Haber Detayı

Vicdanın sesi, hukukun onuru ve barışın zorunluluğu
Memduh bayraktaroğlu nefes.com.tr
04/02/2026 05:00 (3 saat önce)

Vicdanın sesi, hukukun onuru ve barışın zorunluluğu

Siyasette bazı sohbetler vardır; manşet üretmek, nabız tutmak için değil: insanın, karşısındaki kişide hâlâ diri olduğunu görmek...

Siyasette bazı sohbetler vardır; manşet üretmek, nabız tutmak için değil: insanın, karşısındaki kişide hâlâ diri olduğunu görmek istediği bazı değerler için yapılır…MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’la sohbetimiz de tam olarak böyleydi… Bir “açıklama alma” görüşmesi değil, siyasetin gürültüsü içinde hâlâ vicdanın sesini duymanın mümkün olup olmadığını anlamaya dönük bir sohbetti…***Feti Bey’in uluslararası mahkeme kararlarının bağlayıcılığına işaret etmesi ise, aslında bir kişiye değil, hukukun evrensel çerçevesine sadakatin ifadesiydi…Bu yüzden “Demirtaş tahliye edilmeli mi?” gibi kişiselleştirilmiş bir sorunun anlamını yitirdiğini fark ettim… Hukukun incitilmemesi gerektiğine dair hassasiyetini dile getirdiğimde söylediği cümle ise, siyasetin gürültüsü içinde sade ama ağır bir ahlâk beyanı gibiydi:“Bu yaştan sonra doğruları söylemeyip de ne yapacağız?..”.Bazen bir cümle, sayfalarca analizden daha fazla şey anlatır…***Feti Yıldız’ı sadece MHP adına değil, parlamentomuz ve siyaset dünyamız için de vicdanın kıymetli seslerinden biri olarak görüyorum çünkü: hukuku kişiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden konuşuyor…Selahattin Demirtaş meselesi açıldığında konuya isimler üzerinden değil, Anayasa’nın 90. maddesi üzerinden bakılması gerektiğini vurgulaması, bunun en net göstergesiydi…Bu çok saygın ve anlaşılabilir bir duruş zira hukuk ya herkes için vardır ya da hiç kimse için yoktur...***Bu sohbet bana Ali İmran suresi 3.

Ayeti hatırlattı:“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun.

İşte kurtuluşa erenler onlardır…”.Ve bugün Türkiye’nin de dünyanın da en çok ihtiyacı olan şey işte bu: vicdan refleksidir…Çünkü barış, romantik bir temenni değil; aklın, hukukun ve olgunluğun ürünüdür…Barış, hırçınlıkla değil; diyalogla, sabırla ve bazen de tavizle kurulur…Kalıcı bir barışa ihtiyaç varDevlet ile terör arasında yürütülen süreçler söz konusuysa (ki böyle bir zeminin oluştuğu görülüyor) diplomasinin doğası gereği pazarlık ve karşılıklı adımlar kaçınılmazdır…Bu noktada tarihin “Büyük Uzlaşmacı” diye andığı Henry Clay’in sözü anlam kazanır:“ ‘Asla ödün vermem’ diyen kişi, insan olmanın doğasını unutmuş demektir…”.Siyaset, mutlaklık sanatı değil, mümkün olanın sanatıdır...Feti Yıldız’la sohbet ederken hissettiğim şey şuydu: bu ülkede hâlâ hukuku kişilere göre eğip bükmemeye çalışan insanlar var… Hâlâ doğruları söylemeyi bir risk değil, bir sorumluluk görenler var...Ve belki de umut tam olarak burada yaşıyor çünkü barışa giden yol, en çok da hukuku incitmemekten geçiyor… Hukuk incinirse adalet yaralanır, adalet yaralanırsa toplum kan kaybeder...O yüzden meselenin kişiler değil, ilkeler meselesi olduğu konusunda Feti Yıldız’a kesin katılıyorum…Mesele siyaset değil, insanlık meselesidir ve evet:Bu ülkenin sadece güvenliğe değil, kalıcı bir barışa ihtiyacı var...Barış ise ancak vicdanla ve hukukla inşa edilir…AlkışlıyorumDevlet Bahçeli dün Meclis’te yaptığı gurup konuşmasında aynen şöyle dedi:“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir…”Bu uzlaşmacı cümlesi ve tavrı nedeniyle Devlet Bey’i alkışlıyorum…

İlgili Sitenin Haberleri