Haber Detayı
'SDG'yi ayakta tutan ABD'nin verdiği maaştı’
ABD’nin Suriye’de PKK/SDG’ye destek verdiğini açıkça eleştiren Hakan Fidan, SDG ile Şam arasındaki ateşkesin kırılganlığına dikkat çekti. DEAŞ mahkûmlarının Irak’a transferi ve SDG/YPG’nin örgütsel yapısını değerlendirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan önceki akşam NTV’de katıldığı programda Suriye sahasından Gazze’ye, İran’daki gelişmelerden Ukrayna savaşına kadar çok sayıda başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Fidan özellikle Suriye’deki ateşkes, SDG/YPG’nin sahadaki durumu ve örgüt yapısına ilişkin bilgiler aktardı.
ATEŞKESİN UZATILMASI GÜNDEMDE Fidan, SDG ile Şam yönetimi arasında varılan dört günlük ateşkesin üçüncü gününde sahadaki tabloyu değerlendirirken, ateşkes sürecinin kırılganlığına dikkat çekti.
Ateşkese gelinen sürecin çok sayıda değişken barındırdığını belirten Fidan, “Şu anda DEAŞ mahkûmlarının Suriye’den Irak’a tahliyesi söz konusu.
Böyle bir sürecin yaşandığı bir dönemde ateşkesin bir müddet daha uzatılması gündeme gelebilir.
Şu anda böyle bir talep var.” dedi.
Sahadaki durumu “hassas” olarak tanımlayan Fidan, ABD’nin bölgedeki varlığına ve DEAŞ’lı tutuklular meselesine işaret ederek, “Amerikan mevcudiyeti var, DEAŞ’lı mahkûmlar var.
Bunların denklemde olduğu bir yerde SDG ile hükûmet güçleri arasındaki ihtilafın daha karmaşık bir hâl aldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Ateşkesin kalıcılığına ilişkin değerlendirmesinde, sahadaki çok katmanlı yapıya vurgu yapan Fidan, yürüyen diplomatik temaslara dikkat çekti. “Bunları biraz daha sadeleştirmeye, biraz daha kolay hareket edilebilir bir hâle getirmeye yönelik bir diplomasi trafiği var.
Biz de bu sürecin içindeyiz” diyen Fidan, detayların büyük bölümünün taktik ve hassas nitelikte olduğunu belirtti.
DEAŞ mahkûmlarının transferine ilişkin takvime dair soruya ise, “Bunlar taktik ve hassas bilgiler.
Başka ülkelerin de dâhil olduğu, emanet edilen bilgiler var.
O nedenle detaylara girmeyeyim.” yanıtını verdi. ‘MÜZAKERE OLMAZSA YÖNÜ BELLİ’ Ateşkes sürecinde bir uzlaşma sağlanamaması hâlinde sahada ne olacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, 18 Ocak mutabakatının uygulanmasına dönük bir sürecin Amerikan arabuluculuğunda yürüdüğünü hatırlattı.
Fidan, “Umarım diyalog yoluyla çözülmesine yönelik ciddi bir irade olur.
Çünkü aksi takdirde konunun nereye gideceği zaten belli.” dedi.
SÜREÇTE AŞİRETLERİN ROLÜ Son iki haftada sahadaki hızlı değişime ilişkin değerlendirmesinde Fidan, SDG/YPG’nin çözülmesinin sürpriz olmadığını söyledi. “Bu bir an meselesiydi.
Bir başlangıç gerekiyordu.” diyen Fidan, özellikle YPG’nin kontrol ettiği Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerdeki dinamiklerin yıllardır bilindiğini ifade etti. “Aşiret yapısı, aşiretlerin ne zaman ve hangi şartlarda nasıl ayaklanacağı konuları bizim bilgimiz dâhilindeydi.” diyen Fidan, bu başlıkların Suriye yönetimiyle de paylaşıldığını aktardı.
SDG/YPG’nin sahadaki tutunma kapasitesini sağlayan unsurlara işaret eden Fidan, süreci şu sözlerle anlattı: “Arapların yaşadığı yerde Araplar ayaklandığında ve arkalarında hükûmet güçlerinin olduğunu bildiklerinde, Amerikalıların da bu yanlış uygulamadan desteğini çektiği bir tabloda orada durmanın anlamı kalmaz.
Onu mümkün kılan bir denklem vardı.
O denklemin maddelerini tek tek çıkardığınızda, denklemin kendisi çöker.” ABD’nin pozisyonunun belirleyici olduğunu söyleyen Fidan, Washington’un yeni dönemde bölgesel sorunlarda doğrudan müdahil olmama yönündeki yaklaşımına dikkat çekti.
SDG/YPG içindeki silahlı yapının niteliğine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Fidan, örgütün sahadaki bileşimine dair şu ifadeleri kullandı: ‘YPG VARLIĞINI DEVAM ETTİREMEZ’ “Bu silahlı yapı katman katmandır.
İçinde Arap aşiretlerinden gelen insanlar var.
Yerel Kürtlerden olup bu konuyla hiç politize olmamış olanlar var.
Daha sonra PKK kadrolarından gelip eklemlenmiş olanlar var.” “Bunları bir arada tutan tek bir şey vardı ağırlıklı olarak: verilen maaş.
Sivil iç savaş sürecinde ekonomik yokluğun olduğu bir dönemde, Amerika’nın yaptığı bütçe desteğiyle bu gruplara verilen paralar bu yapıyı ayakta tuttu.” “Yeni dönemde yeni bir hükûmetin kurulması, çoğulcu ve kapsayıcı bir düzenin ortaya çıkmasıyla birlikte artık bu türden bir yapıya ihtiyaç yok.
Amerika’nın da zaten oradan çekilme isteği ortada.” “Bu şartlar altında YPG’nin yeni süreçte bu şekilde bir varlığı devam ettirmesi mümkün değil.” DÜĞÜM DONBAS Bakan Fidan Ukrayna’da çatışmaların büyük ölçüde bir başlıkta düğümlendiğini belirtti.
Çözümün önündeki temel engeli şöyle açıkladı: “Kağıt üzerinde bakıldığında barışa epey yaklaşıldı.
Üç aşağı beş yukarı bütün problemler belli bir noktaya bağlandı.
Ama bir tane konu var ki, o çözülmediği sürece kilitlenmenin aşılması zor görünüyor.
O da Donbas meselesi.” ‘YENİ BİR SAVAŞ İSTEMİYORUZ’ İran’daki gelişmelere de değinen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ülkede son dönemde yaşanan protestoların temelinde ekonomik sıkıntıların bulunduğunu söyledi.
Fidan, yaptırımlar ve sübvansiyon politikalarının etkisine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Ülke uzun yıllardır uluslararası yaptırımlara tabi.
Uluslararası ekonomiye kapalı olması ve petrol–gaz gelirlerine dayalı bir sistem yürütmesi zaman içinde ciddi bir daralmaya yol açtı. “Hükûmet uzun süre döviz ve temel gıda fiyatlarını sübvansiyonlarla tutmaya çalıştı.
Bu desteklerden geri çekilmeye başladığınızda, bunun halk üzerindeki etkisini hemen görüyorsunuz.” Protestoların İran özelinde tek başına rejim değişikliği talebi olarak okunamayacağını belirten Fidan, “Ekonomik sıkıntılara gösterilen tepkiyi doğrudan rejimin gitmesini istiyorlar şeklinde yorumlamak her zaman gerçekçi olmayabiliyor.
Orada birbirine geçmiş çok sayıda dinamik var” dedi.
Türkiye’nin İran’a yaklaşımına da değinen Fidan, temaslarda açık bir dil kullandıklarını vurgulayarak, “Bir dost olarak, ‘dost acı söyler’ anlayışıyla ne söylenmesi gerekiyorsa söyledik” ifadelerini kullandı.
İran’a yönelik olası askerî senaryolara da dikkat çeken Fidan, “Bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz.
Ancak özellikle İsrail’in İran’a yönelik bir saldırı arayışında olduğuna dair emareler de yok değil” değerlendirmesinde bulundu. ‘MAZLUM ABDİ VİTRİNDİR’ Bakan Fidan terör örgütü YPG içindeki hiyerarşik yapı ve ele başı Mazlum Abdi’nin konumuna ilişkin bilgiler de verdi.
Fidan şunları anlattı: “YPG yani KCK’nın bir uzantısı olduğu için, o grup bu grup meselesi çok fazla geçerli olmaz.
Mazlum Abdi’nin üzerinde iki tane insan vardır: biri siyasi komiser, biri askerî komiser.
Bu yapı örgüt tarafından atanmıştır.
Mekanizma hep böyledir.
Mazlum onlara, onlar Kandil’e bağlıdır. “Dolayısıyla Mazlum’un orada o kadar fazla söz sahibi olacak bir durumu yok.
Vitrine konan bir insandır.
Mesaj taşıyıcıdır.
Kendisine söyleneni iletmek zorundadır.
Örgüt ona bir perspektif verir, talimat verir, onunla hareket eder. “Bu insanlar kendi başına bağımsız bir aktör değildir.
Suriye Kürtlerini temsil eden aktör değildir.
Bu yapı, dört parçada siyasi hedefi olan illegal bir organizasyonun Suriye’deki uzantısıdır.
Yukarıdan talimat veren bir mekanizma vardır. “Mutabakata vardık demeleri, onay aldıkları anlamına gelmeyebilir.
Daha önce de söylediler.
Bazen imza atıyorlar, sonra örgütten talimat gelince uygulamıyorlar.
Bazen talimatla gelip imza atıyorlar. “Suriyeli olmayan PKK mensuplarının Suriye’den çıkarılması meselesi teknik ve istihbari bir konudur.
Bunların hepsi mevcut.
Örgüt bu noktada irade koyduktan sonra ne yapmaları gerektiğini kendileri biliyor.” GAZZE’DE GÜVENLİK ÖNCELİK Programda Gazze’ye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Fidan, Barış Kurulu’nun yapısı ve çalışma biçimine dair bilgiler paylaştı.
Kurul bünyesinde Gazze’ye odaklanan komiteler ve Filistinlilerden oluşan yürütme mekanizmaları bulunduğunu aktaran Fidan, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının insani yardımlar açısından kritik olduğunu söyledi.
Hamas’ın silahsızlandırılması tartışmalarına değinen Fidan, bu başlığın bağlamından koparılamayacağını vurguladı. “Silahsızlanma, halkın güvenliği ve saldırıların sona ermesine ilişkin garantilerle birlikte ele alınmalı” diyen Fidan, tek başına bir madde üzerinden yürütülen tartışmaların sağlıklı olmadığını ifade etti.
Fidan, Gazze konusunda temel önceliğin Filistinli nüfusun yerinde kalması olduğunu belirterek, İsrail’in stratejik hedeflerinden birinin nüfusu bölgeden çıkarmak olduğunu savundu. “Biz bu denklemi gördüğümüz için başka diplomatik adımlar attık” dedi.
BALKAN BARIŞ PLATFORMU Dışişleri Bakanı Fidan, Balkan Barış Platformu’na ilişkin de ayrıntılar paylaştı.
Platformun 2024’te ilk defa gündeme geldiğini belirten Fidan, şunları anlattı: “Balkanlar’da ortak özelliklere sahip ülkeler var.
AB’ye aday olan ama üye olmayan ülkeler var.
Kosova aday değil ama Avrupa’yla çok yakın ilişkileri var.
Biz dedik ki; Kuzey Makedonya, Sırbistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova ve Türkiye bir masa etrafında bir araya gelsin. “Burada tutanak tutulmasın, bağlayıcılık olmasın.
Kapılar kapansın, saatlerce sadece bakanlar konuşsun.
Kimseye karşı bir pozisyon alma endişesi olmadan, birbirimizin yüzüne bakarak konuşalım. “Bu ülkelerin bakanları genelde ya Avrupalıların düzenlediği toplantılara gidiyor ya da başka gündemlerin misafiri oluyor.
Ama kendi meselelerini bu kadar sahici biçimde ele aldıkları bir zemin pek olmuyor.” Platformun amacının bölgesel sorunlara bölgesel sahiplenme anlayışıyla yaklaşmak olduğunu vurgulayan Fidan, platformun düzenli bir mekanizma hâline getirildiğini belirterek, “Bakanlar düzeyinde altı ayda bir toplanıyoruz.
Daimî bir komitemiz var, Direktörler Komitesi alınan kararları takip ediyor.
Belli bir aşamaya gelindiğinde liderleri de bu perspektifle bir araya getireceğiz.” ifadelerini kullandı.