Haber Detayı

En önemlisi Lakerda!
Metin akgerman aydinlik.com.tr
01/02/2026 10:28 (3 saat önce)

En önemlisi Lakerda!

En önemlisi Lakerda!

Uzun uzadıya yazmaya gerek olmayan, gündeme gelmesinde fayda olacak birkaç konu var, gelin bunları birer paragraf halinde politika önerisi olarak paylaşalım, politika yapıcıların değerlendirmesine sunalım.

Konu başlıkları şöyle: 1) Azerbaycan’ın fazlalık elektriğini ithal etmek 2) Karadeniz gazını Avrupa’ya pahalıya satmak 3) Troy nakit geri ödeme ile hızlı büyür 4) Kamu bankaları hangi bakanlığa bağlı olmalı? 5) Aliyev’den Doğu’ya yatırım gelir mi? 6) Çay üretimi piyasasını akıllı yönetmek ve İran faktörü 7) Somali civarında tersane gerekli 8) Torik bolluğu ve lakerda politikaları 9) Piaggio, helikopter isim hakkını TUSAŞ’a vermeli 10) Suudi Jetleri ile Suriye üzerinde volta atmak 11) Putin, Çeçenistan liderliği ve Suriye 12) İran’dan göçmen gelirse transit Avrupa’ya 13) Davos’un ‘devletsiz’ misafirleri 14) TOGG G.M. nerede? 15) Tofaş’ın kuş serisi dönmeli mi? 16) Elektrikli taksi konusunda geç kalıyoruz 17) Kayak Federasyonunu rahatsız etmeyelim 18) Ekimdeki Uzay konferansı önemli fırsattır 19) Yerli Jak Kusto için gemi lazım! 20) Uğur Mumcu suikastı hâlâ aydınlatılabilir 21) THY paket tatili sistemini toparlama konusunda ne bekliyor? 22) Yaya geçidi olan yolda hız limiti kaç olur? 23) Özel tasarımlı trenler hangi alanlarda kullanılıyor? 24) OYAK olmayan Çimento 25) Mekanik Atıkların atölyelerden toplanıp yeniden kullanımı için sistem kurulmalı 26) İran, Rusya’ya ICBM yolladı!

Darısı başımıza 27) MTV, emlak vergisi, trafik sigortası vb. aylık taksitler ile ödenmeli 28) Araç muayene sistemini geliştirmek ve yıllık yapmak 29) Fransa tarımını Hindistan STA’sı batıracak mı? 30) Yeşil pasaport istatistikleri yayınlanmalı 31) TURKSAT, iyi habercilik için uydu resmi sağlamalı 32) Emeklilere kültür kuponu (dijital) dağıtmak 33) Mısır’da Qattara Gölü’nü doldurmak 34) Eskişehir’in Lületaşı, yapay zekâ ile daha değerli 35) Piyasa Gözetim Merkezi kurulmalı 36) Hava Kuvvetleri için yakıt ikmal dronu tasarlanmalı 1) Azerbaycan’ın fazlalık elektriğini ithal etmek
 Azerbaycan’ın bugün itibarıyla 2 GW ihtiyaç fazlası elektrik üretim kapasitesi var.

İletim hatları olmadığı için bu elektriği satamıyor ve bu kapasite israf oluyor.

Üstelik bu kapasite zaman içinde 5 GW seviyesine çıkacak. (Akkuyu Nükleer Santrali bu sene 1,2 GW güç ile üretime başlayacak, yani ona göre karşılaştırabiliriz).

Bizim milyarlarca dolarlık yatırımı borç ile elektrik üretim kapasitesine aktarmak yerine hazırda olan Azerbaycan kapasitesini kullanmamız daha akıllıca olabilir.

Hesabını yapmak gerekli.

Bu bağlamda Azerbaycan ile aramızdaki elektrik iletim altyapısına yatırım yapmakta fayda olabilir.

Ermenistan’da da benzer şekilde elektrik dağıtımı konusu hayli güncel olan bazı devletleştirme ve el değiştirme çalışmalarının olduğu bir alan.

Bu konuya da ilgili bakanlığımızın ilgi göstermesi uygun olacaktır. 2) Karadeniz gazını Avrupa’ya pahalıya satmak
 Karadeniz’de ürettiğimiz gaz malum Türk malıdır, Rus malı değildir ve Avrupa’nın yaptırımlarına tabi değildir.

Kendi çıkardığımız gazı pahalı fiyattan AB’ye satmamız (belki Azerbaycan’ın anlaşmaları ve boru hattı üzerinden) ve kendi tüketimimiz için ucuza Rus/İran gazı ithal etmemiz ülkemizin enerji faturasını düşürebilir. 3) Troy nakit geri ödeme ile hızlı büyür Yabancı kredi kartı sağlayıcı markaları hepimizin malumu.

Türkiye Troy isimli kendi ödeme platformunu ve kredi kartını üretmeyi başardı ama nedense bu işi pazarlayamıyor veya pazarlamıyor.

Sanki görünmez bir el Troy’un pazarlanmasını engelliyor.

Hatta geçenlerde sosyal medyaya yansıyan habere göre Devlet bankalarımız dahi, emeklilerimizden gelen kredi kartı taleplerini kendi kartımız yerine yabancı markalar ile karşılamaktaymış.

Bu ise ilgili tüm birimlerce el atıp (Rekabet Kurumu dahil) sorumluları tespit etmemiz gerekli.

Troy’un yaygınlaşması için önerim %2 para iadesi (cashback) uygulamasını devreye alalım.

Yani Troy kartı ile bir dönemde 100 TL harcayan vatandaşın dönem sonunda 2 TL’yi kartına nakit olarak ekleyelim.

Yurtdışındaki kredi kart sistemlerinde bu nakit para iadeleri yaygındır, bizde sanıyorum daha çok puanlar filan veriliyor.

Troy ile puan değil doğrudan nakit TL kazandıralım.

Troy’un rakipleri bu kampanyayı takip ederlerse, onların pazar payı yüksek olduğundan önemli miktarda kârları azalır, belki zarar ederler.

Troy ise küçük pazar payı olduğundan hızla pazar payı kazanacaktır.

Bu konu sadece ekonomik bağımsızlık için değil, vatandaşın bilgisinin yabancı kurumlara gitmemesi için de gereklidir.

Yapay zekâ döneminde, Palantir gibi askeri ve istihbarat kurumları bu büyük verilere ulaşıp, bu verilerin analizini stratejik ve askeri politikalara dönüştürebilmektedirler.

Troy’un global pazarlaması için THY bilet alımlarında ve e-Devlet işlemlerinde kolaylık sağlaması uygun olur. 4) Kamu bankaları hangi bakanlığa bağlı olmalı?

Devlet bankalarımız neden Hazine ve Maliye Bakanlığına (kısaca Ekonomi Bakanlığı) bağlı?

Bir bankanın asli görevi reel sektöre kredi vermek ve ekonomiyi büyütmektir.

Bu bağlamda devlet bankalarımızın Sanayi Bakanımıza bağlı olması daha uygun olur.

Hatta belki de özel bankalar için de bu durum geçerlidir.

Belki bu geçişi kademeli yapmak daha uygun olur, misal Ziraat Bankası Sanayi Bakanlığı’na bağlanır, Vakıflar Bankası, Vakıflardan sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanır, Halkbank ise Ekonomi Bakanlığında kalır veya Tarım Bakanlığı’na verilir.

Merkez Bankası, Ekonomi Bakanlığı idaresinde kalabilir.

Elbette bankacılık ile ilgili düzenlemeleri yine Ekonomi Bakanlığı yapacak ama asıl parayı harcayan, yatırımı yapan bakanlıkların belirli devlet bankalarından sorumlu olması ulusal menfaatlerimize ve ekonomik gelişmemize daha uygun olacaktır. 5) Aliyev’den Doğu’ya yatırım gelir mi?

Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev, kayak sporuna meraklı ve ülkesinde güzel tesisler yaptırdı.

Kendi de kullanıyor, bu tesislerde çeşitli uluslararası etkinlikler de düzenliyor.

Hazır doğudaki komşumuzun böyle bir ilgisi ve yatırım yapacak parası varken, bizim Azerbaycan’a komşu olan bölgelerimize biraz yatırım yapılmasını kendisinden talep edebiliriz.

Doğu’daki birçok ilimiz Ankara’dan çok Azerbaycan’a yakın.

Elbette Ankara’da yatırım yapmalı ve yapıyor ama yetmiyor.

Buyursun Sn.

Aliyev, Iğdır’a, Kars’a, Doğubayazıt’a, Ardahan’a, Erzurum’a, Van’a oteller, restoranlar yapsın, belediyelerin projelerine destek olsun, madencilik, tarım yatırımları yapsın, kayak tesisleri yapsın, demiryolu altyapısı ve işletmeciliğine yatırım yapsın.

Yabancı sayılmaz. 6) Çay üretimi piyasasını akıllı yönetmek ve İran faktörü
 Çay üretimi konusunda bölge ülkeleri ile iş birliği yapmalıyız.

Malum İran’da ekonomik sorunlar sebebiyle büyük devalüasyon yaşandı, emeğin fiyatı ucuzladı ve Kuzey İran’daki çay üretimi, Türk çayına göre çok daha ucuz hale geldi.

İran’ın, Hazar denizi civarındaki iklimi çay üretimine uygun ve bu alandaki üretimi hızla artıyor.

Azerbaycan ve Gürcistan’da da üretim ve hatta markalaşma artıyor.

Türkiye gümrük vergisi ile bu ürünlerin Türkiye’ye gelmesini önleyemez, bu çabalar nafiledir.

Aksine Türkiye İran başta olmak üzere bölge ülkelerindeki çay üretimi kapasitesine yatırım yapmalı, ortaklıklar kurmalı, pazarlamaya destek olmalı ve ithalatı kaçak değil resmi hale getirmelidir.

Türk çayını gerekiyorsa harmanlayarak ve daha iyi ambalajlar geliştirerek daha çok dünyaya satabilmelidir.

Misal Japonların Kotodo isimli çay kutusu üreten bir firması var, tenekeden el işi ile (düşük teknoloji) üretiyorlar.

Bu gibi uygulamaları benimsemeliyiz.

Çay ekonomisini bütüncül olarak ele almalı ve bölge ülkeleri ile beraber üretimi, kaliteyi ve oluşan ekonomik katma değeri artırabilmeliyiz.

Kayıtdışı çay kaçakçılığını azaltmalı, kayıt içi komşular ile ticareti artırmalıyız. 7) Somali civarında tersane gerekli
 Somali’de görev yapacak olan petrol platformunu Uzak Doğu’da yaptırdık, Afrika’dan dolasıp Marmara tersanelerinde platformun eksiklerini tamamladık.

Şimdi platformu Somali’ye sondaja gönderiyoruz yine Afrika çevresinden dönüp gidecek.

Büyük zaman ve para kaybı bu yolculuklar.

Bizim belli ki artık Somali, Yemen, Sudan, Umman kıyılarında, önümüzdeki senelerde bu sondaj işleri devam edecek.

Her seferinde bu platformların Türkiye’ye gelmesi maliyet etkin olmayacaktır.

O bölgede bu işler için bir tersane yapmamız uygun olabilir.

Belki Katar’da, belki Somali’de.

Askeri gemi ve denizaltı tamirleri için de bu tersane kullanılabilir.

Pakistan, Malezya, Endonezya’ya ihraç edilen deniz platformları için de bu tersane çözüm üretebilir.

Yatırımı Suud veya Katar sermayesine yaptırabiliriz. 8) Torik bolluğu ve lakerda politikaları
 Bu sene Boğazlarda torik bolluğu varmış.

Ne güzel bir haber.

Keşke palamut avcılığını sınırlayıp, torik üretimini artırabilsek.

Torikten en büyük değeri elde edebilmek için bunları lakerdaya çevirmek gerekir.

İstanbul’un kış turizmi ve restoranları şenlenecek.

Umarım bu sene bol miktarda lakerda üretilir, hatta keşke Avrupa’daki Türklere de bu lakerdalara ulaşma imkânı sağlanabilse.

Muhtemelen balık kg ihraç fiyatında rekor kırılır.

Belki Sarıyer’de bir kooperatife bunları ürettirip bir kısmını IGA havalimanında konservede satışa sunmak mümkün olabilir. 9) Piaggio, helikopter isim hakkını TUSAŞ’a vermeli
 TUSAŞ firmamız çok amaçlı helikopter geliştirme konusunda uzun yıllardır çalışıyor, hatta biraz fazla uzadı proje ancak anlaşılan seri üretim safhasına yaklaşıldı.

Piaggio firması ise malum, Baykar’ın İtalya’da satın aldığı, küçük özel jet dengi uçak üreten firma.

Hem TUSAŞ hem Baykar tarafına şöyle bir işbirliği önerebiliriz: Piaggio’nun tasarım ekibi, mevcut Gökbey helikopteri gövdesini kullanacak şekilde bir VIP Piaggio helikopteri tasarlasın ve TUSAŞ bu konfigürasyonu da diğer modelleri ile beraber üretsin.

Yeni tasarım derken elbette mekanik bir değişiklik olmayacak, iç tasarım, dış renkler, çizgiler gibi kozmetik değişiklikler olacak.

Belki Piaggio bazı ilave ekipmanların veya özel markaların kullanımını da isteyebilir.

Pazarlamasını Piaggio ve TUSAŞ beraber yaparlar.

Yani Piaggio’nun lüks marka imajı, VIP helikopter pazarlamasında kullanılabilir ve ürünün üst segmente pazarlamadaki başarı şansı artabilir.

Bazı durumlarda uçak ve helikopter müşterileri benzer hedef kitleler olabiliyor. 10) Suudi Jetleri ile Suriye üzerinde volta atmak
 Suriye hava sahası malum İsrail başta olmak üzere çeşitli yabancı ülkeler tarafından sıklıkla ihlal ediliyor ve hatta bu hava sahası kullanılarak Suriye’de ve bölgede bazı ülkeler bombalanıyor.

Suudi Arabistan’ın hayli modern savaş uçağı filosu mevcut.

Türkiye Suudi Arabistan savaş uçakları (ve SİHA’ları) Suriye yönetimi ile anlaşmalı olarak Suriye göklerinde devriye uçuşları yapabilirler.

Bu uçuşların Suriye hava sahası ihlallerini caydırmasını ve bölge barışını desteklemesini beklemeliyiz ayrıca TSK’nin S.A. uçakları ile ortak görev yapma becerisi de artacaktır.

Suudi Arabistan’ın Çin’den modern jet alması da söz konusuymuş, bu durumda konu daha da ilginç hale gelecektir. 11) Putin, Çeçenistan liderliği ve Suriye
 Putin’in Çeçenistan liderliğinde yaptığı değişim ile, Çeçenistan’ın Rusya politikalarını destekler hale geldiğini ve üçüncü ülkelerden gelen bozguncu manipülasyonlara dayanıklı hale geldiğini hatırlayalım.

Bizim ilişki durumu aynı değil ama belki bir analoji yapılabilir.

Kuzey Suriye’deki SDG ve PKK türevi örgütlerin tasfiyesi ve ilgili lider kadrolarının Türkiye dostu haline gelmesi ve yabancı örgütlerin etkisinden çıkmasının Türkiye ve bölge ülkelerinin ve en çok da bölge halklarının lehine bir durum oluşturmasını beklemeliyiz. 12) İran’dan göçmen gelirse transit Avrupa’ya
 ABD ve İsrail’in İran ile er veya geç savaş yapma fikrine sahip olduğunu gözlemliyoruz.

İran içinde direnç kırma, iç karışıklık çıkarma ve motivasyon azaltma amaçlı çeşitli provokasyonların yapıldığını da gözlemliyoruz.

Önümüzdeki süreçte az veya çok, İran’dan Türkiye’ye insan geçişleri artabilir.

Sığınma amacı dahil, çeşitli amaçla, çeşitli gruplar geçebilirler.

Türkiye’nin şimdiden Avrupa Birliği’ne, İran’dan olası bir göç dalgasında bütün bu insanların kendilerini Edirne sınır kapısında bulacağı ve kapıların açılacağı konusunda net mesaj vermesi uygun olur.

Hatta kapılar açıldığında sadece İran’dan gelenler değil, Afganistan, Suriye vb.

Türkiye’deki tüm sığınmacıların da aynı yoldan Avrupa’ya geçeceğini ve bu geçişin de Türkiye tarafından kolaylaştırılacağını bilmeleri gerekir.

Bunu şimdiden söylemek lazım ki AB dönüp ABD ve İsrail’e bu saldırı fikrinin akıllıca olmadığı konusunda ikna etsin.

İran’ın nüfusu konusunda da AB’ye tekrar hatırlatma yapmanın zamanıdır.

Ondan sonra dönüp bize ağlamasınlar. 13) Davos’un ‘devletsiz’ misafirleri
 Davos toplantılarını takip ettiniz mi?

Bu zirve geleneksel olarak Küreselcilerin düzenledikleri bir etkinlik olarak bilinir, doğrudur da.

Küreselcilerin para, politika ve iş dünyası ile ve genel küresel trendler ile ilgileri açıktır ve anlaşılır.

Ama ülke liderleri, iş dünyası liderleri haricinde aralarda kimler öne çıkartılıp parlatılıyor ona dikkat etmek lazım.

Misal Somaliland denen, sadece İsrail tarafından tanınan ve çatışma durumunda olan ayrılıkçı bölgenin lideri davetliydi ve konuşturuldu, parlatıldı, Trump’ın oğluna ‘yatırım fırsatlarını’ anlattı filan.

Ama Somali’nin resmi lideri davetli değildi.

Benzer şekilde Irak lideri davetli değildi ama Kürdistan bölgesinin lideri davetliydi, konuşturuldu, parlatıldı.

Zelenski denen, meşruiyetini çoktan kaybetmiş Ukrayna lideri benzer şekilde konuşturuldu, parlatıldı.

Başka kimler var?

Kosova liderini gördünüz mü?

Hani kırmızılar giymiş bir bayan, Trump’ın bir kucağına oturmadığı kaldı kadının.

Hani şu bizim Sırp zulmünden (!) kurtarmak için askeri destek verdiğimiz, Sırbistan’dan koparttığımız, dünyanın (nüfus olarak) çoğunun tanımadığı ülkenin lideri.

Diğer taraftan KKTC lideri yine davetli değil.

Moldova başbakanı zirveye katıldı, sonrasında Romanya ile birleşme konusu gündeme geldi, dikkat ettiniz mi?

Yani bu manzara bize bir şey anlatıyor, acaba bu mesajı alması gerekenler alıyorlar mı? 14) TOGG G.M. nerede?

TOGG projesinde gidişat olumlu, firma ürettiğini iyice bir fiyattan satabiliyor.

Planlara göre yeni modeller çalışılıyor, üretim kapasitesi artırılıyor.

Son dönemde fark ettiyseniz firmanın genel müdürü biraz geri plana çekildi, pek medyaya önüne çıkmıyor daha çok firmayı YKB Fuat Tosyalı temsil ediyor, yeni modelleri açıklıyor filan.

Bu durum sağlıklı değildir, eğer bir sağlık sorunu yoksa firma G.M.’nün daha ön planda olmasını sağlamak uygun olacaktır.

Eğer hissedarlarla bir sorun varsa ve yollar ayrılacak ise, Genel Müdür şimdiye kadar büyük iş başarmıştır, kendisine yine eşdeğer bir (kamu) mühendislik projesinde, eşdeğer bir konum sağlamak ve TOGG projesinde de kendisinin Yönetim Kurulunda danışman olarak kalmasını sağlamak uygun olabilir.

AKP haricindeki siyasi partilerden de TOGG projesini daha çok sahiplenme yönünde işaretlerin gelmesi gerekir. 15) Tofaş’ın kuş serisi dönmeli mi?

Konu araba endüstrisinden açılmışken, benzer bir atağı Tofaş fabrikalarından bekliyoruz.

Malum fabrikalarda atıl kapasite var, Stellantis’in birçok segmentte modelleri var.

Koç grubunun, Türkiye’deki yerli ve milli mühendislik projelerindeki toplumsal ilgi ve talebi iyi okuması gerekir ve atıl kapasitelerini, buna göre doldurmaları uygun olur.

Misal, eski kuş serisinin yeni teknolojiye göre yeniden tasarlanıp üretilmesi uygun bir adım olabilir.

Politika yapıcıların da bu yatırım kararlarını destekleyici yönde, AB’den araba ithalatına vergi harici kota getirmesi uygun olur. (Malum AB, bizim demir çelik sektörüne haksız kota uyguluyor.

Bizim otomotive kota getiremezler çünkü kendi markalarını ithal ediyorlar) 16) Elektrikli taksi konusunda geç kalıyoruz
 Türkiye ölçeğindeki bir turizm ülkesine, bu devirde benzinli, dizel veya gazlı taksi araçları artık yakışmıyor.

Ülkemiz bu konudaki dönüşümde geç kaldı.

İdeal olarak Londra örneğindeki gibi taksi işlevine göre özel tasarlanacak elektrikli araçların devreye alınması uygun olacaktır.

Normal şartlarda bir ülkede elektrikli araca dönüş konusunun taksilerden başlaması beklenir çünkü merkezi bölgelerde çok geziyorlar yani kirlilik yaratıyorlar ve araçların kullanım oranı çok yüksek, yani elektrikli bataryanın hakkını veren kullanım süreleri mevcut.

Nedense bizde işler biraz ters gidiyor.

Yunanistan’da bile, Atina ve Selanik şehirlerinde, 1 Ocak itibarıyla yeni taksi kayıtları sadece elektrikli olarak yapılabiliyor. 17) Kayak Federasyonunu rahatsız etmeyelim
 Kış olimpiyatları yaklaşıyor.

Bu sene olimpiyatlar İtalya’da.

Maalesef bizim sporcu sayısı yine çok yetersiz.

Birçok alanda bir adet dahi sporcumuz yarışmayacak.

Sporun çoğu kolunu halk geneline yaymayı beceremedik.

Olimpiyatlar gibi uzun dönemli planlama ve hazırlık gerektiren işleri hiç beceremiyoruz.

Bu kadar dağlık ülkemiz var, bir sürü kayak pistimiz var, önemli yatırımlar ve tesisler de yapıldı ama kış olimpiyatlarında yok gibiyiz.

Kayak Federasyonu başkanı başta olmak üzere ilgili politikacıların rahatını biraz kaçırmanın zamanı gelmiş olabilir mi? 18) Ekimdeki Uzay konferansı önemli fırsattır
 Uluslararası Uzay Kongresinin (IAC) 77.si, ilk defa Türkiye’de yapılacak.

Ekim ayında Antalya’da yapılacak.

Ekim ayına daha zaman var.

Türkiye, uzay, uydu, Somali fırlatma tesisleri, personel yetiştirme vb. konularda Ekim ayına kadar hızlı bir ilerleme kaydetmeli ve Ekim ayındaki konferansta bu alanda iddialı bir oyuncu olduğunu dünyaya göstermeli.

İlgili bakanlığımızı ve ulusal medya kurumlarımızı konuya daha çok ilgi göstermeye davet edelim.

Madem Fatih Altaylı içerden çıkmış, bozguncu içerikte olmayan bilim sohbetleri yapacakmış, buyursun şu Ekim konferansını, Türkiye’nin hazırlıklarını filan anlatsın, fena olmaz.

THY yönetimi, 2025 yılında yerli uydularımız üzerinden bazı uçuşlarda internet servisi başlatma sözü vermişlerdi, bunu başaramadılar.

Bu konuyu da takip etmek gerekli.

Bir de ABD öncülüğünde, ABD yancısı bazı ülkelerin katıldığı Artemis projesi var.

Bence katılmak uygun olmaz fakat olur da üzerine para verirler ve know-how transferi yaparlar, bu durumda değerlendirilebilir. 19) Yerli Jak Kusto için gemi lazım!

Türkiye’nin Jak Kusto’su (Fr: Jacques Cousteau)su kim?

Var mı?

Yok.

Malum, Jak Kusto, ömrü boyunca irili, ufaklı araştırma gemileri ile, irili, ufaklı bütçeler ve ekipler ile okyanuslarda daldı, başta kendi milleti Fransa olmak üzere dünyaya okyanusların, balıkların ve doğanın muazzam güzelliklerini sergiledi ve çektiği belgeseller ile insanoglunun keşif yolculuğunun muazzam örneklerini kayıt altına aldı.

Nesiller onun belgeselleri ile büyüdü, ismi efsane oldu.

Milyonlarca çocuğa ilham verdi, kariyerlerini şekillendirmede etkili oldu.

Türkiye’de malum artık makul bir ekonomik büyüklüğe ulaştı, böyle işlere üç beş kuruş para harcayabilir hale geldi.

Nasıl ki Türkiye bir Arktik keşif ekibi kurdu, çok başarılı oldu, toplumda ilgi uyandırdı, bu işin bir sonraki doğal safhası okyanusların derinlerini keşfedecek yeni nesil ve Türkçe konuşan Jak Kusto’ları devreye alabilmek olmalı.

Aslında Jak Kusto adayı memlekette çok var ama bu işe uygun teknenin tasarlanması, ekibin ve bütçenin kurulması mesele.

Zaten Youtube’da millet bu konuları takip etmeye meraklı, bu işler artık az veya çok para da kazandırabilir hale gelmiş durumda.

Yeni nesil teknolojiler, yapay zekâ, dronlar ile artık bu alanda büyük işler başarılabilir halde.

Bu konu hangi bakanlığın alanına girer?

Bilim Bakanlığı veya Keşif Bakanlığı diye bir bakanlığımız yok, en yakını Teknoloji Bakanlığı olsa gerek.

Zaten konu, özel sektörden de sponsor çekebilecek bir alan, kamu maliyesine fazla yük olmaz. 20) Uğur Mumcu suikastı hâlâ aydınlatılabilir
 Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu büyük bir vatansever ve aydınımızdır.

Allah kendisine sağlık ve uzun ömür versin.

Uğur Mumcu suikastını bütün detayları ile aydınlatmamış olmanın ayıbı AKP hükümetine aittir.

Sadece ve %100 bu konuda çalışacak bir savcının tahsis edilmesi, en üst seviyede yetkilendirilmesi ve kendisinin Ceyhan bey’in yönlendirmesi ile konuyu hızlıca ve tam olarak aydınlatması, adaleti geç de olsa sağlaması uygun bir çözüm olabilir ve benzer diğer cinayetlerin aydınlatılması konusunda da vatandaşın ümidini artırabilir. 21) THY paket tatili sistemini toparlama konusunda ne bekliyor?

THY firmamız bu tatil paketi satma işini maalesef beceremedi.

Hatırlarsınız, tee 2022’de bu alandaki yatırımı açıklamışlardı.

Bir seneyi aştı bu girişim, web sitesi fiilen çalışıyor.

Büyük paralar harcandı.

Londra’da global bir lansman düzenlediler.

Dedik ki tamam artık ‘TUI Grup düşünsün’.

Aradan aylar geçti.

Bugün geldiğimiz vaziyette daha Türkiye dışından çıkışlı tatil paketi dahi seçilemiyor.

Sistem sadece Türkiye iç pazarına hitap eder halde.

Madem öyle neden İngilizce web sitesi var?

Neden firma ismi İngilizce?

Neden Londra’da dünya para harcayıp lansman yaptınız?

Zaten Türkiye’de bu işi yapan 100 tane firma var, neden 101.si kuruldu?

Misal Turizm Bakanımızın ETS tur sistemi tıkır tıkır çalışıyor, eminim çok da güzel iş yapıyordur, neden THY bu işi beceremedi?

Whatsapp destek hattı koymuşlar, acaba bakan var mı kayıtlarına ne seviyede hizmet üretiliyor?

Misal bu aralar Avrupa’da Şubat’taki okul tatili dönemi için bol miktarda paket turlar, kayak tatilleri filan satılıyor.

Fiyatlar tabii uçmuş vaziyette.

Misal kayak tatillerini pazarlayan bazı web siteleri var.

Estonya, İtalya, Bulgaristan, Norveç, İsviçre, Avusturya, Fransa vs. birçok kayak turu ve oteli bu web sitelerinden satılıyor ama hiçbirinde Türkiye yok.

Yani ülkemize kış döneminde döviz getiren bu turizm pazarlama işlerini daha ciddiye almak gerekiyor, ilgili bakanımızın ve ilgili şirket yönetimimizin kulaklarını çınlatmış olalım. 22) Yaya geçidi olan yolda hız limiti kaç olur?

Yaya geçidinden, vatandaşa yol vermeyip geçen ayılar konusunda geçenlerde ilgili bakanımız sosyal medya hesabından paylaşım yapmış. ‘Gereği yapıldı, yakaladık, cezai işlem yaptık’ paylaşımı yapmış.

Kendisini tebrik ederiz ancak gereğinin tam olarak yapılmış olduğu konusunda hemfikir değiliz.

Yaya geçitleri acaba hangi hız sınırına kadar olan yollarda kuruluyor?

Kaç şeride kadar kuruluyor?

Bunu şoförlerimiz biliyorlar mı?

Ehliyet sınavlarında böyle bir soru var mı?

Misal sizce hız sınırı 50 veya daha üzerinde olan yolda yaya geçidi olur mu?

Yaya geçitlerinin özellikle yerleşim yeri bölgelerinde ve okul civarlarında görünürlükleri yeterli mi?

Bu konuları bakalım ne zaman konuşmaya başlayacağız? 23) Özel tasarımlı trenler hangi alanlarda kullanılıyor?

TCDD yıllar süren hantal yönetim yapısından kurtulma emareleri gösteriyor.

Sanki gidişat olumlu gibi.

TCDD’nin itibarını ve ürettiği toplumsal faydayı artırmak için çeşitli özel amaçlı tren projelerinin çalışılması faydalı olacaktır.

Dünyada çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel amaçlı özel trenler veya vagonlar mevcut.

Türkiye’de henüz pek bunları devreye alamadık ancak TCDD toparladıkça, politika yapıcılarından talepler gelmeye başladıkça bu özel servisleri muhtemelen ulusal ve belki de yurtdışı hatlarında göreceğiz.

Neler bunlar?

Kütüphane trenleri var, kırsal bölgelere dönem dönem geniş ve modern kütüphanecilik hizmetleri ulaştırabiliyorlar.

Sağlık trenleri var, benzer şekilde kırsal kesimlere özel tıbbi uygulamaları, ameliyathaneleri ulaştırabiliyorlar.

Film setlerinin ve stüdyosunun taşınmasında, aktörlerin ilgili bölgede konaklamasında kullanılabilen tipte film seti trenleri var.

Bilimsel araştırmalar için uyarlanmış trenler var (Jeolojik, astronomik gözlemler, çevre bilimleri vs.).

Kraliyet veya başkanlık trenleri var, Sirk trenleri var bunlar hem hayvan taşıyor hem çalışanların konaklamasına imkân veriyor.

Gezici lunaparkların ağır ekipmanlarını taşıyan trenler var, Doğal felaket bölgelerine gönderilmek üzere özel tasarlanmış trenler var, rüzgâr türbini kanatları, uçak gövdeleri, büyük yapı ekipmanları taşıyan özel tasarımlı vagon ve trenler var.

Bir de bazı şehirlerarası trenlerde aile vagonları oluyor bunlarda çocuk oyun alanları da oluyor.

Yukarıdaki tren veya özel vagon konfigürasyonları bir çok ülkede mevcut ve verimli şekilde kullanılmaktalar.

Bu tür hizmetlerin TCDD bünyesinde veya ilgili diğer kurumların bünyesinde hazırlanıp devreye alınması önemli miktarda toplumsal fayda üretecektir ve halkın trenyoluna ilgisini artıracaktır.

TCDD’nin gelirlerinin ve hizmet seviyesinin de bu artan ilgiden olumlu etkilenmesini beklemeliyiz.

Bu hizmetlere hem Türkiye’de ihtiyaç var hem de Suriye, Irak gibi komşu coğrafyalarda ihtiyaç var.

Türkiye ihtiyaçları ve coğrafyası özelinde de bazı servisler tasarlanabilir.

Misal Ankara’daki TCDD’de çalışan vekiller ve ilgili memurların yoğun seyahatlerinde kullanımı için İstanbul-Ankara arasında özel tren veya vagonlar tasarlanabilir, deplasmana giden takımları ve bir kısım taraftarı taşıyan TFF sponsorluğunda tren tasarlanabilir vb. 24) OYAK olmayan Çimento
 OYAK Çimento isimli milli firmamız 2023 yılında Tayvan firmasına satıldı fakat hâlâ OYAK ismini ve markasını kullanıyorlar.

OYAK kurumu hâlâ başarı ile faaliyet gösteren önemli bir emeklilik ve yardımlaşma fonudur ve yarı kamu kurumu sayılır.

Bir tarihi vardır.

Ticari strateji gereği OYAK bazı iştiraklerini satar, yenilerini alır ama satılanların OYAK markasını kullanması kanımca hatalıdır.

Hem OYAK paydaşlarını hem de vatandaşları aldatabilecek, yatırım tercihlerinde hatalara sebep verebilecek bu durumun düzeltilmesi faydalı olabilir. 25) Mekanik Atıkların atölyelerden toplanıp yeniden kullanımı için sistem kurulmalı
 Atıkların geri kazanımı konusunda ilk öğretilen husus öncelikle atıkların yeniden kullanımının sorgulanmasıdır (reuse).

En sonda ise geri dönüşüm (recycling) gelir.

Yani böyle kademeli bir değerlendirme yapılır.

Bizim sanayimiz belirli bir ölçeğe ulaşmıştır ve geri kazanımı mümkün olan ve ithal ürün olan önemli miktarda ürün geri dönüşüme gitmekte ve israf oluşmaktadır.

Çok sayıda örnek verilebilir ama yazıyı yazarken aklımdaki örnekler daha çok araba/ağır vasıta tamir atölyelerinde değiştirilen özel bazı transmisyon parçalarıdır.

Bunları hurdacılar toplar ve kilo hesabı ile ürünler demir çelik tesisinde ergitilir ve değer kaybı oluşur.

Çeşitli elektronik ürünler de bu kapsama alınabilir.

Ulusal çapta, özellikle sanayisi gelişmiş bölgelerde yapılandırılacak bir Yeniden Kullanım Kurulu’nun ilgili sanayicilerin de temsilcileri ile kurulması ile bu konudaki değer kaybını azaltıcı çözümler üretilebilir.

Misal, ulusal çapta kurulacak özel bir lojistik hizmeti ile tüm tamirhanelerden ve ilgili diğer atölyelerden yeniden kullanımı mümkün olan parçaların toplanması ve ilgili sanayi bölgelerinde işlenerek tekrar piyasaya sürülmeleri yılda yüz milyonlarca dolarlık tasarruf sağlayabilir.

Bu konuya özel bir ‘tekrar kullanım’ web sitesi kurulabilir.

Ekonomimizdeki atık miktarını azaltan ve sanayicilerimize ucuz ve değerli komponent sağlayan bu türde politikalar üzerinde ilgili bakanlığımızın çalışmasında fayda olabilir. 26) İran, Rusya’ya ICBM yolladı!

Darısı başımıza 
İran, geçenlerde Rusya’dan da izin alarak tarihinde ilk defa geliştirdiği kıtalararası balistik füzesini (ICBM), 10 bin km ötedeki Sibirya’da bir noktaya fırlatmış.

Bizim füze teknolojimiz henüz bu seviyelere gelemedi.

Henüz Sinop’tan Karadeniz’de yüzdürdüğümüz hedeflere yerli füzeleri atabiliyoruz ama çalışmalar sürüyor.

Elbette bir gün biz de ICBM üretebilip, denemeler yapacağız ve bunun için birilerinin tepesinden füze geçirmek için izin istememiz gerekecek.

Şimdiden bu hazırlıkların yapılması faydalı olabilir. 27) MTV, emlak vergisi, trafik sigortası vb. aylık taksitler ile ödenmeli
 Türkiye’de vatandaşların yılda belirli dönemlerde ödediği bazı vergiler ve benzeri düzenli ödemeler var.

İlk aklıma gelenler emlak vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi, trafik sigortası ve DASK.

Buna benzer ödemelerin aylık küçük ödemelere bölünerek hesaptan düzenli tahsilinin varsayılan yöntem olarak sağlanması daha uygun olur.

Çoğu çalışanın aylık düzenli geliri var böylece hem vatandaşın gelir gider hesabını yapması kolaylaşır, hem kamu kurumları ödemelerini düzenli olarak tahsil edebilir.

Aylık olmayan, yılda bir, iki veya dört kez yapılan ödemelerin atlanma riski yüksek.

Birçok ülkede bu yönde uygulamalar mevcut.

Bir kez talimatı veriyorsun ve kafan rahat ediyor, seksen tane fatura peşinden koşmuyorsun.

Yıl devrinde veya kontrat sonunda aksi talebin olmaz ise hizmet kesilmiyor, makul bir enflasyon artışı ile ödemelerin devam edebiliyor.

Türkiye’de bu ödemeleri bölme işini bazı anlaşmalı bankalar kredi kartı hizmetleri üzerinden yapabiliyor fakat bu durum daha büyük eşitsizlik yaratıyor.

Herkesin krediye ulaşımı aynı değil.

Krediye veya bazı ayrıcalıklı kartlara ulaşabilen zenginlere finansman kolaylığı sağlayacak yöntemler yerine ödeme tasarımını aylık taksit ödemesine göre yapmak daha uygun olur.

Gelir eksikliği sebebiyle ödeme yapılamaz ise, çeşitli sosyal koruma mekanizmaları da devreye alınmalıdır.

Bu yöntem kamunun vergi tahsilini kolaylaştırır ve daha güçlü bir devletin yolunu açar.

Özetle, tüm tekrarlı bireysel ödemelerin aylık sabit ödeme halinde sunulması ilgili kamu ve özel firmalara zorunlu kılınabilir.

Milli Troy kartına da bu işlerde ilave avantaj sağlanabilir.

Bu ödemeler en kolay şekilde, tek tık ile durdurulabilir veya iptal edilebilir olmalıdır.

Tüm dünyada insanların hayatına her sene daha fazla fatura ödemesi giriyor ve aylık ödeme artık bu işleri yönetebilmek için standart hale gelmiş durumda. 28) Araç muayene sistemini geliştirmek ve yıllık yapmak
 Araç Muayene ücretleri Türkiye’de sabit ödemelerdir.

Tüm arabalar aynı tarifeyi öderler ve tarife her sene kamu tarafından belirlenir ve yayınlanır.

Birçok ülkede sabit tarife yoktur.

Misal bu sene standart bir araba 3288 TL ödeyecekmiş.

Bu ücretin yüksekliği ve işin monopol oluşu ayrı bir tartışma konusu, o konuya girmeyelim.

Türkiye gibi bazı ülkelerde bu iş iki senede bir zorunlu yapılıyor, İngiltere gibi bazı ülkelerde her sene zorunlu yapılıyor.

Muayenede malum temel bakılan konu emniyet konusu.

Aracın sinyalleri, ışıkları düzgün çalışıyor mu?, süspansiyon ve frenler düzgün mü?, lastiklerin daha ömrü var mı? silecekler düzgün camı siliyor mu? emisyon seviyeleri uygun mu?

Şahsi görüşüm bunlar temel ve önemli konulardır ve her sene kontrol edilmelidir böylece yollarımız herkes için daha güvenli hale gelir.

Ayrıca daha sık kontrollerden ötürü riski azalacak, araçların sigorta ödemelerinin azalmasını beklemeliyiz.

Önerim bu ödemeleri de aylık küçük ödemeler halinde MTV ödemesi ile birleştirelim.

Vatandaş her sene zamanı gelince aracını muayeneden geçirsin, zaten aylık ödediği düzenli ödeme haricinde para ödemesin.

Bu şekilde tüm araçlar için muayene ödemesini MTV ödemeleri ile bağlarsak zaten bu muayene işini kimse ertelemez, atlamaz çünkü parasını zaten ödemiş olur.

Ayrıca ölçek ekonomisi sayesinde birim maliyet azalır.

Fakat bu işi yaparken muayene istasyonlarını daha yaygın hale getirmek, daha kolay ulaşılabilir yapmak ve ücreti de %50 azaltmak makul olur.

Arabanın servis konusu da genelde yıllık olduğu için, gerekli düzenlemeler yapılırsa, hem servis hem muayene beraber halledilmesi vatandaş için pratik olacaktır.

Bu tür aylık ödeme düzenlemelerinde vade farkı konusu da Merkez Bankası’nın 12 aylık hedef enflasyon oranı tavan olacak şekilde ayarlanmalıdır. 29) Fransa tarımını Hindistan STA’sı batıracak mı?

Hindistan ile AB arasında yeni imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmasının hem Türkiye’ye hem Avrupa ekonomisine önemli etkileri olabilir.

Avrupa’da tarım başta olmak üzere bazı kesimlerin iş kaybına bu durum yol açabilir.

Bu anlaşmanın hangi ülkelerin hangi sektörlerine ne derecede olumsuz etkileri olacağı analiz edilmeli, Fransa başta olmak üzere ilgili ülkelerde bu anlaşmadan etkilenen kesimlere gerekli propagandanın ve rehberliğin yapılması ve Avrupa Birliği’nden çıkışın teşvik edilmesi uygun olacaktır. 30) Yeşil pasaport istatistikleri yayınlanmalı
 TÜİK ve Turizm Bakanlığı, yurtdışı çıkışları konusunda dönemsel olarak istatistik yayınlıyorlar.

Bu istatistiklere pasaport tipinin de eklenmesi doğru politika seçiminde yönlendirici olacaktır.

Son dönemde yeşil pasaport ile Avrupa tatili yapanların sayısında artış olduğu yönünde sosyal medya paylaşımları artmıştır ancak istatistik olmadan bu söylentiler doğrulanamaz.

Yapay zekâ sistemleri artık verileri muazzam etkin şekilde kullanabiliyorlar.

Bir istatistik aramak için artık TÜİK’e değil, yapay zekâya soruyorsunuz, yapay zekâ, TÜİK veritabanını karıştırıp sizin önünüze istediğinizi getiriyor.

Bu bağlamda TÜİK gibi kurumlarımızın daha çok veri setleri üretmesi gerekli böylece yapay zekânın ürettiği toplumsal fayda artacaktır. 31) TURKSAT, iyi habercilik için uydu resmi sağlamalı
 Yabancı bazı basın kurumları, uydu görüntüsünü manşetten vererek çeşitli haberleri okurlarına sunabilmektedirler.

Misal geçenlerde Financial Times’da yan yana yanaşmış tankerlerin okyanus ortasında birbirine yakıt aktardığı haberi ve uydu görüntüsü vardı ve Hintli büyük bir firma, Rus petrolü kullandığı gerekçesiyle hedef gösterilmişti.

Türkiye’nin kendi gözetleme uyduları var ve bu uyduların gözlem kabiliyetlerinden çeşitli kurallar dahilinde medya gruplarımızın ve özel sektörümüzün faydalanması uygun olacaktır.

Bu konuda gerekli teknik kabiliyetin ilgili taraflara açılması uygun olacaktır.

Misal Aydınlık gazetesi, takip ettiği bir haber ile ilgili olarak uydu işletmecisi TURKSAT’a bir koordinat verip resim istediğinde belirli bir kontrol mekanizması sonrasında bu resimleri alabilmesi veya red gerekçesinin belirtilmesi uygun olur.

Vatandaşımızı algı yönetimi yöntemleri ile dezenformasyon saldırılarından korumak, kanıtlı belgeler ve resimler ile gerçek habere ulaşımı kolaylaştırmak için uydu resimleri güçlü birer araçtır. 32) Emeklilere kültür kuponu (dijital) dağıtmak
 Dünyadaki trende de uygun olarak, Türkiye’de de gazete veya basılı kültür ürünü satın alan kesim nispeten orta yaş ve üzeri kesimdir.

Bunların bir kısmı emeklidir.

Bu trende uygun olarak Türkiye’de emeklilere bazı kültürel ürünleri satın almaları için bir dijital kupon tahsis etmek uygun olabilir.

Kültür Bakanlığı bu konuda bir bütçe ayırırsa, emeklilerin tercihleri üzerinden gazete ve dergilerimizin satış rakamları, sayıları, kaliteleri artar ve bu sektörde çalışanlar da desteklenmiş olur.

Sektörde nitelikli istihdam artar.

Bu yöntem ülkenin kültürel üretimini ve ilintili ekonomik çıktıyı artırmak için maliyet etkin bir araç sunabilir. 33) Mısır’da Qattara Gölü’nü doldurmak 
Mısır’da, Kahire’nin batısındaki çöl bölgesinde çökük bir alan var.

Bu alanın bir kanal ile Akdeniz ile birleştirilmesi ve göl haline getirilmesi konusunda, ismine ‘Qattara Gölü’ denen yüz yıllık bir proje var.

Proje hâlâ teorik aşamada, ilk kazma vurulmadı.

Çökük alan doldurulursa, iki Marmara denizi büyüklüğünde, Mısır’da bir göl oluşacak.

Baraj yapımına dahi gerek kalmadan, Akdeniz ile yükseklik farkından ötürü jeneratörlerden elde edilecek gücün sürekli olarak 7 GW seviyesinde olması öngörülüyor. (Akkuyu nükleer santrali bu sene 1,2 GW güç ile üretime başlayacak, tüm reaktörler yapılınca maksimum 4,8 GW güce çıkacak).

Qattara gölü projesi kapsamlı, birçok yönü var, bölgenin iklimini değiştirmesi, yeni tarım alanları, turistik ve şehircilik alanları oluşturması durumu olabilir.

Türkiye’nin Mısır yönetimi ile görüşerek bu projenin mühendislik, simülasyon, fizibilite kısmını çalışması uygun olur.

En az 10 sene sürecek olan ve 5 milyar dolardan pahalıya çıkması planlanan bir iş.

Yeraltı tatlı su rezervuarları konusunun tam haritalanması ve riskin ölçülebilmesi gerekiyor.

Bizim bölgemizde, güzel bir mühendislik projesi doğrusu, çalışmak gerekli. 34) Eskişehir’in Lületaşı, yapay zekâ ile daha değerli
 Eskişehir bu aralar nadir mineraller konusu ile gündeme gelmekte.

O konuyu kenara park edelim.

Lületaşı konusuna gelelim.

Malum bu bölgede lületaşı çıkartılıp, oyulup güzel incik boncuklar yapılıyor.

Yapay Zekâ devrimi ile her vatandaş, hayal gücü ile orantılı olarak bir sanatçı haline geldi.

Muhtemelen önümüzdeki birkaç sene içinde yapay zekâ ile hazırlanan üç boyutlu modellerin lületaşına oyulması ve belki de boyamasının yapılması konuları gündemimize gelecek.

Bu olay hem Lületaşı madenciliği ve sanatçılığı konusunu bölge ekonomisi için çok daha önemli hale getirebilir hem de Türkiye bu sayede muazzam sanat eserleri üretip ihraç eder hale gelebilir.

Yapay zekâ tasarımları ile Lületaşı oyma, kurutma ve boyama konularını birleştirecek teknoloji ve sanat konusuna yatırım yapmakta fayda var.

Bu sınırlı doğal kaynağımızın değerini bilmeli ve ortaya çıkartabilmeliyiz. 35) Piyasa Gözetim Merkezi kurulmalı
 Birçok gelişmiş ülkede, yerli üretilen, ithal edilen ürünler ve sektörler ile ilgili piyasa gözetimi yapan hükümet ajansları bulunur.

Bu kurumların bazı birimleri rekabet işlerine de bakarlar.

Bir kısmı ise sadece ‘hangi ürünler piyasada tuhaf fiyat dalgalanmaları gösteriyor, neden?’ sorusuna cevap ararlar.

Bu kurumlar doğrudan piyasa işleyişine müdahale etmezler ama politika yapıcılara müdahale konusunda yön gösterirler ve kurumların raporlarına göre yatırımcılar da kârlı alanlarda yatırım kararları alabilirler.

Misal Türkiye’de bir dönem çöp poşetleri diğer ülkelere göre pahalıydı, sonra ilave üreticiler pazara girdiler fiyatlar biraz normallesti (sanırım hâlâ yeterince ucuz değil).

Bir dönem diş fırçası pahalı idi sonra ucuzladı.

Et konusu diğer ülke ortalamalarına göre her daim pahalıydı, hâlâ pahalı.

Zeytin yağı bazı dönemlerde üretim bol olmasına rağmen piyasa dinamiklerinde tuhaflıklar oluyor ve vatandaşa pahalıya satılıyor.

Bu örnekler, piyasadaki bazı ürünlerin bendeki fiyat algısının zaman içindeki değişimini gösteriyor.

Belki doğru, belki yanlıştır.

Algılardan bağımsız, bu işi ölçüp, raporlayan ve yayınlayan bir kuruma ihtiyaç var.

Yani sürekli olarak tüketim ürünleri ve hizmetlerin fiyatını ülkeler arasında ve üreticiler arasında karşılaştıran, fiyat anomalilerinin kırılımını analiz eden ve yayınlayan bir kurum gerekli.

İsmi Piyasa Gözetim Kurumu diyelim.

Yani sadece TÜİK gibi fiyat toplayan değil, ilgili üründe sağlıklı rekabet var mı?

Yeterince üretici veya ithalatçı var mı? gümrük vergisi makul mu?

Paralel ithalat var mı? yurtdışı fiyatlara göre Türkiye satış fiyatı makul mu?

Bu soruların cevabını araştıracak bir kamu kurumunu kurabilirsek enflasyon yönetimi, yatırım kararları ve doğru dış ticaret politikalarının üretilmesine de yardımcı olacaktır.

Fiyat anomalileri tespit edildiğinde bazı durumlarda çözümü tahmin edemediğimiz kadar kolay olabilir.

İlgili yetkilinin, ilgili üretici veya ithalatçı patrona bir telefon etmesi, hal hatır sorması, yatırım planları ve banka kredileri hakkında sohbet etmesi ile dahi bazı anomaliler düzelebilir.

Bizde Rekabet Kurumu’nun görev alanını biraz genişletirsek, kadro yetkinliğini artırabilirsek, bu işleri o kurumun kapsamına da sokabiliriz.

Mevcut halde, RK koca 2025 yılında sadece bir adet sektör raporu yayınlamış o da Çevrim içi reklamcılık sektörü üzerine. 36) Hava Kuvvetleri için yakıt ikmal dronu tasarlanmalı
 TSK’nin belli başlı hava platformlarına (belki Hürjet, F-16 ve Kaan dahil) havada yakıt ikmali yapabilen bir İHA’nın ilgili firmalarımıza (Baykar ve TUSAŞ) tasarım yarışması düzenlenerek tasarlatılması ve ürettirilmesi için doğru bir zaman olabilir.

Malum TSK’nin F-16 menzilleri İsrail için üretilen F-16 modellerine göre hayli kısa, oysa ihtiyaç daha uzun menzil.

İlgili Sitenin Haberleri