Haber Detayı

'En uzun rehine krizi' olarak tarihe geçti, Hollywood filmlerine konu oldu... 1979'da ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'nde neler yaşandı?
Dünya hurriyet.com.tr
14/01/2026 16:17 (2 saat önce)

'En uzun rehine krizi' olarak tarihe geçti, Hollywood filmlerine konu oldu... 1979'da ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'nde neler yaşandı?

İran-ABD ilişkilerindeki gerilim, Şah'ın 1979’da devrilmesine ve Tahran’daki ABD Büyükelçiliği çalışanlarının 444 gün boyunca rehin alınmasına dayanıyor. Peki iki ülkenin ilişkilerinde kırılma yaratan ve hatta filmlere bile konu olan rehine krizinde neler yaşanmıştı?

İran’da 28 Aralık’ta ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan gösteriler devam ediyor.Ülkede son yıllarda yaşanan en büyük protesto dalgası olarak nitelendirilen gösterilerde yaşanan can kaybı sayısına dair spekülasyonlar ortaya atılıyor ancak sayı tam olarak hâlâ bilinmiyor.

İran yönetimi ülke içinde interneti kestiğinden dolayı edinilen bilgiler hayli sınırlı.

Son olarak İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 550'ye çıktığını açıkladı.Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere tüm dünya olayları yakından takip ediyor ancak ABD’nin yaklaşımı biraz daha farklı.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü çıkışıyla bütün dikkatlerin Washington’a dönmesine neden oldu.Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tüm İranlı yetkililerle görüşmeleri iptal ettiğini vurgulayarak, İranlı vatanseverler protestolarınıza devam edin, kurumlarınızı ele geçirin.

Katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin.

Onlar büyük bir bedel ödeyecekler.

Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle olan tüm toplantılarımı iptal ettim.

Yardım yolda” ifadesini kullandı.İran-ABD ilişkilerinin yıllardır gergin olduğu malum.

ABD, İran olaylarına müdahale eder mi etmez mi? meselesi tartışıladursun, bu gerginliğin kökeni de merak konusu oluyor.

Peki İran ile ABD'nin ilişkisinin bu kadar gergin olmasının ardında ne yatıyor?

Bu yüksek tansiyonun başlangıç noktası olarak 1979’da yaşanan “rehine krizi” görülüyor.

Tahran'daki ABD Büyükelçiliği önünde protestolar.

Fotoğraf: APTarih kitaplarından hatırlanacağı üzere, İran’ın başkenti Tahran’daki ABD Büyükelçiliği'nin 4 Kasım 1979’da devrim yanlısı İranlı öğrenciler tarafından işgali, 444 gün sürecek bir rehine krizini başlattı. 52 Amerikalının elçilikte rehin tutulduğu bu olay, ABD ve İran ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçti.ŞAH'IN ABD’YE SIĞINMASI OLAYLARI KÖRÜKLEDİRehine krizinin nasıl başladığını anlamak için olayların öncesine kısaca değinmek gerekiyor.1970’li yılların sonlarında Şah rejimi, insan hakları ihlalleri, ekonomik adaletsizlikler ve özgürlüklerin kısıtlanması nedeniyle ciddi bir halk muhalefetiyle karşı karşıya kaldı.Bu dönemde Ayetullah Ruhullah Humeyni liderliğinde gelişen muhalefet, halkın desteğini kazandı ve 1979’daki devrimin ardından Şah Muhammed Rıza Pehlevi ve ailesi İran’dan kaçtı.

Pehlevi’nin ABD ile yakın ilişkileri, İran'ın hem sol hem de sağ kanadındaki devrimci liderleri arasında derin bir şüphe ve düşmanlık doğmasına neden olmuştu.

Nitekim Pehlevi 22 Ekim 1979’da kanser tedavisi gerekçesiyle ABD’ye sığınacaktı.ABD’nin Tahran Büyükelçiliği, 1978 yılının sonbaharından itibaren ülkede Amerikan varlığına karşı çıkanların sık sık protestolar düzenlediği bir nokta olmuştu.

Şah’ın en nihayetinde ABD’ye sığınması, İran’da Amerikan karşıtlığını iyiden iyiye körükledi ve İran devrimi, Tahran'ın ABD ile ilişkisini kökünden değiştirdi.DİPLOMATİK PERSONELİN SAYISI 70’E İNDİRİLDİŞah’a ve ABD’ye yönelik tepkilerin artmasıyla ABD, Tahran’daki büyükelçilik personelinin sayısını 1979 yılının başlarında bin 400’den 70’e indirdi.

Hemen hemen aynı günlerde, Ayetullah Ruhullah Humeyni de 14 yıllık sürgünün ardından İran’a döndü.

Humeyni, İran'a geri dönmek üzere Paris'te Air France Havayollarına ait uçağın içinde beklerken.

Fotoğraf: APOlaylar durulmadan ilerledi ve 4 Kasım 1979 sabahı, bir grup öğrenci ABD Büyükelçiliği önünde bir araya geldi.

Humeyni’yi destekleyen ve yaklaşık 3 bin kişiden oluşan bu grup, Şah’ın iadesini talep etmek ve ABD’nin İran’ın içişlerine müdahalesini protesto etmek amacıyla büyükelçiliği işgal etti.Elçilik binasına zorla giren öğrenciler, buradaki 66 Amerikan vatandaşını rehin aldı.

Ek olarak İran Dışişleri Bakanlığı’nda da üç Amerikalı diplomatik personel rehin alındı.

Büyükelçilikteki olay kısa sürede İran içinde büyük bir destek buldu.

Rehin alınanlardan kadınlar ve Afrika kökenli 13 Amerikalı kısa süre sonra serbest bırakıldı.

Bir kişi de Temmuz 1980'de hastalığı nedeniyle salıverildi.

Kalan 52 Amerikalı ise 444 gün boyunca elçilikte tutuldu.

ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'nin önünden bir görüntü.

Fotoğraf: APİŞGALİ HUMEYNİ DE DESTEKLEDİABD’nin Tahran Büyükelçiliği'nin işgali, Humeyni tarafından da desteklendi.

Humeyni, ABD'yi büyük şeytan diye nitelendirerek elçilik işgalini meşrulaştırdı.

Dünya kamuoyunda geniş yankı uyandıran olay, ABD için ise yalnızca diplomatik bir kriz değil aynı zamanda Amerikan onuruna bir saldırı olarak algılandı.Sonraki günlerde gerek dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın temsilcileri, gerekse Tahran’da bulunan diğer ülkelerin diplomatları, rehineleri kurtarmak için girişimlerde bulundu fakat bu girişimler başarısız oldu.

İranlı yetkililerle yakın ilişkileri olan ABD eski Adalet Bakanı Ramsey Clark’ın liderliğindeki delegasyonun da İran’a girişi reddedildi.Devrim sonrası İran'da ciddi bir Amerikan karşıtlığı hakimdi.

Bu atmosferde hiç kimsenin rehineleri serbest bırakmaya istekli veya muktedir olmadığı kısa sürede anlaşıldı.

Hatta Humeyni’nin rehinelerin serbest bırakılması emrini vermemesi, dönemin İran Başbakanı Mehdi Bazergan’ın tepkisine yol açtı.

Bazergan hükümeti 6 Kasım 1979’da istifa etti.

Rehinelerden biri gözleri ve elleri bağlı götürülürken.

Fotoğraf: APPAZARLIKLAR AYLARCA SÜRDÜİran yönetimi, ABD'nin İran’ın içişlerine müdahale etmeyi bırakması, Pehlevi’nin yargılanmak üzere İran'a iade edilmesi ve Şah'ın elindeki malların “çalıntı” ilan edilmesi şartıyla rehinelerin serbest bırakılacağını açıkladı.Günler haftalar geçti...

Bu süreçte karşılıklı pazarlıklar yapıldı, BM’de İran aleyhinde kararlar çıktı ancak İran, rehineleri salıvermeyi kabul etmedi.

ABD bu süreçte, İran'a yönelik kapsamlı yaptırımları yürürlüğe koydu.

ABD yönetimi, diplomasi yoluyla krizden çıkma çabalarını sürdürürken, İran, halk desteğini de arkasına alarak, rehineleri serbest bırakmayı reddetti.

Rehine krizini konu alan Operasyon: Argo filminden bir sahne.

Fotoğraf: AlamyAlıntı MetniABD’DE YÖNETİM DEĞİŞTİKriz uzadıkça ABD’de kamuoyu baskısı arttı.

Jimmy Carter yönetimi, ülke içinde büyük eleştirilerle karşı karşıya kaldı ve rehinelerin serbest bırakılmaması, Amerikan halkı için büyük bir travma haline geldi.Krizin uzaması üzerine, ABD yönetimi askeri müdahale seçeneğini masaya koydu. 24 Nisan 1980'de Kartal Pençesi Operasyonu adı altında bir kurtarma operasyonu başlatıldı.Fakat operasyon başından itibaren sorunluydu.

Plana göre, ABD ordusuna bağlı özel bir komando birliği Tahran’a inerek elçilik binasını ele geçirecek ve rehineleri İran dışına tahliye edecekti ancak operasyon İran'daki Tebes Çölü'nde çıkan kum fırtınası ve ABD güçlerinin peş peşe karşı karşıya kaldığı teknik sorunlar nedeniyle başarısız oldu.

Başarısızlıkla sonuçlanan Kartal Pençesi Operasyonu'nun ardından.

Fotoğraf: APTahran'ın 300 kilometre güneyinde çöle inen Amerikan askerlerini taşıyan helikopter ile bir C-130 Hercules uçağı yakıt ikmali sırasında kum fırtınasının da etkisiyle infilak etti.

Görevlerini tamamlayamayan ABD kuvvetleri geri çekilmeye başladı.

Operasyonda sekiz Amerikan askeri hayatını kaybetti ve geride kalan naaşlar daha sonra İran televizyon kameraları önünde sergilendi.

Carter yönetimi, artık sadece rehinelerin değil, Amerikan askerlerinin naaşlarının da ülkeye dönüşünü sağlamak zorundaydı.ABD’nin ambargoları ve Şah’ın 27 Temmuz 1980’deki ölümü de krizin çözülmesine etki etmedi.Bu başarısızlık, ABD’de büyük bir hayal kırıklığına yol açtı.

Kriz, 1980'deki başkanlık seçimlerine kadar devam etti.

Rehine krizi ve başarısız kurtarma operasyonu, Carter yönetiminin ülke içindeki desteğini zayıflattı ve seçimlerde Ronald Reagan’ın zaferini kolaylaştırdı.Öte yandan Ağustos 1980'de İran’da da yeni hükümet kuruldu.

Aynı yıl 22 Eylül’de Irak, İran’ı işgal etti.

İran Başbakanı Muhammed Ali Recai, ekim ayında BM'yi ziyaret ettiğinde, bir gerçekle karşı karşıya kaldı.

Birçok dünya lideri Recai’ye, rehineleri bırakmadıkları sürece Irak karşısında destek beklememeleri gerektiğini söyledi.

Büyükelçiliğin işgalini destekleyen gösterilerde, protestocular Sam Amca kuklası yakarken.

Fotoğraf: APDiğer yandan, ABD’de Reagan’ın seçilmesinin ardından, 1980 yılının sonlarına doğru Cezayir’in arabuluculuğunda müzakereler başlatıldı.

Görüşmeler, ABD ve İran arasında bir anlaşma sağlanmasıyla neticelendi.Cezayir Anlaşması olarak bilinen bu mutabakata göre ABD, İran’ın yurt dışındaki bazı mal varlıklarını serbest bırakmayı kabul etti.

Rehineler, 20 Ocak 1981’de, Ronald Reagan’ın başkan olarak yemin etmesinden dakikalar sonra serbest bırakıldı ve 444 gün süren rehine krizi sona erdi.ABD İRAN’I ORTA DOĞU’DAKİ EN BÜYÜK TEHDİT OLARAK GÖRDÜRehine krizi, iki ülke arasındaki ilişkileri kalıcı olarak etkiledi ve ABD-İran ilişkilerinde tam bir kopuşa sebep oldu.

Olayın ardından ABD, İran’a geniş çaplı ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı ve diplomatik ilişkiler tamamen koptu.

Almanya'da Rhein-Main Hava Üssü'nde, Amerikan Hava Güçlerine ait bir uçak beklerken.

Rehineleri geri getiren uçaklardan biri olduğu düşünülüyor.

Fotoğraf: APABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar, petrol ve enerji sektörlerini, finansal kuruluşları ve birçok sektörü kapsayan ekonomik ambargoları içeriyordu.Bu kriz, yalnızca İran ile ABD arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda bölgedeki jeopolitik dengeleri de derinden etkiledi.

İran, bölgede ABD karşıtı bir politika izlerken ABD, İran’ı Orta Doğu’daki en büyük tehdit olarak tanımlamaya başladı.Kaynak: CNN International, Britannica, AA

İlgili Sitenin Haberleri