Haber Detayı
Demansın asıl hikayesi orta yaşta yazılıyor
Demans ileri yaşların kaçınılmaz kaderi değil. Nörobilim, kırklı yaşlarda başlayan küçük ihmallerin, yıllar sonra büyük bilişsel kayıplara dönüştüğünü gösteriyor. 45 yaş, beyin sağlığı için geç kalınmış değil; tam tersine hala güçlü bir eşik.
Demans çoğu zaman ileri yaşların kaçınılmaz kaderi gibi anlatılır.
Oysa nörobilim dünyasında son on beş yılda biriken veriler, bu anlatıyı ciddi biçimde sarsıyor.
Beyin, yaşlanmadan çok daha önce aldığı hasarların, ihmallerin ve yanlış alışkanlıkların toplamıyla hastalanıyor.
Ve bu birikim, genellikle kırklı yaşlarda başlıyor.Uzmanların özellikle 45 yaşını bir eşik olarak işaretlemesi tesadüf değil.
Bu yaş, beynin hala yüksek uyum kapasitesine sahip olduğu; ancak damar sağlığı, metabolizma ve duyusal sistemlerde bozulmaların sessizce başladığı bir dönem.
Erken fark edilen riskler, geç dönemde ortaya çıkan demans vakalarının neredeyse yarısını önleyebilecek güçte.DEMANSIN GÖRÜNMEYEN ALTYAPISI;14 RİSK ALANIBugün biliyoruz ki demans tek bir hastalık değil; yıllar içinde üst üste binen risklerin beyin dokusunda yarattığı yapısal ve kimyasal değişimlerin sonucu.
Yaşlılıkta demans gelişimini etkileyen başlıca risk alanları şunlar:Eğitim süresinin kısalığı ve zihinsel uyarım eksikliğiİşitme kaybı ve buna bağlı sosyal geri çekilmeYüksek LDL kolesterol ve damar sertliğiUzun süreli depresif ruh haliTekrarlayan kafa travmalarıFiziksel hareketsizlikDiyabet ve düzensiz kan şekeriSigara kullanımıKontrolsüz yüksek tansiyonObeziteDüzenli ve yüksek miktarda alkol tüketimiSosyal izolasyonHava kirliliğine uzun süre maruz kalmaGörme kaybıBu tablo, demansın yalnızca beyinle değil; bedenin tamamıyla ve yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu açıkça gösteriyor.45 YAŞ ÜZERİ İÇİN 12 SOMUT KORUMA ADIMI1.
İşitmenizi ihmal etmeyinİşitme kaybı yalnızca bir duyusal eksiklik değildir.
Beynin sesleri ayıklamak için harcadığı ek enerji, bilişsel rezervi hızla tüketir.
Düzenli işitme testleri ve gerektiğinde işitme cihazı kullanımı, sosyal etkileşimi ve zihinsel canlılığı doğrudan korur.2.
Kolesterolü sayı değil, süreç olarak okuyunYüksek LDL kolesterol, beyindeki en küçük damarları bile etkiler.
Bu damarlar tıkandığında ortaya çıkan mikroskobik hasarlar, yıllar içinde hafıza ve dikkat sorunlarına dönüşür.
Diyet ve hareketle kontrol altına alınamayan durumlarda ilaç tedavisi, yalnızca kalp için değil beyin için de koruyucudur.3.
Uzayan moral çöküşlerini ciddiye alınDepresyon, demansın öncülü olabilen biyolojik değişiklikler yaratır.
Haftalarca süren isteksizlik, uyku bozukluğu ve içe kapanma, “geçecek” diye beklenmemelidir.
Tedavi edilen depresyon, bilişsel gerilemeyi yavaşlatır.4.
Kafayı korumak beyni korumaktırTek bir ciddi kafa travması bile demans riskini kalıcı olarak artırabilir.
Özellikle temas sporlarında koruyucu ekipman kullanımı, ileri yaş sağlığının görünmez sigortasıdır.5.
Spor bir seçenek değil, nörolojik ihtiyaçtırHaftada iki–üç gün yapılan tempolu yürüyüş bile beyinde yeni sinir bağlantılarının oluşumunu destekler.
Fiziksel aktivite, ilaçsız bir beyin ilacıdır.6.
Kan şekerini dalgalanmaya bırakmayınDüzensiz kan şekeri, beyinde enerji kullanımını bozar.
Diyabetin erken kontrolü, damar hasarını ve bilişsel kaybı birlikte yavaşlatır.7.
Sigara, beyin için sessiz zehirSigara, yalnızca damarları daraltmaz; beyindeki iltihaplanma süreçlerini de hızlandırır.
Bırakıldığında beyin dokusu kendini kısmen onarabilir.8.
Tansiyonu rutin hayatın parçası yapın140/90 mmHg üzeri değerler, beyin için kronik stres anlamına gelir.
Düzenli ölçüm ve erken müdahale, küçük damar hasarlarını önler.9.
Kilo beyni de taşırFazla kilo, yalnızca metabolik değil nörolojik bir yük oluşturur.
Kilo kaybı, beyindeki iltihaplanmayı azaltır.10.
Alkolün masum dozu yokturAlkol, doğrudan sinir hücrelerine zarar veren bir nörotoksindir.
Düzenli tüketim, geri dönüşü olmayan beyin hasarlarına yol açabilir.11.
İnsan insana iyi gelirSosyal temas, beynin en güçlü uyarıcılarından biridir.
Sohbet, birlikte yapılan aktiviteler ve kültürel etkileşim, hafızayı canlı tutar.12.
Görmek, hatırlamanın ön koşuludurGörme kaybı, beynin çevreyle kurduğu bağı zayıflatır.
Düzenli göz kontrolleri ve doğru görme desteği, bilişsel yükü azaltır.Sağlıklı beslenmek, düzenli hareket etmek, alkol ve sigaradan uzak durmak, sosyal bağları korumak ve işitme–görme kontrollerini ihmal etmemek yalnızca demansı değil; kalp hastalıklarını ve bazı kanser türlerini de aynı anda uzak tutar.Odatv.com