Haber Detayı

Yeni ekonomik düzenin habercisi altın ve gümüş
Serhat latifoğlu aydinlik.com.tr
23/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Yeni ekonomik düzenin habercisi altın ve gümüş

Yeni ekonomik düzenin habercisi altın ve gümüş

Altın, 2024’ün başından bugüne kadar yüzde 130; gümüş, 2025’in ortasından bugüne kadar yüzde 175’e yakın artış gösterdi.

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği sonra ererken küresel ekonomik ve finansal sistem yalnızca konjonktürel bir dalgalanma değil, yapısal bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. 2008 Küresel Finans Krizi, Kovid 19 salgını sonrası benzeri görülmemiş parasal genişleme politikaları, tedarik zinciri kırılmaları, üretim gücünde değişen dengeler ve artan jeopolitik gerilimler mevcut ekonomik düzenin sınırlarını açık biçimde ortaya koymuştur. 2026 ve sonrası dönemde, neoliberal ekonomik modelin temel varsayımlarının sorgulandığı; para, borç, egemenlik ve stratejik kaynaklar arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı bir zaman aralığı olarak öne çıkacak.

Bu bağlamda altın ve gümüş, uzun süre marjinalleştirilmiş olmalarına rağmen, yeniden küresel sistemin merkezî unsurları hâline gelmektedir.

İTİBARİ PARA REJİMİ SINIRLARINA DAYANDI İtibari para rejiminin kökenleri, altın standardının terk edilmesi ve devletlerin para basma yetkisini merkezîleştirmesiyle şekillenmiştir.

Bretton Woods sisteminin çöküşü, para ile reel değer arasındaki bağın kopmasına yol açmış; bu durum kredi genişlemesi ve borçlanma yoluyla büyüyen bir ekonomik modeli mümkün kılmıştır.

Neoliberal ideolojinin öncülük ettiği bu sistem, kısa vadede ekonomik büyümeyi desteklemiş olsa da uzun vadede finansal balonlar, gelir dağılımı bozuklukları ve kronik krizlere zemin hazırlamıştır.

Batı’nın ve kendisine bağladığı gelişen ülkelerin üretim gücü zayıflamış, aşırı finansallaşan ekonomiler finansal piyasalardan sağlanan ‘tatlı kârların’ bağımlısı olmuştur.

Batı ekonomilerinin kamu borç seviyesi, tarihsel olarak benzeri görülmemiş boyutlara ulaşmıştır.

Kamu borçlarının GSYİH’ye oranı birçok gelişmiş ekonomide yüzde 100’ün üzerine çıkmıştır.

Daha da vahimi şudur; özel sektör borcu/GSYİH oranı yeniden 1929 Krizi dönemindeki seviyelere yaklaşmaya başlamıştır.

Unutulmamalıdır ki krizlere yol açan en temel faktör özel sektör borçlarının aşırı derece şişmesi ve yönetilememesi olmuştur. (1929, 1987 ve 2008 krizleri) YENİ ÇOK KUTUPLU DÜZEN Küresel ekonomik düzen, neoliberal/serbest piyasa ideolojisinin hâkimiyetinden devlet merkezli bir yapıya doğru evrilmektedir.

Enerji, savunma, gıda ve kritik mineraller gibi alanlarda devlet müdahalesi belirgin biçimde artmıştır.

Bu dönüşüm, piyasa mekanizmalarının yerini stratejik planlamaya bırakmasına neden olmaktadır.

ABD hegemonyasının göreli olarak zayıflaması, küresel sistemde çok kutuplu bir yapının oluşmasına yol açmıştır.

BRICS ülkeleri, Batı merkezli finansal mimariye alternatif kurumlar ve ödeme sistemleri geliştirmiştir.

Bu bağlamda ekonomik araçlar, klasik diplomasi ve askeri gücün tamamlayıcısı hâline gelmiştir.

Kaynaklara erişim, ulusal güvenliğin temel bileşenlerinden biri olarak görülmektedir.

GÜMÜŞTE ENDÜSTRİYEL TALEP VE ARZ DARBOĞAZI Altın, tarih boyunca parasal sistemlerin temel dayanaklarından biri olmuştur.

Modern dönemde resmî rolü sınırlandırılmış olsa da merkez bankalarının altın rezervlerini artırması, bu metalin stratejik önemini koruduğunu göstermektedir.

Altın, karşı taraf riski taşımaması ve küresel kabul görmesi nedeniyle finansal kriz dönemlerinde benzersiz bir güvenli liman işlevi görmektedir.

Son ayların getiri şampiyonu gümüş hem parasal hem de endüstriyel bir metal olması nedeniyle benzersiz bir konuma sahiptir.

Yenilenebilir enerji, savunma sanayii ve elektronik sektörlerindeki hızlı büyüme, gümüş talebini yapısal olarak artırmaktadır.

Arz tarafında ise yeni maden yatırımlarının uzun zaman alması, piyasayı kronik bir dengesizlikle karşı karşıya bırakmaktadır.

DEĞERLİ METALLERDE FİZİKİ PİYASA DÖNÜŞÜM GEÇİRDİ Batı merkezli değerli metal depolarından Asya’ya doğru artan fiziki değerli metal akışı, küresel güç dengesindeki değişimi yansıtmaktadır.

Sanayi şirketleri ve devletler, tedarik zinciri risklerine karşı stoklama stratejilerini yeniden şekillendirmektedir.

Bu gelişmeler, metal piyasalarında fiyat oluşumunun giderek daha fazla stratejik ve politik faktörler tarafından belirlenmesine yol açmaktadır.

Mevcut eğilimler, küresel finansal sistemin mevcut haliyle sürdürülemez olduğunu göstermektedir.

Borç yükü, jeopolitik riskler ve kaynak rekabeti sert fiyat ayarlamalarını kaçınılmaz kılmaktadır.

Altın ve gümüş, bu ortamda yalnızca yatırım aracı değil aynı zamanda sistemsel risklere karşı stratejik güvenlik unsurları olarak öne çıkmaktadır.

FİNANSAL GÜVENLİĞİN TEMEL DAYANAKLARI 2026 ve sonrası dönem, küresel ekonomi açısından tarihsel bir kırılmaya işaret etmektedir.

İtibari para rejiminin yapısal sınırları giderek görünür hâle gelirken, devlet gücü ve stratejik varlıklar yeniden ekonomik düzenin merkezine yerleşmektedir.

Bu yeni küresel konjonktürde altın ve gümüş, yalnızca yatırım araçları olarak değil; parasal egemenliğin ve finansal güvenliğin temel dayanakları olarak konumlanmaktadır.

TÜRKİYE YÜKSEK ALTIN REZERVLERİ İLE HAZIRLIKLI Türkiye, son on yılda uyguladığı rezerv çeşitlendirme politikaları sayesinde altın rezervleri görece güçlü ülkeler arasında yer almakta; bu durum, yaklaşan küresel türbülans karşısında önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Ancak buna karşın, hâlen yürürlükte olan neoliberal ekonomi politikaları Türkiye ekonomisinin yapısal kırılganlıklarını derinleştiren temel unsurlardan biri olmayı sürdürmektedir.

Çok kutuplu dünya düzeninin şekillendiği mevcut koşullarda, ‘serbest piyasa’ merkezli dar bir çerçeve yerine güvenlikçi bir ekonomi politikasının benimsenmesi stratejik bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Üretimi önceleyen, planlı kamu-özel sektör işbirliğini derinleştiren, halkçı politikaların hayata geçirilmesi; Türkiye’nin ekonomik egemenliğini güçlendirecek, dış şoklara karşı direncini artıracak ve çok kutuplu sistemin sunduğu jeoekonomik fırsatları etkin biçimde değerlendirmesini mümkün kılacaktır.

İlgili Sitenin Haberleri