Haber Detayı

İran düşerse Türkiye boğulur
Serdar aliçavuşoğlu aydinlik.com.tr
16/01/2026 00:00 (1 saat önce)

İran düşerse Türkiye boğulur

İran düşerse Türkiye boğulur

Bugün İran’da yaşananlar, bir iç çatışma değil; dünya emperyalizminin yeni cephesidir.

Tahran, Şiraz, Tebriz sokaklarında bazı gruplar ekonomik kaygılarla haklı eylemlerini sürdürürken, aynı anda gökyüzünde Elon Musk’ın Starlink uyduları İran semalarında beliriyor.

Bu uydular, iletişim özgürlüğü vaat etse de aslında ABD’nin rejimi devirmek için bölgeye gönderdiği aparattır. “Kadın, Özgürlük” sloganı altında yürüyenlerin arasında, ABD ve İsrail’in finanse ettiği eşkıyaların bulunması, İran devletini temkinli olmaya sevk etmiştir.

Bazı protestolar meşru taleplerle başlasa da zamanla kamu binalarına molotof atılması, polis karakollarının yakılması, sınır bölgelerinde silahlı çatışmalar yaşanması bir emperyalist oyuna dönüşmesine neden olmuştur.

İran Devleti de bu ayrımı başarılı bir şekilde yapmaktadır.

Meşru yürüyüşleri izliyor, talepleri dinliyor; ama silahla gelenlere göz açtırmıyor.

Bugün İran halkının kulağına fısıldanan “özgürlük” lakırtılarının, yarın bir sömürü ve bölünme aracı olarak geri döneceği halk tarafından görünmektedir.

DİJİTAL AKBABALAR VE MUSK’IN İMPARATORLUĞU Hatırlarsak Elon Musk, Twitter’da bir kullanıcıya cevap verirken itirafta bulunmuştu: “Kime istiyorsak darbe yaparız.” Bu söz, sadece Bolivya için geçerli değildi.

Musk’ın SpaceX’i dünyanın her yerinde “bağlantı özgürlüğü” bahanesiyle dijital müdahale altyapısı kurarken, Tesla’sı için lityum ve NTE hazırlığı yapmaktadır.

Starlink, Ukrayna’da olduğu gibi, şimdi İran üzerinde de dolaşmaktadır.

Resmi olarak “protestoculara ses olma hakkı” veriliyor; gerçekteyse devletin iletişim altyapısını çökertmek, güvenlik sistemlerini felç etme amacını hedeflemektedir.

Ancak bu kez işe yaramadı; çünkü İran, yalnız değildi.

Rusya’dan elektronik harp sistemleri, Çin’den de teknik destek alan İran, dünyada ilk kez Starlink sinyallerini geniş çapta kesintiye uğratmayı başarmıştır.

Musk’ın “dijital akbabaları”, Asya destekli bir direniş karşısında yere çakılmıştır.

Bu başarı, sadece teknik değil; stratejik bir zaferdir.

Çünkü Emperyalizmin en güçlü silahlarından biri olan dijital hegemonya, Asya mevziisindeki dayanışmayla kırılmıştır.

LİTYUM DARBESİ VE İRAN’IN STRATEJİK ZENGİNLİĞİ Elon Musk’ın Bolivya darbesini açıkça savunması, kaynak sömürgeciliğinin maskesini düşürmüştür.

ABD, Evo Morales’i görevinden düşürerek dünyanın en büyük lityum rezervlerine erişim sağlamıştı.

Aynı senaryo, Venezuela için de kendini göstermiştir.

Şimdi sıra İran’da.

İran, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olan ülkelerden biri olsa da son yıllarda Sistan-Belucistan bölgesinde keşfedilen yaklaşık 8,5 milyon ton lityum içeren kil yatağı ile ABD’nin ağzını sulandırmıştır.

Ayrıca Batı Asya’nın en zengin nadir toprak elementleri (NTE) yataklarından birine ev sahipliği yaptığı tahmin edilmektedir.

Bu kaynaklar, elektrikli araçlar, füze rehberlik sistemleri, radar teknolojileri için hayati önem taşımaktadır.

İşte bu yüzden İran’a yönelik baskı artmaktadır.

ABD, İsrail ve bazı Arap ülkeleri, “nükleer program” bahanesiyle saldırı planlarken, NBC News’un haberine göre, İsrail şimdilik saldırıya karşı durmaktadır.

Neden?

Çünkü biliyorlar ki: Erken saldırı, İran halkını hükümet etrafında birleştirecektir.

Bu nedenle İsrail, yol ve sokakları körükleyip, ekonomiyi çökertip, siber saldırılarla altını oyarak saldırıyı planlamaktadır.

ASYA MEVZİSİ: TEK BAŞINA KALMANIN BEDELİ YOK İran, Asya mevziisinde yer aldığı için direnebiliyor.

Rusya ve Çin, sadece silah değil; elektronik harp, uydu teknolojisi, ödeme sistemleri, enerji altyapısı desteğiyle İran’ın ayakta kalmasını sağlamaktadır.

Bu dayanışma, sizce rastlantı mı?

Hayır, Çin ve Rusya da aynı tehditle karşı karşıyadır ABD, Grönland’ı “satın almak” istiyor (lityum, NTE ve buzullar erikten sonra deniz yolları için), NATO, Baltık ülkelerinde Rusya’yı kuşatıyor, ABD, Tayvan üzerinden Çin’e baskı kuruyor.

Dolayısıyla Asya ekseni, hayatta kalma ittifakıdır.

Ve bu ittifak, İran’ın Starlink’i engellemesi ile kendini göstermiştir.

Düşünün: Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi, ABD desteğinde doğalgaz araması yapıyor.

Karadeniz’de NATO, İHA sistemleri ile Türkiye-Rusya arasında çatışma çıkarmaya çalışıyor.

Suriye ve Irak’ta ABD destekli terör grupları, Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit ediyor.

Ve şimdi İran da çökerse, Türkiye dört bir yandan emperyalist bir kuşatma içinde kalacaktır.

Bu durumda ne olur?

Ya boyun eğeriz ya da ikinci bir İstiklâl Savaşı veririz.

Ancak savaşmadan da savaşı önlemek mümkündür: Emperyalizme karşı birleşmek.

İran, Asya mevziisinde yer alarak Starlink’i engelledi.

Türkiye de aynı rotaya yönelirse, kendi savunma altyapısını, kendi uydu sistemini, kendi ödeme ağlarını inşa edebilir.

Rusya’dan S-500 ve Su-57 projeleri, Çin’den NTE saflaştırma projeleri, İran’dan enerji güvenliği ve daha niceleri.

Hepsi mümkün.

Ama bunun için Atlantik’in batmakta olan gemisine bağlı kalmamak gerekir.

Danimarka’nın NATO üyesi olmasına rağmen ABD’nin Grönland konusundaki tutumu düşündürücüdür.

ABD, müttefikinin toprak bütünlüğünü bile ihlal etmeye hazırsa, Türkiye’nin sırası ne zaman diye sormamız gerekir.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in dediği gibi: “Pax Americana sona erdi.”

İlgili Sitenin Haberleri