Haber Detayı

İhracat yüzde 10, iç pazar yüzde 3, üretim yüzde 9 düştü
Sektör haberleri dunya.com
28/01/2026 00:00 (1 saat önce)

İhracat yüzde 10, iç pazar yüzde 3, üretim yüzde 9 düştü

Türkiye beyaz eşya sektörü, 2025 yılında üretimde yüzde 9, ihracatta yüzde 10, iç satışlarda da yüzde 3’lük kayıp yaşadı. Üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden sektörde, yaşanan bu kayıp ihracat hacmini 2017 seviyelerine düşürürken, kayıpların kalıcı olmaması için sektörden gelen ‘destek’ çağrıları arttı.

Nurdoğan A.

ERGÜNYarattığı yüzde 7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın bi­rinci, dünyanın ikinci en büyük üreticisi olan Türkiye be­yaz eşya sektörü, “alarm” veriyor.

Yıllık 29 milyon adetlik üretim ka­pasitesinin yüzde 70’ini ihracata veren sektörde, geçen yıl üretim yüzde 9, ihracat yüzde 10 düşüş ya­şadı. 2024’e göre ihracatta 2,2 mil­yon adetlik kayıp veren beyaz eş­ya sektöründe, ihracat hacmi 2017 seviyelerine kadar geriledi.

Sektör temsilcileri, kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekle­yecek politikalara her zamankin­den daha çok ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak ‘destek’ çağrısı yap­tılar.Arçelik, BSH, Dyson, Elect­rolux, Haier Europe, Miele, Sam­sung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde ba­rındıran Türkiye Beyaz Eşya Sa­nayicileri Derneği’nin (TÜRK­BESD) paylaştığı bilgilere göre, 2025 yılında 6 ana ürün grubun­da 2024’e kıyasla iç satışlarda da yüzde 3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 mil­yon adet olarak gerçekleşti.

Beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor.“10 yıllık kazanımları kaybediyoruz”2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacmi­nin 2017 seviyelerine geri döndü­ğünü belirten TÜRKBESD Baş­kanı Alper Şengül, bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski an­lamına geldiğini vurguladı. “Can damarı ihracat olan sektörümüz­de, ihracat hacminin 10 yıl önceki seviyelere geri dönmüş ol­ması sanayimiz adına en­dişe verici.

Bu durum, re­kabet gücümüzün korunması açı­sından kritik bir eşiğe gelindiğini gösteriyor” diyen Şengül, ihracatı destekleyecek politikalara her za­mankinden daha fazla ihtiyaç duy­duklarını vurguladı.Artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsiz­liklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyleyen Şen­gül, buna ek olarak dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların reka­betçi maliyetlerle elde ettikleri pa­zar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğu­nu belirtti. 2026 için temkinli ol­duklarını belirten Şengül, “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da da­ha temkinli bir döneme işaret edi­yor.Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması, istih­damın sürdürülebilirliği ve yurt­dışında rekabet gücümüzün deva­mı açısından belirleyici olacak.

Bu nedenle girdi maliyetlerinin den­gelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yükler­den kaçınılması kritik önem taşı­yor” diye konuştu.“Made in Europe’u yakından takip ediyoruz”Avrupa Birliği’nde son dönem­de gündeme gelen “Made in Euro­pe” tartışmalarını da sektör ola­rak hassasiyetle yakından takip et­tiklerini belirten Şengül, “Made in Europe düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekono­mik entegrasyon düzeyi, mevzu­at uyumu ve iklim hedefleri dikka­te alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz” dedi.

Şengül, Dün­ya Ticaret Örgütü esaslarına gö­re Made in Europe uygulamasının tartışmalı olduğunu da ekledi.AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınır­da Karbon Düzenleme Mekaniz­ması (SKDM) etkisinin rekabet­çiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinen Şengül, şunları söyledi: “SKDM uygulamaları ve Made in Europe gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sana­yimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin te­darik zincirlerindeki konumu dik­kate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz.”3 milyar TL’lik GEKAP yükü varBeyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşa­nan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta ge­rileme yaşadığını belirten TÜRK­BESD Yönetim Kurulu Üyesi Be­nay Bakışkan, özellikle Geri Ka­zanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı.Ba­kışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla yüz­de 1550-1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla yüzde 735,5 ve yüzde 596,1 gerçekleşti.

Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020- 2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yal­nızca beyaz eşya sektöründen tah­sil edilen GEKAP gelirlerinin yak­laşık 250 milyon dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor” dedi.“Enerji dönüşüm teşviki bekliyoruz”Beyaz eşya sektörü­nün, üretimden satışa ve sa­tış sonrası hizmetlere kadar ge­niş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, “İç pazarı destekleyecek ve sürdürü­lebilir talebi güçlendirecek adım­ların gecikmeden hayata geçiril­mesi büyük önem taşıyor” dedi.

Enerji verimli ürünlerin yaygın­laşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getiren Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubun­da hacimlerin yüzde 18 oranın­da artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde yüzde 16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi.Piya­sada yaklaşık 10 milyon adet eski teknolojiye sahip ürün bulundu­ğunu kaydeden Kuseyri, özellikle yerel yönetimlerden destek bek­lediklerini belirterek, talepleri şöyle sıraladı: “Tasarruflu ürün­lere geçiş için ‘eskiyi getir, yeniyi götür’ kampanyalarında toplama, hurda dönüşümü gibi destekler olabilir.”Anti-dampingler rekabet gücünü zayıflattıBeyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşıyor.Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşıdığı için sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebiliyor.

Mevcut gümrük vergilerine ek soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacak” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri