Haber Detayı
17 Ocak 2026 Dama çözümleri
Türk Daması Federasyonu Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Türk Daması Derneği Eski Başkanı Ahmet Murat Çelik'in hazırladığı Dama Köşesi her cumartesi Aydınlık Gazetesi'nde, yanıtlar Aydinlik.com.tr'de...
OYUN OLGUSUNUN KÖKENLERİ VE EVRİMİ Oyun, insanlık tarihinin en eski ve en evrensel davranış biçimlerinden biridir.
Bireyin çevresiyle kurduğu ilişkinin, hayatta kalma stratejilerinin ve toplumsal düzenin inşasında merkezi bir rol oynayan çok katmanlı bir olgu olarak değerlendirilmelidir.
Antropolojik ve evrimsel perspektiften bakıldığında oyun, insanın gerçek hayatta karşılaşacağı durumlara hazırlanma ihtiyacının doğal bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır.
Bu bağlamda oyun, biyolojik olduğu kadar kültürel bir adaptasyon mekanizmasıdır.
Avcı-toplayıcı toplumlara uzanan tarihsel süreç incelendiğinde, oyunların çoğunlukla fiziksel ve zihinsel hayatta kalma becerilerini geliştirmeye yönelik olduğu görülmektedir.
Kovalamaca, saklambaç, güreş benzeri oyunlar; avlanma, kaçma, pusu kurma, dikkat ve refleks geliştirme gibi yaşamsal faaliyetlerin güvenli bir simülasyonu işlevini görmüştür.
Bu tür oyunlar sayesinde bireyler hem bedensel dayanıklılıklarını hem de çevresel farkındalıklarını artırmış, aynı zamanda grup içi iletişim ve iş birliği becerilerini pekiştirmiştir.
Oyun, bu erken dönemlerde, bireysel eğlenceden ziyade kolektif hayatta kalmanın bir aracı olarak işlev görmüştür.
Toplulukların yerleşik hayata geçmesi ve nüfusun artmasıyla birlikte sosyal yapılar daha karmaşık hale gelmiş; bu durum, topluluklar arası rekabeti ve çatışmayı kaçınılmaz kılmıştır.
Kaynakların paylaşımı, sınırların korunması, güç dengelerinin belirlenmesi gibi unsurlar, stratejik düşünmenin önemini artırmıştır.
Bu noktada oyunlar da biçim değiştirerek yalnızca fiziksel değil, bilişsel ve stratejik becerileri geliştirmeye yönelik bir evrim geçirmiştir.
Böylece günümüzde “zeka ve strateji oyunları” olarak adlandırdığımız oyunların temelleri atılmıştır.
Dama, Satranç, Go, Mancala, Shogi gibi oyunlar, soyut düşünceyi teşvik eden zihinsel egzersizler o dönemde ortaya çıkmış ve içerisinde oldukları toplumların kültürel kodlarını, değer sistemlerini ve dünya algılarını yansıtan sembolik yapılar olmuşlardır.
Örneğin satranç, feodal toplumların hiyerarşik yapısını ve askeri strateji anlayışını temsil ederken; Go, Doğu düşüncesinde yer alan denge, alan hakimiyeti ve uzun vadeli planlama kavramlarını yansıtır.
Dama ise Kadim Türk ve Kürt toplumları gibi eşit yapılarda gayretle ilerlemenin temsili gibi olmuştur.
Bu oyunlar, yalnızca kazanma odaklı değil, sabır, öngörü, fedakârlık ve stratejik esneklik gibi bilişsel erdemleri de teşvik eder.
Zeka ve strateji oyunlarının bir diğer önemli işlevi, bireyleri doğrudan çatışmaya girmeden rekabet edebilir hale getirmesidir.
Bu yönüyle oyun, toplumsal gerilimi regüle eden bir mekanizma olarak da değerlendirilebilir.
Gerçek savaşların yıkıcı sonuçları yerine, sembolik bir mücadele alanı sunarak bireylerin ve toplulukların güçlerini sınamasına olanak tanır.
Bu durum, oyunların yalnızca bireysel gelişim değil, toplumsal istikrar açısından da işlevsel olduğunu göstermektedir.
Oyun, insanlık tarihinin her aşamasında hayatta kalma, öğrenme, sosyalleşme ve kültürel aktarımın vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Zeka ve strateji oyunları ise bu uzun evrimsel sürecin en rafine ürünlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
İçinde doğdukları toplumların ihtiyaçları, değerleri ve düşünme biçimleri doğrultusunda şekillenen bu oyunlar, günümüzde hâlâ insan zihnini geliştiren, kültürel belleği taşıyan ve bireyi geleceğin belirsizliklerine hazırlayan güçlü araçlar olmayı sürdürmektedir.
Bu haftanın soruları Kurgu Fabrikası Hasan Atilla'dan gelecek.
Birinci Çözüm c34 - e45 - h4f - e34 - h34 - e2d - e45 - f4g - g4e8 - e87 İkinci Çözüm a34 - g34 - f23 - d3e - h45 - h57 - c3g7 - c45 - h78 Üçüncü Çözüm h34 - e34 - f2e - f4e - f3e - b4c - c46 - b2a - d34 - a4b b48