Haber Detayı

Suç dilinin atladığı karanlık gerçek
Gözde sula odatv.com
17/01/2026 15:30 (3 saat önce)

Suç dilinin atladığı karanlık gerçek

Operasyonlar peş peşe geliyor: 8 Ekim’den bu yana ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında onlarca isim gözaltına alındı. Bazıları tutuklandı, bazıları ceza aldı, bazıları ise uyuşturucu kullanmadıkları kanıtlandığı için serbest bırakıldı. Ancak kullanılan dil bununla sınırlı kaldı.

‘...ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındılar’Bu ifadelere çok sık rastlar olduk: 8 Ekim 2025 günü yapılan ilk operasyonun ardından peş peşe gelen diğer dalgalar, tutuklamalar, ortaya saçılan ifadeler derken ne kadar ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun önemi gözden kaçmaya başladı gibi… Listelerde yer alan isimlerin özel hayatlarının cımbızlandığı haber ve yorumlar, içine düşülen bataklığın vahametini perdeler oldu…Magazin malzemesine dönüştürülen bağımlılıklar, dünyanın en ölümcül bataklıklarından biri…Türkiye’de uyuşturucuyla mücadele neredeyse bütünüyle operasyon diline dökülmüş durumda… Sabah saatlerinde yapılan baskınlar, gözaltı listeleri, “pozitif çıktı–negatif çıktı” test sonuçları, kimi zaman tutuklama, kimi zaman adli kontrol…Tabloyu tamamlayan parçalar genellikle gölgede kalıyor: Bağımlılık, tedavi, yeniden kullanım, suça karışma, toplumsal maliyet ve ölüm.Gölgede kalan acı gerçekler topluma zaman zaman sanat yoluyla hatırlatılıyor…İZLEYİCİYİ BOĞAN BİR OYUN: MEKANLAR, İNSANLAR, NESNELERYazar Duncan MacMillan’ın aynı adlı eserinden Türkçe’ye uyarlanan ‘Mekanlar, insanlar, nesneler’i izlemek ziyadesiyle zor bir deneyim… Oyun, madde kullanımı kontrolden çıktıktan sonra rehabilitasyona giren oyuncu Nina’ya odaklanıyor (Emma, Sarah).

Rolü, deyim yerindeyse huzursuz edici bir performansla Merve Dizdar canlandırıyor.

Genç kadının yolculuğundaki her bir ıstıraplı anı öylesine ham, öylesine gerçek ve bedenselleştirilmiş bir yoğunlukla canlandırıyor ki, izlemek neredeyse uygunsuz bir deneyime dönüşüyor.

Işık ve ses efekleriyle o kadar gerçekçi ki zaman zaman nefes almayı dahi unutuyorsunuz.Oyunu bu denli etkili kılan biraz da bu rahatsızlık hissi: Oyunun yazarı MacMillan, bağımlının yalan söyleme eğilimiyle oyuncunun kendisi dışındaki kimliklere duyduğu açlığı ustalıkla birbirine yansıtıyor.

Oyunun adı People, Places & Things (İnsanlar, Mekânlar ve Şeyler), bağımlıların gerçek dünyaya geri döndüklerinde göz önünde bulundurmaları ve kaçınmaları gereken isimlere gönderme yapıyor: Kullanmaya iten insanlar, kullanımla ilişkilendirilen mekanlar ve kullanımı mümkün kılan nesneler.Oyun, rahatsız edici bir soruyu dayatıyor: Eğer bağımlılık bencilse, hayatta kalmak için her türlü hikayeyi anlatıyorsa, ona bir seyirci sunarak insanı yıkmasına biz de ortak oluyor muyuz?Bu sorular yetmezmiş gibi, dumanlı atmosfer, Nina’nın halüsinasyonları bir korku filmi gibi akıyor.

Kabus gibi yaklaşan ses efektleri ve hipnotik etki yaratan ışık tasarımı bu etkiyi katlıyor.Bu etkiyi veren birkaç film var:ROMANDAN BEYAZ PERDEYE: BİR RÜYA İÇİN AĞIT (2000)Yazar Hubert Selby Jr’ın 1978 yılında yayımlanan romanından filme uyarlanan ‘Requiem for a Dream’ vizyona girdiği 2000 yılından bu yana etkisini hiç yitirmedi.

Selby’nin sayfalarındaki kesik kesik, tekrar eden ve boğucu dil, filmde kurgu, ses ve görüntü ile karşılık buluyor, seyircinin nefesini daraltıyor.

Yönetmen Daren Aronofsky, romanın iç monologlarını beden üzerinden işliyor: Açlık, yoksunluk, her geçen gün derinleşen karanlık bataklık… Parçalanma, filmde tekrar eden sekanslarla görsel bir bir saldırıya dönüşüyor, umutsuzluk iliklerinize işliyor.

İlk kez izleyenleri ziyadesiyle sarsan bir yapım olduğunu belirtmekte fayda var.Filmin konusuna gelirsek, farklı yaş ve sınıflardan dört karakterin bağımlılık üzerinden aynı yıkıma sürüklenmesini izliyoruz.

Brooklyn’de yaşayan Sara Goldfarb, televizyona çıkma hayaliyle zayıflamak isterken doktorunun verdiği diyet haplarına bağımlı hale gelir.

Oğlu Harry, kız arkadaşı Marion ve arkadaşı Tyrone ise eroin bağımlısıdır; zamanla madde ticaretine yönelirler.

Zamanla bedenleri, ilişkileri ve zihinleri çözülmeye başlar.

Finalde hiçbir karakter kurtulmadığı bir son var.TRAINSPOTTING (1996)Bir diğer roman uyarlaması, Irvine Welsh’in Trainspotting’i: 1993 yılında yayımlandıktan 3 sene sonra çekilen filmin yönetmeni Danny Boyle.

Hikaye, 1990’ların Edinburgh’unda yaşayan bir grup genç eroin bağımlısının hayatı etrafında şekillenir.Mark Renton, Sick Boy, Spud ve Begbie, işsizlik, sınıfsal sıkışmışlık ve gelecek duygusunun yokluğu içinde ve bağımlıldır.

Film, Renton’ın eroini bırakma ve normal bir hayat kurma girişimleriyle, tekrar tekrar maddeye dönüşü arasında gidip gelen bir döngüyü anlatır.

Bağımlılığın bireysel bir zaaf olduğu kadar, çevre, arkadaşlık, ekonomik koşullar ve erkeklik kültürüyle iç içe geçmiş bir yaşam biçimi olarak sunulduğu film tüm gerçekleri en acımasız haliyle gösteriyor.

İnsanın zihninden silmesinin zor olduğu sahneler arasında, bir bebeğin ölümü de var.CANDY (2006)Candy: A Novel of Love and Addiction, Avustralyalı şair ve yazar Luke Davies tarafından yazıldı ve 1997 yılında yayımlandı.

Roman, isimsiz bir anlatıcı ile Candy adlı sevgilisinin eroin bağımlılığı etrafında şekillenen ilişkisini anlatır; aşk, bağımlılık, yoksulluk ve bedenin çöküşü üzerinden ilerleyen bir hikaye...

Davies, metni kendi bağımlılık deneyimlerinden besleyerek yazmış; roman, bağımlılığı romantize etmeden, ahlaki vaazlara da başvurmadan, yavaş bir çözülme süreci olarak ele alır.Roman, Candy adıyla 2006 yılında sinemaya uyarlandı.

Filmin yönetmenliğini Neil Armfield, senaristliğini ise romanın yazarı Luke Davies üstlendi.

Başrollerde Heath Ledger (Dan) ve Abbie Cornish (Candy) yer aldı; Geoffrey Rush ise Casper karakterini canlandırdı.

Film, romandaki anlatıyı sadakatle takip ediyor, iki gencin bağımlılık üzerinden kurdukları ilişkinin evlilik, düşük, fuhuş, tedavi ve nihai ayrılıkla sonuçlanan yıkıcı seyrini merkeze aldyorı.

Roman da film de bağımlılığın hayatı adım adım daraltan bir süreç olarak anlatmasıyla öne çıkıyor.Gözde SulaOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri