Haber Detayı

Güzellik uğruna sağlığınızdan olmayın... Kozmetik ürünler tehlike saçıyor
Yazarlar hurriyet.com.tr
16/01/2026 06:21 (4 saat önce)

Güzellik uğruna sağlığınızdan olmayın... Kozmetik ürünler tehlike saçıyor

Türkiye kozmetik sektörü, 2025’i saç, cilt bakımı ve kişisel hijyen kategorilerinde yıl boyunca devam eden güçlü talebin etkisiyle 1.7 milyar doların üzerinde bir ihracatla kapattı. Yani popüler kültürün dayattığı güzellik kalıplarına uymak için yine çok para harcadık. Ama şu da bir gerçek ki o kalıplara uyum sağlamak için her yıl binlerce kişi ya sağlığını ya da hayatını kaybediyor. Zira kozmetik ürünlerin özelikle de merdiven altı olanları ‘zehir’ saçıyor. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 2025’in son 3 ayında denetlediği 358 kozmetik üründen 326’sı uygunsuz çıktı. Peki ne yapmalı? İşte yanıtı.

SOSYAL MECRALARDA GÖRDÜĞÜNÜZ HER TANITIM VE ÖNERİYE KANMAYIN Bakanlığın denetimlerinde özellikle internette, sokakta vs. satılan ruhsatsız, “merdiven altı” ürünler hedef alınırken, uygunsuz bulunan ürünler arasında sadece makyaj ürünleri değil kolonya, nemlendirici, şampuan ve saç kremleri de vardı.

Bakanlık, uygunsuzluk tespit ettiği işletmelere toplam, 4 milyon 266 bin 643 TL idari para cezası keserken, denetimler de yoğun şekilde sürüyor.BAŞTA KANSER OLMAK ÜZERE CİDDİ SAĞLIK SORUNLARI YARATIYOR“Denetimlerin yoğun olması çok kıymetli.

Ancak bir yandan da aynı hızla sağlığa zararlı bu ‘sahte’ ürünler piyasaya sürülmeye devam ediliyor” diyor Dokuz Eylül Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Emel Erdal Çalıkoğlu.

Ekliyor: “Dolayısıyla tüketicinin bilinçli olması şart.

Zira bu ürünler, içerikleri açısından kanser başta çok ciddi sağlık riskleri doğurabilir.

Sağlık Bakanlığı onaylı, barkodlu Ürün Takip Sistemi’ne (ÜTS) kayıtlı ürünlerin ve içinde hangi maddeler olduğu, ne kadar konulduğu, raf ömürleri gibi her detayını biliyoruz. ‘Uygunsuz’ ürünlerin içinde ise ne olduğu bilinmiyor; kanserojen maddeler, çeşitli toksik kimyasallar ve türevleri olabilir.

Bu maddeler saç kaybından tutun da deride lekelenme ve yanıklara kadar her türlü sorun ve hastalığa yol açmaktadır.”MAKYAJ YAŞI 12-13’LERE DÜŞTÜPeki tüketici ne yapmalı?

Yanıtı şu: “Bir kere Instagram, TikTok gibi sosyal mecralarda gördüğünüz her tanıtıma inanmayın, her influencer her tanınmış simanın önerdiklerini yapmayın.

Ona iyi gelmiş olabilir ama size gelmeyebilir.

Bu açıdan özellikle ergenlik dönemindeki genç kızlar ciddi risk altında.

Bugün sosyal medyanın da etkisiyle, makyaj yaşı 12-13’lere kadar düştü, kaldı ki bu ürünlerin içeriğindeki kimyasal maddeler o yaş grubu için çok tehlikeli olabilir.”ÜTS VE BARKOD KAYITLARINA BAKIN“Üniversite olarak, biz de AR-GE çalışmaları yapmaktayız.

Bir ürün geliştirdiğimizde, o ürünün ÜTS kaydını alırız.

Bu, işini hakkıyla yapan tüm üreticiler için böyledir, yasal da bir zorunluluk zaten.

ÜTS kaydı olan her ürünün bir de barkodu vardır.

Tüketicinin ‘uyanık’ olması gereken yer işte burası.

Bir ürünü satın almadan önce muhakkak barkod kontrolü yapılmalı.

Sağlık Bakanlığı sayfasına girip, ürün üzerindeki barkodu yazarak, sistemde kayıtlı olup olmadığını araştırabilirler.

Böylelikle ‘sahte’ olup olmadığı, içeriğinde neler olduğu gibi bilgilere ulaşırlar.” MUCİZE ÜRÜN DİYE BİR ŞEY YOK “Mucizeler yaratığı iddia edilen ve piyasa fiyatının çok altında satılan ürünlere karşı da dikkatli olunmalı. ‘Ama arkadaşıma iyi geldi’, ‘komşum çok memnun’ gibi nedenlerle de ürün alınmaz.

Bu işin uzmanlarına, dermatologlara danışarak, cilt yapınıza uygun ürünler seçmelisiniz.

Ayrıca satın alınan her ürünün bir raf ömrü olduğu unutulmasın.

Bazen pahalı diye o ürün bir türlü çöpe gitmez.

Ancak bu ürünlerin 2 yıldan fazla kullanımı enfeksiyona neden olmakta.

Olabildiğince ‘kokusuz’ ve ‘renksiz’ ürünleri tercih etmekte de fayda var.

Çünkü ürüne renk ya da koku girmesi demek o ürüne kimyasal maddelerin de girmesi demektir.” KOZMETİK İŞLEMLER EHİL ELLERDE YAPILMALI Sadece kozmetik ürünler değil kozmetik işlemlerde de benzer sorunlar olduğuna değinen Çalıkoğlu, “Hiçbir yetkinliği olmadığı halde ehil olmayan eller ve yerlerde; ev, kuaför vs., işlemler yapılıyor ve buna maalesef ilgi var.

Oysa dermatolog tavsiyesi ve uygulamaları olası riskleri sıfıra en yakın şekilde azaltmaktadır” yorumu yapıyor.

SADECE ŞİKÂYETE TABİ OLANLAR DEĞİL TÜM ÜRÜNLER DENETLENMELİ Bazen, “onaylı” bir ürün aldığımızda da o ürünün kalitesinden şüphe duyabiliyoruz.

Ya da iyi bildiğimiz bir marka, Avrupa Birliği’nden “yasaklı madde olduğu gerekçesiyle” veto yiyor, piyasadan toplatılıyor.

Bir sorum da şu; “onaylı” her ürün risksiz midir?“Hayır” diyor Prof.

Dr.

Çalıkoğlu, “Bazen barkodlu ürünlerde de sıkıntılar olabiliyor.

Mesela, Avustralya’da güneş kremleri üzerinde yapılan çalışmada, içinde yüzde 50 koruyucu olduğu söylenen ürünlerin bazılarının koruyuculuğu ancak yüzde 4 çıktı.

Bunların içinde çok bilinen markalar da var.

Bu alan hızlı ama kontrolsüz de gelişen bir alan.

Bu sebeple sadece şikâyete tabi olan ürünler değil tüm ürünlerin denetlenmesi gerektiği inancındayım” yanıtını veriyor.Kanser geçmişi olan biri olarak ben de şunu ekleyeyim, Amerika’da üretilen kozmetik ürünler ya da bileşenlerinin FDA (Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi) onayı alması zorunlu değil.

Yani piyasaya girmeden bir güvenlik testi ya da denetlemeden geçmiyor.

Dolayısıyla sadece ‘sahte’ değil içeriğinde; Paraben, SLS (Sodyum Lauryl Sülfat), Dioksan kullanımın yoğun olduğu kozmetiklere karşı da temkinli olmakta fayda var.

İlgili Sitenin Haberleri