Haber Detayı

MSG'den yapay zekâ açıklaması
Kültür - sanat odatv.com
17/01/2026 13:19 (3 saat önce)

MSG'den yapay zekâ açıklaması

MSG Başkanı Ferhat Göçer, yapay zekânın müzik sektöründeki etkisini irdeleyen “Dijital Aldatmaca mı Yoksa Müziğin Geleceği mi?” başlıklı manifesto yayımladı.

Sanatçı ve eser sahiplerinin telif hakları için mücadele eden ve yakın zamanda yapay zekânın müzik endüstrisi üzerindeki etkilerini ele almak üzere bir “Yapay Zeka Komisyonu” kuran Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG)’nin Başkanı Ferhat Göçer, üretken yapay zeka teknolojilerinin müzik endüstrisinde yarattığı dönüşüme ilişkin açıklama yayımladı.Göçer, “Yapay Zeka’nın Gölgesinde Müzik ve Yaratıcı Emek: Dijital Aldatmaca mı Yoksa Müziğin Geleceği mi?” başlıklı yazısında, dijital müzik platformlarında hızla artan yapay zekâ içeriklerinin, sanat emeği, telif hakları ve adil rekabet açısından ciddi bir yapısal krize yol açtığını vurgulayarak sektörün acil ve şeffaf düzenlemelere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.Göçer’in yazısında dikkat çeken başlıca kesitler şöyle:Dijital Kolaylık, Yapısal AdaletsizlikÜretken yapay zekâ ve müzik teknolojilerindeki hızlı gelişim, dijital müzik platformlarında içerik üretimini hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı.

Ancak bu kolaylık, beraberinde çok ciddi yapısal sorunları da getirdi.

Bugün Spotify başta olmak üzere pek çok dijital platformda; kalitesi tartışmalı, sanatsal bir emeğe dayanmayan ve çoğu zaman yalnızca algoritmaları hedefleyen içeriklerin sayısında astronomik bir artış yaşanıyor.Bu tablo, müziğin üretim ve dolaşım dengesini ciddi biçimde bozuyor.

Bir yanda yıllarını eğitime, sahneye ve üretime adamış sanatçılar; diğer yanda dakikalar içinde, düşük maliyetle ve çoğu zaman herhangi bir sanatsal niyet taşımadan üretilmiş yapay zekâ içerikleri aynı alanı paylaşıyor.

Sonuç olarak görünürlükten gelir paylaşımına kadar pek çok noktada derin bir adaletsizlik ortaya çıkıyor.Dinleyici Ayırt Edemiyor: Sorun Kulakta Değil, SistemdeDeezer & Ipsos tarafından 8 ülkede, 9.000 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçları son derece çarpıcı.

Araştırmaya göre dinleyicilerin %97’si, %100 yapay zekâ ile üretilmiş müzik ile insan yapımı müziği ayırt edemiyor.Bu veri, meselenin dinleyicinin “kulak eğitimi” ya da “dinleme becerisi” olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Asıl sorun, piyasanın nasıl düzenlendiği ve bu alanda hangi etik kuralların geçerli olduğu.

Dinleyicinin ayırt edememesi onu suçlu ya da yetersiz kılmaz; aksine müzik endüstrisinin ve dijital platformların sorumluluğunu artırır.Şeffaflık Bir Tercih Değil, Tüketici HakkıdırDinleyici ne dinlediğini bilmiyorsa, bilinçli bir tercih yapma hakkı da elinden alınmış demektir.

Bu durum, dinleyicinin kendini kandırılmış hissetmesine yol açar.

Bu noktada şeffaflık bir seçenek değil, temel bir tüketici hakkıdır.Aynı araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç ise dinleyicilerin %52’sinin, dinlediği müziğin yapay zekâ ürünü mü yoksa insan emeğiyle mi üretildiğini bilmek istediğini açıkça ifade etmesidir.

Bu, son derece net bir toplumsal talebi işaret ediyor: Dinleyici kandırılmak değil, bilgilendirilmek istiyor.Zorunlu Etiketleme ŞartBu nedenle %100 yapay zekâ ile üretilmiş müziklerin açık ve zorunlu biçimde etiketlenmesi gerekmektedir.

Aksi halde yapay zekâ üretimi içerikler, insan emeğiyle üretilmiş eserlerle aynı algoritmik alanı paylaşmaya devam edecek; aynı listelerde, aynı öneri sistemlerinde ve aynı telif gelir havuzlarında yer alacaktır.Bu durum ne adildir ne de sürdürülebilirdir.Yapay Zekâ Taklit Eder, Duygu ÜretemezYapay zekâ, müziğin matematiğini son derece hızlı çözebilir; armoniyi, ritmi ve biçimi saniyeler içinde ortaya koyabilir.

Kulağa “duygulu” gelen bir müzik üretmesi mümkündür.

Ancak burada temel bir ayrım yapılmalıdır: Yapay zekâ duyguyu üretemez, yalnızca taklit edebilir.Müzik, seslerin matematiksel diziliminden ibaret değildir.

İnsanın yaşadıklarıyla, acılarıyla, sevinçleriyle ve umutlarıyla kurduğu bağın dışavurumudur.

Bu nedenle yapay zekâ, müzik üretiminde güçlü bir araç olabilir; bestecilere ilham verebilir, teknik süreçleri kolaylaştırabilir.

Ancak müziğin özünü, yani insan ruhunun sesle kurduğu benzersiz ilişkiyi ikame edemez.

Sanat, nihayetinde insanın hikâyesidir.Telif Havuzları Seyreliyor, Emeğin Karşılığı EriyorBugün yaşanan bu dönüşümün en ağır bedelini, emeğiyle üreten gerçek sanatçılar ödüyor.

Telif gelirleri sınırlı bir havuzdan dağıtılıyor.

Bu havuzun, gerçek üretimle ilgisi olmayan ve manipülatif yöntemlerle çoğaltılan içeriklerle yapay biçimde şişirilmesi, kaçınılmaz olarak gelirlerin seyrelmesine yol açıyor.Gelirler yanlış adreslere kayıyor, haksız kazançlar oluşuyor ve gerçek hak sahipleri doğrudan gelir kaybına uğruyor.

Bu yalnızca bireysel sanatçıların değil, müzik ekosisteminin tamamının karşı karşıya olduğu yapısal bir krizdir.

Genç müzisyenlerin sektöre tutunma umudu zayıflarken, nitelikli ve emek yoğun üretim geri plana itiliyor.Dinleyici de Ayrım İstiyorAraştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli veri, dinleyicilerin %69’unun %100 yapay zekâ ile üretilmiş müzikler için yapılan ödemelerin, insan yapımı müzikten daha düşük olması gerektiğini savunmasıdır.

Bu da hem dinleyicinin hem de sektörün net bir ayrım beklentisi içinde olduğunu göstermektedir.Sorun Teknoloji Değil, KuralsızlıkYapay zekânın bazı alanlarda tercih edilir hâle gelmesi kaçınılmazdır.

Bunun, özellikle üretken eser sahipleri açısından gelir kayıplarına yol açtığı inkâr edilemez.

Ancak yapay zekâ tamamen durdurulabilecek bir teknoloji değildir.

Asıl mesele, bu dönüşümün kuralsız, denetimsiz ve şeffaflıktan uzak biçimde ilerlemesidir.Konu yalnızca “ekmeğimizle oynanıyor mu?” sorusundan ibaret değildir.

Asıl soru; emeğin hangi koşullarda korunacağı, hangi şeffaflık düzeyinin sağlanacağı ve adil rekabetin nasıl tesis edileceğidir.

Doğru regülasyonlarla kayıpların kontrol altına alınması mümkündür.Ses Hakkı İhlali SuçturBir müzisyenin sesi, yalnızca teknik bir unsur değil; onun kimliği ve yıllar içinde inşa ettiği sanatsal varlığının kendisidir.

Bu sesin izinsiz biçimde kopyalanması ve yapay zekâ ile çoğaltılması, masum bir teknolojik gelişme olarak görülemez.

Bu açıkça bir hak ihlali, dijital hırsızlık ve suçtur.Sanatçının rızası olmadan sesinin kullanılması hem etik hem de hukuki açıdan kabul edilemez; sanatçının iradesini ve emeğini yok sayan son derece tehlikeli bir yaklaşımdır.Platformlara Açık ÇağrıDijital müzik platformlarının, yapay zekâ ile üretilen içeriklere ilişkin şeffaf ve bağlayıcı politikalar geliştirmesi zorunludur.

Bugün bu platformlar yalnızca teknoloji şirketleri değil; müziğin üretim, dolaşım ve gelir paylaşım biçimini belirleyen, doğrudan kültürü etkileyen aktörlerdir.Aksi halde ortaya çıkan tablo, adil rekabetten uzak, emeği görünmez kılan ve kendi üreticilerini tüketen bir yapıya dönüşecektir.

İnsan emeğini ve dinleyicinin doğru bilgilenme hakkını esas alan politikalar hayata geçirilmediği sürece, bu kriz derinleşerek devam edecektir.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri