Haber Detayı
SDG parantezi kapandı... Provokasyonlara dikkat!
Suriye'deki baş döndürücü gelişmeler gerek perde arkası gerekse bundan sonrası itibariyle merak uyandırıyor. Elbette hiçbir şey bir günde olmadı. Dantel misali dokunan, istihbarı-dış politik ve askeri hamleler, zamanın ruhu da gözetilerek bir araya getirildi. Bütün bunların alt yapısını ise...
Suriye'deki baş döndürücü gelişmeler gerek perde arkası gerekse bundan sonrası itibariyle merak uyandırıyor.
Elbette hiçbir şey bir günde olmadı.
Dantel misali dokunan, istihbarı-dış politik ve askeri hamleler, zamanın ruhu da gözetilerek bir araya getirildi.
Bütün bunların alt yapısını ise Erdoğan'a özgü 'lider diplomasisi' sağladı.
Tarih, 25 Eylül 2025.
Yer, Beyaz Saray.
Başkan Trump-Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesi.
O gün Trump tarafından verilen talimat net: 'Bana, Suriye ile ilgili Türkiye'yi rahatsız edecek bir teklifle gelmeyin!' Tarih, 10 Kasım 2025.
Yer, yine Beyaz Saray.
Başkan Trump-Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el Şara görüşmesi.
O buluşmadaki dikkat çekici isim ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan...
Derken, Beyaz Saray'da Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Rubio, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff ve Suriye Özel Temsilcisi Barrack'ın katıldığı, haritaların açıldığı kritik zirve.
Ve ilk günden itibaren MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın, ABD-Suriye-İsrail-Kuzey Irak-İmralı hattında koordine ettiği, karmaşık ilişkiler ağının çözümüne yönelik çabaları... *** Peki, son iki haftada ne oldu?
SDG parantezi kapatıldı.
Suriye iç savaşını fırsat bilerek özerklik benzeri yapı kurduğunu düşünen terörist Mazlum Abdi'nin zamana oynama taktiği ile Kandil zihniyeti iflas etti.
Yani, 'Dükkânı Kandil'de kapatır, Rojava'da açarım' plânının sonu geldi.
Halep'teki iki mahalleden başlayan SDG'yi tasfiye operasyonu, yüksek sivil hassasiyetiyle yürütüldü.
Tabii ki Türkiye tecrübesi sahaya yansıdı.
ABD'nin, SDG ile iş tutan İsrail'e yönelik uyarıları ile Ankara'nın kırmızı çizgi hatırlatmaları da etkisini gösterdi.
Bir önemli unsur da petrol ve doğalgaz bulunan kadim Arap şehirlerindeki aşiretlerin SDG'ye karşı ayaklanmasıydı. 60 bin civarındaki SDG'linin, 40 binden fazlasını Arap aşiretlerinin oluşturduğu hesaba katıldığında, SDG'deki çözülme hızlandı.
Eş anlı olarak Kandil ile kuzey Suriye bağlantısı kesildi.
Bahoz Erdal kod adlı teröristin Kandil adına, M.
Abdi'yi, çatışmaya zorlama çabası akamete uğratıldı. 'DEAŞ'lı teröristlere bekçilik yapan SDG' imajı çöktü.
DEAŞ'lıların tutulduğu hapishanelerin kontrolü Suriye merkezi yönetimine geçti. 'SDG=Kürtler' denklemi de bozuldu.
Vatandaşlık ve kimlik elde eden, siyasi-idari katılım hakkına kavuşan, kültürel varlıkları teminat altına alınan Suriye Kürtleri, reel politik gerçeğe dönüştü.
Bizim için tarihi ve milli değeri olan Karakozak ve çevresi SDG'den temizlendi.
Tevafuk bu ya Süleyman Şah Türbesi, Fehim İsa komutasındaki Türkmen taburu tarafından kontrol altına alındı.
Karakozak Köprüsü üstünde aylardır bekletilen bomba yüklü bir kamyon şükür ki patlatılamadı.
Ve nihayet...
ABD ulusal güvenlik doktrini Amerika kıtası ve Asya Pasifik'e odaklanmışken, Venezuela ile başlayan sarsıcı Trump politikaları Kolombiya, Küba, Meksika ve Grönland'e odaklanmışken, Şam yönetimi açılan 'fırsat penceresini' akıllıca kullandı. *** Asıl önemlisi ise bundan sonrası...
İlk aşamada birkaç hususa dikkat edilmesi çok mühimdi... 1- Suriye'de 'Kürt-Arap', sınırımızda ise 'Türk-Kürt' çatışması tezgâhlayanlara fırsat verilmemesi 2- ABD'yi karşımıza almadan titiz operasyon yönetilmesi. 3- Terörsüz Türkiye sürecinin korunması.
Nitekim Kandil ve SDG'deki öfke, Nusaybin'de 'bayrak provokasyonu' olarak karşımıza çıktı.
Milletin sinir uçlarına basılırken, adeta ikinci Kobani kalkışması tetiklenmek istendi.
Şimdi, yüksek teyakkuz dönemi... 1- Terör örgütü, 'Bozguna uğradık, rövanş almalıyız' diye bazı eylemlere girişebilir. 2- Barzani-Talabani ikilisi 'Kürt kardeşlerimize yardıma gidelim' tavrına girebilir. 3- SDG tam entegrasyona yönelebilir.
Aksi takdirde teröriste ne yapılması gerekiyorsa o muameleyle karşılaşır. 4- Suriye-SDG problemi çözüldükçe Terörsüz Türkiye, DEM ve Öcalan da destek verirse güçlenerek sürer. 5- Sürece, kamuoyu desteği artabilir.
Bu da yasal düzenlemelerde Meclis'in elini güçlendirebilir.