Haber Detayı

Atlantikçi muhalefete dünya dersleri
Nadir temeloğlu aydinlik.com.tr
23/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Atlantikçi muhalefete dünya dersleri

Atlantikçi muhalefete dünya dersleri

Suriye’nin kuzeyi, Venezuela, İran… Suriye’de ABD-İsrail’in İkinci İsrail Planı çöktü.

ABD, Venezuela’daki haydut eylemine rağmen orada bir Amerikancı yönetim işbaşına getiremedi.

İran ise CIA-Mossad destekli kalkışmayı sert biçimde ezdi.

Kendini ABD’ye İsrail’e dayayan vekalet savaşının araçları, siyasette Atlantikçi çizgi izleyen kuvvetler perişan oldu.

Tüm dünyada Atlantikçi muhalefet bölünmüş ve parçalanmış durumda.

Bu durum Türkiye’de Batı merkezli siyaset yapanlar için ders niteliğinde. ‘ŞAM SDG’YE KATILSIN’ DİYENLER ‘TÜRKİYE’Yİ DAĞITANLAR’ KAYBETTİ PKK’nın feshi ve Türkiye’nin bütünleşme süreci önündeki en önemli düğüm, Suriye’nin kuzeyindeydi.

Yaklaşık bir yıllık sabırlı bekleyiş, nihayetinde kadife eldiven içindeki demir yumruk ile çözüldü.

PKK/YPG’nin saldırılarına karşı Suriye Ordusu, Halep’ten başlayarak hızlıca Deyr Hafir, Tabka ve Rakka’dan ilerleyerek Haseke’ye kadar girdi.

ABD ve İsrail’den medet uman PKK/YPG, günler içinde darmadağın oldu.

ABD ve İsrail’in yıllarca yaptığı silah ve para desteği birkaç günde çöpe giderken, Türkiye’de Atlantikçi ve liberallerin PKK/SDG’yi güçlü gösteren propagandaları da boşa çıktı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 12 Aralık 2025’te PKK’ya yakın İlke TV’ye katılmış ve “SDG'nin Suriye Ordusu'ndan daha güçlü olduğunu ve kimin kime katılacağının belli olmadığını” söylemişti.

Özel şöyle konuşmuştu: “Suriye’de o ‘içine katılsın’ dedikleri ordudan çok daha büyük bir silahlı güç var.

Kim kime katılıyor?

Öyle bir durum ortada birincisi.

İkincisi; efendim orada bir yapı var, ayrılsınlar tek tek gidip buraya katılsınlar falan.

Çocuk mu kandırıyorsunuz?” CHP Genel Başkanı’nın tahlili, bir ay içinde hayat tarafından yalanlandı.

Liberaller de aynı şekilde baltayı taşa vurdu.

ABD’den fonlanan Medyascope’un kurucusu Ruşen Çakır, PKK/SDG’ye operasyon durumunda Türkiye’nin dağılacağını iddia ediyordu: “Halep'teki olay büyür, Suriye'ye sıçrar Türkiye dahil olur ve SDG etkisizleştirilir” gibi bir senaryo yapan varsa yani onlara Allah akıl versin demek gerekir.

Çünkü böyle bir durumda Türkiye'yi bir arada tutmak mümkün olmaz.

Bunu özellikle vurgulamak lazım.” Suriye’nin operasyonu Türkiye’yi güçlendirdi.

Dağılan tek şey, liberallerin hayal dünyası oldu.

Tüm bunların yanı sıra DEM Parti, Nusaybin’de çaresizce bayrak kışkırtıcılığına kalkıştı.

ABD-İsrail hesabına bütünleşme sürecine yönelik sabotajlar yine tutmadı.

DEM iflasını ilan etti.

Türkiye için DEM’i kapatmaktan başka çare bulunmamaktadır.

İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi sahte milliyetçiler de baltayı taşa vurdu.

Daha önce sık sık yaptıkları, “Fırat’ın batısını alıp doğusunu bırakacaklar!” propagandası çöktü.

Şaşkın tavuğa döndüler.

KARAKAS’A GİDERKEN ELDEKİ NOBEL’DEN OLDU Venezuela ve İran pratikleri de artık dış müdahalelerin Atlantikçi bir iktidar inşa etmekte yetersiz kaldığını gösterdi.

Bu ülkelerdeki muhalefetin parçalı ve güçsüz olduğu ortaya çıkarken, ezilen ve gelişen dünya ülkelerinin tüm saldırılara rağmen iç cephelerini güçlendirdiklerini ortaya koydu.

ABD’nin haydutça Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırması sonrası, Trump’ın “Biz yöneteceğiz!” sözlerine rağmen işler tam tersi istikamette gitti.

ABD, Venezuela’da istediği iktidarı belirleyemedi.

ABD’nin eylemi sonrası Venezuela halkı ayağa kalktı ve milyonlar meydana döküldü.

Venezuela Devleti, kararlı bir duruş sergiledi ve kurumlarını ayakta tuttu.

Wall Street Journal’a göre CIA’nın ABD Başkanı’na yazdığı raporda, muhalefetin iktidara getirilmesinin zor olduğu ve meşruiyet kazanamayacağı belirtildi. (ABD’nin gücü Venezuela’da iktidarı değiştirmeye yetmedi, Aydınlık, 6 Ocak 2026).

ABD işbirlikçisi muhalefet lideri Maria Corina Machado, ödülünü Trump’a vermesine rağmen istediği desteği alamadı.

İran’da da CIA ve Mossad “sahadayız” mesajı vermesine rağmen, İran Devleti kararlı biçimde ABD-İsrail güdümlü bölücülüğü bastırdı. 25 milyondan fazla insan sokağa dökülerek İran Hükümeti’ne destek verdi.

İran’da Şehit ve Gaziler Vakfı’nın açıkladığı verilere göre terör olaylarında İran’da 3 bin 117 kişi can verdi.

Bunların 2 bin 427'si güvenlik güçleri ve halkın çeşitli kesimlerinden… 690 terör unsurunun da etkisiz hale getirildiği anlaşılıyor.

BATI’NIN KOLLARINDA GELECEK YOK Tekrar başa dönecek olursak… Venezuela, İran, Suriye’nin anlattığı gerçekler var.

ABD, istediğini elde edemedi.

Kaderini Batı’ya bağlayan PKK unsurları ve muhalefet ise ortada kaldı.

ABD ekonomisi baş aşağı gidiyor.

Avrupa da kendi derdine düşmüş durumda.

İki büyük kapitalist ekonominin büyük krizlere girdiği bir dönemde, bu merkeze bel bağlamak ortada kalmak demektir.

Kendini Batı’nın kollarına atanın kazanacağı bir şey yok.

Geriye yalnızca kaybedilmiş bir onur kalır.

Elbette bu gelişmelerin yalnızca muhalefet açısından değil, iktidar sahipleri tarafından da iyi incelenmesi gerekir.

Çünkü Türkiye’de Atlantik’in iktidar planları ve projeleri de yürürlüktedir.

Bu konuya da bir sonraki yazımızda eğileceğiz.

İlgili Sitenin Haberleri