Haber Detayı
CHP’den Chatham House ile Barış Konferansı! ‘Dillerini ve kimliklerini geliştirme hakkı tanıyalım’
‘Demokrasi ve Toplumsal Barış Konferansı’ adıyla dün İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılan etkinlik kameralara kapalı yapıldı. AK Parti ve HÜDAPAR hariç; TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi tüm partilerden de birer temsilci yer aldı
CHP’nin düzenlediği “Barış Konferansı” Genel Başkan Özgür Özel’in seslenişi ve Ekrem İmamoğlu’nun mesajının paylaşılmasının ardından kameralara kapatıldı.
İmamoğlu, “Kürt meselesinde cesur olma” çağrısı yaparken Özel de her şeye rağmen TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda sonuna kadar yer alacaklarını bildirdi.
CHATHAM HOUSE DANIŞMANI DA KATILDI ‘Demokrasi ve Toplumsal Barış Konferansı’ adıyla dün İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılan etkinlik kameralara kapalı yapıldı.
Panellerde Osmanlı Devleti’nin Anadolu’daki topraklarını parçalamayı hedefleyen Sevr Antlaşması’nın mimarları tarafından kurulan, ‘Derin İngiltere’nin Mutfağı’ olarak rivayet edilen Chatham House’un Kıdemli Danışmanı Galip Dalay, iktidara yakın vakıflardan İHH’nın Başkan Vekili Hüseyin Oruç, DEM Parti’den Mithat Sancar ve Saruhan Oluç ile TÜSİAD Başkanı Ozan Diren ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden Rudaw’ın Başkanı Ziryan Rojhilati konuştu.
Öte yandan konuşmacı olacağı duyurulan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız katılmadı.
AK Parti ve HÜDAPAR hariç; TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi tüm partilerden de birer temsilci yer aldı. ‘BARIŞ SÜRECİ SEKTEYE UĞRAMAMALI’ Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, konferansın bir başlangıç olduğunu ‘Ortak Gelecek Buluşmaları’ adı altında devamının geleceğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bu mesele kuşaklar boyunca taşınan ağır, toplumsal bir yüktür.
Biliyoruz ki ya birlikte güçleneceğiz ya da hukukun olmadığı bir zeminde iktidarın takdir ettiği siyasi vasatta yaşamayı kabulleneceğiz.
Bu amaçla Meclis’teki komisyondayız.
Tüm baskılara ve tüm provokasyonlara rağmen orada kaldık, kalmaya devam edeceğiz.
Ve çalışmaları nihayete hep birlikte erdireceğiz.
Beklentimiz, komisyonun çalışmalarını bir an önce tamamlanmasıdır.
Komisyona zaman kaybettirmek, Türkiye’nin demokratikleşmesine ve barışına zaman kaybettirmektir.
Biz komisyondaki varlığımızla da sahadaki, meydandaki gayretimizle de bu ülkenin barışını, kardeşliğini, demokratikleşmesi için elimizden geleni yapmaya hazırız ve devam edeceğiz.
Suriye’de yaşananlar Türkiye’nin barış sürecini asla sekteye uğratmamalı tam tersine hızlandırmalıdır.
Türkiye’deki Kürtleri de Suriye’deki akrabalarını da inciten hiçbir politikaya boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.” EŞİT YURTTAŞLIĞI TANIMLADI Ekrem İmamoğlu yazılı olarak görüşlerini paylaştı.
İmamoğlu’nun mesajında şunlar öne çıktı: “Kürt meselesini eşit vatandaşlıkla, bölgesel kardeşlikle ve ülkemizde ve bölgemizde refahı artırarak çözebiliriz.
Kürt meselesini ülkemizde eşit vatandaşlığı pekiştirerek, bölgemizde kardeşliğimizi geliştirerek, ülkemizde ve bölgemizde refahı artırarak çözelim. “Doğru, hepimiz bu ülkenin eşit vatandaşlarıyız.
Türk, Kürt hepimiz kanunlar önünde eşitiz.
Ancak Kürt vatandaşlarımızın bir kısmı kanun önünde eşitliğe indirgenen, bununla sınırlı kalan eşitlik anlayışından şikayetçi.
Bu şikayeti göz önünde bulunduran bir eşitlik anlayışı geliştirelim.
Bütün yurttaşlara dillerini ve kimliklerini korumak ve geliştirmek hakkını tanıyalım ve isteyenlerin bu hakkı kullanabilmesine imkan sağlayalım.
Resmi ve eğitim dilimiz Türkçe kalmak şartıyla okullarımızda Kürtçenin öğretilmesinin, Kürt tarihinin ve edebiyatının öğrenilmesinin önünü açalım.” ‘KOLEKTİF HAKLARA ESASTAN KARŞIYIM’ “Eşit vatandaşlığı pekiştirerek Kürt meselesini çözelim.
Önerimin esası bu.
Yanlış anlaşılmak istemem.
Kürt sorununu eşit yurttaşlık prensibine uygun olarak ele alalım derken özel yasalar çıkarıp Kürt yurttaşlarımıza kolektif haklar verelim demiyorum.
Aksine buna esastan karşıyım.
Yurttaşları kimliklerine göre ayırıp buna göre hukuksal düzenleme yapmak sorunlarımızı çözmez, asla çözemeyeceğimiz daha büyük sorunlar yaratır.
Ülkemizi bir etnik ya da dini cemaatler ülkesine çeviremeyiz.
Eşit vatandaşlığı pekiştirerek ulusal birliğimizi güçlendirelim, ulusal dayanışmamızı büyütelim. “Yıkılan baskıcı rejimlerin yerini yeni baskı rejimlerinin değil, vatandaşlarının kültürüne ve inancına hürmet eden kapsayıcı ve demokratik rejimlerin almasını istediğimizden kimsenin şüphesi olmasın.”