Haber Detayı

Breisach katedrali
Pazar yazıları cumhuriyet.com.tr
18/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Breisach katedrali

Adam uzun mu uzun...

Adam uzun mu uzun.

İpince.

Karalar giyinmiş.

Yanındaki ufak tefek kadın da.

Mihrabın loşluğunda durmuşlar, aralarında fısıldaşıyorlar.

Adam eğilmiş, kamburu çıkmış, kadına bir şeyler söylüyor.

Camları rengârenk pencerelerden giren güneş ışığı arkalarından vuruyor.

Sonra ağır ağır yürüyorlar, kocaman sütunlar arasında geziniyorlar.

Arada sırada susuyorlar, başlarını kaldırıp tepelerindeki kubbeye, pencerelere bakıyorlar.

İlginç bir çift.

Katedralde başka insanlar da var.

Sütunlar arasında süzülür gibi gezinen, köşelerde sessizce dua eden.

Rahatlatıcı bir huzur her yerde. 16. yüzyılın bu dev yapısında değişik dönemler seçiliyor.

Romantik ve gotik yapı stili ağırlıklı.

Büyük mihraptan kubbeye yükselen tahta oyma işçiliği 500 yıllık.

Tanrı, Meryem Ana, İsa bir arada.

Sütunları birbirine bağlayan taş işçiliği de eşsiz.

Yukarılarda çalgı çalan melekler, fresklerde kıyamet günü, alevler, lanetlenmişler.

Breisach Katedrali insanın olağanüstü yaratıcılığının kanıtı, göreni etkisi altında bırakan eşsiz bir eser.

Aynı anda bir grup genç katedralin büyük kapısından içeri giriyor.

Yüksek sesle Fransızca konuşuyorlar, gülüşüp duruyorlar.

Kim bilir nelerden söz ediyorlar?

Huzur verici o sessizlik bir anda bozuluyor.

Önden yürüyen kadın rehber bir şeyler anlatıyor.

Pek azı onu dinliyor.

Aceleci adımlarla bir köşeden bir köşeye gidiyorlar.

Fotoğraf çekiliyorlar.

Kafalarında şu anda kim bilir neler var?

DİNE GERÇEKTEN İNANANLAR Karalar içindeki çift az sonra dışarıda, büyük kapının yanında durmuş, katedralin taşlarını okşuyor.

Adam yanımıza gelip şöyle bir selam verdikten sonra soruyor: “Acaba Freiburg’a en çabuk nasıl gidebiliriz?” Tren istasyonuna uzanan yolu tarif ediyorum.

Sonra birlikte yürürken anlatıyor.

Annesiyle babasının doğduğu topraklara bu ilk gelişiydi. “Onlar Breisach’ı 1937’de çok ani terk etmişler” diye konuşuyor.

Sesinde hüzün seziliyor. “Önce sınırın ötesindeki Colmar’a, oradan da İngiltere’ye kapağı atmışlar.” Naziler 1938’de sinagogu yakmış, ardından da 700 yıldır bu kentte yaşayan tüm Yahudileri güney Fransa’daki Gurs toplama kampına tıkmışlar.

Adamla kız kardeşi İngiltere’de dünyaya gelmiş.

Bakışları katedralin çifte kulelerinde: “Bu dev yapıyı gerçekten dine inanan insanlar yaratmış, ideologlar değil!” diye mırıldanıyor ve veda edip yokuş aşağı yürüyor, vücudu hafif öne eğik, yanında kız kardeşi.

Biz durup doğayı içimize sindiriyoruz.

Ötelerde tarlalar, daha ötelerde ormanlar, sisler ardında dağlar...

Güneydoğudaki Feldberg Tepesi’ne (1500 m) çoktan kış gelmiş.

Ren’in suları pırıl pırıl.

Karşı kıyı Fransa, bu kıyı Almanya.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Fransız bombalarıyla tümüne yakını yıkılmış olan Breisach’ın şirin evleri savaşın ardından on yıl gibi kısa bir sürede yenilenmiş.

Başımızı çevirip arkamıza bakıyoruz.

Dev St.

Stephan Katedrali; dört bin yıllık Breisach’ın tepesinde, toprak rengi ve beyaz evlerin üzerine çökmüş, her şeye yukarıdan bakıyor.

Yamaçlardan Ren’e inen bağlardaki üzüm kütükleri bembeyaz.

Donmuşlar.

Bahçelerdeki elma ağaçları da.

İlgili Sitenin Haberleri