Haber Detayı

Leonardo da Vinci’nin ilginç yaşam öyküsü
Berna bridge aydinlik.com.tr
19/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Leonardo da Vinci’nin ilginç yaşam öyküsü

Leonardo da Vinci’nin ilginç yaşam öyküsü

Rönesans’ın en değerli ressamlarından biri olan İtalyan asıllı Leonardo di ser Piero da Vinci; ressam olarak bilinse de aynı zamanda mucit, mühendis, mimar, müzisyen ve anatomist olarak anılan çok yönlü bir kişiliği olan sanatçı, bilim adamıydı.

Rönesans dönemini şekillendiren en etkili isimlerden biriydi.

Sanat tarihinin en çok konuşulan eserlerine sahip Leonardo’nun başyapıtları arasında, Mona Lisa, insan bedenine dair oran anlayışını yansıtan Vitrivius Adamı ve dini anlatımıyla öne çıkan İsa’nın Son Akşam Yemeği yer alıyor.

Burada kullandığı teknik daha sonra freskler ile ilgili çok sorun çıkardı.

NOTERİN GAYRİ MEŞRU OĞLU 15 Nisan 1452’de, İtalya’nın Floransa kenti yakınlarındaki Vinci kasabasında evlilik dışı dünyaya gelen Leonardo da Vinci’nin babası noter Messer Ser Piero da Vinci, annesi ise köylü bir kadın olan Caterina idi.

Annesi evlenene kadar Leonardo’ya ilk 5 yılında kendisi baktı; ardından büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşamaya başladı.

Ancak 1466 yılında ikisinin de kısa aralıklarla hayatını kaybetmesi üzerine, Leonardo babasının yanına döndü.

Dönemin katı sosyal yapısı içinde, evlilik dışı doğmuş olan Leonardo bir üniversite eğitimi alamadı.

Buna karşın resme olan yeteneği çok erken yaşlarda fark edilince babası, çizimlerini dönemin önemli sanatçılarından Andrea del Verrocchio’ya gösterdi ve genç Leonardo onun atölyesine çırak olarak girdi.

EŞCİNSELLİKLE YARGILANDI Verrocchio’nun yanında parladı ama eşcinsellikle suçlanıp mahkemeye düştü, idamla yargılandı ve Floransa’dan soğudu. 1482 yılında Floransa’dan ayrılarak Milano’ya giden Leonardo da Vinci, Ludovico Sforza’nın hizmetine girdi.

Burada ressam, mühendis, mimar ve sahne tasarımcısı olarak çalıştı.

Saray eğlenceleri için dekorlar tasarladı, askeri savunma sistemleri üzerine çizimler yaptı, uçan makinelerden kale planlarına kadar uzanan projeler geliştirdi.

Bu dönemin en önemli eserlerinden biri, bugün Paris Louvre Müzesi ve Londra’nın National Gallery’sinde bulunan Kayalıklar Madonna’sı oldu.

Doğal kaya oluşumları, yumuşak geçişler ve figürler arasındaki gizli bağ, Leonardo’nun ustalıkla kullandığının en güçlü örneklerinden biri olarak kabul edildi.

YARIM KALAN ESERLERİ Milano yılları aynı zamanda Leonardo’nun anatomiye olan ilgisinin derinleştiği bir dönemdi.

İnsan vücudunun oranları, kas yapısı ve hareketleri üzerine yaptığı çizimler, bilim tarihi açısından da çığır açıcı nitelikteydi.

Kadavra üzerinde çalışmanın dinene yasak olduğu bir devrede önemsemeyip çalıştı.

Leonardo da Vinci’nin en büyük sıkıntılarından biri yarım kalan projelerdi.

Atlı Sforza Heykeli ve Müneccim Kralların Tapınması gibi pek çok önemli iş, çeşitli nedenlerle tamamlanamamıştır.

Kimi zaman savaşlar, kimi zaman teknik sorunlar, kimi zaman da Leonardo’nun ilgisinin başka alanlara kayması bu yarım kalmışlığın nedeniydi.

ÜSTÜN ZEKÂ, ÜSTÜN YETENEK Bu durum, çağdaşları tarafından eleştirilse de bugün Leonardo’nun zihinsel yapısını anlamak için önemli bir anahtar.

Onun için üretim, sonuçtan çok araştırmaydı; resim ise, devam eden bir soruydu.

Onu heyecanlandıran süreçti, sonuç yerine.

Anatomik çizimleri, kadavra üzerinde çalışmaları, makine çizimleri ile ünlendi. 1518 yılında geçirdiği felç sonrası yatağa bağımlı hâle gelen Leonardo da Vinci, 1519’da, 67 yaşında Fransa’da hayatını kaybetti.

Sanatçı, buradaki St Florentin Manastırının kilisesine defnedildi.

Leonardo da Vinci, ardında yüzyıllar boyunca sorulmaya devam edecek sorular bırakarak hayata veda etti.

SIRA DIŞI BİR YAŞAM Leonardo da Vinci’nin solaktı.

Defterlerinin büyük bölümünü sağdan sola, ayna yazısıyla kaleme almasının nedeni mürekkebin eline bulaşmasını önlemekti.

Yine de bu alışkanlık, notlarını yüzyıllarca çözülemeyen şifreler hâline getirdi.

Sipariş aldığı birçok işi teslim etmemesi, dönemin sanat çevrelerinde güvenilmez olarak görülmesine neden oldu.

Ancak bir eseri tamamladığında ilgisini kaybediyor, zihni başka bir sorunun peşine düşüyordu.

Ölümünden sonra defterleri dağılınca uzun yıllar hak ettiği yeri bulamadı.

Sonuçta evlilik dışı doğduğu için diğer kardeşleri gibi babasının mirasından faydalanamamıştı, üniversiteye gidememişti ama diğer Tanrı vergisi olarak diğer kardeşlerinden çok daha yetenekli ve zeki olması ona sıra dışı bir yaşam vermişti.

İlgili Sitenin Haberleri