Haber Detayı
Davos ve Avrupa’da yankılanan yorumlar: ‘Trump Çin’i yeniden büyük yapıyor’
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi, ABD’nin güç politikasının sonucunu böyle yorumladı… German Foreign Policy ise şöyle yazdı: ‘Bazı Batı hükümetleri, Çin ile daha yakın ilişkiler kuruyor. Böylelikle Trump’a boyun eğmeye karşı siyasi ve ekonomik yollar arıyor.’
Davos’ta 20 Ocak 2026’da başlayan Dünya Ekonomik Forumu 56. yıllık toplantısı, küresel çapta anlamlı değişimlerin gölgesinde yapıldı.
Atlantik hakimiyetinin çöktüğü, çok kutuplu Yeni Dünya’nın ilerlemesinde adımların hızlandığı bir dönemdeyiz.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR)’nin açıklamaları önemli gelişmelerin altını çizdi: Trump Çin’i yeniden büyük yapıyor!
Hiçbir kural tanımayan Trump’ın saldırgan ve işgalci tutumlarına karşı tepkilerden biri de Kanada’dan geldi.
Başbakan Mark Carney “dünya düzeninde kırılma” yaşandığına dikkat çekti.
Trump’ın ısrarla sürdürdüğü savaş ve çatışma alanlarında ABD kayıpları giderek artıyor.
NATO’nun Rusya’yı kuşatmak için ileri sürdüğü Ukrayna, savaşı kaybetti.
İsrail, ABD desteğine rağmen Filistinlilerin Gazze direnişini kıramadı.
Daha da önemlisi İkinci İsrail planı çöktü.
YPG-SDG gibi PKK’nın uzantıları olan terör örgütleri de kaybetti, ABD onları ortada bıraktı.
Tayvan Boğazı’nda ABD’nin zaten bir umudu yok.
Bütün bunlar olurken Atlantik’teki köklü bölünme ve kamplaşmalar dikkat çekiyor.
AB’deki milliyetçi partilerin hızla büyümesi ve iktidara aday olmaları da süreci hızlandırıyor.
GFP’NİN DAVOS ANALİZİ Venezuela saldırısından sonra Grönland’a çökmek isteyen Trump, AB ile pazarlıklardan eli boş döndü.
Alman 1.
Kanalı Tagesschau’da yayınlanan bir programda, “Avrupa maçı kazandı!” yorumu yapıldı.
Trump Venezuela’da olduğu gibi Grönland ısrarında geri adım attı.
Grönland’ın Danimarka’ya ait özerk bölge olduğu tekrarlandı.
Trump, arkasına bakmadan Avrupa’dan ayrıldı.
Dış politika topluluğu German Foreign Policy (GFP), 23 Ocak günkü makalesinde özetle şunları yazdı: “Bazı Batı hükümetleri, Çin ile daha yakın ilişkiler kuruyor.
Böylelikle Trump’a boyun eğmeye karşı siyasi ve ekonomik yollar arıyor.
Bunun nedeni, ABD’nin Kuzey Amerika ve Avrupa’daki müttefiklerini diz çöktürme ve giderek daha fazla yağmalama çabasıdır.
ABD tarafından ilhak tehdidiyle karşı karşıya kalan ilk ülke olan Kanada, geçen hafta Çin ile bir Stratejik Ortaklık antlaşması imzaladı.
Başbakan Mark Carney, bunu, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı, geniş yankı uyandıran konuşmasında, ‘dünya düzeninde kırılma’ yaşandığına işaret ederek açıkladı.
Boyun eğmekten, diğer devletlerle işbirliği yaparak kaçınılabilirdi.
İngiltere de Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerini yeniden geliştirmeyi hedefliyor.
Berlin ve Brüksel’den henüz çelişkili sinyaller geliyor.
Ancak Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) ABD’nin güç politikasının sonuçları hakkında şunları söylüyor: Trump, Çin’i yeniden büyük yapıyor.”(GFP, 23 Ocak 2026) CARNEY: DÜNYA DÜZENİNDE ÇİFTE STANDART Kanada Başbakanı Mark Carney, salı günü Davos’ta yaptığı konuşmada, “acımasız bir gerçeğin başlangıcı”na dikkat çekti: “Bu gerçeklikte büyük güçler arasındaki jeopolitik anlayış artık hiçbir sınırlamaya bağlı değil.” dedi.
Carney, Batılı ülkelerin son on yıllarda sürekli olarak dayandırdığı sözde kural temelli uluslararası düzenin, çifte standartlara dayandığını itiraf etti.
Ticaret kurallarının “asimetrik” bir şekilde uygulandığını, hukukun ise “sanığın veya mağdurun kimliğine bağlı olarak” farklı sertlikte uygulandığını söyledi.
Ancak durum Kanada gibi ülkeler için farklı görünüyor.
Carney, ABD’yi dolaylı olarak örnek verdi, büyük güçlerin ekonomik savaşlarla diğer devletleri boyun eğmeye zorladığını belirtti.
KANADA İLE ÇİN’İN STRATEJİK ORTAKLIĞI Kanada, yeni bir politika uygulamaya başladı.
Ocak ortasında Başbakan Carney’nin Pekin ziyareti sırasında Çin ile yeni bir “Stratejik Ortaklık” kuruldu. (pm.gc.ca, 16 Ocak 2026) Ortaklık, enerji sektöründe işbirliğini de içeriyor.
Carney, Çin Halk Cumhuriyeti’nde, ülkesine Çinli enerji yatırımlarını çekmek için kampanya yaptı.
Çinli şirketlerin Kanada’da elektrikli otomobil tedarik zincirlerini kurmasına yardımcı olacaklar.
Çin ise daha önce Kanada’nın elektrikli otomobillerine uyguladığı yüzde 100’lük vergilere misilleme olarak, Kanada tarım ürünlerine uyguladığı yüksek vergileri düşürme sözü verdi.
Kanada, 2030 yılına kadar Çin’e olan ihracatını yüzde 50 artırmayı hedefliyor.
Daha yakın siyasi işbirliği de planlanıyor.
Carney, kasım ayında Shenzhen’deki APEC Zirvesi’ne tekrar Çin’e gitmeyi planlıyor.
Böylece Ottawa, Washington’un baskısından kaçarken, Pekin ile ilişkileri koparmaktan kaçınıyor.
TRUMP’IN SALDIRGAN TUTUMU DOĞU’YA YÖNELİMİ HIZLANDIRIYOR Çöken Atlantik Sistemi’nin ayakta kalmak için dayattıklarına karşı direniş gelişiyor.
Trump’ın saldırgan tutumu, Batı ülkelerinin Doğu’ya yönelimini hızlandırıyor.
Kanada, muhtemelen tek bir örnek olarak kalmayacak.
Bunu destekleyen sonuçlar, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR)’nin yakın zamanda yayınladığı bir ankette de ortaya çıktı.
Anket, Kasım 2025’te dünya genelinde 21 ülkede gerçekleştirildi.
Sonuçlar, çoğu ülkede ABD’yi eşdeğerler ve çıkarlar paylaşan bir müttefik olarak görenlerin oranının azaldığını gösteriyor: Brezilya’da yüzde 29’dan yüzde 26’ya, Birleşik Krallık’ta yüzde 37’den yüzde 25’e düşmüş. (ecfr.eu, 15 Ocak 2026) Buna karşılık, Çin’i müttefik olarak görenlerin oranı arttı: Brezilya’da yüzde 24’ten 27’ye, Hindistan’da ise yüzde 11’den 22’ye.
Washington’un müttefikleri sürekli olarak ‘yağmacı ABD’nin kurbanı olmaktan’ endişe ederken, ECFR, ‘Dünya Çin’e daha açık görünüyor’ sonucuna vardı.
Anket değerlendirmesini ‘Trump Çin’i yeniden büyük yapıyor’ başlığıyla yayınladı.
İNGİLTERE-ÇİN İLİŞKİLERİNDE ALTIN ÇAĞA DÖNÜŞ Kanada’ya benzer adımlar diğer Batılı ülkelerde de kendini gösteriyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in yakında Pekin’i ziyaret etmeyi planladığı ve ziyaret sırasında on yıl kadar önceki İngiliz-Çin ekonomik ilişkilerinin “altın çağı”nı canlandırmayı hedeflediği bildiriliyor.
Londra, uzun yıllar engellenen planları onayladı.
Plan, tarihî Royal Mint Court’ta, Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçiliğini inşa etmeyi öngörüyor.
Çin tarafı, bunu, ikili ilişkilerin canlanmasına yardımcı olacak iyi niyet jesti olarak gördü.( thetimes.com 20.01.2026.) Starmer’ın Pekin’e planlanan ziyareti sırasında, 2018’de kurulmuş ancak daha sonra askıya alınmış olan, önde gelen isimlerin katıldığı bir ekonomi forumunun, “UK-China CEO Council”in yeniden başlatılması planlanıyor.
Raporlara göre, İngiliz tarafında HSBC gibi büyük bankalar, BP petrol şirketi, Rolls Royce ve AstraZeneca ilaç firması katılmak istiyor.
Çin tarafında ise Bank of China, China Mobile ve elektrikli otomobil üreticisi BYD gibi şirketler yer alıyor. (reuters.com, 21 Ocak 2026) RUSYA BİR AVRUPA ÜLKESİDİR Merkel döneminin Rusya politikalarında en önemli madde şuydu: Rusya bir Avrupa ülkesidir.
Ona göre politika belirlemeliyiz.
Bugün bir belirsizlik var.
Ancak olgular Rusya ile ilişkileri düzenlemeyi zorluyor.
Bir yandan da Brüksel, elektrikli otomobiller konusunda Pekin’e yaklaşıyor.
AB Komisyonu, Kasım 2024’te Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara gümrük vergisi getirmişti.
Ancak geçen hafta yön değiştirerek vergileri kaldırdı ve Çin’den ithal edilen elektrikli otomobiller için asgari fiyat uygulayan kurallar getirdi.
Bunun “beklenmedik bir yaklaşım” olduğu belirtiliyor.
Federal Şansölye Friedrich Merz, şubat sonunda Çin’e gidecek ve yüksek profilli bir ekonomik heyet Şansölye‘ye eşlik edecek.
Geçen hafta Merz, “Nihayet Avrupa’nın en büyük komşumuz olan Rusya ile de uzun vadede bir denge bulacakları” umudunu dile getirmişti.
Sonuçta Rusya “Avrupa ülkesi” olarak nitelendiriliyor. (bundesregierung.de, 14 Ocak 2026) Böylesi bir ifadenin düşünülmesi bile uzun yıllardır imkansız olarak kabul ediliyordu.
Bu, Alman tarihinde düzenli olarak tekrar eden tercihi göz önüne seriyor: Batı’daki çatışmalara karşı denge, Doğu’da aranıyor.
DOĞU AKDENİZ’DE İTTİFAKLAR TEHLİKELERİ BERTARAF EDER Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda Merz, yalnızca “büyük güçlerin yeni dünyasına adım attıklarını” ve bunun kendilerine “zorluklar ve tehlikeler getireceğini” belirtti.
Bu nedenle, Avrupa’yı güçlendirmenin gerekli olduğunu vurguladı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de mevcut durum gibi “jeopolitik şokların”, “Avrupa’nın yeni bir bağımsızlık şekline” ihtiyaç yarattığını söyledi.
Bunun “arkadaşları ve ortaklarıyla diyalog halinde” yapılması gerektiğini, ancak “gerekirse düşmanlarıyla da” yapılabileceğini ekledi.
Merz ve von der Leyen, “Avrupa’nın sadece sivil güç değil, gerektiğinde büyük güçlere karşı dahi savaşabilecek bir askeri blok olarak güçlenmesi” düşüncelerini dile getirdiler.
Atlantik Cephesi’nin küresel çapta gerilemesi ve Trump başta olmak üzere liderlerin geri adımlar atması, Doğu Akdeniz’in savunmasında Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakını, diğer savunma tedbirlerini ve iç cepheyi güçlendirmeyi ertelettirmemeli.
Atlantikçilere karşı ikircikli tutumlar yerine gerçek yerimiz olan Avrasya’da sağlam durulmalı.
AB-ABD, aralarındaki çelişmelere rağmen ortak hareketle bu alana güçlü bir girişimde bulunabilirler.
ABD-İsrail-Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve KKKTC’ye karşı büyük çapta yığınak yaptılar.
Bunu dikkatlerden uzak tutamayız.