Haber Detayı

Gana’nın kelewele’si, bir plantain diliminden fazlası
Gastroda odatv.com
15/01/2026 11:31 (1 saat önce)

Gana’nın kelewele’si, bir plantain diliminden fazlası

Gana sokaklarında kızgın yağda karamelize olana kadar pişirilen kelewele, kuşaklar arası aktarımı, göç hafızasını ve evden uzağa taşınan mutfak bilgisini anlatır.

Sokak yemeği aceleyle yenir ama yavaş hatırlanır.

Ayakta, yürürken, konuşurken tüketilir; buna rağmen bellekte kalıcı bir yer edinir.

Çünkü sokak yemeği evle kamusal alan arasında durur.

Mutfakla şehir arasında bir geçiş noktasıdır.

Tariflere değil alışkanlıklara, ölçülere değil tekrar eden hareketlere yaslanır.

Bu yüzden çoğu zaman yazılı değildir ama kuşaktan kuşağa aktarılır.Gana’da kelewele tam olarak böyle bir yemektir.

Ne yalnızca bir atıştırmalık ne de özel günlere saklanan bir tat.

Gündelik hayatın içindeki kültürel yoğunluğu temsil eder.

Bir şehir temposunun, bir akşamüstünün, bir sohbetin parçasıdır.PlantainPlantain (pişirilerek yenilen muz) ise bu hikayenin merkezinde duran, ama tek bir kimliğe sıkışmayan bir malzemedir.

Dünyanın birçok yerinde karşımıza çıkar; kimi zaman haşlanır, kimi zaman kızarır, kimi zaman tatlıya, kimi zaman tuzluya dönüşür.

Gana sokaklarında ise plantain olgunluk derecesiyle konuşur.

Rengiyle karar verir.

Üzerindeki benekler yalnızca şekerlenmenin değil, beklemenin ve zamanın izidir.Kelewele için seçilen plantain ne çok yeşildir ne de tamamen kararmıştır.

Kabuğundaki sarı, kahverengi ve siyah lekeler, tam kararında bir dönüşümün işaretidir.

Bu yüzden kelewele sabırsız bir yemek değildir.

Olgunlaşmayı bekler.

Aceleye gelmez.Kelewele’nin tarifi yazılabilir, ölçüleri sıralanabilir, baharatları listelenebilir.

Ama asıl tarif yazılı değildir.

Hangi plantain’in kızaracağını, hangisinin dağılacağını, hangi baharatın ne zaman ekleneceğini çoğu zaman göz kararına bırakırlar.

Bu bilgi mutfak defterlerinde değil, annelerin ellerinde, sokak satıcılarının tavalarında, komşuların uyarılarında yaşar.

Kelewele bu yüzden evde yapılabilen ama sokakta öğrenilen bir yemektir.Diasporada büyüyen pek çok insan için sokak yemeği, öğrenilemeyen ama hep özlenen yemeklerin başında gelir.

Tarif bilinmez ama tat tanınır.

Yapılamaz ama ayırt edilir.

Gana kökenli yazar Abena Anim-Somuah’nın kendini “Ganalı kötü evlat” olarak tanımlaması da bu kopukluğun ifadesidir.

Bu, bir yetersizlik değil; göçle birlikte mutfağın geçirdiği dönüşümün sessiz halidir.

Yemek yapılmaz ama hatırlanır.Kelewele genellikle sokakta, gazete kağıdına sarılı halde yenir.

Yağlıdır, baharatlıdır, sıcaktır.

Yanında çoğu zaman yer fıstığı vardır.

Eli yakar ama bırakılmaz.

Bu deneyim masada değil, ritüelde değil, gündelik hayatın akışı içinde yaşanır.

Tam da bu yüzden kalıcıdır.

Sokak yemeği, mutfak tarihinin resmi olmayan arşividir.Kelewele’nin gücü biraz da buradan gelir.

Sokak yemeği sınıfsızdır, paylaşılabilirdir, taşınabilirdir.

Hafiftir ama yoğundur.

Gana mutfağında kelewele, bir tür kapı aralığı gibidir.

İlk temas, ilk merak, ilk lokma.

Bir ülkeyi tanımanın en kısa yolu bazen pasaporttan değil, kızgın yağdan geçer.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri