Haber Detayı

Osmanlı’nın keskin mirası! Bir infaz değil sanat eseri
Hayatın i̇çinden aydinlik.com.tr
14/01/2026 23:20 (2 saat önce)

Osmanlı’nın keskin mirası! Bir infaz değil sanat eseri

Osmanlı’dan günümüze miras kalan yatağan kılıcı, ters kavisli yapısı, kulaklı kabzası ve anlam yüklü süslemeleriyle askeri ve estetik bir simge olarak öne çıkıyor.

Kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, Osmanlı’dan günümüze ulaşan yatağan kılıcının yalnızca bir savaş aleti değil, aynı zamanda bir kimlik ve kültür göstergesi olduğunu ifade etti.

Kulaklı kabzası, ters kavisli gövdesi ve üzerindeki işlemelerle yatağanın askeri deha ile estetik anlayışın birleştiği özel bir tasarım olduğunu belirtti.

Polat’a göre bu kılıç, Yeniçeriler ve Akıncılar için hem savaş alanında hem günlük hayatta önemli bir yere sahipti.

OSMANLI’NIN KESKİN MİRASI Kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, Osmanlı’dan günümüze miras kalan, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan yatağan kılıcının, her yönüyle tasarım harikası olduğunu belirtti.

Osmanlı Devletinin askeri dehası denince akla gelen ilk sembollerden birinin, Akıncıların, Yeniçerilerin belinden ayırmadığı, zarafetiyle büyüleyen yatağan kılıcı olduğu ifade ediliyor.

Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda antika dükkanı işleten kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, duvarlarında sergilediği birbirinden değerli yatağan kılıçları hakkında önemli bilgiler verdi.

Polat, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan bu eşsiz mirasın sırlarını, etkileyici özelliklerini anlattı.Yatağanı dünyadaki diğer kılıçlardan ayıran en belirgin özellik, alışılmışın aksine içe doğru yönelen ters kavisli olması.

Murat Polat, bu tasarımın tesadüf olmadığını ifade ederek, "Geleneksel kılıçlar savurma odaklıyken, yatağanın ağırlık merkezi uç kısmına yakındır.

Bu, darbeye balta benzeri bir yıkıcılık katar.

Ters eğim, düşman silahını kenetleyip etkisiz hale getirmede benzersiz bir avantaj sağlar.

Yeniçerilerin günlük kıyafetleriyle dahi taşıyabildiği bu kılıç, hem bir savaş alanı silahı hem de bir öz savunma aracıdır" dedi.Yatağan’ın en ikonik parçası olan ’kulaklı’ kabza, genellikle kemik, fildişi veya boynuzdan yapılır.

Polat’a göre bu kulaklar, estetik bir tercihten çok daha fazlasını ifade ediyor.

Polat, "Sert bir vuruş yapıldığında kılıcın elden kayıp gitmesini engelleyen bu geniş başlıklar, savaşçının kılıcıyla adeta tek vücut olmasını sağlar.

Bu, Türklerin ergonomi sanatındaki dehasıdır.

Yatağan sadece bir demir parçası değildir; o, sahibinin inancını ve karakterini yansıtan bir tuvaldir.

Kılıçların üzerindeki işlemeler derin anlamlar taşır.

Üzerinde ’Fetih’ ve ’Nadi Ali’ duaları, savaşçının manevi gücünü pekiştirir.

Amel-i (Ustanın adı) ibaresiyle her kılıç, onu döven sanatçının mühürlü imzası haline gelir.

Gümüş kakmalar, mercan süslemeler ve bitkisel motifler, Yatağan’ı bir takı kadar zarif kılar" diye konuştu.Adını Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan kasabasından alan bu kılıç, Osmanlı ordusunun "kul" sistemindeki en sadık dostuydu.

Murat Polat, bu kılıcın tarihsel yolculuğunu şu sözlerle özetliyor: "Yatağan, Türk kılıç sanatının ulaştığı en rafine noktadır.

O, hem bir fırtına kadar sert hem de bir şiir kadar zariftir." Türk kılıç sanatının bu nadide parçası, bugün müze raflarında sadece bir antikayı değil, bir devletin disiplinini, estetiğini ve gücünü temsil etmeye devam ediyor.

İlgili Sitenin Haberleri