Haber Detayı

Mollalar hicret eylese...
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
17/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Mollalar hicret eylese...

Ah keşke bunu yapabilseler.

Ah keşke bunu yapabilseler.

O zaman İran’ın sorunlarının önemli bir kısmı çözülür.

Tarihte iki kez hicret eylediler.

Kaçar hanedanlarından Muzafferüddin Şah döneminde halka yönelik baskılar ve ağır vergileri protesto etmek için mollalar iki kez büyük yürüyüşe kalkıştı.

Birincisine “küçük hicret” , ikincisine de “büyük hicret” adı verilen bu yürüyüşlerde mollalar, öğrencileri ve taklitçileriyle beraber Rey ve Kum kentine yürümüşlerdi.

Ancak özellikle bezergân denen esnaf, mollaların geri getirilmesi için eylemler yapınca toplumdaki rollerini pekiştirerek döndüler.

Hicret eden mollaları kitlesel eylemler yaparak geri getiren esnaf şimdi molla rejiminin yıkılması için eylemler yapmakta.

Mollalar keşke şimdi de “Madem halk ve esnaf bizim yönetimimizden memnun değil, o zaman medreselerimize dönelim” deyip bir büyük hicret daha eylese ve yetkilerini halka hesap verebilen seçilmişlere bıraksa sorun da kendiliğinden çözülmüş olur.

Açlıkla imtihan edilen kitleleri, “dış düşman” ve “Sahip Zaman Mehdi gelinceye kadar ülkeyi vekâleten biz yöneteceğiz” argümanı ile daha fazla avutmak mümkün değil.

Seçimlere katılma oranı en düşük ülkelerden biri İran.

Cumhurbaşkanlığına ve milletvekilliğine aday olanlar bulundukları vaatleri yerine getiremeyeceğini aslında biliyor.

Çünkü yetkileri yok.

Seçmen de bunun farkında.

Hangi motivasyonla seçime gidecekler ki? 1979’dan beri uygulanan ekonomik ambargoya rağmen İran’ın ekonomisi aslında halkın refah içinde yaşamasına fazlasıyla yeter.

Ancak gerek Şii doktrinini yaymak amacıyla diğer ülkelerdeki vekil güçlere aktarılan milyar dolarlar gerekse ülke ekonomisinin yüzde 40’ının denetim dışı olan vakıflarda toplanması halkın bu zenginliklerden faydalanmasının önündeki en büyük engeller.

İsrail’in dış ülkelerdeki vekil güçlere yapılan saldırıları sonucunda harcamalar eskisi gibi olmayacak.

Ancak sayısı 100’ü bulan vakıflara aktarılan kaynaklar en büyük sorun.

Her biri adeta bir holding hüviyetinde olan, devasa şirketleri bünyesinde barındıran bu vakıflar resmi rakamlara göre 45-50 milyar dolarlık bir hacme sahip.

Bu vakıfların yöneticilerini de ulema atıyor.

Kuşkusuz bu vakıflar molla rejimi ile başlamadı.

Geçmişi 1900’lerin başına kadar gidiyor.

Ancak o tarihte vakıfların tek geliri esnaftan toplanan ve “humus” adı verilen zekâtlardan oluşuyordu.

Humeyni rejimi ile birlikte hem sayıları arttı hem de gelirleri bütçeye aktarılması gereken paylarla milyar dolarları buldu.

Rafsancani ve Ahmedinejad vakıflar konusunda reform yapmak istedi ama kendileri oyun dışı kaldı.

EN BÜYÜK HOLDİNG DEVRİM MUHAFIZLARI Ekonominin dışındaki büyük bir kambur da ülkenin paralel bir yönetim biçimine sahip olması.

İkili istihbarat ve ikili ordu sisteminin olması sadece güvenliğin koordinasyonu açısından değil, ekonomik açıdan da büyük bir kambur.

Özellikle devrim muhafızları kamulaştırılan şirketler, tekel konumundaki sektörlerin ihaleleri, sağlıktan otomotive, limanlardan demiryollarına kadar pek çok sektörde faaliyet gösteren şirketleri yönetiyor.

İran bütçesinin üçte birini devrim muhafızları yönetiyor.

Bütçe dışı bu kaynaklar sözüm ona hayır hasanat amacıyla kurulsa da gerçekte halka ulaştığı söylenemez.

Vakıf gelirlerinin bütçeye aktarılması, ikili kur rejimine son verilmesi ve yurtdışında hatırı sayılır serveti bulunan diasporanın yatırımlarını ülkelerine getirmelerinin sağlanması halinde ambargo bile sorun olmaz.

Bunların gerçekleşmesi için tek koşul, mollaların yetkilerini seçilmişlere bırakması ve güven.

O da şimdilik olası görünmüyor.

İlgili Sitenin Haberleri