Haber Detayı

Hatay, salgın riskine sürüklenmektedir
Sağlık cumhuriyet.com.tr
05/02/2026 16:21 (1 saat önce)

Hatay, salgın riskine sürüklenmektedir

Hatay'daki sağlık hizmetinin konteynerlere sıkıştırıldığını ifade Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, Hatay, bulaşıcı hastalıklar açısından bilinçli biçimde salgın riskine sürüklenmektedir. Hatay ayağa kalkmamıştır. Tüm bu gerçekler yaşanırken birkaç caddeyi boyayıp resmi güzergahları reklam panolarıyla kapatarak “her şey yolunda” algısı yaratma çabası kamuoyunu aldatma girişimidir dedi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti.

Ancak bölgede sağlığa erişim sorunları sürüyor.

Hatay’da durum aynı.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr.

Derya Uğur tabloyu, Artık 'aksaklık' değil, açık bir yönetim iflası, bilinçli bir ihmal ve halk sağlığının göz göre göre riske atılmasıdır sözleriyle değerlendirdi.

Hatay’da sağlık hizmetlerinin hala konteynerlere sıkıştırıldığını vurgulayan Uğur, Aile Sağlığı Merkezlerinin yarıdan fazlası konteynırlarda hizmet vermektedir.

Bu durum geçici değil, kalıcı bir utanca dönüştürülmüştür.

Hastanelerde branş hekimi eksiklikleri kronik hale gelmiş, ağız ve diş sağlığı hizmetleri, eczaneler ve birinci basamak sağlık hizmetleri insan onuruna aykırı koşullarda sürdürülmektedir.

Hasta mahremiyeti yoktur, sağlıklı bekleme alanları yoktur, laboratuvar hizmetleri yetersiz, aşı hizmetleri süreklilikten uzaktır.

Bütün bunların yanında sağlık emekçilerinin dinlenme alanlarının yokluğu dile getirilememektedir.

Birçok ASM düzenli aşı temin edememektedir.

Merkezden haftada yalnızca bir gün gönderilen sınırlı aşılarla aşılama yapılmaya çalışılmakta; Hatay, bulaşıcı hastalıklar açısından bilinçli biçimde salgın riskine sürüklenmektedir.

Aşısı eksik bebekler ve çocuklar bu ülkenin açık ayıbıdır.

Çocukların sağlık hakkı korunamamaktadır dedi. 24 BİN BAŞVURUYU KARŞILAYACAK SİSTEM YOK Bazı bölgelerde su ve elektrik kesintilerinin sürdüğünü belirten Uğur, Sağlık hizmetinin sürekliliği doğrudan sabote edilmektedir.

Kamu hastanelerinde servis ve yoğun bakım yatak sayıları yetersizdir.

Günlük yaklaşık 24 bin acil başvurusu olan bir ilde, bu yükü karşılayacak bir sağlık sistemi yoktur.

Sağlık emekçileri insanüstü bir çabayla sistemi ayakta tutmaya çalışmakta, ancak kurumsal yetersizlik nedeniyle hizmet fiilen aksamakta, bedel yine yurttaşlara ve çalışanlara ödetilmektedir.

Üç yıl boyunca bu tablonun değişmemesi ne kaderdir ne de doğal bir süreçtir.

Bu tablo, siyasi iktidarın, tercihinin, plansızlığının ve sorumsuzluğunun sonucudur ifadelerini kullandı.

HER ŞEY YOLUNDA” ALGISI KAMUOYUNU ALDATMA GİRİŞİMİ Hatay’da yaklaşık 250 bin yapının yıkıldığını ya da ağır hasarlı olduğunu söyleyen Uğur, Resmi rakamlara göre 112 bin, sahadaki verilere göre ise yaklaşık 150 bin yurttaş hala konteynırlarda yaşamaktadır.

Sokaklar çamur içindedir.

İşsizlik, yoksulluk ve belirsizlik derinleşmiştir.

Hava kirliliği ve ulaşım sorunları günlük yaşamı felç etmiştir.

Bu koşullarda sağlıklı bir toplumdan söz etmek gerçek dışıdır.

Hatay ayağa kalkmamıştır.

Ayağa kaldırılan tek şey, denetimi ve teslim süreçleri tartışmalı TOKİ projeleridir.

Bitmeyen şantiyeler, teslim edilmeyen yapılar, yağmurda su alan binalar ve tamamlanmamış altyapılar bölge halkını her gün yeniden mağdur etmektedir.

Öğrenciler şantiye alanlarının ortasında, çamur ve molozların arasından okullarına ulaşmaya çalışmaktadır.

Elektrik kesintileri çözülememiştir.

Bazı TOKİ bölgelerinde istinat duvarlarının yağmur sonrası çökmesi, zemin güvenliği konusunda ciddi kaygılar yaratmaktadır.

Tüm bu gerçekler yaşanırken birkaç caddeyi boyayıp resmi güzergahları reklam panolarıyla kapatarak “her şey yolunda” algısı yaratma çabası kamuoyunu aldatma girişimidir.

Deprem sonrası uygulanan rezerv alan politikaları, tapulu mülklerin gaspına dönüşmüş; mülkiyet hakkı açıkça ihlal edilmiştir.

İnşaatların denetlenip denetlenmediği ise teslim edilen yapılardaki eksiklikler nedeniyle büyük bir soru işaretidir.

Sağlık bir lütuf değil, sağlık bir vaat değil, sağlık, en temel haktır.

Hatay halkının da sağlık emekçilerinin de bekleyecek tek bir günü kalmamıştır.

Genel Sağlık-İş olarak açık ve net biçimde söylüyoruz: Konteynırlarla, geçici çözümlerle ve fedakarlık masallarıyla bu tabloyu kabul etmiyoruz.

Kalıcı ASM binaları derhal yapılmalı, boş kadrolar gecikmeksizin doldurulmalı, aşılama ve koruyucu sağlık hizmetleri kesintisiz hale getirilmelidir.

Kamu hastaneleri ve yoğun bakım kapasiteleri artırılmalı; sağlık emekçilerinin tükenmişliğe sürüklendiği bu düzen sona erdirilmelidir.

Bu tablo kader değil, tercihtir ve bu tercihin hesabı mutlaka sorulacaktır! dedi.

İlgili Sitenin Haberleri