Haber Detayı

Sessiz tehlike: Gizli şeker 2
Yazarlar hurriyet.com.tr
25/01/2026 06:15 (3 saat önce)

Sessiz tehlike: Gizli şeker 2

Geçen hafta, halk arasında ‘gizli şeker’ olarak bilinen prediyabetin ne olduğunu ve neden artık göz ardı edilemeyecek bir sağlık başlığı hâline geldiğini anlatmıştım. Bu hafta ise daha zor ama çok daha kritik bir noktaya geliyoruz: Peki, ne yapacağız?

PREDİYABET (gizli şeker), erken evrede yakalandığında gidişatı değiştirilebilen nadir metabolik durumlardan biri.

Başka bir deyişle, bir risk olmanın ötesinde gerçek bir fırsat penceresi sunuyor.

Ancak bunun için önce bu durumu soyut bir ihtimal gibi değil, adı konması ve ciddiye alınması gereken bir sağlık süreci olarak görmek gerekiyor.

Bu nedenle bu yazıda “neden önemli” sorusundan çok, nasıl tanırız ve ne zaman harekete geçmeliyiz sorularına odaklanmak istiyorum.

Yani aslında prediyabetin tanısını koymak uzun soluklu düşününce bir şans haline gelebilir.

Kimse karşılığı olmayan bir emek harcamak istemez.

Son araştırmalarda bu aşamada düzeltilen prediyabetin, kalp krizinden organ yağlanmasına birçok sorunu önlediğini göstermesi hepimiz için pozitif pekiştireç ve cesaretlendirici bir bulgu oldu.KAN TESTİYLE ERKEN TEŞHİS Prediyabet, diyabet yolunda aktif olarak ilerleyen bir metabolik süreçtir.

Bu ilerlemeyi durdurmanın tek yolu, süreci erken evrede fark etmektir.

Tam da bu nedenle tarama testleri hayati öneme sahiptir.

Prediyabet çoğu zaman tesadüfen bulunmaz; bilinçli olarak aranması gerekir.

Klinik olarak prediyabet soyut bir kavram değildir; net tanı kriterleri vardır.

Açlık kan şekeri 100-125 mg/dL arasında olduğunda ya da HbA1c, yani üç aylık ortalama kan şekeri yüzde 5.7–6.4 aralığında ölçüldüğünde prediyabetten söz ederiz.

Bu değerler henüz diyabet tanısı koydurmaz, ancak metabolik sürecin diyabet yönünde ilerlediğini açık biçimde gösterir.

Asıl kritik olan da bu aralıktır.

Çünkü müdahale için elimizdeki en güçlü zaman penceresi burasıdır.Geçen hafta da değindiğimiz gibi, The Lancet Diabetes & Endocrinology’de yayımlanan geniş ölçekli çalışmalar bu konuda oldukça net bir tablo ortaya koyuyor.

Prediyabet erken dönemde tespit edildiğinde, tip 2 diyabete ilerleme riski belirgin şekilde azalıyor.

Hatta bazı bireylerde bu sürecin tamamen geri çevrilebildiği gösteriliyor.

Ancak tanı geciktikçe, bu fırsat penceresi hızla daralıyor.Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra, rutin sağlık kontrollerinin bir parçası olarak HbA1c yani üç aylık ortalama kan şekeri, ölçümünün yapılması büyük önem taşıyor.

Eğer fazla kilo, hipertansiyon ya da ailede diyabet öyküsü gibi risk faktörleri varsa, bu taramaların daha erken yaşlarda başlaması gerekiyor.

Ne yazık ki son yıllarda bu eşik 20’li ve 30’lu yaşlara kadar indi.

Bugünün yaşam koşulları, pek çok genci bu risklerle çok daha erken tanıştırıyor.YEMEKTEN SONRA UYKUNUZ GELİYORSA...

Prediyabetin en yanıltıcı tarafı tam da burada.

Çoğu kişi kendini iyi hissettiği için test yaptırma ihtiyacı duymaz.

Oysa prediyabetin net ve ayırt edici bir semptom listesi yoktur.

Bazen hafif halsizlik, bazen yemekten sonra gelen uyku hâli, hızlı geri acıkma, el ayak titremesi, bazen bel çevresinde artış...

Ama çoğu zaman hiçbir şey.Bu sessizlik aldatıcıdır.

Çünkü damar düzeyinde hasar, insülin direnci ve metabolik yük çoktan başlamış olabilir.

Bu yüzden tarama testleri bir şikâyet ortaya çıktığında değil, risk varlığına göre yapılmalıdır.Açlık kan şekeri ya da HbA1c değerleri sınırda yüksekse, ailede erken yaşta diyabet öyküsü varsa, kilo artışı hızlandıysa, bel çevresi genişliyorsa ya da hipertansiyon ve kolesterol bozukluğu eşlik ediyorsa bu tabloyu “bir bakalım” diyerek geçiştirmek doğru değildir.

Bu sürecin, konuyu bilen bir hekimle birlikte değerlendirilmesi gerekir.DİĞER HASTALIKLARA DAVETİYEPrediyabet çoğu zaman tek başına ilerlemez.

İnsülin direnci, karaciğer yağlanması, hipertansiyon, lipid bozuklukları ve damar sertliğinin erken evreleri bu tabloya eşlik edebilir.

Bu nedenle prediyabet, yalnızca yaklaşan bir diyabetin değil; aynı zamanda kalp-damar hastalıklarının da erken uyarı sinyalidir.DİYABET RİSKİNİ TERSİNE ÇEVİREBİLİR Bu noktada en sık gelen soru şudur: “Gerçekten bir şey değişir mi?”İyi haber şu: Prediyabet, müdahaleye en açık metabolik dönemlerden biridir.

Yapılan değişikliklerin somut karşılığı vardır.

Büyük çalışmalarda, bu dönemde yapılan müdahalelerin tip 2 diyabete ilerleme riskini belirgin şekilde azalttığı, bazı bireylerde diyabet gelişimini tamamen engellediği, kalp-damar risk göstergelerini iyileştirdiği ve karaciğer yağlanması ile insülin direncini gerilettiği net biçimde gösterilmiştir.KÜÇÜK KARARLAR BÜYÜK DEĞİŞİMLERElbette bu süreç tek bir reçeteyle ilerlemez.

Prediyabetin yönetimi, tabloyu bütüncül okumayı gerektirir.

Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve stres yönetimi birlikte ele alınır.

Gerektiğinde medikal destek de bu çerçevenin bir parçası olabilir.

Büyük değişiklikler göze gelebilir ama günde 10 dakikalık bir ekstra yürüyüş, son yenen yemeğin yarım saat öne çekilmesi, stres yönetimi için ekran yerine aile ve arkadaşlarla aktif geçirilen sosyal bir yarım saat, rutinde yenen sadece bir islenmiş şekerli gıdadan vazgeçilmesi, günde 1 saat daha fazla uyku prediyabetin ilerlemesini durdurup ömrü uzattığı gösterilmiştir.Evet, prediyabet geri dönebilir.

Ama kendiliğinden değil.

Bu tanıyı alan kişi, tıp dünyasında kontrolün büyük ölçüde kendi elinde olduğu nadir fırsatlardan birini yakalamıştır.

Yapılan değişiklikler kalıcı olmadığında kazanımlar da kalıcı olmaz.

Bu yüzden prediyabeti geçici bir “diyet dönemi” gibi değil, sağlıkla kurulan yeni bir ilişkinin başlangıcı olarak görmek gerekir.SON SÖZPrediyabet korkutmak için değil; harekete geçirmek için konulan bir tanıdır.

Erken fark edildiğinde karşılığı olan, üzerine gidildiğinde sonuç veren nadir durumlardan biridir.

Çünkü bazen en büyük fark, gerçekten erken fark etmekle başlar.

İlgili Sitenin Haberleri