Haber Detayı
Çetelerden çocuklara story tuzağı: Lüks hayatla avlıyorlar!
Tetikçilikten silahlı saldırıya, hırsızlıktan bıçakla dolaşmaya kadar uzanan ağır suçlara karışan çocuklar, Türkiyenin en derin toplumsal sorunlarından biri hâline geldi. Kamuoyunda suça sürüklenen çocuklar olarak tanımlanan bu tablo, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kapsamlı şekilde ele alındı. Emniyet yetkilileri, yeni nesil suç yapılanmalarının çocukları özellikle sanal medya ve dijital platformlar üzerinden nasıl tuzağa düşürdüğünü çarpıcı örneklerle anlattı.
TBMMde Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonunun toplantısına katılan İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, sunum yaptı, milletvekillerinin sorularını yanıtladı ve çocuklara kurulan tuzaklarla ilgili çarpıcı örnekler paylaştı.
Komisyon Başkanı Pervin Tuba Durgut, Türkiyede ve dünyada değişen çocuk suçlu profillerini, dijitalleşmeyle birlikte dönüşen suç türlerini ve bu alandaki güncel eğilimleri dikkate alan bir anlayışla hareket etmek zorundayız dedi.
Ataşehir Emniyet Müdürü Abdulkadir Bilen, Türkiyede, son dönemde dünyadaki dijitalleşmeyle birlikte biz de çok hızlı dijitalleştik.
Çocuklarımız artık 1 yaşından itibaren telefon veya teknik araçlarla bir şekilde dijital dünyaya ilk adımlarını atıyorlar görüşünü dile getirdi.LÜKS HAYAT KOLAY PARAİstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Alperen Süerin anlattıkları ise çocukların lüks hayat ve kolay para tuzağına nasıl düştüklerini gözler önüne serdi: Suç örgütleri propagandada ilk başta lüks hayatı özendirici paylaşımlar yaparlar; villalarda, havuz başlarında fotoğraflar, lüks araçlarla gezintiler...
Ardından kendileriyle özdeştirdikleri sembolleri bol bol kullanırlar; kartal işareti, gülen yüz emojileri gibi.SİLAHLI FOTOĞRAFLARFarklı fonksiyona sahip silahları temin ederek fotoğraf çekip paylaşım yaparak kendilerini güçlü göstermeye çalışıyorlar.
Mafyatik dizi, film karakterleri ve yeni nesil rap müziklerle suç örgütlerini bağdaştıracak, özendirici paylaşımlarda bulunuyorlar.
Görünürde bir müzikle, bir şey fark edilmeksizin; bilen çocuklar için ve bilinçaltı için de bol bol paylaşımlar yapılıyor.İLK TEMAS BEĞENİLERİletişim olarak da ilk temas genellikle paylaşımlara beğeni, olumlu veya olumsuz yorum, devamında özele çekerek iletişime geçip, bir süre sonra karşı tarafı tanımaya başlıyorlar.
Bu hesapların yüzde 99u yurtdışından yönetildiği için karşısındaki kolluk kuvveti mi yoksa gerçek şahıs mı veyahut kendilerince düşman başka suç örgütü mü anlamak için özelde iletişime geçiyorlar.KURAL TANIMIYORLARKısa süreli story-hikâye canlı yayın paylaşımlarının içeriği belli bir süre sonra siliniyor.
Ekran görüntüsü alınıyor ama bu görüntüler değiştirilebilir, şekillendirilebilir.
Geçmişe dönük bu sanal medya firmalardan veri alınamıyor.
Çoğu sahte hesaplar, anonim hesap üzerine kurulu programlar.
Nihayetinde bu paylaşımların konusunun suç teşkil ettiği bilincinin zayıf olduğunu düşünüyoruz.
Anonim hesaplar üzerinden yapılan şiddet, sanal kötülük (bu tabiri son dönemde kullanmaya başladık) var.
Sanal kötülük, hiçbir kural kaidesi olmayan, hiçbir fikri olmayan ve tamamen kötülük üzerine yapılan paylaşımdır.İNTERNET UZUVLARI GİBİ OLDUAlperen Süer, çocukların bazı konuları suç olarak algılamadığına dikkat çekti: 14 yaşında bir çocuk birilerinin kimlik bilgilerini ele geçirmeyi suç olarak algılayamıyor.
Çocuklar artık internet ortamı, sanal ortamı kendi giydiği bir ayakkabı gibi, bir kıyafet gibi doğuştan başlayan bir uzuv olarak kullanmaya başladı.
Okullarda eğitim, seminer tarzı programların düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.SANAL ORTAMDA RACON KESMEÇocuk Şube Müdürü Özlem Temür de şu bilgileri verdi: Suç ve ceza hakkında çocukların bir farkındalığı yok.
Yani Türk Ceza Kanunu diye bir kanunumuzun olduğunu, burada suç maddelerinin yazılıyor olduğunu, bunun karşılığında cezai yaptırımların yazdığını bilmiyor.
Şunu çok görüyoruz çocukların gözünden: Suç işleyen, sanal medya üzerinden kendini gösteren ve argo tabirler kullanan, racon kesen bu kişiler saygı gören, korkulan, güçlü kişiler olarak görülüyor...
Çocuklarımız da o yaş diliminde zaten Ben kimim? sorusuna cevap arıyor.
Ergenlik döneminde bir yere kanalize olmak durumunda, bir seçim, tercih aşamasındalar.
Eğer doğru yönlendirme yapılmazsa, çocuklarımız suç örgütlerine yönelebiliyor ya da gösterilen suça özenebiliyorlar.SUÇU PRESTİJ GÖRÜYORLARSuça karışan çocuklarda özentiyi çok görüyoruz.
Bir dizide bir karakterden etkilenebiliyor, onun gibi hareket ediyorlar. 20 yıldır çocuklarla çalışıyorum; profil de değişti.
Önceden çocuk suça karıştığı zaman bir mahcubiyet yaşardı ve onun sonucunu bilirdi.
Şimdi bana ne olacak? diye sorardı, biz ona anlatırdık şu süreçlerden geçeceksin diye.
Ama şimdiki profilde inanın, çocuklar artık sizi önemsemiyor, işlediği suçu bir prestij olarak görüyor.BENDEN BİR ŞEY OLMAZDiyor ki mesela: Ne olacak ki?
Ben yanına gidiyorum, diyor ki: Sen kimsin abla?
Savcı mısın, avukat mısın, polis misin, nesin?
Ona göre konuşacağım seninle.
Ben buranın müdürüyüm diyorum.
Artık, Bana ne yapsan benden bir şey olmaza getirmişler.
O yüzden bu çocukların önce yoğun iyileştirme ve rehabilitasyon çalışmalarıyla aşamalı şekilde desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çocukların mutlaka bir meşgalesinin olması gerekir.BAKAN GÖKTAŞ: OLAYLAR ANLIK VAKA DEĞİLAile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da komisyona şu bilgileri verdi: Ahmet Mattianın, Atlasın hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzdü.
Bu kaybın acısını beraber yaşadık; adli süreçlerin yakın takipçisi olduk.
Şunu açıkça ifade etmek isterim ki, adalet beklentisi ile çocuk koruma yaklaşımı birbirinin alternatifi değildir.
Suça sürüklenen çocuğu suça iten zinciri kırmak da toplum güvenliğinin kalıcı şartıdır.
Karşılaştığımız vakalar, suça sürüklenmenin çoğu kez anlık bir kararla değil; birikerek büyüyen bir risk zinciriyle oluştuğunu bizlere gösteriyor.
Bu zincirin ilk halkasında sıklıkla okuldan kopma var.
Devamsızlık, disiplin sorunları, akran zorbalığına karışma ya da zorbalığa maruz kalma, okul çevresinde riskli gruplarla temas; hepsi erken uyarı niteliği taşıyor.
İkinci halkada sağlıksız aile içi dinamikleri görüyoruz.
Üçüncü halkada sokak ve akran çevresi var.
Gruba ait olma ihtiyacı, kolay para vaadi, suç örgütlerinin etkisi, silah taşımaya özendirme ve normalleşen şiddet dilinin yayılması bu riski büyütüyor.
Dördüncü halkada medya ve dijital alan bulunuyor.
Bilimsel veriler çocukların ortalama dikkat süresinin, son on yılda en az yüzde 30 oranında azaldığını söylüyor.
Artık bir çocuğun konuya odaklanma süresi sekiz saniyeyi geçmiyor. 15 yaş altı için sanal medya düzenlemesinin, çocuklara ulaşan, onları suça teşvik eden ve dijital mecralarda örgütlenen suç şebekeleriyle mücadelenin de önemli bir ayağı olduğunu görmek gerekiyor.KAYNAK: HÜRRİYET/ Bülent Sarıoğlu