Haber Detayı
GABB Eşbaşkanı Neslihan Şedal: Yardım TIR'ları bekliyor, sınır kapısı açılmalı
Kuşatma altındaki Kobani'de insani krizin yaşandığını belirten GABB Eşbaşkanı Neslihan Şedal; su, çocuk maması, gıda ve kışlık giyeceğin bulunduğu onlarca TIR'lık yardımın hazır olduğunu belirterek Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmasını istedi.
Artı Gerçek- Geçici Şam yönetimine bağlı güçlerin Rojava'ya dönük saldırıları devam ediyor.
Kuşatma altındaki Kobani ise insani bir krizle karşı karşıya.
Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardıma açılması için siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin girişimleri devam ederken DEM Parti belediyeleri öncülüğünde Kobani ile dayanışma kampanyası başlatıldı.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeleri Birliği (GABB) Eşbaşkanı Neslihan Şedal, DEM belediyelerinin Rojava'ya yönelik yardım çalışmalarını anlattı. 'İNSANİ KORİDOR AÇILMALI' Kobani'nin kuşatma altında olduğunu ve insani krizin yaşandığını hatırlatan Neslihan Şedal, "Kapsamlı bir dayanışmanın ortaya çıkması gerekiyor.
Bizler de hem demokratik yerel yönetimler hem GABB olarak ve bağlı belediyelerimiz olarak ilk günden bu yana hazırlığımızın olduğunu söylüyoruz.
Elbette ki merkezi bir koordinasyon oluşturuldu ve bir dayanışma ağı oluşturuldu.
Bir yandan fiili olan bir savaş ve soykırım durumu söz konusuyken bir taraftan da Kobani'nin kuşatma altında olduğunu biliyoruz.
Bu kuşatma sonucunda elektriklerin kesik olduğunu, günlerdir suyun akmadığını ve enerjinin verilmediğini, insanların donarak yaşamlarını yitirdiğini ve insanların açlıkla sınandığını, temel ihtiyaçların karşılanmadığını, bu nedenle insani yardım koridorlarının açılması gerektiğini belirttik.
Dolayısıyla ilk yapılması gereken şey sınır kapısının açılması.
Onlarca yardım TIR'larının hazır olduğunu söyleyebilirim.
Su dolu, çocuk maması ve bezlerinin bulunduğu TIR'lar hazırda bekliyor.
Temel insani ihtiyaçlarının giderilmesi için bir dayanışma ortaya koymak gerekiyor" diye konuştu. 'KUŞATMA KALKMALI' Neslihan Şedal, "Hem uluslararası güçlere hem kamuoyuna hem de Türkiye'ye seslenmek gerekiyor; Kobani üzerindeki kuşatmanın bir an önce kalkması gerektiğini, bu kuşatmanın devam etmesi karşısında çok büyük tarihi ve toplumsal bir hatanın içerisine girileceğini belirtmek gerekiyor.
Acil olarak oraya insani yardımın gitmesi için Mürşit Sınır Kapısı’nın açılması gerekiyor" dedi. 'ÖZGÜR VE DEMOKRATİK YAŞAM MODELİ ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR' 6 Ocak’tan bu yana Rojava'ya yönelilk saldırıları değerlendiren Neslihan Şedal, "Rojava şahsında başlayan bu saldırın birçok parametresi ve tarihsel arka planının olduğunu belirtmek gerekiyor.
Geçtiğimiz 100 yıl yine aynı uluslararası kapitalist güçler tarafından Ortadoğu'da ulus devletlerin inşa edilmesi ile halklara yaşam alanı tanımayan bir dizayn söz konusu olmuştu.
Paramiliter güçler yine Kürt halkının olmadığı, demokratik modernite güçlerinin tamamen ortadan kaldırılmak istendiği bir dizayn gerçekleştirmek istiyorlar.
Bunu da özelikle Kürt halkının yaşamış olduğu bölge ve Rojava şahsında gerçekleştirmek istiyorlar. 2014'te de uluslararası güçlerin desteklediği paramiliter güçler ve DAİŞ(IŞİD) çetelerinin öncülüğünde birebir bir katliam gerçekleşmişti.
Buna karşı Kürt özgürlük mücadelesinin ve dostlarının birlikte bir mücadele ortaya koyması ile halkların nefes alabileceği bir paradigmanın yaşam alanına dönüştürülmüştü Rojava.
Özgür, eşit, adaletli ve demokratik bir yaşamın mümkün olduğunun en önemli örneklerinin biriydi.
İşte bu yaşam modelinin ortadan kaldırılmasının hedeflendiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız" diye konuştu. 'KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ YAŞAM HEDEF ALINIYOR' Saldırının uzun süredir planlandığını ve arkasında uluslararası güçlerin de olduğunu anlatan Neslihan Şedal, "Ortadoğu’nun yapısı ulus devlet aklına uygun olmadığını, ulus devlet aklının bu topraklara zorla giydirilmek istenen bir kılıf olduğunu çok net ortaya koyabiliriz.
Ancak bu sefer biz Ortadoğu’nun dizaynını çok daha tehlikeli bir şekilde gerçekleştirilmek istendiğini, çok daha ince bir kılıf giydirilmek istendiğini, daha derin komplovari bir akılla işletilmek istendiğini görüyoruz.
Çok ciddi milliyetçiliğin kışkırtıldığının, halkların birbirine karşı konumlandırmak istendiği bir akıl tarafından Ortadoğu tamamen bir savaş çemberi altındadır.
Burada demokratik modernite güçlerinin ortadan kaldırılması amaçlanıyor.
Halkların birlikte yaşama istemi ve özelikle de kadın özgürlükçü yaşam hedef alınıyor.
Bu paramiliter güçlerin her alanda tekçiliği, milliyetçiliği, cinsiyetçiliği ve aslında militarizmi dayattıkları görülüyor.
Bir bütün Suriye’de daha merkeziyetçi ve özelikle de HTŞ çetelerinin etrafında yeni bir dizayn yeni bir modelin de şekillendirilmeye çalışıldığını görüyoruz” dedi. 'KADIN BEDENİNE YÖNELİK SALDIRILAR YENİ DEĞİL' Çetelerin kadın bedenine yönelik saldırılarının yeni olmadığını ifade eden Neslihan Şedal, “Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın, kastik-katil tanımlamasıyla bu zihniyetin 30 bin yıl önceden oluştuğunu biliyoruz.
Kastik-katil dediğimiz meselenin Rojava'da vücut bulmuş halini çok net görebiliyoruz.
Bu kastik-katil meselesi elbette ki kadın yaşamını, duygusuyla, pratiğiyle ve ortaya koymak istediği yaşam biçimi ile oluşturduğu özgürlükçü ve demokratik yaşam biçimine karşı başlatmış olduğu bir savaştır.
O dönemden bu döneme katledilen ve yaşam biçimine yapılan saldırıların Rojava’da aslında tezahürünü ve tekrarını görmüş oluyoruz.
Ama bu kez, daha kapsamlı, daha fazla uluslararası güçler ve daha fazla koalisyon oluşturulmuş haliyle bir bütünen kadınların yaşam mücadelesini ve oluşturmak istediği sistemi hedef alıyor” diye konuştu.
AFGANİSTAN VE İRAN ÖRNEĞİ Paramiliter güçlerin konumlandırılma biçiminin tamamen kadınların yaşam alanlarını hedef alma üzerinden oluşturulduğunu ifade eden Neslihan Şedal, şöyle devam etti: "Amerika’nın Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte Taliban yönetiminin fetvalardan çıkarmış olduğu yasalara kadar kadınların yaşam biçimlerini dizayn etmeye çalışıyor.
Kadına yönelik şiddetin yasal olarak güvence altına alınması gibi bir akıl var.
Biz bunu İran'da da gördük.
Devrim Muhafızlarının, kadınların bedeni üzerinden yürütmüş olduğu savaşın ‘jin jiyan, azadi' hareketine dönüşmüş olduğu meselesi, kadın yaşamı üzerinden ortaya konulmak istenen sisteme karşı kadınların başkaldırışını çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
Bunu yaklaşık 13 yıl önce Rojava'da gerçekleşen kadın devriminde de gördük.
Fakat bugün geldiğimiz aşamada, bu sistemin tamamen kadın özgürlükçü yaşam sistemine karşı dizayn edildiğini çok net bir şekilde görüyoruz." DİRENİŞİN VE HAFIZANIN SEMBOLÜ SAÇ ÖRGÜSÜNÜN KESİLMESİ Kadınların bedenine yönelik saldırılara dikkat çeken Neslihan Şedal, “Kadınların direnişinin, hafızasının ve mücadelesinin sembolü olan örgünün kesilmesiyle nasıl bir mesaj verdiklerini biliyoruz.
Lazkiye Valisinin kadınları kamusal alanda kısıtlayan kararnamesini gördük.
Bu paramiliter güçlerin kadın özgürlükçü sisteme karşı konumlandırılmaya çalışıldığını çok iyi bilmek gerekiyor.
Rojava’da gerçekleştirilen ve inşa edilmeye çalışılan yaşam biçiminin iktidara yer tanımadığı ve erkek egemen zihniyetini ortadan kaldırmaya çalıştığı, kolektif yaşam biçimini ortaya koymaya çalıştığı bir yaşam biçimidir.
Böylesi savaş ve kirli politikaların yürütüldüğü dönemlerde kolektif ve enternasyonal bir mücadele çok çok anlamlıdır” diye konuştu. 'KURTULUŞ, BİRLİKTE MÜCADELE ETMEKLE OLUR' Herkesin, her yerde mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Neslihan Şedal, "Rojava’da bir insanlık ve vicdan mücadelesi ortaya çıktı.
Orada ‘jin, jiyan, azadî’ felsefesi kolektif mücadelenin en somut haline dönüştü ve Rojava'dan belki dünyaya yayıldı.
Afganistan'da, Hindistan'da, Meksika'da, İran'da da ‘bu felsefeyi gördük ve bugün Kürdistan’ın birçok yerinde de elbette ki bu ses yükselmeye devam ediyor.
Sınırları aşan bir mücadele insanlığı ve Rojava'yı kurtarabilir.
İşte tam da bu süreçte öyle bir şeye ihtiyacımız var.
Bu mesele sadece Kürt halkının meselesi değil, Kürt halkı üzerinden ve kadınları üzerinden gerçekleştirilen bir soykırım gerçeği var.
Ancak bunun bir vicdan ve toplumsal mesele olduğunu herkesin bilmesi ve ona göre yaklaşması gerekiyor.
Kurtuluş ancak buradan gerçekleşebilir” dedi. (Mezopotamya Ajansı)