Haber Detayı
Kamu mühendisleri bakanlık önünden seslendi
Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu, memur maaşlarının yatırıldığı gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasında, mühendis, mimar ve teknik hizmet personelinin artan geçim sıkıntısına dikkat çekerek 'ayrıştırılmış ücret' ve refah payı talebini yineledi.
Kamu kurumlarında görev yapan mühendis, mimar, şehir plancısı ve teknik hizmetler sınıfı personelinin örgütlü olduğu Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu, memur maaşlarının yatırıldığı gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.
Konfederasyon üyeleri, “Ayrıştırılmış Ücret İçin Ses Ver” çağrısıyla bir araya gelerek mevcut maaş artışlarının alım gücünü korumaya yetmediğini vurguladı. 'AYRIŞTIRILMIŞ ÜCRET TALEBİMİZ, ONURLU YAŞAMA İSTEĞİDİR' Basın açıklamasında konuşan Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Emrah Atak, kamuda görev yapan mühendis, mimar, şehir plancısı ve teknik hizmet personelinin geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek, taleplerinin lüks ya da ayrıcalık olmadığını söyledi.
Atak, kamu kurumlarında yaklaşık 100 bin mühendis, mimar ve şehir plancısı, teknik hizmetler sınıfı ile birlikte ise yaklaşık 350 bin teknik emekçinin aynı sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bu ülkede teknik personel, yüksek sorumluluk taşıdığı hâlde ‘unutulan’ sınıf olmasın.
Mühendislik; sorumluluğu ağır, riski yüksek, imzası bağlayıcı bir meslektir.
Ayrıştırılmış ücret talebimiz şımarık bir talep değil, lüks bir beklenti değil, onurlu yaşama isteğidir.
Bir mühendis; çocuğuna harçlık verirken yüzü kızarmasın diye buradayız." 'KASADA TUTARI GÖRÜP SEPETTEN ÜRÜN BIRAKIYORUZ' Sadece enflasyon farkı değil; eğitim, imza sorumluluğu ve teknik risklerin karşılığı olan bir ücret düzenlemesi istediklerini vurgulayan Atak, mühendislerin yaşadığı ekonomik tabloyu şu sözlerle anlattı: “Bir mühendis, akşam işten çıkıp markete giriyor.
Alışveriş listesini eşiyle birlikte hazırlamış.
Kasaya geliyor… Toplam tutarı görüyor… Ve sessizce, kimse fark etmesin diye bir ürünü sepette bırakıyor.
Çünkü o ay zorunlu masrafları arasında bir tercih yapmak zorunda.
Bizim yaşadığımız tam olarak budur.
Bir mühendis çocuğuna harçlık verirken yüzü kızarmasın diye, bir mimar emekliliği düşündüğünde korkmasın diye, bir teknik personel imza atarken aklının bir köşesinde fatura hesabı olmasın diye buradayız. 'BİZ SADECE BUGÜNÜ DEĞİL, YARINI DA SAVUNUYORUZ' “Bizim itirazımız sadece bir orana değildir.
Bizim itirazımız, emeğin sürekli küçülmesine, teknik personelin geçim kaygısıyla yalnız bırakılmasına, ‘idare edin’ yaklaşımına karşıdır.
Zam oranları, geçim şartları karşısında yetersizdir.
Refah payı talebimiz güçlüdür ve bu konuda geri adım atmayacağız.
Çünkü biz sadece bugünü değil, yarını da savunuyoruz.” Atak’ın ardından söz alan Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu Yerel Sendikası Genel Başkan Yardımcısı ve Jeoloji Mühendisi Zeynep Taner, 19 yıldır kamuda görev yaptığını belirterek mühendislerin görünmeyen bir emek gücü olduğunu söyledi.
Taner, aldığı maaşla yaşamını planlayamadığını vurgulayarak şunları dile getirdi: “Biz aslında Türkiye'nin dev gücüyüz, görünmeyen gücüyüz.
Sahalarda ve masalarda planlıyoruz, üretiyoruz.
Fakat aldığımız maaşlarla hayatımızı planlayamıyoruz.
Bir mühendis masada ve sahada üretip planlarken evini ve çocuğunun geleceğini planlayamıyor.
Güçlü mühendis, güçlü Türkiye noktasında destek istiyoruz.“Markete gittiğimde onlar sepeti doldururken ben onlar görmeden sepeti temizliyorum.
Bu çok acı bir şey.
Çocuklar birbirlerinden gördüğü için çok şey istiyor ama AVM’lere götürmekten imtina ediyorum.
Onun isteklerini karşılayamıyorum.
Üniversite yıllarında da koşturduk, şimdi de koşturuyoruz ama hâlâ geçim sıkıntısıyla yaşamaya devam ediyoruz." 'BU BİR ZAM DEĞİL, ENFLASYON DÜZENLEMESİ' Basın açıklamasında son olarak Kamu Mühendisleri Enerji Sendikası’ndan Kemal Pektaş konuştu.
Mühendislerin ulaşım, enerji, sanayi ve güvenlik başta olmak üzere ülkenin her alanında emeği olduğunu vurgulayan Pektaş, ücret artışlarının gerçekte bir zam olmadığını söyledi.
Pektaş, şunları kaydetti: “Kamudaki toplu görüşmelerde yapılan artış bir zam değildir, bir enflasyon düzenlemesidir.
Bize her seferinde ‘Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz’ deniyor ama her seferinde enflasyona eziliyoruz.
Çünkü enflasyonun üstünde hiçbir şey almıyoruz.
Yıldan yıla bizim gelirimiz kayboluyor.
Güçlü bir ülke hayali kuruyorsak, bunu var eden insanları güçlendirmek zorundayız.”