Haber Detayı

Gezegen sandığımız kütleler aslında birer kara delik mi?
Güncel chip.com.tr
17/01/2026 14:19 (1 saat önce)

Gezegen sandığımız kütleler aslında birer kara delik mi?

Gezegen avcılarının radarına takılan ancak bir türlü görüntülenemeyen bazı gök cisimleri bilim dünyasını ikiye böldü. Yıldızlarını kütleçekimleriyle sarsmalarına rağmen hiçbir zaman ışığı kapatmayan bu şüpheli adaylar, aslında evrenin ilk saniyelerinde oluşan ilkel kara delikler olabilir mi?

Gökbilimciler yıllardır uzak yıldızların yörüngesinde dönen binlerce cisim keşfetti ve bunların büyük bir kısmını “gezegen” olarak sınıflandırdı.

Eğer bir nesne, yörüngesinde olduğu yıldızı kütlesiyle sarsıyor ve üzerinde kütleçekimsel bir baskı kuruyorsa, onun bir gezegen olduğu varsayılıyor.

Ancak evrenin derinliklerinden gelen yeni bir iddia, bu “ötegezegenlerin” bazılarının aslında çok daha gizemli ve egzotik varlıklar olabileceğini öne sürüyor.

Yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, keşfettiğimiz bazı dünyalar aslında gezegen değil, Büyük Patlama’dan kalma “ilkel kara delikler” olabilir.Bu kara delikler, bildiğimiz devasa yıldız ölümlerinden doğan türlerden oldukça farklı.

Evrenin henüz bir enerji çorbası olduğu ilk saniyelerde, yüksek basınçlı bölgelerin çökmesiyle oluştukları tahmin ediliyor.

Bu “minyatür” kara delikler, bir Jüpiter veya Dünya kütlesine sahip olmalarına rağmen sadece bir greyfurt büyüklüğünde kalabiliyor.

İşte asıl sorun da burada başlıyor: Mevcut keşif yöntemlerimiz, bir nesnenin kütlesini ölçmekte çok başarılı olsa da onun gerçek fiziksel boyutunu belirlemekte aynı hassasiyeti her zaman gösteremiyor.Gölgelerin arasındaki gizli adaylarGezegen avcıları genellikle “radyal hız” yöntemini kullanıyor.

Bu yöntem, bir yıldızın çevresindeki nesnenin kütleçekimi nedeniyle sergilediği hafif yalpalamayı izlemeye dayanıyor.

Eğer yıldız güçlü bir şekilde yalpalamaya başlarsa, yörüngedeki nesnenin ağır olduğu anlaşılıyor.

Fakat mesele şu ki, Neptün kütlesindeki bir gezegen ile Neptün kütlesindeki bir kara delik, yıldız üzerinde tamamen aynı sarsıntıya yol açıyor.

Araştırmacılar, yıldızını bu şekilde sallayan ancak hiçbir zaman yıldızın önünden geçerek ışığını kapatmayan, yani transit geçiş yapmayan bazı şüpheli nesnelere dikkat çekiyor.

Kepler-21 Ac ve Wolf 1061 d gibi adaylar, yıldızlarını hissedilir şekilde etkiliyor ama teleskoplarımıza hiçbir zaman görünmüyor.Bu görünmezlik hali, nesnenin sadece alışılmadık bir yörünge eğimine sahip olmasından kaynaklanabileceği gibi, teleskopların göremeyeceği kadar küçük bir kara delik olmasından da kaynaklanabilir.

Araştırma ekibi, bu antik göçebelerin gerçek kimliğini belirlemek için “mikro-mercekleme” denilen, kütleçekimin ışığı bükme etkisine odaklanılması gerektiğini savunuyor.

Çoğu şüpheli muhtemelen sıradan gezegenler çıkacak olsa da, aralarından birinin bile kara delik olduğunun kanıtlanması evren anlayışımızı temelinden sarsacak bir gelişme haline gelir.Önümüzdeki yıllarda göreve başlayacak olan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu gibi gelişmiş araçlar, bu gizemi aydınlatmada kritik rol oynayacak.

Hatta belki de bu kara deliklerden birinin, Hawking radyasyonu yayarak yavaş yavaş buharlaştığına ve yok olurken yaydığı son enerji patlamasına tanıklık edebiliriz.

Eğer bu gerçekleşirse, evrenin aslında sandığımızdan çok daha fazla antik ve minik kara delikle dolu olduğunu öğrenmiş olacağız.

İlgili Sitenin Haberleri