Haber Detayı
Bir kere denemiş olmak ‘masum’ bir durum değil
Dr. Shirolu “Uyuşturucuda en kritik dönem 15-24 yaş arası. Tek deneme bile riskli” diyerek aileleri uyardı: “Ne çok rahat, ne de çok sert olun”
NALAN GÜNEŞ / NEFESDünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu verilerine göre 2024’te 10 milyonu aşan bağımlı sayısı, 2025 itibarıyla 15 milyona yaklaştı.
Kullanım yaşının 12’ye düşmesi ise tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Son dönemde ünlülerin de adının karıştığı soruşturmalarla toplumda kaygıyı artıran uyuşturucu gerçeğini, Memorial Şişli Hastanesi Uzman Psikiyatri Doktoru Sadıga Osmanlı Shirolu ile konuştuk.- Son yıllarda madde kullanımındaki artış konusunda klinik gözlemleriniz neler?En sık karşılaştığımız şey, başvuran hasta profilinin gençleşmesi ve madde kullanımının daha fazla normalleştirilmesi. “Arada bir”, “Sosyal ortamda” diye başlayıp düzenli kullanıma kayabilen gençlerin başvurularıyla karşılaşıyoruz.- Hangi yaş grupları bugün en riskli grubu oluşturuyor?Saha verileri, maddeyle ilk temas ve başlama açısından en kritik dönemin 15–24 yaş aralığı olduğunu gösteriyor.
Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın raporuna göre, 2024’te maddeye başlayanların yüzde 67,6’sı bu yaş grubunda yer alıyor.
Bu tablo bize, riskin “ergenliğin sonu–genç yetişkinliğin başı” döneminde yoğunlaştığını; yani üniversite/işe geçiş, sosyal çevrenin değiştiği ve deneme eşiğinin düştüğü yıllarda belirginleştiğini anlatıyor.- Sosyal medya bu artışta ne kadar etkili?Tek başına sebep değil; ancak risk algısını düşüren güçlü bir etken olabilir.
Bazı içerikler maddeyi “eğlenceli” veya “zararsız” gibi gösterip zarar kısmını görünmez kılabiliyor.Ayrıca çevrimiçi ortamlar akran etkileşimini de büyütüyor, aynı fikrin tekrar tekrar dolaşması bir davranışı daha sıradan gösterebiliyor; yani kullanım meşrulaştırılabiliyor.- Son dönemde ünlülerle ilgili soruşturma haberlerinin gençlerde yarattığı psikolojik etkiler neler?Bu tarz haberler gençlerde iki yönlü psikolojik etki yaratabilir.
Bir kesimde “Bu ciddi bir sorun, takip ediliyor ve yakalanılıyor” diyerek caydırıcı olabilir; diğer kesimde ise “Herkes kullanıyor” algısıyla normalleştirme riskini artırabilir.
Gençler, rol model etkisine açık olabilir ve “Popüler biriyle yan yana gelince risk azalır” gibi yanlış bir çıkarım doğabilir.
Oysa madde kullanımı ve bağımlılık, sosyal statüyle “güvenli” hale gelmez; biyolojik ve psikolojik süreçlerle ilerleyen bir sağlık sorunudur.- Gençlere madde kullanımı hakkında hangi temel önerilerde bulunursunuz?“Bir kere denemek” masum bir adım gibi görünse de risk her zaman öngörülebilir değildir.
Çünkü maddenin içeriği, kişinin biyolojik yatkınlığı, o günkü ruh hali gibi faktörler sonucu belirgin biçimde değiştirebilir.
Ayrıca ortam ve akran etkisi küçümsenmemeli. “Ortamda var, ama ben kullanmıyorum” yaklaşımı çoğu zaman sürdürülebilir değildir, sınır aşımı kolaylaşabilir.
Bir de zor duygularla baş etmek için maddeye değil, etkisi kanıtlı baş etme yöntemlerine yönelmek gerekir.
Uyku ve rutinleri güçlendirmek, spor ve bedensel aktiviteler, güvenilir bir yetişkinle konuşmak, psikolojik destek almak gibi.“Bizim evde olmaz” demeyin, utandıran–sert tepkilerden kaçınınÇanta karıştırılmalı mı? - Aileler şüphe duyduğunda nasıl bir iletişim dili kullanmalı?Sakin ve net bir dille “Seni suçlamak için değil, anlamak ve güvende tutmak için konuşmak istiyorum” şeklinde yaklaşılmalı.
Amaç itiraf koparmak değil; gencin savunmaya geçmeden konuşabileceği güvenli bir alan açmaktır. “Sana saygı duyuyorum ama güvenlik benim sorumluluğum; bazı kuralları ve takibi birlikte belirleyeceğiz” demeliyiz.
Genç konuşmayı reddetse bile, “Konuşmaya hazır olduğunda buradayım, bunu görmezden gelmeyeceğiz” mesajını vermek ilişkiyi korur.
Aile içi gerginlik artıyorsa profesyonel destek süreci sağlıklı zemine taşır.- “Bir kere denemek” söylemi neden hafife alınmamalı?Bu ifade çoğu zaman yanıltıcıdır; gerçekten tek sefer olabilir ama kullanım sıklığını gizleyen, utanç ve korkuyla söylenmiş bir ifade de olabilir.
Denemek, gencin risk eşiğini düşürür ve ikinci denemeyi kolaylaştırabilir.
Bir başka nokta da içerik belirsizliğidir; kişi ne aldığını tam bilmeyebilir ve tıbbi risk “tek seferde” bile ortaya çıkabilir.- Ebeveynlere vermek istediğiniz en net uyarılar neler?“Bizim evde olmaz” rahatlığı da olmasın, utandıran–sert tepkiler de olmasın.
İkisi de sorunu büyütebilir.
Doğru olan sakin bir dille konuşmak, net sınır koymak ve erken işaretleri ciddiye almaktır. “Bir kere” ifadesi hafife alınmamalı; ama genç köşeye sıkıştırılmadan hızlı ve doğru destekle risk büyümeden yönetilmelidir.- Çocuğun çantasını kurcalamak gibi davranışlar doğru mu?
Bu durum ilişkiyi bozabilir.
Yapmanız gerekiyorsa, bireye belirtip “Senin için endişeleniyorum, şu an bunu yapmakla yükümlüyüm” demeliyiz.Profesyonel destek ne zaman gerekliKullanım tekrarlıyorsa; okul/işlevsellikte belirgin düşüş, depresyon, riskli davranışlar, ev içi çatışmada artış varsa desteğe başvurulmalı.
Danışma ve yönlendirme için ALO 191 ve YEDAM 115 kullanılabilir.
Ailelerin ciddiye alması gereken önemli sinyallerZaman içindeki örüntüyü izlemek önemli.
Bireyin işlevselliğinde belirgin bozulmayla birlikte giden davranış ve duygu durum değişiklikleridir.
Gizlilikte artış, yalan söylemenin belirginleşmesi, eve geliş saatlerinde düzensizlik, öfke patlamaları ya da içe çekilme, uyku–iştahta bozulma ve ilgi alanlarından kopma dikkate değerdir.
Maddi ve fiziksel belirtiler de varsa risk yükselir.
Güvenli aile ilişkisi, gencin zorlandığında iki seçenekten hangisini seçeceğini belirler: ‘Konuşmak mı, saklamak mı?’ Güvenli ilişki, ‘her şeye izin vermek’ değildir; tam tersine sınırlar korunurken bile gencin ‘yardım isteyebilirim’ duygusunu canlı tutmaktır.
İletişim yargılayıcıysa genç kapanabilir; sakin, saygılı ve tutarlı bir dil ise iş birliğini artırır.
Ani kalp krizi riski var- Maddenin etkileri neler?
Öncelikle beynimizde bazı bölgeleri etkiliyor.
Kaygı ve paranoya oluşturabiliyor.
Daha hırçın, mutsuz olunabiliyor.
Yan etkiler maddenin çeşidi ve bireye göre değişebiliyor.
Çok değişken olduğu için riski artıran durum da bu; çünkü öngörülemiyor.
Birey “Arkadaşım kullandı, onu rahatlattı” diyebiliyor ama kendisinde tam tersi etki yaratabiliyor.
Beyin hücrelerimiz 23 yaşına kadar gelişmeye devam ediyor ama bu tarz maddelerle gelişim duruyor.
Dolayısıyla zeka gelişimi, potansiyeli kullanmada azalma yaşanıyor.
Tek kullanımlık bazı maddeler ani kalp krizi yaratabiliyor.
Ailede yatkınlık varsa şizofreni riski ciddi oranda artıyor.
Bireyde psikoz dediğimiz; o anki gerçeği değerlendirmede bozukluk, hayaller görme, sesler duyma, kendine ve etrafına zarar verme gibi durumlar ortaya çıkabiliyor.Erken tedaviyle kurtulmak mümkün- Tedavi sürecinden bahseder misiniz?
Bazen başlama sebebinin kaygı olduğunu tespit edip kaygıyı çözüyoruz ama bağımlılık durumuna göre hastane yatışına da ihtiyaç duyulabiliyor.
Hastayı gözlemlemek, izole etmek, psikolojik ve ilaçlı tedavi gibi kapsamlı bir süreç oluyor.
Evde bu şartları sağlamak çok kolay olmayabiliyor.
Tedaviye ne kadar erken başvurulursa iyileşme şansı da o kadar artıyor.
Bağımlılık çoksa ortam ve şehir değişikliği gibi köklü değişikliklere de ihtiyaç olabiliyor.
Aile, tedavi sürecinin en önemli parçalarından.
Ev içi iletişim, sınırlar, takip ve destek sistemi tedavinin etkisini doğrudan belirliyor.
Ailenin rolü “denetçi” olmak değil; destekleyici ama tutarlı bir çerçeve kurmak olmalıdır.