Haber Detayı

Umman muamması
Yazarlar hurriyet.com.tr
05/02/2026 06:14 (6 saat önce)

Umman muamması

ABD-İran hattında kritik gün yaklaşıyor, masada diplomasi var ama risk de tam ortada olduğu gibi duruyor.

Ortadoğu bir kez daha savaş ile diplomasi arasındaki ince çizgide ilerliyor.

ABD ile İran arasında aylardır tırmanan gerilim, yarın yapılacak kritik toplantıyla yeni bir aşamaya giriyor.

Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi ile şimdilik masaya taşınan gerilimli müzakerelerin ilk adresi İstanbul olarak belirlenmişti.

Toplantının formatı da farklıydı.

Ancak Salı günü bir anda toplantının Umman’a taşındığı ve formatın da değiştiği ortaya çıktı.

Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır; “İran’ın çoklu aktör” sorununa daha önce de dikkati çekmiştim.

Bu yazıda sürecin İstanbul toplantısı ve formatından nasıl Umman toplantısı ve formatına döndüğünün perde arkasını anlatacağım.ANKARA EN BAŞTA SAHADAYDIAnkara krizin başından beri sahadaydı.

Türkiye bu krizde pozisyonunu baştan net koydu.

Ne İran vurulsun ne de bölge yeni bir savaşın içine sürüklensin.

Bu nedenle Ankara, yüksek sesle pozisyon alan ülkelerden biri olmadı.

Tam tersine, perde arkasında konuştu, temas kurdu, formül üretti.

Washington-Tahran hattı başta olmak üzere bölge ülkeleri ile diplomasi trafiği yürüttü.

Bu trafik ilk kez bu köşeden okuduğunuz şekilde liderler seviyesine yükseldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı ve ABD Başkanı ile de görüştü. “ABD İran’ı vurmalı mı?” sorusunu açık açık yönelten Trump’a bölgesel kaygıları anlatarak; “Sizi bir araya getirelim” mesajı verdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise bir kısmı kamuoyuna açıklanan, bir kısmı açıklanmayan mekik diplomasisi yürüttü. 30 Ocak günü İran Dışişleri Bakanı İstanbul’a geldi.

Tarafların pozisyonları şöyleydi;- İran sadece nükleer müzakere dosyasını bire bir ABD ile görüşmek istiyordu.- ABD ise nükleer müzakere, varsa zenginleştirilmiş uranyumun ne yapılacağı, balistik füzelerin ortadan kaldırılması, İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin durumunu bir paket halinde müzakere etmek istiyordu.

Üstelik gerektiği takdirde arabulucu ya da arabulucuların da devreye girmesine sıcak bakıyordu.ANKARA’NIN FORMÜLÜ NEYDİTürkiye, uyuşmayan bu taleplere yürütülen mekik diplomasisi ile bir formül geliştirdi.-ABD- İran gerilimi tüm bölgeyi yakından ilgilendiren ve bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyebilecek bir gerçekti.- Diyalog masasının kurulması öncelikti.- Bu gerilim sadece Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi yakından ilgilendirdiği için bölge ülkeleri de mekanizma içinde olmalıydı.- İran, ABD ile sadece nükleer dosyayı konuşacak, geri kalan başlıklar yani zenginleştirilmiş uranyum, balistik füzeler ve vekil güçler aslında bölge ülkelerinin de sorunu olduğu için burada İran ile ön görüşmeleri bölge ülkeleri yürütecek, sonra da ABD ile konuşacaklardı.

Bir anlamda dolaylı görüşmeler yapılacaktı.- Bu teklif İran Dışişleri Bakanı aracılığı ile İran Cumhurbaşkanı’na da ulaştı.

Önce kabul ettiler ve bu kabul Ankara’ya da iletildi.İRAN’DA ÇOKLU AKTÖR SORUNU- İran’daki en büyük sorun “çoklu aktör sorunu” ve bu aktörlerin kendi güçlerini artırmak ya da isteklerini yerine getirmek için bunu kullanmaları.- Diplomasi kulislerine yansıyan bir değerlendirme, çoklu aktör sürecinin ruhunu net biçimde ortaya koydu;“İran’ı biraz da ABD kışkırtıyor. ‘Gelsin vursun, biz de yapacağımızı yapalım’ diyen bir refleks var.

Anlaşmaya oturmuyorlar.

Önlerine çok kez metin sunuldu ama kabul etmediler.”- Yabancı kaynaklardan edindiğim bilgiye göre İstanbul toplantısını ve formatını reddeden İran’ın Dini Lideri Hamaney oldu.

Bir süredir oğlunu yerine geçirmek istediği bilinen Hamaney arabuluculara, bölge ülkelerine karşı çıktı.

Tek muhatap ABD diyerek, tek dosya yani nükleer müzakere üzerinden gitmek istedi.

Üstelik daha önce yapılan Umman toplantılarının bir anlamda devamı olmasına karar verildi.- İşte bir anlamda geçmişte denenmiş ama bir sonuca ulaşılamamış olan yönteme böyle dönüldü.

ABD şimdilik Umman toplantısını kabul etti.- Yarın ne olacak, ne olmayacak?

Son dakikada bir değişiklik olmazsa Trump’ın özel temsilcisi ile İran Dışişleri Bakanı Umman’da buluşacaklar.

Masada ev sahibi belki açılış ve fotoğraf için hazır olacak.

Görüşmeler iki ülke arasında yapılacak.

Ne Türkiye ne de diğer bölge ülkeleri görüşmelerde yer alacak.- Yine de bu noktaya nasıl gelindi sorusunun yanıtı ise tek kelimeyle özetlenebilir: Sessiz diplomasi.

Ve bu diplomasinin merkezinde Ankara var.- Ancak bu toplantı bir “büyük anlaşma zirvesi” değil.

Kimse masadan el sıkışarak kalkılmasını beklemiyor.

Ama üç açıdan kritik:- Savaş ihtimali kontrol altına alınacak mı?- Diplomasi tamamen kopacak mı?- İsrail merkezli askeri senaryolar frenlenebilecek mi?Asıl mesele de bu.İRAN NEDEN DİRENİYOR- Çoklu aktör ve Dini Lider Hamaney’in politikasının yanı sıra tehdit altında yapılan anlaşma, zaaf olarak da görülüyor.- Nükleer program konusunda sınırlı adımlar atabileceğini kapalı kapılar ardında dile getiriyor.

Ama bunun karşılığında somut ve hızlı yaptırım gevşemesi talep ediyor.

ABD’nin talep ettiği diğer dosyaları ise şimdilik konuşmak istemiyor.-ABD ise önce İran’ın geri adım atmasını istiyor.

Müzakereleri ise tüm başlıkları içeren bir paket olarak görüyor.Düğüm tam da burada.İSRAİL MASADA YOK AMA MASAYI ETKİLİYOR- İsrail bu görüşmenin doğrudan tarafı değil.

Ama Washington’daki hiçbir İran dosyası, Tel Aviv hesaba katılmadan okunamaz.- İsrail’e göre sorun yalnızca nükleer silah değil, İran’ın niyeti.

Netanyahu yönetimi, eksik ya da geçici bir anlaşmanın İran’a zaman kazandıracağını düşünüyor.ANKARA AÇISINDAN ENDİŞELER- Eğer İran, İstanbul toplantı formatını kabul etseydi doğrudan ve dolaylı görüşmelerle her başlıkta bir adım atılmış olacaktı.- Sonraki hedef ise bunun bir mekanizmaya bağlanmasıydı.- Ankara’ya göre bölgesel bir savaş; güvenliği doğrudan etkiler, enerji fiyatlarını yükseltir ve yeni göç dalgalarını tetikleyebilir.3 REEL SENARYOBu tür krizlerde temenniler değil, olasılıklar konuşur.

Yarın yapılacak toplantının sonunda üç gerçekçi senaryo var:1.

Senaryo: Kontrollü Diplomasi – “Anlaştık” Denmeden AnlaşmakTaraflar masadan büyük bir uzlaşı açıklamasıyla kalkmaz.

Ancak:Görüşmelerin devam edeceği ilan edilir.

Tansiyon düşürücü açıklamalar yapılır.Askeri tehdit dili geçici olarak rafa kalkar.

Bu, İran’a “vurulmayacağı”, ABD’ye ise “oyalanmadığı” hissini verir.

Diplomasi kazanmış gibi görünür ama aslında zaman kazanılır.2.

Senaryo: Masada Kopuş – Ama Sahada DeğilGörüşmeler sert geçer, taraflar temel konularda anlaşamaz.

Ancak masadan kalkılsa bile:ABD hemen askeri adım atmaz.

İsrail tek başına hareket etmez.

İran da ani bir tırmanmaya gitmez.

Bu senaryoda kriz donar.

Gerginlik sürer ama patlamaz.3.

Senaryo: Diplomasi Çöker, Sahne askere KalırRiskli ama mümkün senaryo.

Görüşme başarısız olur.

Tarafların müzakere başlıklarında uzlaşamadığını düşünürsek gerçekçi bir senaryo olarak ortaya çıkıyor.

ABD politikası sertleşir.

İsrail “bekleyemeyiz” der.

ABD’den askeri bir hamle gelir.

İran’ın cevap vermesi durumunda gerilim artar, bölgesel sorun büyür.İşte Ankara’nın asıl fren koymak istediği tablo tam da bu idi.

Ancak İran son dakika oyunu ile Ankara’nın bu fren mekanizmasına bir anlamda engel oldu.SONUÇBu satırlar yazıldıktan sonra akşam saatlerinde Axios, ABD’nin yer değişikliği talebini kabul etmemesi nedeniyle Umman toplantısının iptal edildiği yönünde bir kulis haberi yazdı.

Haber şaşırtmadı çünkü taraflar masaya aslında oturma şartları konusunda bile anlaşamamıştı.

İlerleyen saatlerde ise masanın yarın kurulacağı açıklandı.Ortadoğu’da bazen en büyük başarı, felaketi önlemektir.

Bu felaket Türkiye ve bölge ülkelerinin varlığı ile önlenebilirdi.

İran inat etmeseydi İstanbul’daki masa kurulabilir ve doğrudan-dolaylı görüşmelerle bir kapı açılabilirdi.

Bu saatten sonra gözler süreçle ilgili yapılacak resmi açıklamalarda, ABD’nin olası askeri operasyonunun ne zaman ve ne kapsamda yapılacağı ve İran’ın karşılık verip vermeyeceğinde olacak.

Pandora’nın kutusu ne yazık ki bir kez daha açılıyor.

İlgili Sitenin Haberleri