Haber Detayı
Milletvekili Babacan'dan Avrupa Konseyi'nde Gazze vurgusu!
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde söz alan AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan, Gazze’deki insanlık dramını dünya gündemine taşıyarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.
AK Parti Malatya Milletvekili Prof.
Dr.
Abdurrahman Babacan, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) kürsüsünden yaptığı konuşmada, Gazze’de süregelen saldırıların artık bir soykırım niteliği taşıdığını ifade etti.
Bölgedeki trajedinin boyutlarına dikkat çeken Babacan, siyonist işgalci politikaların durdurulması için küresel güçlerin somut ve caydırıcı adımlar atması gerektiğini vurguladı. "Barış Anlaşması Sistematik Olarak Çiğneniyor" Konuşmasında, diplomatik çabaların sonuçsuz bırakıldığına değinen Prof.
Dr.
Babacan, 13 Ekim tarihinde imza altına alınan barış anlaşmasının işgal rejimi tarafından sürekli ve bilinçli bir şekilde ihlal edildiğini belirtti.
Anlaşma şartlarına uyulmamasının bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini söyleyen Babacan, sistematik ihlallerin insani krizi tırmandırdığının altını çizdi.
Babacan, "Gazze ne yazık ki neredeyse iki buçuk yıldır süren bir trajediyle boğuşmaya devam ediyor. 13 Ekim'de imzalanan barış anlaşmasının bağlayıcı hükümleri, israil tarafından sistematik olarak ihlal edilmeye devam ediyor." dedi. "israil, temel noktalarda anlaşmaya uymuyor ve bunu dünyayı manipüle ederek sürdürüyor" Barış anlaşmasının uluslararası bağlayıcılığına rağmen işgalci siyonistlerin yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurgulayan Babacan, "Otuz devletin katılımıyla onaylanan bu anlaşmanın bağlayıcı niteliğine rağmen israil, temel noktalarda anlaşmaya uymuyor ve bunu dünyayı manipüle ederek sürdürüyor." ifadelerini kullandı. "Anlaşmanın kapsadığı bu dönemde şehit sayısı 483'e ulaştı" Sivillerin doğrudan hedef alındığını belirten Babacan, yaşanan ölümlerin boyutlarına dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Sivillerin doğrudan hedef alınarak öldürülmesi üzerinde özellikle durulmalıdır.
Anlaşmanın kapsadığı bu dönemde şehit sayısı 483'e ulaştı ve bunların yüzde 92'si sivillerden oluşuyor.
Bu sivil ölümlerinin yüzde 45'i çocuk ve kadınlardan meydana geliyor.
Ölümlerin yüzde 97'si ise ateşkes anlaşmasına göre koruma altında olması gereken 'Sarı Hat' bölgesinde gerçekleşti.
Bu durum, bireysel olaylar ya da saha hataları değil, sivilleri doğrudan hedef alan sistematik ve kasıtlı bir politikanın varlığını göstermektedir." "Yaralı sayısı toplamda 1294'e ulaşmış durumda Yaralanmaların da aralıksız sürdüğünü dile getiren Babacan, sivillerin hedef olmaya devam ettiğini söyleyerek, "Yaralı sayısı toplamda 1294'e ulaşmış durumda.
Günde ortalama 13 kişi yaralanıyor ve bunların yüzde 60’ını çocuklar ve kadınlar oluşturuyor." diye dikkat çekti. "Gazze'de sağlık sistemi bilinçli şekilde çökertildi" Gazze'de sağlık sisteminin bilinçli şekilde çökertildiğini vurgulayan Babacan, kuşatmanın etkilerine şöyle değindi: "Gazze Şeridi'ndeki sağlık sektörünü felç etmek amacıyla israil, sağlık tesislerinin operasyonel kapasitesini neredeyse tamamen ortadan kaldıran bir kuşatma uygulamaktadır." "Hastaneler, fırınlar, ulaşım ve enerji sektörü başta olmak üzere temel hizmetlerde ciddi bir felce yol açmıştır" İnsani yardımların engellenmesinin anlaşmanın açık ihlali olduğunu belirten Babacan, sahadaki verileri şu şekilde paylaştı: "Anlaşmada günlük 600 yardım kamyonunun Gazze'ye girişinin sağlanacağı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, İsrail bu maddeyi ilk günden itibaren ihlal etmiş ve sınır geçişlerinde uluslararası kontrolü engellemiştir.
Saha belgeleri, günlük ortalama yardım girişinin kararlaştırılan miktarın yalnızca yüzde 43'ü seviyesinde olduğunu göstermektedir.
Bu durum; hastaneler, fırınlar, ulaşım ve enerji sektörü başta olmak üzere temel hizmetlerde ciddi bir felce yol açmıştır." "Sivil yaşamı felç etmeyi ve insani iyileşmeyi engellemeyi amaçlayan sistematik bir politika izlemektedir" Altyapının bilinçli olarak çökertildiğini ifade eden Babacan, "israil, Gazze Şeridi'ndeki tek elektrik santralinin çalışmasını engelleyerek, güneş panellerinin, fırın ekipmanlarının, kurtarma ve ambulans ekipmanlarının girişini yasaklayarak, prefabrik yapılar, geçici evler ve yeterli çadırların girişine izin vermeyerek sivil yaşamı felç etmeyi ve insani iyileşmeyi engellemeyi amaçlayan sistematik bir politika izlemektedir." şeklinde konuştu. "Refah Sınır Kapısı'nın kapalı tutulması anlaşmanın ruhuna tamamen aykırı" Refah Sınır Kapısı'nın kapalı tutulmasının anlaşmanın ruhuna aykırı olduğunu vurgulayan Babacan, "Anlaşma yürürlüğe girdiğinden bu yana israil, Refah Sınır Kapısı'nı her iki yönde de tamamen kapalı tutarak anlaşmanın şartlarını ve ruhunu doğrudan ihlal etmektedir." dedi. "israil'e karşı sistematik baskı uygulanması artık kaçınılmaz bir zorunluluktur" Konuşmasının sonunda uluslararası topluma açık çağrıda bulunan Babacan, somut adımların zorunlu olduğunu ifade ederek, "Sonuç olarak geldiğimiz noktada, uluslararası toplumun bu hayati ve yaşamsal başlıklarda israil'e karşı sistematik baskı uygulaması artık kaçınılmaz bir zorunluluktur." çağrısında bulundu.