Haber Detayı
Hazar Ergüçlü: ‘Yüksek feminen enerjimin olduğunu biliyordum’
Yıllardır canlandırdığı karakterler ve usta yönetmenlerle çektiği filmlerle oyunculukta yerini çoktan sağlamlaştırmıştı. İki sene önce de Dilber karakteriyle Türkiye’nin gündemine oturdu. Dansları, tavırları ve bizi Dilber’e inandırmasıyla ekranın en fenomen karakterlerinden birine can verdi. Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı ve başrolünde olduğu ‘İnci Taneleri’nin yeni sezonu Kanal D’de bu perşembe başlıyor. Dizinin yıldızlarından Hazar Ergüçlü’yle buluşuyoruz; projelerini, Dilber’i, aşkı, oyunculuğu ve hayatını konuşuyoruz: “Geçen mayısta öldüm ve geri geldim.”
Hazar Ergüçlü’yle yeni sezon başlarken yoğun çekim temposuna girmeden buluşuyoruz.
Birbirimizi yıllardır tanıyoruz.
Ama Dilber’i öyle güzel canlandırıyor ki insan karşısında bir anda Dilber’i göreceğini sanıyor.
Bu arada canlandırdığı karakter kadar da sıcakkanlı.
O, ismi her geçen gün büyüdükçe değişmeyenlerden, egonun teğet geçtiği oyunculardan.
Ona soracak çok soru var...◊ Kanal D’de yayımlanan ‘İnci Taneleri’ ve ‘Dilber’ karakteri son iki senedir popüler kültüre damga vurdu.
Ana haber bültenlerine kadar konu oldu.
En baştan başlarsak bu karakter sana nasıl geldi?
İçime sinen bir karakter bulamıyordum.
Sadece çalışmak için mi bir şeyler yapmalıyım gibi düşüncelere daldığım bir dönemdi.
Ama stratejik karar vermek bana göre değil, her zaman iç sesimi dinlemek zorundayım.
Benim kurtuluşum orada, onu anladım.
Ve menajerim Ayça (Kardeş) aradı, “Yılmaz Erdoğan bir dizi yazdı, senin oynamanı istiyor” dedi. “Ne?
Yılmaz Erdoğan dizi mi yazıyor?
İnanılmaz, hemen görüşelim” diyerek gittim.
Direkt yönetmenimizle ve Yılmaz Erdoğan’la tanıştım. ‘DANS DERSİ ALDIM’◊ Sen karakteri biliyor muydun?
Bir bölüm senaryo gelmişti.
Çok iyi yazılmıştı, okurken inanılmaz kolay geçiyordu ve “Bu ne” gibi soru işaretlerin olmuyordu.
İyi metin oyuncu için muazzam bir şans.
Ve ben de o şanslılardanmışım.◊ Senin bu kadar iyi dans edeceğini nasıl tahmin etmişler?
Ben de bilmiyorum.
Hatta Yılmaz Erdoğan’a sordum, “Nereden bildiniz?
Ya yapamasaydım” dedim. “Bunu sonra ben de düşündüm biliyor musun” dedi.
Birinin kapasitesini üç aşağı beş yukarı tahmin edebilirsin gibi geliyor, hele ki öyle büyük bir yazarsan.◊ Dışarıda, bir etkinlikte falan karşılaştığımızda seni dans ederken gördüğüm olmuştu ama böyle profesyonel dans ederken hiç görmemiştim.
Nasıl olaylar bu noktaya geldi?
Dans etmeyi severim.
Ama bu karakter önüme gelince tabii hemen izlemeye başladım.
YouTube olağanüstü bir kaynak.
Sonra Elif Erol’dan dans dersi aldım, o da inanılmazdı.
Dilber’in nasıl dans edeceğini birlikte çalıştık.◊ Hazırlık sürecinde ya da dizi başladıktan sonra hiç pavyona gittin mi?
Diziden önce pavyona gitmişliğim var.◊ Hiç orada çalışan kadınlardan mesajlar aldın mı?Çok güzel yorumlar aldım.
Hepsini çok seviyorum.
Hepsine güzel yorumları için teşekkür ederim. ‘DİLBER ÇOK BİZİM GİBİ’◊ Özel hayatında daha spor, sade bir kadınsın.
Kendini o ayakkabılarla, elbiselerle ve dans ederken izlediğinde ‘Ne oluyor?
Neler çıktı içimden’ dedin mi?İnsan kendini, neler yapabileceğini, yapamayacağını bilir.
Ben de biliyordum.
İnsanlar çok küçük bir kısmınıza şahit olarak sizi bildiklerini zannediyor ama genelde o görünenden ibaret değilsiniz.
Ben de kendimde yüksek feminen enerjinin olduğunu biliyordum ama bunu göstermeyi, “Bakın ben böyle biriyim” demeyi sevdiğim, bunun altını çizmeyi istediğim bir dönemde değildim.
Belki bundan sonra öyle olacak, herkesin hayatının dönemleri var.◊ Türkiye’nin seni ve Dilber’i konuşacağını, manşetleri, haber bültenlerini, özetle bu kadarını tahmin ediyor muydun?
Hayır.
Şoke oldum.
Sonra olay daha da büyüdü.
Çok şaşırdım ve çok da mutlu oldum.
Hazar’dan ayrı olarak bir karakterin konuşulması ve patlaması bir oyuncunun başına gelebilecek en güzel şey.◊ Dilber çok inandırıcı ve çok iyi yazılan bir karakter.
Bu iş bittiğinde bu karakter üstüme yapışırsa korkusu yaşıyor musun?Bu iş bana ne kazandırır, nasıl bir yol açar, bu karakteri oynamak bana ne yapar gibi şeyleri göz önünde bulunduruyorum ama bunun beni ele geçirmesine izin vermiyorum.
Her zaman o işe duyduğum heyecanı muhafaza etmeye ve oyuncunun gizemini korumaya çalışıyorum.◊ Sence Dilber neden bu kadar sevildi?Çok bizim gibi, çok sık hata yapıyor, çok ortada, sahici.
Yalan söyleyemiyor, eğer denerse yüzüne gözüne bulaştırıyor.
Tatlı, sempatik...
Belki her şeyi bilmiyor ama bildikleri çok etkileyici, çok tatlı.◊ Dilber şu an karşında olsa ona ne derdin?Benim ona hiçbir şey söylemeye hakkım yok.
Haddim değil.
Hakkında hiçbir şey bilmediğim, hayatını bir gün bile yaşamadığım biriyle ilgili yargıda bulunamam.◊ Gelelim yeni sezona...
Bizi bu sezon neler bekliyor?
Azem kayboldu, tabii Dilber de kafasının içinde kayboldu.
Bu süreçte Dilber yalnız kalacak, başıboş bir Dilber tehlikelidir.
Serseri mayındır.
Onun gidişi herkes için dev bir boşluk olacak.
Devamı sürpriz olsun, güzel şeyler izleyeceksiniz.
Heyecanlı bir sezon bizi bekliyor.◊ Yeni tanıtımlarda Ebru Gündeş şarkı söyledi, sen dans ettin.
Aylar sonra yeniden dans etmek nasıldı?Öldüm, bittim.
O ayakkabılar ne kadar ağırmış.
Bunu unutmuşum.
Yönetmenimiz Şenol Sönmez “Daha soyut bir şey çekeceğim” demişti.
Full dans etmeyeceğim sanmıştım.
Ama bir baktım bacaklarım titriyor.
Döneceğim, dönemiyorum.
Zillerim ağır.
Çok kolay göründüğünü biliyorum ama o kadar kolay bir şey değil.
İnanılmaz yorucu bir iş.
Sadece dans kısmı bile çok yorucu.
O pavyonda çalışan insanları düşünemiyorum.◊ Yılmaz Erdoğan gibi usta bir isimle çalışmak nasıl?
Müthiş, okul gibi...
Çok başarılı bir oyuncu ve yönetmen olan böyle bir ismin sizin hemen yanınızda, partneriniz olarak oynaması çok enteresan.
Bazen “Eyvah gördü, hata yaptım, iyi oynayamadım” diyorum ama yönetmenimiz dışında bu kadar büyük bir oyuncu tarafından denetleniyor olmak da büyük bir şans, ondan çok şey öğreniyorum.
Öğrenmesi yıllar sürecek şeyleri belki de yanımda bir usta olduğu için bir cümleyle alıyorum. ‘MÜKEMMEL SURATA SAHİP DEĞİLİM AMA OLDUĞUM ŞEYLE ÇOK İYİ HİSSEDİYORUM’ ◊ Son rol aldığın filmlerden biri ‘Öldürdüğün Şeyler’. 30’ların başında kendine dair öldürdüğün şeyler oldu mu?
Komple kendim.
Hatta yeniden doğmuş bile sayılırım.
Geçen mayıs ayında öldüm ve geri geldim.◊ Aa, ne yaşadın?Bilmiyorum ama insan öyle olur ya.
Ruhsal uyanışlar, farkındalıklar yaşarsın.
Çok farkındalık yaşadığım bir dönemdi.
Ve bütün eski alışkanlıklarımı yitirdim.
Artık eski çözümlerimin hiçbiri işe yaramıyor.
Hâlâ eski yöntemlerle tırmalıyorum ve olmadığını görüyorum.
Yeni yöntemler bulma zamanı.◊ Sen mesela estetik lanetine de düşmedin...
Evet.◊ Televizyonlarda gördüğümüz; elmacık kemikli, kusursuz burunlu, dolgun dudaklı birbirine benzeyen suratlardan farklı olmayı başardın.
Hiç aklına girmek isteyenler, “Buranı şöyle yapmalısın” diyenler olmadı mı?
Sektöre yeni başladığımda çok duydum, özellikle tipimle, dişlerimle ilgili...
Mesela eskiden bir yönetmenden ağız yapımla ilgili bir yorum almıştım, ameliyat olmam gerektiğini söylemişti.
Daha 20’lerdeydim.
Evet, farkındayım mükemmel surata sahip değilim ama benim de kapladığım bir yer var ve olduğum şeyle çok iyi hissediyorum, çok mutluyum.
Öyle güzellik merkezlerine falan gidebilecek sabrı olan biri de değilim.◊ Seni güzel yapan da o değil mi, diğerlerine benzemiyorsun...
Teşekkür ederim, bu arada asla karşı da değilim.
İnsanlar kendilerini nasıl mutlu hissederlerse öyle olsunlar.
Ama dediğim gibi detaylara çok takan biri olduğum için ekranda kaşım istediğim gibi oynamasa bu beni yorabilir, o yüzden bunu göze alamam.‘DUYDUĞUMDA ÇOK ŞAŞIRDIĞIM BİR ŞEY OLMUŞTU...’◊ Oyunculuk, yapımcılık gibi bütün sıfatlarından, rol aldığın tüm filmlerden arınsan, Hazar’ı nasıl anlatırsın?Her şeyi çıkarınca geriye doğanın bir parçası olan o insan kalıyor.◊ Sence kariyer yolculuğunda en yanlış anlaşıldığın şey ne oldu?Çok fazla böyle konu var.
Bu tip şeyler geliyor başıma.
Benden kaynaklı yanlış anlaşıldığım şeyler de oluyor.
Ama duyduğumda çok şaşırdığım bir şey olmuştu...◊ Nedir?Bu projeye kadar oyuncu tercih edilirken soğuk bulunduğum oluyormuş.
Soğuk mu?
Her iki Türk kızından birine benzeyerek nasıl soğuk bulunabiliyorum?
Buna çok şaşırmıştım.
Bir de bana aşırı sıcak denilebilir ama soğuk çok garip.
Acaba tarzımla mı ilgiliydi?
Bilmiyorum.◊ Peki, hem arkadaşlarının hem de senin kendinde değiştirmek istediğin bir şey var mı?Bir şeyi çözene kadar dır dır konuşurum.
Kendi başımın etini yerim.
Kontrol etmeye çalışırım.
Sonunda başarısız olurum, yorgun düşerim ve olaylar kendiliğinden çözülür.
Genelde bu huyumu hiç sevmiyorum.
Keşke sorunları kafamda biraz daha az çevirsem.◊ Hayatta hâlâ yaparken en zorlandığın şey ne?Röportaj.
Bu koltuğa oturduktan sonra bir şekilde akıyor ama zorlanıyorum.◊ Erken yaşta tanındın.
Sosyal medyanın da sık sık gündeminde oldun.
Oradaki linçlere artık takılmadan geçebiliyor musun?Geçmezsem devam edemem, geçmek zorunda kaldım.
Başkalarının fikrini bu kadar önemseyerek bu meslek yapılmıyor.
Üstelik çoğunun da gerçek fikirler olmadığını görüyoruz.‘BİR YANDA BAĞIMSIZ FİLMLERDE OYNAMAK İSTEYEN BİRİ VAR, BİR YANIM DA BU IŞILTILI HAYATI SEVİYOR’◊ Kariyerine bakıyorum da Yılmaz Erdoğan, Derviş Zaim, Nuri Bilge Ceylan gibi çok büyük isimlerle çalıştın...Çok şükür gerçekten hep çok çok büyük, çok iyi isimlerle çalışmışım.◊ Bir yandan bağımsız filmler yaptın, bir yandan ekranda popüler işlerde oldun.
İki tarafa da hitap etmeliyim diye mi bir kariyer çizdin kendine?
İçimde bir yanda evet, bağımsız filmlerde oynayan, o tür işler yapmak isteyen biri var, bir yanım da bu ışıltılı hayatı seviyor.◊ Festivallerden sonra falan romantik komedileri ya da popüler kültürü küçümsemiyorsun yani...
Küçümsemek mi?
Bu çok büyük bir hata olurdu.
Çünkü o filmlerde oyunculuk adına bir başarı elde edebildiysem bunu tamamen dizilerdeki yoğun tempoya borçluyum.
Burada uzun çalışma saatlerini övmüyorum ama dizide hata yapa yapa ya da başkalarının hatalarını göre göre artık çok daha hızlı bir öğrenim sürecine girmiş oluyorsun.
Bu hem toksik hem besleyici.◊ Kariyer yolculuğunda bir şeyi farklı yapacak olsan neyi farklı yapardın?Dürüst olma meselesine bu kadar takmamayı isterdim.
Yani ‘Kendim gibi olacağım’ demek bana bir sürü şey kazandırdı ama bir sürü şey de götürdü.
Onu da yaşayarak öğrendim.
İnsanların hakkımda hiçbir şey bilmemelerini tercih ederdim.◊ Neden böyle düşünüyorsun?Kendini olduğun gibi ortaya koymak o kadar kolay değil.
İstenilen de bu değil ayrıca. “Sana ihtiyacımız yok, sen sandığımız şeylere ihtiyacımız var” deniyor.◊ Bu arada gerçekten sadece romantik komedi yapıp hiç riske girmeden zengin olabilirdin...
Ama sen biraz daha zorlu olanı seçmişsin gibi.Evet, kesinlikle zengin olabilirdim.
Bu sabah buraya gelmeden önce neler konuşuruz acaba diye şöyle bir düşünürken benim de aklıma geldi.
Mesela eskiden iki iş aynı anda gelmişti, menajerim, “Onu yapma, bunu yap” dedi. “Hayır, ben bunu yapacağım.
Çünkü ben bunu istiyorum” dedim.◊ Doğru tercih miydi?Başarısız oldu ama hiç pişman değilim (gülüyor).
Öbürünü yapamazdım.
Hayallerim var, gerçekten heyecan duymadan, hissetmeden yapamıyorum. ‘SEVMEK HİÇBİR ZAMAN YETMEZ’◊ Bir erkekte en dikkat ettiğin şey ne?Beni güldürebilmesini çok önemsiyorum.
Gülmediğim birine hayran da olamam.
Hayran olamadığım birisiyle de olmaz.◊ DJ Efe Çelik’le birlikteliğiniz nasıl gidiyor?Çok güzel.
Şanslıyım.Çok sevdiğim, birlikte olmaktan çok mutlu olduğum biri.◊ Aşkın sendeki karşılığı ne?İnanılmaz yüksek bir enerjim oluyor.◊ Ama sen hep yüksek enerjilisin...Sen onu 10’la çarp. Âşıkken çiçek açıyor, her şeyi yapabilecek güçte oluyorum.
İşime gücüme yüzde 100’ümü verebiliyorum.
Mutlu ve âşıkken dikkatim yoğun olabiliyor.◊ ‘İnci Taneleri’nde de aşkın yoğun hallerine şahit oluyoruz.
Dilber ve Azem arasında kültür farkı da var.
Sence aşkta kültür farkı olur mu?Gerçekçi konuşalım.
Aşkta bir süre sonra kültür farkı olur.
Başkalarının tecrübelerine baktığımda da bunu görüyorum.◊ Aşk her şeye göğüs germez mi?Germez.
Sevmek hiçbir zaman yetmez.
Bir şeyi gerçekten paylaşabiliyor olmak önemli.
Biriyle göz göze geldiğin anda seni bir bakışınla anladığını bilmek kadar iç ferahlatan bir şey yok.‘UZUN SÜRE İDRAK EDEMEDİM, KOLAY DEĞİLDİ’◊ 17 yaşında Kıbrıs’tan Türkiye’ye geldin, ‘Gölgeler ve Suretler’ filmiyle tanındın.
İsmin gitgide büyüdü...O filmde 16 yaşımda oynadım, 17 yaşındayken de Türkiye’ye geldim.◊ İsminin bu kadar büyümesi hayatına nasıl yansıdı?Tadını çıkarmaya yeni başladım.◊ Çok mu pırıltılı ve güzeldi her şey?Çok zor aslında, pırıltılı hiçbir tarafı yoktu.
Küçük yaşta iş dünyasına girdim, 17 yaşında tak diye ‘Kuzey Güney’ dizisine başladım.
Benim için bunlar çok büyük şeylerdi.
Biraz da fazla hızlıydı.
Uzun süre idrak edemedim, kolay değildi.
Sonra “Bir dakika, bu güzel bir şey.
Biraz mutlu olabilirsin.
Sevin biraz” dedim kendime.
Ama çok kontrol delisiyim, basının ilgisi, televizyona çıkıp bir şeyler yapıyor olmak, aklımı yitirecektim yani.
Herkes seni izliyor, görüyor, bunu aşmak zaman aldı.
Hatta herhalde hâlâ aşamadım.