Haber Detayı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: PKK’nın tüm uzantılarıyla kendisini feshetmesi gerekiyor
Gündem hurriyet.com.tr
26/01/2026 17:51 (3 saat önce)

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: PKK’nın tüm uzantılarıyla kendisini feshetmesi gerekiyor

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti MKYK sonrası yaptığı açıklamada terör örgütü PKK’nın tüm şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini belirtti. Çelik, DEM Parti’den Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik kullanılan ifadeleri eleştirerek, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik bu ifadeleri lanetliyoruz. Onların hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir ve bu kırmızı çizgi açıkça ihlal edilmiştir ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Suriye'deki son gelişmelere de değinen Çelik, AK Parti'nin Suriye'de tek ordu ilkesine bağlılık çerçevesinde, tüm etnik grupların ve tüm dini grupların haklarının garanti altına alınacağı bir modelin ortaya çıkmasının desteklediğini ifade etti.İşte Ömer Çelik'in açıklamalarından satırbaşları:Değerli arkadaşlar, bu yıla çok yoğun bir şekilde girdik ve maalesef bu yoğunluk çok da pozitif anlamda bir yoğunluk değil; birçok alanda dünyanın krizlerle sarsıldığı bir dönemdeyiz.

Bu nedenle pek çok hassasiyetin çok ince bir işçilikle, ciddi bir dikkatle ve iyi stratejilerle yönetilmesi gerekiyor.

MKYK’mız ve MYK’mız hem iç politika hem de dış politika ile ilgili gelişmeleri, bu hassasiyet çerçevesinde değerlendiriyor.

Bugün Dışişleri Bakanlığımızın ve Aile Bakanlığımızın sunumları var, ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmaları bulunuyor.TEK SURİYE, TEK ORDUBurada da Suriye'deki herkesin kazandığı tek Suriye, tek ordu ilkesine bağlılık çerçevesinde tüm etnik grupların ve tüm dini grupların haklarının garanti altına alınacağı bir modelin ortaya çıkmasını ifade ediyorduk.Gerçekten kastımız, Esad döneminin zulmünden, inkâr ve asimilasyon politikalarından sonra bütün Suriyelilerin, Suriye’nin inşasına özne olarak katılması, kimsenin dışlanmaması gerektiğidir.

Türkmen, Arap, Kürt kardeşlerimiz, Müslümanlar, Hristiyanlar ile Şii, Sünni, Alevi, Nusayri, Dürzi başta olmak üzere saydığımız ve sayamadığımız tüm mezhep ve etnik grupların tek ve onurlu bir Suriye’nin eşit parçaları olarak ülkenin geleceğinde söz sahibi olması gerektiğini defalarca ifade ettik ve irademizin bu yönde olduğunu açıkça ortaya koyduk.PKK TÜM UZANTILARIYLA SİLAH BIRAKMALIHer zaman hassasiyetle uyguladığımız konulardan biri, Suriye’de DEAŞ’la mücadelenin, DEAŞ’a yönelik mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğidir.

DEAŞ denilen bu katliam örgütünün hiçbir şekilde kendisine alan bulmaması esastır.

Aynı şekilde, hangi adı kullanırsa kullansın, hangi harfleri kullanırsa kullansın hiçbir terör örgütünün burada var olmaması gerektiğini net bir biçimde ifade ediyoruz ve bu konuda uzun süredir uyarılarımızı açık şekilde yapıyoruz.

Bu çerçevede iki hususta net cümleler kurduk ve izahını da yaptık.

Birincisi, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın tüm şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini, buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları ile Avrupa’daki illegal yapılanmaların da dâhil olduğunu açıkça ifade ettik.

Bunun devamı olarak, bu sürecin farklı yöntemlerle ilerleyebileceğini, Irak’taki yöntemin farklı, Suriye’deki yöntemin farklı olabileceğini dile getirdik.

Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması, hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir.

Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatının önemini özellikle vurguladık.

Gözden Kaçmasın YPG'nin ateşkes ihlalleri sürüyor: Suriye ordusu ile terör örgütü arasında çatışma Haberi görüntüle Ortadoğu'da kimlik kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor.

Yüzyıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıktı.

Maalesef 10 Mart mutabakatına SDG tarafından uyulmadığı için askeri operasyonlar başladı.

SDG ve DEAŞ'ın kaybını kim ki Kürtlerin ya da Arapların kaybı gibi kodluyorsa onun Kürt ya da Arap diye bir derdinin olmadığı tarih perspektifi açısından bakıldığında net bir şekilde görülür.Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı.

Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görüyoruz.

Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır.

Biz her zaman şunu söyledik: Bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlara sadık kalması gerekir.

Eksik de olsa Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bu bir gün tsunami etkisiyle gelir sizi vurur ve bununla yüzleşmek zorunda kalırsınız.

Bugün Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltirken, itiraz ettikleri uygulamaların aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptıklarını hatta bugün eleştirdikleri söylem ve girişimlerin benzerlerini daha bir ay önce Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsü yoluyla denemeye çalıştıklarını görüyoruz.

Bu tablo, Avrupa’nın norm koyma kabiliyetini maalesef kaybettiğini göstermektedir.

Gözden Kaçmasın Kanlı valizle vahşet turu...

Durdona Khokimova cinayetinin detayları ortaya çıktı Haberi görüntüle Batı ittifakı kendisini yalnızca askeri bir yapı olarak değil, aynı zamanda değerler ittifakı olarak tanımlıyordu, ancak bugün bu değerler ittifakı olma vasfının nasıl çatladığını ve ortadan kalktığını açıkça görüyoruz.

Bu bağlamda daha önce de ifade ettiğim gibi, İtalyan sosyalist düşünür Gramsci’nin “Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğamıyor; şimdi canavarlar zamanı” sözü son derece açıklayıcıdır.

Bu cümleyi yıllardır bu kürsülerden dile getiriyoruz ve bugün baktığımızda Davos’ta dahi bu düzenin elitleri tarafından en çok referans verilen ifadelerden biri hâline geldiğini görüyoruz.

Bu çerçevede Kanada Başbakanı’nın konuşması da oldukça çarpıcıydı. “Yeni düzen bir yama mı olacak yoksa bir mimari mi?” sorusunu sordu, ancak yeni düzenin mimari olabilmesi için ne yeterli bir entelektüel tartışma, ne siyasi kapsayıcılık ne de uygun bir ortam bulunmaktadır, hatta bırakın mimariyi, bu düzene bir yama yapılabilme imkânının dahi ortadan kalktığı, hiçbir yamayla meselenin çözülemeyeceği bir noktaya gelindiği net biçimde görülmektedir.

Biz Cumhurbaşkanımızla birlikte G20 toplantılarına katıldığımızda başka şeyler duyuyorduk, ardından BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü gibi küresel güneyin kendisini ifade ettiği platformlardaki liderlerin konuşmalarına bakıyor, aradaki büyük farkı net şekilde görüyorduk ancak son Güney Afrika’daki G20 toplantısında itirazların neredeyse küresel güneyin itirazlarına çok benzediğini gözlemledik.

Bu da dünyanın manyetik alanlarındaki değişimin, siyasi manyetik alanlarda da kendisini gösterdiğini ortaya koymaktadır.Elbette bugün en çok tartışılan konulardan biri de yapay zekâ meselesi ve insanlığın geleceğidir; sanayi devriminin işçileri işsiz bırakmasının ardından, şimdi de yapay zekânın beyaz yakalıları ve eğitimli kesimleri işsiz bırakacağı yönünde ciddi bir tartışma yürütülmektedir.

Yaygın bir yoksulluk simülasyonu, dünyanın her tarafında eğitimle dahi giderilemeyen bir yoksulluk tablosu ortaya çıkarıyor.

Bu yoksulluğa karşı mücadele için insanlığın anayasalara madde koymaktan yeni stratejiler geliştirmeye kadar çok yönlü bir çerçeve üretmesi gerekiyor ancak şimdilik çatışma dışında bir şey üretilemediğini görüyoruz.İRAN'A DIŞ MÜDAHALENİN KARŞISINDAYIZİran konusunu çok yakından takip ediyoruz.

İran'a dönük herhangi bir dış müdahalenin karşısındayız.

Hem dış müdahale hem de dış müdahale yoluyla bir darbenin son derece yanlış sonuçlar doğurabileceğini net bir şekilde ifade ediyoruz.

Gazze Kurulu'nun yapacağı çalışmalar MKYK'mızda ele alındı.

Her zaman söylediğimiz şudur: Filistin'i Filistinliler yönetmelidir.

Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hale gelmesi ondan sonra 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan entegre toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti'nin kurulmasıdır.

Özgür Özel'in Kobani'ye yönelik iddiaların Obama'nın talimatıyla yapıldı iddiasına cevap:Meydanda yapılmış mitingi kapalı salonda yatılar diyenlerin zeka düzeyiyle aynı.

Maalesef bilgilendirilenler gerçekten yetersiz bilgilendiriyor. 11 TIR YARDIM GÖNDERDİKKobani'ye insani yardım gönderilecek mi?11 TIR yadım gönderdik.

Bu yardımlar kesintisizi bir şekilde devam edecek.

Suriye'deki Kürt kardeşlerimizi o koşullar halimde asla bırakmayacağız.Cumhurbaşkanı Erdoğan adına müze yapılıyor iddialarıyla ilgili yanıt:Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi dönemdeki faaliyetlerini hatırlatacak devletin o zaman ki hafızasına boyut katacak şekilde bu müze yapılıyor.

Mili Saraylara bağlı çalışacak.

Tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açık bu dönemde yaşananların gelecek kuşaklara anlatılmasını somut bir alan olacak.İSRAİL'İN YASAKLAMASINDAN DEĞİL ONAY VERMESİNDEN KORKAKMAK LAZIMİsrail basınında yer alan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişlerinin yasaklanması ile ilgili yanıt:Net bir şekilde görülüyor.

Bilal Bey'in ve bahsedilen isimlerin Filistin konusundaki hassasiyeti her sene yılbaşı sabahı yapılan mitingden bir takım Siyonist çevrelerin duyduğu rahatsızlık onu net bir şekilde ifade ediyorlar.

Mesele burada İsrail'in ülkeye kimin girip girmemesini yasaklaması değil.

Esas mesele İsrail'in kendisi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin adı altında yer alıyor olmasıdır.

Bilal Bey'i diğer isimleri yasaklayıp yasaklamamasının herhangi bir önemi yok.

Tam tersine bu katil hükümetin onayladığı kişiler olmaktan korkmak lazım.KIRMIZI ÇİZGİ AŞILDIİmralı heyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşecek mi? sorusuna ise Çelik şu yanıtı verdi:Son süreçte 'Terörsüz Türkiye' konusunda ortaya koyulan fedakarlığı herkes gördü.

Şimdi bazı isimlerin çıkıp Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Devlet Bahçeli'ye söyledikleri son derece ahlak dışıdır.Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik bu ifadeleri lanetliyoruz.

Onların hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir ve bu kırmızı çizgi açıkça ihlal edilmiştir.

Bu ihlali yapanlar, daha düne kadar “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedefi konusunda hem Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet iradesini hem de Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısını defalarca vurguluyorlardı.Bugün ise “Kürtlere sahip çıkıyorum” söylemi altında, esas ajandası terör örgütlerine sahip çıkmak olanların Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Devlet Bahçeli’yi bu ifadelerle hedef alması, en büyük Kürt düşmanlığıdır.

Bunun arkasına “Kürtlerin kazanımlarını savunuyoruz, Kürtlerin değerlerini ve kimliğini savunuyoruz” gibi cümleler eklenmesi ise açıkça yalandır.

Bu kırmızı çizgi ihlal edilmemeliydi.

İlgili Sitenin Haberleri