımadası’nın en batı ucunda yer alan Knidos, karayoluyla ulaşımı zor olduğu için tarih boyunca olduğu gibi bugün de en rahat şekilde denizden ulaşıma uygun.
Bu da kenti, keşfetmeye değer mistik bir durak haline getiriyor.
Yarımada engebeli ve kayalık bir coğrafyaya sahip.
Dar, dolambaçlı ve kıvrımlı yollarla dolu.
Bu nedenle karayolu ile ulaşım hem uzun hem de zaman alıcı.
Denizde ise liman ve sığ koylar sayesinde doğrudan ve rahat ulaşım mümkün.Knidos, karasal yerleşim (ana şehir) ve denizle bağlantılı ada parçası (Kap Krio) olmak üzere iki bölümden oluşuyor.
Bu yapı, hem ticaret hem de savunma açısından stratejik bir avantajdı.Knidos’u gezmek, yalnızca bir antik kenti dolaşmak değil; aynı zamanda bir medeniyetin yükselişine ve yavaş yavaş terk edilişine tanıklık etmek anlamına geliyor.
Tiyatrosu, tapınakları, agora kalıntıları ve kilometrelerce uzanan taş sokakları, kentin bir zamanlar ne kadar büyük ve zengin olduğunu gösteriyor.
Günümüzde ise rüzgarın sesi ve denizin dalgaları dışında büyük bir sessizlik hakim.Modern Datça’nın yaklaşık 30 mil batısında yer alan bu terk edilmiş liman kenti, ziyaretçisine görkemli ama hüzünlü bir deneyim sunuyor.İki Farklı Deneyim, Ortak Bir ÇekimAkyaka ve Knidos, ilk bakışta birbirinden çok farklı iki yer gibi görünse de ortak bir noktada buluşuyor.
Kalabalıktan ve popülariteden uzak, kendi ruhunu koruyan bir Türkiye anlatısı.
Biri yaşayan bir kasaba; diğeri ise taşların arasına sinmiş bir tarih.
Guardian’ın bu iki lokasyonu öne çıkarması, Türkiye’nin keşfedilmeyi bekleyen ve ilham veren seyahat rotaları sunduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Bu rotaları keşfetmek, Türkiye’nin gizli hazinelerini adım adım tanımak demek.