Haber Detayı
Pervin Buldan anlattı: Öcalan’dan Suriye için 'yerel demokrasi' uyarısı
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Meclis Başkanlığı’nın Öcalan görüşme tutanaklarını komisyon bilgisi dışında yayımladığını söyledi. Buldan, Öcalan’ın Suriye’de merkeziyetçi çözümlerin yeni bir despotizme yol açacağı uyarısını yinelediğini ve yerel demokrasi vurgusu yaptığını aktardı.
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 24 Kasım 2025 tarihinde Meclis Komisyonu’nu temsilen İmralı Adası'na giderek, PKK lideri Abdullah Öcalan'la bir görüşme gerçekleştirmişti.
Görüşme tutanaklarının Meclis Komisyonu’nda kamuya açık bir biçimde okunması çağrılarını AKP-MHP ve Meclis Başkanlığı reddetmiş, 16 sayfadan oluşan özet tutanağın dört sayfalık kısmı 4 Aralık'taki komisyon toplantısında okunmuştu.
Aradan geçen bir buçuk aylık sürenin ardından Meclis Başkanlığı, komisyon üyelerinin bilgisi dahilinde olmadan 23 Ocak akşamı görüşme tutanağını, "İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı" başlığıyla sitesinde yayımladı.
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, tutanaklarının yayınlanması ile ilgili JINNEWS’e konuştu. ‘BİLGİMİZ DIŞINDA YAYINLANDI’ Tutanakların bilgileri dışında yayınlandığını belirten Pervin Buldan, “Daha önce yayınlanması istenmişti fakat yayınlanmamıştı.
Şimdi, kimseye danışılmadan sorulmadan paylaşıldı.
Usul olarak Meclis Komisyonu’na ifade edilmeliydi.
Bu tarzı doğru bulmadığımızı elbette parti olarak ifade ettik” dedi.
ÖCALAN'IN SURİYE DEĞERLENDİRMELERİ İmralı’da yaptıkları görüşmelerde Abdullah Öcalan’ın sık sık vurguladığı “Suriye’de demokratik bir çözüm gelişmezse, kriz küresel bir savaşa evrilecek" yönündeki tespitine dikkati çeken Pervin Buldan, şunları söyledi: “Sayın Öcalan’ın sadece son dönemde değil, geçmiş yıllarda da birçok Suriye değerlendirmesi oldu.
Bu bakımdan ‘Arap Baharı’ zamanın da daha ilk kıvılcımlar çıkmadan büyük yangına dair uyarılarda bulunmuş ve haklı çıkmıştı.
Çünkü burası, en hakim olduğu sahaların başında geliyor.
Görüşmelerimizde Ortadoğu özelinde ‘Demokratik bir çözüm gelişmezse, bu ateş bütün bölgeyi yakar’ ekseninde sürekli uyarıları oldu.
Halkların kendi kararlarını özgürce alacağı ne rejime ne de dış müdahaleye muhtaç olduğu bir ‘Üçüncü Yol’ önerdi.
Sayın Öcalan, Suriye sahasının bölgesel rekabetlerin, vekalet savaşlarının, enerji-koridor hesaplarının ve kimlik çatışmalarının düğüm noktasına getirildiğini görüyor ve son yayınlanan Meclis tutanaklarında da ifade ettiği üzere bu düğüm noktası doğru görülmezse yönetim kim olursa olsun ağır bir despotizme varacaktır.
Son görüşmelerimizde de Sayın Öcalan Suriye bağlamını Türkiye’nin barış dediği, İran’ın istikrar olarak ifade ettiği, Irak’ın denge diye tarif ettiği ve Avrupa’nın güvenlikle ilişkilendirdiği dengenin ortasında olan Kürtlere doğru yaklaşımın, onları araçsallaştırmamanın önemine dikkat çekti.
Demokrasi meselesi üzerine ısrarla durmasının nedeni biraz bu.” SURİYE İÇİN 'YEREL DEMOKRASİ' VURGUSU Tutanaklara da yansıdığı üzere Abdullah Öcalan’ın Suriye’ye dair önemli uyarı ve çözüm önerilerinde bulunduğunu söyleyen Pervin Buldan, “Suriye için yerel demokrasi merkezli bir modelin gerekli olduğunu, merkez yerel dengesinin kurulmasının hayati öneme sahip olduğunu, siyasal uyumu kolaylaştıracak askeri-toplumsal geçişlere işaret ettiğini, diyalogun daima olması gerektiğini vurguladığını görüyoruz.
Buradan hareketle birkaç noktanın altını çizmek gerekiyor.
Sayın Öcalan için Rojava yaşam modeli bir toprak parçasından öte, bir fikrin toplumsallaşma meselesidir.
Geçmiş buluşmalarımızdan da yola çıkarak şu gözlemimi paylaşmak isterim.
Sayın Öcalan’da ‘kuruculuk’, bir sahiplenmeden öte bir sorumluluk çağrısıdır, bir sorumluluk hatırlatmasıdır" dedi. 'ÖCALAN SORUYOR; YEREL DEMOKRASİ Mİ, ZOR AYGITI MI?' İmralı Heyeti üyesi Buldan devamla şunları söyledi: "Şunu artık net görelim, Suriye'de ısrar edilen katı merkeziyetçi yapının üreteceği herhangi bir demokrasi, herhangi bir birlik, herhangi bir çözüm yoktur; tersine, hep gördüğümüz üzere, intikam döngüleri ile hareket eden, halkları açık şekilde yok sayan, kimlikleri yok sayan, anayasal güvencelere sırt çeviren bir tablo var.
Sayın Öcalan soruyor, yerel demokrasi yoksa, toplumsal sözleşme yoksa, kadın temsili yoksa, eşitli yoksa geriye kalan şey bir ‘devlet’ mi yoksa çıplak bir zor aygıtı mıdır?
On yıllardır verilen bunca bedel, bir zorbalıktan çıkıp diğerine geçmek için midir?
Meseleyi hep sınır güvenliği ve ‘terör’ parantezine sıkıştırarak yol alamaz devlet aklı.
Sayın Öcalan’ın yaklaşımı şudur: Türkiye’deki Kürt meselesinin demokratik çözümü, Ortadoğu’daki tüm kilitleri açacak anahtardır.
Eğer Türkiye, kendi içindeki barışı sağlar, Türk-Kürt ilişkilerine hakkaniyetle yaklaşırsa; Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerle kuracağı ilişki de bir ‘tehdit’ değil, devasa bir güç birliğine dönüşür. 'SURİYE KONUSU SÜRECİN ÖNÜNE KOŞULDU' Fakat görüyoruz ki bir ressamın tabloyu sadece çerçevesinden ibaret görmesine benziyor Türkiye’nin Suriye yaklaşımı.
Suriye konusu sürecin önüne koşuldu, bunun da eleştirisini yaptık.
Tersi durum en doğru olandı.
Bizim iddiamız ve dikkat çektiğimiz şey şu; iç barış, dış barışın kapısını açar.
Ama tersi de doğrudur; dışarıdaki savaş, içerdeki barışı boğar.
SDG'NİN ROLÜ Sayın Öcalan sürekli vurguladı; en kalıcı ve doğru güvenlik, barış durumudur.
Güvenlik karşılıklı tanıma, sınırda gerilimsiz yaşam, ortak mekanizmalar ve halklar arası bağ ile kurulur.
Bu son derece mümkündür.
Önünde hiçbir engel yoktur.
Rojava sahasında SDG’nin IŞİD’e karşı rolü ortadadır.
Bu yapı, Türkiye için düşmanlaştırıldığında ortaya çıkan boşluğu kim dolduruyor?
Açıktır ki kulak kesen, insan katleden, toplum düşmanı radikaller ve bunun devamında gelen çoklu krizler. ‘Demokratik komşuluk’ dediğimiz şey; sınırın iki yanında halkların birbirine düşman edilmemesidir." (HABER MERKEZİ)