Haber Detayı
Lucia Di Lammermoor ve Gencer
1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından yerli mallar önem kazanmış, bu nedenle Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuş, 1930-1932 yılları arasında Ankara’da Türk Ocağı ve Evkaf Apartmanı’nda yerli ürünlerden oluşan sergiler açılmıştır.
1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından yerli mallar önem kazanmış, bu nedenle Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuş, 1930-1932 yılları arasında Ankara’da Türk Ocağı ve Evkaf Apartmanı’nda yerli ürünlerden oluşan sergiler açılmıştır.
Kalıcı bir sergi evi binasının gündeme gelmesiyle de Mimar Şevki Balmumcu’nun tasarladığı Ankara Sergi Evi binası 30 Ekim 1934 günü Başbakan İsmet İnönü tarafından açılışı yapılarak hizmete girmiştir. 1946 senesinin Ekim ayında Sergi Evi’nin bir opera binasına dönüştürülmesi kararı alınmış, bunun için Mimar Paul Bonatz görevlendirilmiştir.
Tadilattan geçirilen binaya “Büyük Tiyatro - Opera Sahnesi” adı verilerek 2 Nisan 1948 günü saat 20.30’da Adnan Saygun’un “Kerem” operası ile perdelerini açmıştır. *Sergi Evi 1930’ların sonu. *Atatürk Sergi Evi’nde 10 Kasım 1934 1940’lı yıllarda gazetelerde sanat yazıları yazan Lütfi Ay Radyo Dergisi’nde yeni açılan bu opera binasının dolmayacağını iddia etmiştir.
Yazısında “…Nüfusu 300 bini aşmayan başkentimizde her akşam muntazam temsiller verecek olan Devlet Opera ve Tiyatrosunun ilk merak ve heves geçince, her akşam 650 kişiden fazla bir seyirci kütlesiyle karşılaşacağı şimdilik şüphelidir” cümlesiyle olumsuz düşüncesini dile getirmiştir.
Ankara, günümüzde 6 milyonluk bir kent… O zamanlar “650 kişilik salon dolar mı?” diye endişe eden Lütfi Bey şimdi bilet bulmak için gün ağarmadan kuyruğa giren Ankaralıları görseydi kim bilir ne düşünürdü.
Geçen akşam biz de bu salondaydık.
Lucia Di Lammermoor operası için en arkadan yer bulabilmiştik.
Bu operayı özel kılan Donizetti kardeşler ve Leyla Gencer’dir.
Bilindiği üzere Walter Scott’un “Lammermoor’un Gelini” adlı kitabından uyarlanan, librettosunu Salvadore Cammarano’nun kaleme aldığı, Gaetano Donizetti’nin bestelediği bu üç perdelik eser ilk kez 26 Eylül 1835 günü Napoli'de izleyiciyle buluşmuştur.
Biz de ise ilk kez 1953 senesinde yine Ankara Büyük Tiyatro’da sahnelenmiştir.
Gaetano ve Giuseppe Donizetti DONİZETTİLER Eserin sahibi Gaetano Donizetti “Aşk İksiri”, “Don Pasquale” gibi yetmişten fazla opera yazan meşhur bir isimdir.
Ağabeyi Giuseppe Donizetti nam-ı diğer “Donizetti Paşa” ise Osmanlı sarayında görev almış önemli bir müzik insanıdır.
Donizetti Paşa, 17 Eylül 1828 günü Muzikâ-i Hümayun’un başına geçerken II.
Mahmut için “Mahmudiye”, Sultan Abdülmecit içinse “Mecidiye” marşlarını yazmıştır.
Mecidiye Marşı, 22 sene boyunca Osmanlı devletinin marşı olarak çalınmıştır.
Günümüzde Donizetti kardeşler konusunda en kapsamlı araştırmayı Emre Aracı yapmış, kitap yazmış, mektuplarını yayınlamıştır.
Gaetano, bu mektuplarda ağabeyi Donizetti Paşa’yı “Fratello Turco” (Türk Ağabeyim) diye tanımlamış, ağabeyinin İtalya’dan İstanbul’a yerleşme kararını eleştirmiş, bunun bir “aptallık” olduğunu ifade etmiş ve “Anlaşılan 8000 Frank onun gözünü kör etmiş” diye yazmıştır.
Donizetti Paşa ise mektuplarına yansıdığı üzere İstanbul’daki hayatından son derece memnun bir şekilde yaşamış, 1856 senesinde son nefesini İstanbul’da vermiş ve yine İstanbul’a gömülmüştür. *Eski Sergi Evi, sonradan “Opera Sahnesi – Büyük Tiyatro” binası.
CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA Cumhuriyet ile birlikte birçok yabancı müzik insanı Türkiye’ye gelmiştir.
Alman Paul Hindemith Ankara Konservatuvarı’nı kurmuş, başka bir Alman Carl Ebert tiyatro bölümünün başına geçmiştir.
Ayrıca Maria Callas’ı yetiştiren İspanyol Elvira de Hidalgo da Ankara Konservatuvarında dersler vermiş, ünlü Macar besteci Béla Bartók Türk ezgilerini Anadolu’yu gezerek kayda almıştır.
Ünlü Alman orkestra şefi Ernst Praetorius Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nı yönetmiş, 1946 senesinde çok sevdiği Ankara’da vefat etmiştir.
Aynı şekilde Alman Eduard Zuckmayer 1938 senesinde Gazi Eğitim Enstitüsü’nde müzik bölümünü kurmuş ve 1972 senesinde Ankara’da vefat etmiştir.
Bu iki isim de Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir, tıpkı Donizetti Paşa’nın İstanbul’da aynı kaderi paylaşması gibi… GENCER’İN İTALYAN OPERASINA KATKISI İtalyanlar Cumhuriyetin ilanından sonra da Türk müziğine katkı sağlamıştır.
İtalyan Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte Leyla Gencer’i yetiştirmiştir.
Başka bir İtalyan Carlo Galeffi de Ankara’daki Konservatuvarda görev yapan isimlerden olmuştur.
Ayrıca 17 Temmuz 1951 günü imzalanan kültür anlaşmasıyla İtalyan büyükelçi Luca Pietromarchi’nin önerisi ile Leyla Gencer İtalya’ya gitmiş, 26 Ocak 1957 günü La Scala’da ilk kez sahne almıştır.
Onun yıldızının parladığı an ise geçen akşam Büyük Tiyatro binasında izlediğimiz Gaetano Donizetti’nin Lucia Di Lammermoor operasıdır. 1957 senesinde Maria Callas’ın sahneye çıkmayacağını bildirmesi üzerine San Francisco Operası’nda Leyla Gencer sahne almış ve “Lucia”ya hayat vermiştir.
O tarihten sonra da dünya çapında bir üne kavuşmuş, 25 yıl boyunca Milano’daki opera mabedi La Scala’nın primadonnası olmuştur.
Bu yüzden Gencer için Lucia Di Lammermoor operası büyük önem taşımaktadır. *Leyla Gencer Donizetti Paşa Osmanlı döneminde Türk müziğine katkı sağlamışsa Leyla Gencer de İtalyan operasına gerek sesiyle gerekse unutulan eserleri gün ışığına çıkarıp sahneye koymasıyla büyük katkı sağlamıştır.
Hatta Gaetano Donizetti’nin bazı eserlerini, örneğin Belisario operasını arşivlerden çıkararak Gencer sahnelemiştir.
İtalyanlar büyük saygı duyduğu Leyla Gencer’e “La Diva Turca” (Türk Divası) ve “Il Fiore di Bosforo” (Boğaz'ın Çiçeği) ifadelerini yakıştırmıştır.
Ankara’daki Opera sahnesinde bir Lucia di Lammermoor operası bizi geçmişe bir yolcuğa çıkarıyor.
Donizetti kardeşlerden Leyla Gencer’e uzanan bir opera hikayesi… 1940’larda opera yazıları yazan Lütfi Ay günümüzü görse ne derdi bilemeyiz ama Ankara’da opera sahnesinde yer bulmak neredeyse imkânsız, hele ki Donizetti’nin eserlerinde... *Lucia Di Lammermoor Opera Sahnesi Ankara, 2025. (Kaynak: Ankara DOB)