Haber Detayı

ABD emperyalizmine NATO değil, Grönland lazım
Halil özsaraç aydinlik.com.tr
18/01/2026 13:31 (1 saat önce)

ABD emperyalizmine NATO değil, Grönland lazım

Araştırmalar, 2060 sonrası yaz aylarında Arktik Okyanusu’nda buzkırana ihtiyaç duyulmadan seyir yapılabileceğini göstermektedir.

Araştırmalar, 2060 sonrası yaz aylarında Arktik Okyanusu’nda buzkırana ihtiyaç duyulmadan seyir yapılabileceğini göstermektedir.

Kaynakları belirginleşmeye ve ticaret yoluna dönüşmeye başlayan Arktik Okyanusu, sakin geçen önceki yüzyılların aksine, savaş dâhil güç mücadelelerinin de kademeli şekilde belirgin olduğu bir coğrafyaya dönüşmüştür.

Tüm dünya ticaretinin %90’ı Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında gerçekleştiğinden; mevcut ticaret yollarını, bu kıtaların kuzeyinden bypas etmeye çalışan daha kısa ve daha ekonomik bir ulaştırma hattının doğumunu kontrol etmekte zorlanan ABD emperyalizmi, Arktik’teki jeopolitik oyunu sertleştirmektedir.

Arktik’in 21. yüzyılın 2. yarısından itibaren Batı Avrupa ve Doğu Asya’ya ekonomik sıçrama potansiyeli kazandıracak olması, ABD emperyalizminin Asya ile olduğu kadar Batı Avrupa ile de rekabetçi bir Arktik politikasını gütmesine yol açmıştır.

ARKTİK MÜCADELENİN EN KİLİT COĞRAFYALARINDAN BİRİDİR Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyindeki topraklarda yaşayan 4 milyon nüfusun içinde 57.000’inin yaşadığı Grönland (yerel adıyla Kalaallit Nunaat) Arktik mücadelenin en kilit coğrafyalarından biridir.

Trump’ın 2019, 2025 ve 2026’da tekrarladığı Grönland’ın egemenliğini satın alma projesi, günümüz uluslararası hukukunun hiç de hoş karşılamadığı ve sömürge çağında kaldığı düşünülen “satın alarak veya devir yöntemi ile yeni egemenlikler tesis etme” işleminin hortlatılmış hâlidir.

Özetle, Trump öncesinde bile uluslararası hukuk ve normları ihlal etmekten çekinmeyen ABD’nin Grönland’ı eyaleti yapma niyetini, 5,5 milyon dolar fiyat biçtiği 1867’den beri devam etmekte; arada sırada satın alma teklifini yinelemektedir. 1867’de Alaska’yı sattıktan sonra bile Rus topraklarının %45’i Arktik Dairesi’nin içinde kalırken; bir Arktik toprağı olan Alaska, ABD topraklarının yalnızca %15’ini oluşturmaktadır.

Anlayacağınız, Batı Avrupa ve Doğu Asya ekonomilerine sıçrama yaptıracak Arktik rotalarını kontrol inisiyatifi büyük ölçüde Rusya’da, onun da arkasından Kanada’dadır.

ALASKA VE GRÖNLAND BİRER GİRİŞ-ÇIKIŞ KAPISIDIR Rus/Çin donanmalarının ve nükleer denizaltılarının, Atlantik-Arktik geçişleri, Grönland-İzlanda veya İzlanda-İngiltere geçitlerinden; Pasifik-Arktik geçişleri ise Bering Boğazı’ndan yapılabilir.

Olası savaş senaryolarında, bu geçitlerin kanlı deniz savaşlarına sahne olacağı düşünülmektedir.

Bu nedenle, Alaska ve Grönland, Arktik’in birer giriş-çıkış kapısı niteliğindedirler.

Grönland’ın kuzeybatısında bulunan ve 1951’den beri faal olan Pituffik Uzay Üssü (eski adı Thule Hava Üssü), ABD’nin en kritik kıtalararası balistik füze (ICBM) erken uyarı ve izleme tesisidir; daha özet bir ifadeyle, ABD’nin füze savunma mimarisinin kilit noktasıdır.

Ayrıca, uygun coğrafi konumu nedeniyle küresel uydu kontrol ve uzay gözetleme ağının önemli bir parçasıdır. 1968’de Kuzey Amerika’nın en büyük petrol yatağının Prudhoe Körfezi’nde, yani Alaska’nın Arktik’e bakan deniz sahasında keşfedilmesinden sonra Alaska, ekonomik değer kazanmıştır.

Yine de, ABD için bölgedeki zengin petrol yataklarından ziyade, ABD’nin en stratejik silahlarının kullanıma hazır şekilde konuşlandırıldığı Alaska, ABD’ye en fazla caydırıcılık sağlayan coğrafyadır. 2004’TE İMZALANAN IGALİKU ANTLAŞMASI 2004’te imzalanan Igaliku Antlaşması ile Danimarka, ABD’nin Grönland’da yeni üsler açma konusuna ilave olarak kültürel, ekonomik, teknik, araştırma, teknoloji, enerji, çevre sorunları, eğitim, kalkınma, turizm, hava trafiği planlama ve ticaret konularında işbirliği yapmak üzere Özerk Grönland’a ABD ile doğrudan koordinasyon yetkisi verdi.

Özetle, 2004’te Danimarka, ABD-Grönland ilişkililerinde, âdeta aradan çıkmışçasına bir tutum izledi.

Bu da, Grönland’a egemen olma niyetindeki ABD’nin, Danimarka engelini kolay aşacağı fikrine kapılmasına yol açtı.

ABD’nin Grönland’a daha fazla kök saldığı 2004’ten itibaren Çin, ekonomik çıkarlarının coğrafi genişlemesinin kaçınılmaz kılması üzerine askerî stratejisinin hedefleri arasına “denizaşırı çıkarların korunması”nı da aldı; resmî yayınlarında da Arktik’i içermese de “uzak denizler”in ve “deniz yollarının güvenliği”nin önemini vurgulamaya başladı. 2004’ten itibaren Çin, deniz kuvvetini bu iddialı hedefine uygun şekilde geliştirmeye başladı.

GRÖNLAND’IN ÖZERKLEŞMESİ 1979’dan itibaren kademeli olarak özerkleşen Grönland, son olarak, “kendi kaderini tayin etme hakkı”nı da içeren güçlü bir özerkliği 2009’da elde etti.

Danimarka, yalnızca dışişleri, savunma ve anayasal konularda Grönland üzerinde kontrolü elinde tutmakta; yine de Grönland’ın çıkarlarının doğrudan etkilenmesi durumunda, Grönland’a danışmakta, mümkün olduğunca karar aşamasına dâhil etmektedir.

Bu şartlar altında Danimarka’nın da Grönland’ın da Grönland’ı etkileyen anlaşmalar imzalanması durumunda, karşılıklı olarak birbirlerinin anlaşmalarını veto etme yetkileri bulunmaktadır.

Danimarka’dan yıllık 500 milyon avroluk hibe alan Özerk Grönland, bağımsızlığa giden süreçte, balıkçılık ve turizme dayalı ekonomisini henüz yeterli görmemektedir.

Bu nedenle, Grönland, Özerklik Yasası’nın yetkilerini kullanarak, nadir toprak elementleri ile hidrokarbon yatakları gibi pahalı sektörlerde ve büyük çaplı ulaştırma altyapı projelerinde -Çin dâhil- yabancı yatırımcıları çeşitlendirme yoluna gitmektedir.

ARKTİK KONSEYİNİN KURULMASI 1996’da kurulan Arktik Konseyi, Arktik’te toprağı bulunmadığı hâlde araştırma faaliyetlerine katkı vermek isteyen devletleri, 1998’den itibaren gözlemci üye olmaya davet etti. “Kutup buzlarının erimesinin Çin’deki deniz seviyesinin yükselmesine neden olacağını ve değişecek hava koşullarının Çin’in tarım, ormancılık, balıkçılık, denizcilik sektörlerindeki ekonomik çıkarlarını doğrudan ve olumsuz etkileyeceğini” savunan Çin, “çevresel güvenlik” tezini kullanarak 2013’te Arktik Konseyi’ne gözlemci üye oldu.

Günümüzde Çin ile birlikte Almanya, Hollanda, Polonya, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Japonya, Hindistan, Güney Kore, Singapur ve İsviçre de Arktik Konseyi’nin gözlemci üyeleri olarak Arktik’te varlık gösterme hakkına sahiptirler.

Çin’in Arktik Konsey’inin gözlemci üyesi olduğu 2013 yazında, Yong Sheng isimli bir Çin ticaret gemisi, Çin’in ilk Arktik geçişini yapmış oldu.

Bu seferler, yavaş bir ivmeyle artmaktadır.

RUSYA VE ÇİN’İN ARKTİK’TEKİ İŞBİRLİĞİ 2014’te Fransız Total, ABD’li ExxonMobil ve Norveçli Statoil gibi Batılı enerji şirketlerinin Kırım’ın Rusya’ya ilhakını gerekçe göstererek Arktik’teki Rus enerji ve altyapı projelerinden çekilmeleri üzere ortaya çıkan boşluğu Çin şirketleri doldurdu.

Zaten 2012’den itibaren Hint-Pasifik sularında birleşik deniz tatbikatları yapmaya başlayan Rusya ve Çin’in Arktik’te de derinleşen yakın işbirliği, bu iki devletin birbirlerine yönelik tarihsel güvensizliklerini aşmalarını da kolaylaştırmıştır.

Paradoksal olarak bu uzlaşının, Batı’nın kendi iç bağlarını güçlendirirken Çin ile ilişkilerinin de gerilemesine yol açtığını söyleyebiliriz. 2015 Çin Ulusal Güvenlik Yasası, kutup bölgelerini Çin’in çıkarlarını barışçıl bir şekilde koruyacağı bir güvenlik alt alanları arasında tanımlamıştır.

Yeni güvenlik tanımlamasının etkisiyle, Eylül 2015’te Çin 5 savaş gemisinden oluşan bir filoyu Alaska kıyılarına 12 mil yaklaştırarak Arktik Okyanusu’na gönderince ABD, Çin’in askerî gücünün Arktik’e taşmakta olduğundan emin oldu. 2016’da ABD Savunma Bakanlığı, ABD’nin Arktik’te askerî faaliyetlerini arttırması gerektiği yönünde bir rapor hazırladı. 2013’te Arktik Konseyi’ne büyük bir memnuniyetle gözlemci olarak alınan Çin’in Arktik’teki bilimsel amaçlı varlığı bile, 2016’dan itibaren “dünyanın en büyük karbon salıcısı” olduğu bahanesiyle Batı’nın itirazlarıyla karşılaşmaya başladı.

ÇİN YATIRIMLARINA ABD ENGELİ Grönland’daki Kangerlussuaq Havalimanı’nın yeniden inşası ve işletilmesi projesinin Özerk Grönland tarafından, 2018’de, Çinli bir firmanın da yer aldığı bir konsorsiyuma verilmesi, ABD’yi rahatsız edince, Danimarka Hükümeti “güvenlik” gerekçesiyle “veto” hakkını kullandı.

Bununla beraber, meseleyi bir “altyapı” sorunu olarak yorumlayan Özerk Grönland’ı sakinleştirmek zorunda kalan Danimarka, havalimanı projesi için bir yardım paketi sunmak zorunda kaldı.

Yine Çinli Shenghe Resources şirketinin %9,21 gibi mütevazi bir pay ile ortak olduğu Avusturyalı Greenland Mineralsand Energy (GME) şirketi, Özerk Grönland’dan Uranyum madenciliği yapmak için 2019’da Grönland Parlamentosu’nun onayını aldı.

ABD’nin baskısı ile kullandırılmayan bu izin, 2021’de yapılan seçimlerde partilerin sandalye dağılımları değiştikten sonra iptal edildi; yine de, maden yatırımlarının çeşitlendirilmesine yapılan bu müdahale Grönlandlıların tepkisine yol açtı.

Çin’in yatırım çabaları, Grönland ile sınırlı değildi.

Norveç’teki Kirkenes Liman’ından Helsinki ve Tallinn üzerinden Avrupa pazarlarına uzanmayı amaçlayan “Çin Arktik Koridoru” Projesi de 2019’da duyulmuştu.

Fakat, Arktik’in buzsuz geleceğinde Norveç’i Avrupa’nın Singapur’u yapabilecek bu proje, ABD’nin baskısı ile başlayamadı bile. 2012-2017 arasında, Arktik bölgesinde, Rus enerji ve madencilik projelerine 90 milyar dolarlık yatırım yapan Çin, 2018’de kendisini “Arktik’e yakın bir devlet” statüsü ile tanımladığı ve Arktik politikalarını özetlediği ilk beyaz kitabını yayınladı.

Çin, bu politika ile Arktik’teki coğrafi yokluğunu Kuşak ve Yol Girişimi’nin kuzeydeki kardeşi olan “Kutup İpek Yolu”nu (Buz İpek Yolu veya Arktik Mavi Koridoru)” kurmak suretiyle Arktik’in dinamik bir paydaşlığı rolünü kabul ettirmeye çalışmaktadır.

Zorluklarına rağmen Kutup İpek Yolu, Çin’in küresel bir süper güç olma yönündeki büyük stratejisinin önemli bir parçası olarak tanımlanmalıdır.

ARKTİK BUZ TABAKASI ALTI DA ABD İÇİN TEKİN DEĞİLDİ Çin’in Arktik’e girmek için uğraş verdiği bu dönemde, hipersonik füze teknolojileri konusunda Batı ile yarışan Çin ve Rusya, başarılı bir sıçrama yaptı.

Çin veya Rusya’dan atılabilecek stratejik balistik veya hipersonik füzelerin, en kısa Arktik Okyanusu üzerinden geçen rotaları kullanarak ABD’deki hedeflerine ulaşabileceği tehdidi, ABD açısından birinci önceliği aldı.

Modern nükleer balistik/hipersonik füze taşıyan Rus/Çin denizaltılarını da hesaba katarsak Arktik buz tabakası altının da ABD için tekin olmadığını görmek gerekir.

ABD ve İngiliz denizaltıları,10 yıl aradan sonra, 2018’den itibaren, Arktik’te buz altına saklanan düşman denizaltılarını avlama maksatlı ICEX eğitimlerine yeniden başladılar.

SOĞUK SAVAŞ SONRASI EN BÜYÜK NATO TATBİKATI Dahası 1991’den sonra ilk defa 2018’de Norveç ile Grönland arasındaki sulara giren ABD 6.

Filosu bir NATO tatbikatı icra etti.

Soğuk Savaş sonrası ilk en büyük NATO tatbikatı olarak anılan Trident Juncture 2018, Arktik sularının askerî anlamda da ısındığının habercisi oldu.

ABD Savunma Bakanlığı’nın 2019’da yayınladığı Arktik Stratejisi, ABD’nin Arktik’teki işbirlikçi yaklaşımlarından vazgeçerek “Çin ve Rusya’yı uzun vadeli ABD güvenliği ve refahı için başlıca tehdit olarak” ele aldığını net olarak göstermiştir.

Bu belgeye göre; “Arktik, ABD ana vatanına yönelik bir saldırı için potansiyel bir vektör”dü ve “Rusya’nın yanı sıra Çin askerî gücü de artık tehdit değerlendirmesinin odak noktası hâline gelmiş” idi.

Diğer rakip devletlere kıyasla Çin’in deniz kuvveti yapılanmasının son derece hızlı temposuna dikkat çeken bu belgeye göre, Arktik’te de durumsal farkındalık ve özellikle de yüksek yoğunluklu denizaltı savunma harbi gereksinimi yeniden öncelik kazanmış idi.

TRUMP’IN 2019’DAKİ AÇIKLAMALARI 19 Ağustos 2019’da Trump’ın X üzerinden ABD’nin Grönland’ı satın almak istediğini yazması üzerine Avrupa, hem kendisini arkadan hançerlenmiş hissetti hem de NATO’da birleşmiş olan yollarının ayrılmaya başlamış olduğunu anladı.

Danimarka Başbakanı Frederiksen’in Grönland konusunun tartışmaya açık olmadığını söylemesi üzerine Trump, Eylül 2019’da Danimarka’ya yapacağı planlı devlet ziyaretini iptal etti.

Oysa, NATO’nun kurucu üyesi ve uzun zamandır ABD’nin müttefiki olan 6 milyon nüfuslu Danimarka, Irak ve Suriye’deki ABD askerî faaliyetlerini hep desteklemiş; Afganistan’a asker göndermiş, hatta oradaki ABD işgal harekâtını desteklerken 50 Danimarka askeri ölmüş idi.

Trump’ın iki ülke arasında diplomatik gerginliğe yol açan bu beklenmedik açıklama ve tutumu, Grönland ve Danimarka’dan “Grönland, satılık değildir!” tepkilerini almaya devam etti.

ALASKA’YA KONUŞLANDIRILAN F-35’LER Kuzey Amerika Hava Savunma Kuvvetleri (NORAD) Komutanı General O’Shaugnessy imzasıyla Mart 2020 ayında ABD Kongresi’ne sunulan rapordaki bir cümle çok dikkat çekiciydi: “Arktik artık bir kale duvarı değil ve okyanuslarımız artık koruyucu hendekler değil.” Bu raporun hemen sonrasında, ABD’nin Alaska’daki Joint Base Elmendorf-Richardson ve Eielson Hava Üslerine alelacele 54 adet F-35 savaş uçağı konuşlandırıldı.

ABD, Asya’nın gelişmiş balistik ve hipersonik füzeleri karşısında Arktik’te yoğunlaşan koruma kalkanına artık hiç güvenmiyor, kendini aciz görüyor ve eldeki avuçtaki caydırıcı stratejik saldırı gücünü taktik baskınlardan korumanın yollarını arıyor idi.

Mayıs 2020 ayında, 6.

Filo’ya ait 4 Arleigh Burke sınıfı destroyer ile 1 İngiliz fırkateyni, Barents Denizi’nde taktik eğitim yaptı.

Bundan sonra, Barents Denizi, yalnız Rus savaş gemilerinin değil, ABD’nin de uzun menzilli balistik savunma kabiliyeti olan Arleigh Burke sınıfı destroyerler ile daimî olarak varlık göstermek zorunda olacakları bir Arktik deniz sahası olmuştur.

Grönland civarındaki deniz kuvveti faaliyetlerini artırmakta olan ABD, Haziran 2020’de, -70 yıllık bir aradan sonra- Grönland’ın başkenti Nuuk’ta diplomatik bir temsilcilik açtı.

Aynı dönemde, ABD’li askeri uzmanlar ile akademisyenler, Danimarka’nın ve Özerk Grönland’ın 44.000 kilometrelik Grönland kıyı şeridini ve etrafındaki suları koruyabilecek yeterli sahil güvenlik yeteneğinin olmadığını savundular; hatta, efsanevi “Sirius Köpek Kızak Devriyesi” ile dalga geçen ve bu boşluğun 1941’de olduğu gibi ABD Sahil Güvenliği tarafından doldurulması gerektiği görüşlerini ileri sürdüler.

Bu tartışmaların altında yatan asıl amaç, elbette ki, Grönland’ı ABD’nin egemenliğine almanın altyapısını hazırlamak idi.

Ağustos 2020’de USS Thomas Hudner, Grönland’da derin fiyordlarına giren ilk Arleigh Burke sınıfı ABD destroyeri oldu.

Arktik’te bu kadar çok sayıda ve yaygın, uzun menzilli balistik savunma kabiliyetli gemi hareketi, ABD’nin Arktik üzerinden gelebilecek stratejik saldırı kaygısındaki artışa işaret etmektedir. 2020’DE İMZALANAN SAVUNMA İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASI ABD’nin Arktik kaygıları artarken, hem ABD’nin Grönland’ı satın almasına gerek olmadığını göstermek hem de Grönland’ın refahına katkı sağlamak isteyen Danimarka’nın çabasıyla Ekim 2020’de, ABD, Danimarka ve Özerk Grönland arasında bir savunma işbirliği antlaşması daha imzalandı. 2020 Antlaşması, ABD’nin Grönland’daki Pituffik Uzay Üssü’ne devamlılık kazandırırken lojistik ihtiyaçlarının 2024’ten itibaren Grönlandlı firmalar tarafından karşılanmasını da sağlamıştır.

Fakat, ABD Grönland’da stratejik savunmaya gözetleme katkısının devamına ilave olarak stratejik saldırı yeteneği de eklemek istiyordu.

Bu nedenle Grönland ve Danimarka ile yaptığı 2020 Savunma İşbirliği Antlaşması, zayıf kaldığından ABD’nin kaygılarını azaltmadı.

ÇİN İLE RUSYA’NIN ARKTİK BÖLGESİNDEKİ ÇIKAR BİRLİKTELİĞİ Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik askerî bir harekât başlatması sonrasında Batı, Rusya’ya yönelik ekonomik ve mali yaptırımların dozunu daha da artırınca, paradoksal olarak Çin ile Rusya’nın Arktik bölgesindeki çıkar birlikteliği pekişti.

Bu durum, 2019’da ABD belgelerinde olduğu gibi, 2022 NATO belgelerinde de Rusya ve Çin’in birlikte hareket eden birer tehdit olarak tanımlanmasına yol açtı.

NATO’nun 2022 Stratejik Konsepti’ne hem Çin, tehdit olarak; hem de Arktik, harekât alanı olarak ilk kez girmiş oldu; dahası ABD’nin teşvikiyle Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya üye olmaları başarılınca Arktik’te, Rusya’nın dikkatinin ABD’den Avrupa’ya kaymasına yol açacak keskin bir hamle yapılmış oldu.

Eylül 2022’de, Bering Denizi’nde Aleut Adaları’na yakın sahalarda deniz tatbikatı yapan 3 Çin savaş gemisi ile 5 Rus savaş gemisinden oluşan Rus-Çin birleşik görev kuvvetinin içinde karaya seyir füzeleri veya hipersonik gemi savar füzeleri atılabilen 112 adet VLS (Vertical Launching System-Dikey Fırlatma Sistemi) hücresi bulunan Tip 055 Nanchang G/M destroyeri de vardı. 2023’te Arktik’teki gemi trafiğinin birlikte kontrolü için ortak bir çatı örgütü oluşturmaya karar veren Rusya ile Çin, aynı yıl içinde Arktik’te deniz hukuku uygulamalarında işbirliği yapmak üzere Murmansk’ta bir mutabakat zaptı imzaladılar.

Terörizm, yasa dışı göç, kaçakçılık ve yasa dışı balıkçılıkla mücadelede ortak çalışmayı gerektiren Murmansk Mutabakatı kapsamında Arktik’te ilk Rus-Çin ortak devriyesi, Ekim 2024’te yapıldı. 2 adet Çin Xian H-6 ve 2 adet Rus Tu-95 uzun menzilli stratejik bombardıman uçağı, Temmuz 2024’te, Rusya’nın Çukotka’daki Anadyr Hava Üssü’nden Çukçi Denizi’ne doğru havalandılar; Alaska’nın yakınlarından geçerek Bering Denizi, Arktik ve Kuzey Pasifik üzerinde birlikte uçtular. 2024’te, Arktik’te varlık gösteren Çin buzkıran gemilerinin sayısı üçe çıkınca (Xuelong 2, Ji Di ve Zhong Shan Da Xue Ji Di) Rus devlet haber ajansı RIA Novosti, Ekim 2024’te, “Arktik Çinlileşiyor” başlıklı bir haber yayınladı.

Arktik’in giriş kapılarında yapılmakta olan askerî faaliyetlerden anlaşılacağı üzere, buzlar eridikçe, ABD’nin Grönland ve Barents Denizi üzerinden doğuya; Çin’in ise -Rusya’nın yardımıyla- Bering Denizi üzerinden batıya doğru askerî varlığını kalıcılaştırma eğiliminde olduğunu anlamak mümkündür.

RUSYA’NIN ASKERÎ TESİSLERİ Bugüne kadar Grönland civarında hiçbir askerî faaliyeti bulunmayan Çin’in, bilimsel araştırma ve yatırım maksatları ile Arktik’te en fazla varlık gösteren devlet olması; Rusya’nın da başta Grönland’ın 1.000 kilometre kadar doğusunda bulunan Franz Josef Takımadası olmak üzere Arktik kıyılarındaki modern askerî tesis sayısını artırmış olması, Grönland’ın jeopolitik gücüne egemen olmayı kafasına koyan ABD için birer bahane oluşturmuştur.

Nitekim, Trump, son zamanlarda “Grönland’ı ABD almazsa Çin ve Rusya alacak” iddiasını diline dolamıştır.

Aslına bakarsanız, doğal gaz rezervlerinin %91’i Kuzey Kutup Dairesi içinde olan, ayrıca Arktik kıyı şeridinin %53’üne egemen olan ve sularından geçmeye başlayan kuzey ticaret yollarına sahip çıkmak zorunluluğu bulunan Rusya’nın hem Murmansk Oblastı hem de Arktik Okyanusu’ndaki uygun Rus adalarındaki askerî yeteneklerini geliştirmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Nitekim, özellikle 2022’den sonra Rusya, Arktik topraklarındaki Sovyet döneminden kalan askerî üslerini modernize ederek, hipersonik füzeler yerleştirerek ve Kuzey Savaş Filosu’nu yenileyerek askerî gücünü rakiplerine göre daha etkili hâle getirmiştir.

Diğer taraftan, son yıllarda Arktik kıyılarındaki Rus askerî tesislerinde yapılan modernizasyonlara rağmen, Ukrayna’daki savaş, Arktik’teki Rus asker sayısının azalmasına da yol açmıştır.

Hatta Norveç istihbarat raporlarına göre, Kola Yarımadası’ndaki Rus askerlerinin sayısı, Ukrayna Savaşı öncesinin %20 seviyesine gerilemiştir.

NATO ÇATIRDAMAKTA  Batı Avrupa açısından bakacak olursak, Grönland’ın bağımsızlığı ya da ABD’ye devredilmesi şeklindeki bir senaryo; Batı Avrupa’nın Arktik ile bağının zayıflaması, dahası ABD’nin, Grönland’ı kaybedecek yani jeopolitik güçten düşecek Batı Avrupa’ya olan ihtiyacının azalması anlamını taşır.

Diğer taraftan, Ocak 2025 ayında yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, Grönlandlıların (Kalaallitlerin) ezici çoğunluğunun (Ocak 2025’te %85) ABD’nin bir parçası olmak istememesi, Batı Avrupa için tutunacak son bir dal olmakla beraber; Grönlandlıların %84’ünün Danimarka’dan ayrılıp bağımsızlık istemeleri de, Batı Avrupa için diğer bir umutsuzluk kaynağıdır.

Grönland’ın genç Başbakanı Jens-Frederik Nielsen 4 Ocak 2025’te “Bu kadarı yeter!” ifadesi ile Trump’a tepki gösterirken; aynı tarihlerde Danimarka Başbakanı Mette Frederiksende ABD’nin “Grönland’ı ilhak etmesi hâlinde, NATO’nun sonunun geleceği”ni söyledi.

Batı Avrupalı ve İskandinav liderlerin de ABD yerine Grönland ve Danimarka’ya siyasi destek vermeleri, NATO’nun -gerçekten de- çatırdamakta olduğunu göstermektedir. 13 Ocak 2025’te, Grönland konusunda kendisine itiraz eden ABD Kongre üyelerine hitaben Trump’ın, “Dürbüne bile ihtiyacınız yok.

Dışarı bakın.

Her yerde Çin gemileri var.” sözleri Hint-Pasifik için kısmen doğru olabilir, ancak Arktik için henüz abartılı ve boş laftır. 25 Ocak 2025’te Trump’ın, Air Force One’da gazetecilere “ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçireceğini”, hatta “Danimarka’nın bunun gerçekleşmesine izin vermemesinin çok düşmanca bir hareket olduğunu” söylemesi, geleceğin çok kutuplu dünyasında ABD’nin Batı Avrupa ile birlikte devam etmeyeceğinin ön habercisidir.

ABD, AVRUPA LİDERLERİNİN ORTAK BİLDİRİSİNİ DİKKATE ALMADI  Mart 2025’te yapılan genel seçimlerin ardından, Grönland Parlamentosu’ndaki (Inatsisartut) beş siyasi partinin lideri, “ABD’nin Grönland’ı ilhak etme konusundaki tekrarlanan açıklamalarını savunma ittifakındaki müttefikler için kabul edilemez” olarak nitelendiren ortak bir bildiri yayınlayarak aslında Grönland’ı ele geçirmeye kilitlenmiş ABD karşısında, 2026’nın başına kadar zaman kazanılmasını sağlamış oldu.

ABD’nin 2026 başında da Grönland’ın egemenliğini tekrar istemesinin hemen ardından, Fransa Cumhurbaşkanı, Almanya Şansölyesi ile İtalya, Polonya, İspanya, İngiltere ve Danimarka Başbakanlarının imzaladıkları ve Grönland’ın tüm askerî rolünün NATO çerçevesinde kalmasını isteyen ortak bildiri, ABD tarafından dikkate bile alınmadı.

ABD’nin Grönland’a yumuşak veya sert güç kullanarak egemen olmaya varacak kadar yeni bir rotaya giren savunma ve güvenlik stratejisi, son dönem stratejik askerî yeteneklerini tehlikeli ve hızlı bir şekilde geliştiren Asya ile planladığı mücadelede, işine yaramayacağını, hatta dolaylı şekilde ayağına bağ olacağını düşündüğü Avrupa’nın savunma ihtiyaçları ile ilgilenmemektedir.

ABD YIKILMAMAK İÇİN GRÖNLAND’A MECBURDUR Özellikle Çin ile girişeceği nihai bir mücadeleye hazırlanan ABD, NATO’nun sondan bir önceki aşamasında, ABD’nin Arktik’te açık veren stratejik savunması için en kritik coğrafya rolündeki Grönland’ı Avrupa’nın elinden çekip alıp ve bir stratejik saldırı coğrafyasına dönüştürmek zorundadır.

ABD’nin “Arktik” korkusuna düşmesine neden olan şey, bu bölgenin stratejik silahların en kısa uçuş bölgesi olmasıdır.

Özellikle son yıllarda, kitle imha özelliği de olan stratejik silah teknolojilerinde Rusya ve Çin’in ABD’nin önüne doğru sıçrama yapması, ABD’yi, teknolojik dezavantajını Arktik’teki Grönland’ı yakın mesafeden stratejik silah kullanmaya uygun hâle getirerek kazanacağı coğrafya avantajı ile kapatmaya zorlamaktadır.

ABD emperyalizmi, yıkılmamak için Grönland’a mecburdur.

GRÖNLAND SORUNUN KAYNAĞI Özetlemek gerekirse, Grönland kavgasındaki sorunun; - Kısa vadeli kaynağı, ABD’nin Asya’dan kendisini hedef alacağını düşündüğü yeni nesil balistik ve hipersonik silahlar karşısında kendini aciz hissetmesi ve daha caydırıcı bir konum elde etme çabası iken; - Uzun vadeli kaynağı da Arktik Okyanusu üzerindeki yeni ticaret yolunun sessiz ve yavaş bir şekilde ivmelenmekte olması nedeniyle ABD’nin bu yolu kapatabilecek Grönland anahtarını ele geçirme hırsıdır.

Rusya ve Çin ise, ABD’nin Arktik’teki kaygılarını haklı çıkaracak şekilde adımlarına devam etmektedir.

Arktik’ten taşınan kargo miktarı: 2014’te 3.982.000 ton iken, bu rakam 2024’te 37.900.000 ton olarak gerçekleşti.

Bu rakamın 2030’da, 51.100.000 tona çıktıktan sonra, daha sonraki yıllarda katlamalı ve hızlı artması beklenmektedir.

Nitekim, Arktik ticaret yollarının ivmelenmesine hazırlık olarak yapılan anlaşmalar kapsamında, Rusya’nın Sabetta, Igarka, Dikson, Tiksi, Pevek ve Providenie Limanları, Çin tarafından inşa edilip işletileceklerdir.

Diğer taraftan bazı Batılı uzmanlar, bu limanların hem Rusya’nın hem de Çin’in kutup buz örtüsü altında seyredecek nükleer denizaltıları için birer üs olarak da kullanılabileceklerine inanmaktadırlar.

ASYA İTTİFAKI ELİNİ ÇABUK TUTMALI Bir yarı-kapalı okyanus özelliği taşıyan Arktik Okyanusu’nun geleceğe dönük en belirgin özelliği, ekonomik denizaşırı çıkarların korunmasının ötesinde askerî strateji bakımından varlık gösteremeyene büyük dezavantaj sunuyor olmasıdır.

Arktik; Avrupa, Rusya, Kuzey Amerika ve Asya’nın büyük başkentleri arasında bir “havacılık kavşağı” olarak tanımlanır.

Bu kavşak, kuzeydeki tüm büyük güçlere en fazla 8.000 kilometre uzaklıkta olup stratejik bombardıman uçağı konuşlandırmaya bile gerek kalmadan yeni nesil balistik veya hipersonik füzelerle tüm Kuzey Yarımküre’ye kısa mesafeli ve etkili sürpriz taarruz olanağı sunabilen en ideal bölgedir.

ABD’nin Grönland’ı ve Kanada’yı topraklarına katma hırsı, aynı Alaska’ya yerleştirdiği gibi buralara da fırlatılmaya hazır nükleer başlıklı balistik füze rampaları yerleştirmek; nükleer başlıklı balistik füze taşıyan denizaltıları ile aynı özellikteki düşman denizaltılarına karşı etkili savunma yapabilecek tüm platformlarını Arktik Okyanusu’nda üslendirmek içindir.

Benzer şekilde ABD, Çin ve Rusya’nın üçünün birden nükleer başlıklı balistik füze atma yetenekli denizaltılarını en etkili şekilde kullanabilecekleri harekât alanı, yine Arktik Okyanusu’nun derinlikleridir.

Sonuç olarak; ABD’nin Grönland egemenliği için sabrının kalmadığı, kısa vadede yumuşak veya sert güç kullanarak -NATO’yu feda etmek de dâhil- bedel ödemeye hazır olduğu anlaşılmaktadır.

NATO’nun kısa zamanda dağılacağını öngörerek Asya’nın da Türkiye, Rusya, Çin ve İran ittifakına giden altyapıyı hazırlamakta elini çabuk tutması gerekmektedir.

İlgili Sitenin Haberleri