Haber Detayı

Büyükelçi Yılmaz: "Önceliğimiz Suriye'nin istikrarı ve güvenliğidir bu konuda her türlü desteği sürdüreceğiz"
Güncel haberler.com
15/01/2026 12:20 (4 saat önce)

Büyükelçi Yılmaz: "Önceliğimiz Suriye'nin istikrarı ve güvenliğidir bu konuda her türlü desteği sürdüreceğiz"

MEHMET BURAK KARACOĞLU/AHMET KARAAHMET - Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, "Halep'in teröre karşı zaferini kutluyoruz.

MEHMET BURAK KARACOĞLU/AHMET KARAAHMET - Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, "Halep'in teröre karşı zaferini kutluyoruz.

Önceliğimiz Suriye'nin istikrarı ve güvenliğidir.

Bunun için Suriyeli kardeşlerimize her türlü desteği vermeye devam edeceğiz." dedi.Büyükelçi Yılmaz, Halep'e yaptığı ziyarette Suriye gündemi ve Ankara ile Şam arasındaki ilişkiler konusunda AA'ya değerlendirmelerde bulundu.Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Şam'da yeni bir yönetimin iktidara geldiğini belirten Yılmaz, bu yeni yönetimle Suriye'de yeni düzen kurulduğunu ifade etti.Türkiye'nin Suriye'de kurulan bu yeni düzenin kapsayıcı, çoğulcu bir yapıya sahip olmasını ve ülkedi bütün unsurları kapsamını istediğine vurgu yapan Yılmaz, "Ancak bunun önündeki en önemli engel Suriye'nin bütünlüğünün sağlanması.

Bu noktada en önemli problem tabii ki PKK, YPG, SDG ya da muhtelif isimlerle anılan örgütün ülkenin üçte birini kontrol etmesi ve burada sadece toprağı değil aynı zamanda verimli alanları bir yandan ülkenin bütün petrol kaynaklarını bazı kapılarını, sınır kapılarını kontrol etmesiydi." dedi.Yılmaz, terör örgütü YPG/SDG'nin Suriye topraklarının üçte birini işgal etmesinin Suriye'ye ciddi maliyeti olduğunu belirterek, "En önemlisi de ülkenin en önemli petrol kaynaklarının, ülkenin yeniden kalkınması için gereken bu kaynakların örgütünün elinde kalmasıydı." diye konuştu."Örgüt bu anlaşmayı uygulama konusunda çok da adım atmadı"Şam yönetimiyle YPG/SDG arasında 10 Mart 2025'te varılan anlaşmaya işaret eden Yılmaz, bu anlaşmanın 2025 sonuna kadar uygulanması gerektiğini anımsattı.Terör örgütünün 10 Mart'taki anlaşmanın uygulanmasına yönelik gerekli adımları atmadığını dile getiren Yılmaz, "Bizim gördüğümüz maalesef örgüt bu anlaşmayı uygulama konusunda çok da adım atmadı.

Müzakereyi, sorunu çözmek için değil daha çok zaman kazanmak, güçlenmek ve güçlendiği zaman yeniden masaya oturup farklı şartlar ileri sürerek kendi lehinde farklı bir yöne gidecek bir stratejiyle el aldığını gördük." ifadelerini kullandı.Büyükelçi Yılmaz, Suriye ordusunun terör örgütünün saldırıları sonrası Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahallerine operasyon düzenlediğini belirterek, "Bu operasyon daha çok örgütün yaptığı saldırılara karşı yönetimin artık müzakereyle sorunun çözülemeyeceğini gördüğü için askeri tedbirlerle konuya el koyması şeklinde cereyan etti." değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin, Suriye ordusunun Halep'teki operasyonunu yakından takip ettiğini kaydeden Yılmaz, "Biz tabii bu süreci çok yakından izledik ve mümkün olduğu kadar da Suriye'nin normale dönmesi için, istikrara kavuşması için elimizden geleni yapmaya çalıştık.

Burada üzerimize ne düşerse bunu yerine getirmekten de çekinmedik." dedi."Önceliğimiz Suriye'nin istikrarı ve güvenliğidir"Yılmaz, operasyonun sonunda terör örgütü YPG/SDG'nin Halep'te işgal ettiği mahallelerden çekilmeyi kabul etmesiyle sonlandığını dile getirerek, şöyle devam etti: "Sivil kayıplarının az olması, özellikle Suriye yönetiminin bu konuda çok duyarlı davranması, silahını bırakanlara geçiş vermesi, bir şekilde bunlara çok müsamahalı davranması can kayıplarını engelledi.

Biz de bu can kayıplarının engellenmesinden ve sivillerin korunmasından oldukça memnunuz.

Sonucun tabii ki bu şekilde sonuçlanması herkes açısından önemli oldu.

Bu süreç içerisinde zaten bu bölgede adeta esir gibi yaşayan bölgenin sivil halkının büyük bir kısmı mahallelerin dışına çıkmıştı."Büyükelçi Yılmaz, "Halep'in teröre karşı zaferini kutluyoruz.

Önceliğimiz Suriye'nin istikrarı ve güvenliğidir.

Bunun için Suriyeli kardeşlerimize her türlü desteği vermeye devam edeceğiz." dedi.Başta Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Kızılay olmak üzere Türkiye'nin kurumlarının operasyon sırasında sivillere yardım sağladığını kaydeden Yılmaz, bu kurumların gerek barınma gerekse gıda gibi konularda yardımlarda bulunduğunu ifade etti.Yılmaz, operasyonun neticesinde Halep kent merkezindeki teröre son verildiği ve yerlerinden olan sivillerin de evlerine geri döndüğünü belirterek, şunları kaydetti: "Bu bizim açımızdan ayrıca sevindirici.

Çünkü bölgedeki Kürt nüfusun artık Suriye hükümetine güvenmeye başladığının bir işareti. ve özellikle buradaki savaşın yönetim tarzından dolayı devletle halk arasında önemli bir güven ilişkisinin yeniden tesis edilmeye başladığını görüyoruz.

O yüzden benzer bir güven ilişkisinin bu şekilde yürümesi bizim en fazla isteyeceğimiz konulardan bir tanesidir.

İnşallah diğer bölgelerde de bu şekilde barışçıl bir şekilde her ne kadar bazı can kayıpları olsa da bizim mümkün olduğu kadar bu barışın ve istikrarın tesis edilmesinin hızlı ve can kaybı olmadan gerçekleşmesini istiyoruz.

Ama bu güven ilişkisinin yeniden tesis edildiğini görmek bizim için umut verici bir gelişme oldu diyebilirim."Terör örgütü YPG/SDG'nin müzakere sürecine zaman kazanma olarak bakmasının Suriye halkı için çok talihsiz bir şey olduğunu söyleyen Yılmaz, bu durumun da bölgedeki çatışmaların uzamasına neden olduğunu belirtti.Büyükelçi Yılmaz, Halep'teki Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkan terör örgütü mensuplarının Deyr Hafir ve Meskene bölgelerine geçtiğini ve buralarda farklı bir cephe kurmaya çalıştıklarını ifade etti.Deyr Hafir ve Meskene'den Halep'teki sivil yerleşimlere yönelik çok sayıda kamikaze insansız hava aracı (İHA) saldırıları olduğunu dile getiren Yılmaz, "O yüzden bunlar tabii ki Halep'in istikrarı ve güvenliği açısından tehdit edici unsurlar.

O yüzden önümüzdeki dönemde biz örgütün Eşrefiyye ve Şeyh Maksud'dan ders almasını ve mümkün olduğu kadar buradaki faaliyetlerini bitirerek daha fazla can kaybına yol açmadan 10 Mart Anlaşması'nın kurallarına uyarak daha barışçıl bir geçiş sürecini inşa etmesini görmek istiyoruz.

Hep beraber seyredeceğiz, şahit olacağız." ifadelerini kullandı.Yılmaz, bölgede en kısa zamanda sükunetin hakim olmasını istediklerini kaydederek, "Şeyh Maksud ve Eşrefiyye gibi son derece tahkimatı yüksek bölgelerde birkaç gün dayanabilen örgütün oralarda (Deyr Hafir ve Meskene) hem demografik avantaja sahip olmamasından dolayı hem de bölgenin yapısından dolayı çok fazla direnemeyeceğini söylemek herhalde abartı olmaz." şeklinde konuştu."Eski rejimi unsurları terör örgütü saflarında savaşıyor"Devrik Esed rejimi ile YPG/SDG arasında ilan edilmemiş bir anlaşma olduğunu ve eski rejim unsularının bazılarının terör örgütü saflarına katıldığını ifade eden Yılmaz, "Tabii buradaki bir önemli nokta, 15 yıl boyunca bütün iç savaş boyunca biliyorsunuz Esad yönetimi ile örgüt arasında ilan edilmemiş bir anlaşma vardı.

Bu anlaşmanın şu andaki karşılığı bazı eski rejim unsurlarının yine PYD/YPG saflarında savaşmaya devam etmesi.

Bu bir yandan YPG/SDG'yi güçlendiriyormuş gibi görünse de, öte yandan savaşı kaybetmiş olan rejimle iş birliğini göstermesi açısından önemli bir belge niteliği, önemli bir delil niteliği taşıyor." diye konuştu.Yılmaz, Esed rejimi unsurlarının Suriye ordusu ile YPG/SDG arasındaki öne çıkabileceğini ancak bunların savaşın kaderini değiştirebilecek kadar etkili olacağına da çok fazla ihtimal vermediğini belirterek ülkede en az can kaybıyla mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde istikrara geri dönülmesini umut ettiklerini kaydetti."ABD, terör örgütüne verdiği silahların Şeyh Maksud ve Eşrefiyye'de kullanılmasına izin vermedi"Suriye ile ABD yönetimi arasındaki ilişkilere de değinen Yılmaz, şöyle devam etti: "Suriye yönetiminin tabi kendisinin Amerikalılarla çok yakın temasları var.

Biliyorsunuz bu müzakere süreçlerinde de Amerikalılar olumlu bir rol oynadılar. 10 Mart Anlaşması'nın kurallarına uyulması konusunda taraflara baskı yaptılar ve bu çerçevede de en son Amerika'nın yaptığı açıklamada kendilerine yani YPG, SDG güçlerine verdikleri silahların bu Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallerinde kullanılmasına izin vermediler.

Bunlar da zaten aslında Amerika'nın tavrını büyük oranda gösteriyor.

Onlar da bir an önce Suriye'nin bir savaş alanı olmaktan çıkıp herkes için kazançlı istikrarın, yatırımın, iş dünyasının yavaş yavaş kalkınma gündeminin hakim olmasını istediğini gösteren işaretler.

Zaten bizim izlenimlerimiz ve görüşmelerimiz de bu yönde."Büyükelçi Yılmaz, Suriye yönetiminin DEAŞ terör örgütüyle mücadele bir ortak haline geldiğine dikkati çekerek, "Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, özellikle Suriye Devleti'nin bu DAEŞ ile mücadele konusunda bir partner haline gelmesi, bir paydaş haline gelmesi ve koalisyonla doğrudan irtibata girmesi aslında örgütün de belli noktalardaki işlevini birazcık azaltmış oldu.

O yüzden de eğer mesele DEAŞ ile mücadele ise bu konuda zaten Suriye yönetimi elinden geleni yapıyor.

Önümüzdeki dönemde ben normalleşmeye hizmet edeceğini bu ilişkilerin ve mümkün olduğu kadar Suriye'nin hızla ayağa kalkacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu.ABD'nin, Sezar Yasası kapsamındakiler başta olmak üzere Şam'a yönelik birçok yaptırımı kaldırılmasının umut verici olduğunu söyleyen Yılmaz, bunun da Suriye'ye yönelik yatırımların daha önemli olduğunu gösteren işaretler olduğunu kaydetti.Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallerindeki operasyonun ardından terör örgütünün 10 Mart Anlaşması'nın uygulanmasına yönelik tavrında bir değişiklik olup olmayacağı şeklindeki soruyu da cevaplayan Yılmaz, şunları kaydetti: "Bunu tabii ki şimdiden söylemek zor.

Ancak şunu görmüş olmaları lazım.

Bir anlaşmayı imzaladığınız zaman o anlaşmanın gereklerini yerine getirmeniz lazım.

Tabii ki bu ciddiyetle alakalı da bir konu.

Ancak dediğim gibi örgüt taktiksel düşünen bir yapıya sahip.

O anlamda da sadece kendisini koruyacak bir aktörden başka bir aktöre doğru evrilme gibi bir strateji izliyor.

Yoksa sorunları çözme noktasında bir strateji izlemiyor.

Eğer sorunları çözmeye yönelirlerse muhtemelen bu işler müzakereyle çözülür.

Ama müzakereyi sadece sorunların devamı için kullanma iyi bir yöntem değil, doğru bir yöntem değil.""Örgütün bu tavrı Suriye'deki Kürtlere zarar veriyor"Büyükelçi Yılmaz, YPG/SDG'nin bir an önce 10 Mart anlaşmasının gereklerini yerine getirerek bir an önce Suriye halkı üzerinde ürettiği maliyetin son bulmasını umut ettiklerini dile getirdi.Terör örgütünün tavrının Suriye'de özellikle Kürtlere zarar verdiğini belirterek, "Örgütün bu tavrı Suriye'deki Kürtlere zarar veriyor.

O yüzden Kürtlere hedef haline getiriyor.

Oysa Kürtler bu ülkenin Türkiye'deki gibi asli unsurlarından biri.

Onların da herkes kadar bu ülkede Şam merkezli bir siyaset yapmaya hakları var.

Burada bulunmaya hakları var.

O yüzden örgüt eğer 10 Mart'a geri çekilirse, 10 Mart'ın gereklerini yerine getirirse ben Kürtlerin de çok daha rahat bir şekilde Suriye siyasetinde Şam'dan bütün Suriye'ye bakan sağlıklı bir siyasetin parçası olacağını düşünüyorum.

Hep beraber bu çoğulculuğun hakim olmasını sağlamaya çalışacağız." ifadelerini kullandı.Türkiye ile Suriye arasındaki ticari ilişkilerin potansiyeline de değinen Yılmaz, bu konuda birçok fırsat olduğunu belirtti.Türk iş dünyasının Suriye'ye yönelik ilgisinin üst düzeyde devam ettiğini dile getiren Yılmaz, "Önümüzdeki dönemlerde zaten özellikle kuzey bölgeleri başta olmak üzere Suriye'de hem ticaretin hem yatırımın hem finans alanındaki ilişkilerin gelişeceğini düşünüyoruz.

Bunun önünde birkaç tane engel vardı.

Bir tanesi terör engeli.

O yavaş yavaş yoluna girmeye başlıyor.

Bir diğeri mevzuatla ilgili konular.

Hem Türkiye tarafından hem Suriye tarafından kaynaklanan bazı mevzuat sorunlarıydı.

Onlar da kademeli olarak çözülüyor.

Bir diğer konu da yaptırımlar meselesiydi.

Yaptırımlar da zaten yakın bir dönemde kalktı.

O yüzden bunların hepsinin iki ülke arasındaki ticaretin artması için olumlu katkı sağlayacağını düşünüyoruz." şeklinde konuştu.Büyükelçi Yılmaz, iki ülke arasında tırların transit geçişi konusunda anlaşma yapıldığını bunun da Suriye ile Türkiye arasındaki ticaretin önünü açmasını beklediklerini kaydetti.Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin daha da gelişeceğini kaydeden Yılmaz, şunları söyledi: "Zaten tarih boyunca ulus devlet sınırlarını eğer bir nebze olsun soyut bir şekilde ele alırsak bu bölgenin ekonomisi hep beraber büyümüş, beraber yükselmiş ve beraber gelişmiştir.

O yüzden önümüzdeki dönemde de gerek Türk şehirleri olan Antep, Kilis gerek Suriye şehirleri olan İdlib, Halep başta olmak üzere çok yoğun bir ticaretin başlayacağını söyleyebiliriz.

Şu anda bile bazı yatırımlar başladı ancak hızı biraz yavaş ama daha yaptırımlar yeni kalktı.

Mevzuat sorunları yeni düzeliyor.

İşte sizin de gördüğünüz gibi Halep'teki terör sorunu da şimdi daha yeni kontrol altına alınıyor.

Bu zemin üzerinde ben bu ilişkilerin çok hızla gelişeceğini düşünüyorum."

İlgili Sitenin Haberleri