Haber Detayı

Dijital reklam pastasına hukuki kıskaç! 'Onaylıyorum' butonu ne Google'ı ne Meta'yı kurtaracak
cnnturk.com
19/01/2026 10:04 (4 saat önce)

Dijital reklam pastasına hukuki kıskaç! 'Onaylıyorum' butonu ne Google'ı ne Meta'yı kurtaracak

İçerik üretmeden devasa reklam geliri elde eden dijital platformlar, yer sağlayıcı kılıfıyla telif haklarını görmezden geliyor. Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Sezercan Bektaş, platformların dayattığı tek taraflı sözleşmelerin haksız şart kapsamına girdiğini belirterek, Türkiyede Fransa ve Kanada modelindeki komşu haklar sistemine geçişin yol haritasını çizdi.

Dijital platformların içerik üretmeden reklam pastasından aslan payını aldığı tek taraflı sistem, hukuki kıskaca alınıyor.

Doç.

Dr.

Sezercan Bektaş, Google ve Meta gibi platformların dayattığı sözleşmelerin Türk Borçlar Kanununa göre geçersiz sayılabileceğini vurgulayarak yapay zeka ve dijital telif ihlallerine karşı 74 yıllık kanunda devrim niteliğinde güncellemeler yapılması gerektiğini söyledi.Türkiye, dijital ekonomide milyarlarca liranın yabancı platformlara aktığı, buna karşın içerik üreticilerinin ve basın kuruluşlarının emeğinin yer sağlayıcı kılıfıyla gasp edildiği bir dönemi kapatmaya hazırlanıyor.

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.

Dr.

Sezercan Bektaş, dijital telif yasasının bir tercih değil, hukuki bir zorunluluk olduğunu belirterek çarpıcı uyarılarda bulundu.74 YILLIK KANUN, DİJİTAL ÇAĞIN GERİSİNDE KALDIÜlkemizde telif haklarını koruyan temel düzenleme olan 1952 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun (FSEK), dijital çağın hızı karşısında yetersiz kaldığını belirten Doç.

Dr.

Bektaş, özellikle haber içeriklerinin korunmasında ciddi bir hukuki belirsizlik yaşandığını ifade etti.Dijital teknolojilerin gelişiminin eserlerin üretim ve dolaşım süreçlerini tamamen değiştirdiğini vurgulayan Bektaş, Haber içeriklerinin ekonomik değeri karşısında klasik koruma rejimi yetersiz kalıyor.

Bu durum, eser sahipleri ile basın mensuplarının mali haklarını ciddi şekilde etkiliyor.

Basın yayın eserlerinin hangilerinin FSEK kapsamında olduğunun tespiti bile hukuki bir belirsizlik gösteriyor dedi.YAPAY ZEKA TEHDİDİ: KLASİK REJİM GÜÇLENDİRİLMELİDijitalleşmenin yanı sıra yapay zekanın hızla gelişmesinin de içerik üreticileri için yeni bir tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Bektaş, yapay zekanın eser sahipleri ve basın mensuplarının mali hakları üzerinde ciddi zararlara yol açtığını vurguladı.Mevcut kanuni yapının dijital içerik ve yapay zeka karşısında güçlendirilmesi gerektiğini belirten Doç.

Dr.

Bektaş, FSEKin temel ilkeleri korunarak hukuki rejimdeki belirsizlikler giderilmelidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TBMM Dijital Mecralar Komisyonu bu konuda çalışmalar yürütüyor.

Hatta komisyonda verilmiş bir kanun teklifi de bulunuyor.

Bu, belirsizlikleri gidermek için tarihi bir fırsattır dedi.REKLAM GELİRLERİNDEN PAY ALMAK HAK DEĞİL, ZORUNLULUKGoogle ve Meta gibi devlerin içeriklerden elde ettiği devasa reklam gelirleri konusunda telif vurgusu yapan Bektaş, elektronik formatta oluşturulan her türlü eser üzerinde, o içeriği meydana getirenlerin telif hakkı sahibi olduğunun açık olduğunu belirtti.Bektaş, platformların bu gelirleri paylaşması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:Google ve Meta gibi dijital dağıtım mecralarının bu tür içerikleri kullanmaları halinde eser sahiplerinin mali hakları doğacaktır.

Reklam gelirleri üzerinden pay verilmesine dönük bir düzenleme, hakların temini için şarttır.YER SAĞLAYICI KILIFI, İHLALİ ORTADAN KALDIRMIYOR5651 sayılı Kanun kapsamında Google, Facebook ve X gibi platformların genellikle yer sağlayıcı yani içerik üretmeyen, sadece barındıran olarak tanımlandığını hatırlatan Doç.

Dr.

Bektaş, bu tanımın platformları sorumluluktan kurtarmayacağını belirtti.Bektaş, İnternet ortamında veriyi üreten içerik sağlayıcı, bu sistemleri işleten ise yer sağlayıcıdır.

Ancak platformların eser sahibinin izni olmaksızın eseri çoğaltması veya üzerinde değişiklik yapması, 5846 sayılı FSEK kapsamında telif hakkı ihlalidir ve bu platformların doğrudan sorumluluğu bulunmaktadır uyarısında bulundu.'ONAYLIYORU' BUTONU GEÇERSİZ SAYILABİLİRPlatformların kullanıcılara dayattığı Hizmet Şartları (Terms of Service) konusuna da değinen Bektaş, kullanıcıların müzakere etme şansı olmadan kabul etmek zorunda kaldığı bu şartların Türk Borçlar Kanunu kapsamında Genel İşlem Koşulu olduğunu söyledi:Kullanıcının aleyhine olan, dürüstlük kuralına aykırı ve dengesiz sözleşme şartları, Borçlar Kanununun 21. maddesine göre yazılmamış sayılır.

Bu sözleşmeler üzerinde kullanıcıların müzakere imkanı yoktur, adeta zorla onaylatılır.

Tüketici sıfatındaki eser sahipleri için bu haksız şartlar geçersizdir.

Dolayısıyla, mali hakların devrine ilişkin o maddeler hukuk önünde hükümsüz kalabilir.KOMŞU HAKLAR FORMÜLÜ TÜRKİYEYE NASIL ENTEGRE EDİLİR?Fransa ve Kanadada Google ile yapılan anlaşmaların temelinde yatan komşu haklar kavramının Türkiye hukuk sistemine entegre edilmesi gerektiğini belirten Doç.

Dr.

Bektaş, Avrupa Birliğinin 2019 tarihli Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Direktifini örnek gösterdi.Komşu haklar, eser sahibi olmayan fakat eserlerin kullanılması, yayımlanması veya çoğaltılması gibi süreçlerinde emek harcayan kişiler ve kuruluşlara tanınan haklardır.

Yani eser üzerinde doğrudan yaratıcı olan kişi değil, eserin sunumu ve dağıtımı gibi alanlarda katkısı olanlar korunur.Mevcut kanunda komşu hakların icracı sanatçılar ve radyo-televizyon kuruluşlarıyla sınırlı kaldığını ifade eden Bektaş, yol haritasını şöyle çizdi:Fransa ve Kanadada basın kuruluşları birlik oluşturarak gelir paylaşımı sağladı.

Ancak bizim FSEK rejimimizde komşu haklara ilişkin hükümler, basın kuruluşlarının dijital platformlardan hak talep etmesi noktasında yetersiz kalmaktadır.

Çıkarılması planlanan Dijital Haklar Kanunu'nda mutlaka eser sahibi ve basın kuruluşlarının haklarını temin edecek şekilde komşu haklar kavramı genişletilerek düzenlenmelidir.

İLGİLİ HABER DÜNYA ÖZEL | 1979 öncesine dönüş mü?

İran protestolarının simgesine yakın mercek

İlgili Sitenin Haberleri