Haber Detayı
İhracat yüzde 10, iç pazar yüzde 3, üretim yüzde 9 düştü
Türkiye beyaz eşya sektörü, 2025 yılında üretimde yüzde 9, ihracatta yüzde 10, iç satışlarda da yüzde 3’lük kayıp yaşadı. Üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden sektörde, yaşanan bu kayıp ihracat hacmini 2017 seviyelerine düşürürken, kayıpların kalıcı olmaması için sektörden gelen ‘destek’ çağrıları arttı.
Nurdoğan A.
ERGÜNYarattığı yüzde 7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ikinci en büyük üreticisi olan Türkiye beyaz eşya sektörü, “alarm” veriyor.
Yıllık 29 milyon adetlik üretim kapasitesinin yüzde 70’ini ihracata veren sektörde, geçen yıl üretim yüzde 9, ihracat yüzde 10 düşüş yaşadı. 2024’e göre ihracatta 2,2 milyon adetlik kayıp veren beyaz eşya sektöründe, ihracat hacmi 2017 seviyelerine kadar geriledi.
Sektör temsilcileri, kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak ‘destek’ çağrısı yaptılar.Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği’nin (TÜRKBESD) paylaştığı bilgilere göre, 2025 yılında 6 ana ürün grubunda 2024’e kıyasla iç satışlarda da yüzde 3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti.
Beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor.“10 yıllık kazanımları kaybediyoruz”2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin 10 yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe verici.
Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini gösteriyor” diyen Şengül, ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduklarını vurguladı.Artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyleyen Şengül, buna ek olarak dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. 2026 için temkinli olduklarını belirten Şengül, “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor.Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması, istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacak.
Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşıyor” diye konuştu.“Made in Europe’u yakından takip ediyoruz”Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül, “Made in Europe düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz” dedi.
Şengül, Dünya Ticaret Örgütü esaslarına göre Made in Europe uygulamasının tartışmalı olduğunu da ekledi.AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinen Şengül, şunları söyledi: “SKDM uygulamaları ve Made in Europe gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz.”3 milyar TL’lik GEKAP yükü varBeyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı.Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla yüzde 1550-1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla yüzde 735,5 ve yüzde 596,1 gerçekleşti.
Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020- 2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor” dedi.“Enerji dönüşüm teşviki bekliyoruz”Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.
Enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getiren Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin yüzde 18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde yüzde 16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi.Piyasada yaklaşık 10 milyon adet eski teknolojiye sahip ürün bulunduğunu kaydeden Kuseyri, özellikle yerel yönetimlerden destek beklediklerini belirterek, talepleri şöyle sıraladı: “Tasarruflu ürünlere geçiş için ‘eskiyi getir, yeniyi götür’ kampanyalarında toplama, hurda dönüşümü gibi destekler olabilir.”Anti-dampingler rekabet gücünü zayıflattıBeyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşıyor.Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşıdığı için sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebiliyor.
Mevcut gümrük vergilerine ek soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacak” dedi.