Haber Detayı

‘Suça sürüklenen’ ve katledilen çocuklar tartışması Atlas Çağlayan cinayetiyle gündemde: Olan çocuğa oluyor
Türkiye cumhuriyet.com.tr
23/01/2026 04:00 (3 saat önce)

‘Suça sürüklenen’ ve katledilen çocuklar tartışması Atlas Çağlayan cinayetiyle gündemde: Olan çocuğa oluyor

Avukat Arif Anıl Öztürk, ‘Mesele, ne çocukları yetişkin gibi görmekle ne işlenen fiilleri çocukluk hatası saymakla çözülebilir’ dedi.

17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın 15 yaşındaki başka bir çocuk tarafından göğsünden bıçaklanarak öldürülmesi ve sonrasında üç kişi tarafından Çağlayan’ın ailesinin tehdit edilmesi tartışma yarattı. 'Suça sürüklenen çocuk' kapsamındaki resmi veriler de tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.

Cumhuriyet yaşanan olayların ardından uzmanlarla konuştu.

Özellikle pandemi sonrası “şiddet”, “sosyal iletişim bozukluğu”, “çocukların karıştığı şiddet vakaları”nda çarpıcı bir artış olduğunu söyleyen Psikolog Dr.

Gamze Gezginci, “Suça sürüklenen çocuk kavramını yeniden konuşmamız gerekiyor.

Çünkü yelpaze genel kabullerle açıklanamayacak kadar genişlemiş durumda” iddiasında bulundu. “OKULDA ZORBALIK, DIŞARIDA ŞİDDET” “Genel kabulde suça sürüklenme durumunda, aile ihmali, sosyoekonomik kısıtlılık gibi çocuğun mecburiyeti varken bugün sosyoekonomik durumu iyi olan çocuklarının da şiddete yatkın olduğunu görüyoruz” diyen Dr.

Gezginci, “Aynı biçimde okullarda akran zorbalığının da arttığını görüyoruz.

Okuldaki zorbalık, dışarıda şiddet olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Hayatın tek odağında çocuğun olduğu ‘helikopter ebeveynlik’ ya da ‘serbest ebeveynlik’ stillerinin de çocukta şiddet davranışı öncüsü olduğuna dikkat çeken Dr.

Gezginci, “Yani sadece sosyoekonomik seviyesi düşük ya da çocuklarla ilgilenmeyen ebeveyn modelinde değil, bu bahsettiğim stillerde aileler bu davranışları çocukların özgürlüğü olarak görüyor.

Şiddet odaklı davranışları ‘bizim çocuk da hakkını yedirmez’ olarak meşrulaştırıyor ve destekliyor” dedi.

SOSYAL MEDYA ETKİSİ Çocuktaki ‘her şeyi ben yapabilme gücüne sahip olması’ anlamındaki “tümgüçlülük” algısının öncelikle ailede yıkıldığını ve dönüşen çocuğun günün sonunda toplum içinde saygılı, uyumlu bireye dönüştüğünü belirten Dr.

Gezginci, “Oysa artık çocukların bunu aile içinde bunu öğrenmeden bu dönüşümü yaşamadan topluma karıştığını görüyoruz.

Ve bu durum yalnızca sosyoekonomik durumu düşük ailelerde görünmüyor” uyarısında bulundu.

Tüm bu tabloda ve olumsuz yöndeki artışta sosyal medyanın da etkisi olduğunu söyleyen Dr.

Gezginci, sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyal medyada şiddet içeriği paylaşımında çok büyük artış var.

Çeteleşmenin olduğu, örgütlü suç yapılarının kazandığı dizi ve filmlere ilgi çok artmış durumda.

Çocuklar fiziki güç yaratma ve kendi adaletlerini tahsis etme güdüsüyle bir araya geliyorlar” CEZALANDIRMADAN ÇOK REHABİLİTASYON “Suça sürüklenen çocuklar meselesi, ne çocukları yetişkin gibi görmekle ne de işlenen fiilleri “çocukluk hatası” saymakla çözülebilir” diyen avukat Arif Anıl Öztürk, “Bu konu, ceza adaleti ile sosyal devlet sorumluluğunun dengeli biçimde birlikte işletilmesini gerektiren hassas bir konudur.

Türkiye’de çocuklara özgü bir mevzuat bulunmasına rağmen, uygulamada rehabilitasyon ve eğitim boyutu çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.

Özellikle ilk kez ve hafif suç işleyen çocuklar açısından amaç; cezalandırmadan çok rehabilitasyon, eğitim ve yeniden topluma kazandırma olmalıdır” uyarısında bulundu.

CEZASIZLIK TETİKLİYOR “Suça sürüklenen çocuklar meselesi, ne çocukları yetişkin gibi görmekle ne de işlenen fiilleri “çocukluk hatası” saymakla çözülebilir” diyen ceza hukukçusu avukat Arif Anıl Öztürk, “Bu konu, ceza adaleti ile sosyal devlet sorumluluğunun dengeli biçimde birlikte işletilmesini gerektiren hassas bir konudur.

Çocuklar gelişimsel ve psikolojik olarak yetişkinlerden farklıdır; bu nedenle yetişkinlerle aynı ceza rejimine tabi tutulmaları hukuka ve insan haklarına aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan bu durumun suçun yok sayılması veya cezasızlık algısı yaratmaması gerektiğine de dikkat çeken avukat Öztürk, “Cezasızlık, çocukların suça yönelimini ve tekrar suç işlemelerini artırmaktadır.

Bu nedenle esas yaklaşım; cezai yaptırımların caydırıcı olması ancak çocuklara özgü, ayrı ve koruyucu bir sistem içinde uygulanması olmalıdır.

Çocuklar ne “küçük yetişkin” kabul edilmeli ne de suçları masumlaştırılmalıdır” tespitinde bulundu.

DENETİM ARTMALI Türkiye’de çocuklara özgü bir mevzuat bulunmasına karşın, uygulamada rehabilitasyon ve eğitim boyutunun çoğu zaman yetersiz kaldığının altını çizen avukat Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle ilk kez ve hafif suç işleyen çocuklar açısından amaç; cezalandırmadan çok rehabilitasyon, eğitim ve yeniden topluma kazandırma olmalıdır.

Buna karşılık, şiddet içeren veya süreklilik gösteren suçlarda yalnızca ‘çocuk’ olgusu üzerinden toplum güvenliği de göz ardı edilmemelidir.

Bu durumlarda daha sıkı ve denetimli yaptırımlar gerekir; ancak bunlar da yetişkin ceza rejimiyle özdeşleştirilmemelidir.

Sonuç olarak çözüm; suça sürüklenen çocuklar için caydırıcı ama öğretici, disipline eden ama yok etmeyen ve yeniden kazandırmayı esas alan bir adalet sisteminin etkin biçimde uygulanmasıdır.” İSTANBUL ÇOCUKLARDA ‘ŞİDDET’ PATLADI Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre “Suça Sürüklenen Çocuk” içeriğiyle ceza mahkemelerinde açılan dosya sayısı 2023’te 124 bin 686’ya ulaşırken 2024 özelinde açılan dosya sayısı 134 bini geçti. 2023 yılında ceza mahkemelerinde vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda suça sürüklenen çocuk dosyası 28 bin 62 iken bu sayı 2024 yılında yüzde 15 artışla 32 bin 251 oldu.

Cumhuriyet başsavcılıklarında Suça Sürüklenen Çocuk kapsamında başlatılan soruşturma sayısı ise 2023’te 188 bin, 2024’te ise 204 bin bandına geldi.

İlgili Sitenin Haberleri