Haber Detayı

Tatlı gerçeği sandığımızdan farklı
Gastroda odatv.com
13/01/2026 12:45 (4 saat önce)

Tatlı gerçeği sandığımızdan farklı

Şeker beynimizi ödüllendiriyor ama bedenimizi her zaman mutlu etmiyor. Glukozdan fruktoza, insülinden kan şekeri düşüşlerine uzanan bu durum, tatlıyı tamamen bırakmadan da daha dengeli yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Şekerin bu kadar cazip olmasının bir nedeni var.

Evrimsel olarak, bal gibi enerji yoğun ve nadir besinlere yönelmek hayatta kalma avantajı sağlıyordu.

Atalarımız günlerinin büyük bölümünü av peşinde koşarak geçirirken, hızlı enerji paha biçilemezdi.

Sorun şu ki, biz hala o beyni taşıyoruz, ama artık ne bal nadir ne de günlerimiz hareketle dolu.Bugün şeker, ulaşılması zor bir ödül değil; aksine hayatın her köşesine sızmış durumda.

Ancak gereğinden fazla tüketim ve bununla birlikte gelen sağlık sorunları.

Peki mesele yalnızca “fazla kalori, az besin” meselesi mi?Şeker dilimize değer değmez vücut harekete geçer.

Beyin bunu hızlı enerji olarak tanımlar ve ödül sistemini aktive eder.

Dopamin salgılanır; yani “iyi hissetme” kimyası devreye girer.

Bu yüzden şeker yalnızca tatlı değil, aynı zamanda ikna edicidir.Üstelik herkes şekeri aynı şekilde algılamaz.

Araştırmalar, tatlıya hassasiyetimizin yaklaşık %30’unun genetik olduğunu gösteriyor.

Yani bazılarımız şekeri daha yoğun algılıyor.

Ancak bu, mutlaka daha fazla yediğimiz anlamına gelmiyor.Asıl belirleyici olan, ne tür şeker tükettiğimiz.GLUKOZ MU, FRUKTOZ MU?Sofra şekeri ve nişastalı gıdalardan aldığımız glukoz, pankreası insülin salgılamaya zorlar.

İnsülin, glukozu hücrelere taşır; kaslarda ve karaciğerde enerji olarak depolar ya da fazlasını yağa çevirir.Fruktoz ise farklı davranır.

İnsülini tetiklemez; doğrudan karaciğere gider.

Orada enerjiye ya da — fazlaysa — yağa dönüşür.

Bu nedenle fruktoz, özellikle yağlı karaciğer riski olan kişiler için daha sorunlu olabilir.Her iki şeker türü de fazla tüketildiğinde kandaki trigliserid seviyelerini yükseltir.

Bu da kalp hastalığı, inme ve pankreatit riskini artırır.

Hangisinin daha tehlikeli olduğu ise kişiye göre değişir; genetik yapı, hareket düzeyi ve genel beslenme düzeni belirleyicidir.ŞEKER PATLAMASI GERÇEKTEN VAR MI?Popüler inanışın aksine, “şeker patlaması” büyük ölçüde bir efsane. 1990’lardan bu yana yapılan kapsamlı analizler, şekerin çocuklarda davranış ya da bilişsel performansı artırmadığını gösteriyor.

Hatta 2019 tarihli büyük bir meta-analiz, karbonhidratların ruh halini yükseltmediğini; aksine kısa sürede yorgunluk ve dikkat düşüklüğü ile ilişkili olduğunu ortaya koydu.Asıl sorun, insülin zirvesinden sonra yaşanan kan şekeri düşüşü.

Araştırmalara göre bu düşüşü yaşayan kişiler:Daha çabuk acıkıyorBir sonraki öğünde ortalama 80 kalori,Gün sonunda ise 320 kalori daha fazla tüketiyorYani şeker yalnızca “yedirmez”, daha çok yedirir.ZAMANLAMA VE EŞLİK ÖNEMLİMesele sadece ne kadar şeker yediğimiz değil, ne zaman ve neyle birlikte yediğimiz.Sabahları insülin hassasiyeti daha yüksek.

Şeker, lif, sağlıklı yağ ve proteinle birlikte alındığında kan şekeri daha dengeli yükseliyor.Bu nedenle yalnızca karbonhidrattan oluşan bir kahvaltı, günün erken saatlerinde bile düşüşe yol açabiliyor.Burada önemli bir not; sosyal medyada sıkça önerilen “kan şekerini tamamen düzleştirme” çabaları gereksiz.

Kan şekerinin yükselmesi, yemek yediğimizde olması gereken normal bir fizyolojik tepkidir.

Önemli olan, bunun aşırı ve sürekli olmaması.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri